"Food Porn" ("Yemek Pornosu") Adı Verilen Fotoğraflar İnsanları Neden Büyülüyor?
26 Kasım 2019 · 6 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Çağrı Mert Bakırcı.
Food porn, genellikle akışkan sıvılara sahip yiyeceklerin veya besinlerin, reklam amacıyla iştah açıcı bir şekilde yakından çekilmiş fotoğraflarını tanımlayan bir terimdir.
Her gün dünya çapında 62.000'den fazla yemek fotoğrafı, sosyal medyada food porn etiketiyle paylaşılıyor.
Bu fotoğraflar, yeme davranışı bozukluklarına ve obezite gibi kronik hastalıklara yol açabilen yüksek kalorili yiyecekleri göz alıcı bir ışıltıyla sunmaktadır.
Yemekler için porno kelimesinin kullanılması ise yemek yemenin porno izlemek ile benzer etkilere sahip olmasıdır.
Her iki eylemde beynimizin ödül merkezi denilen bölgesini uyararak ön tavan bölgesindeki dopamin nöronlarının aktifleşmesini sağlar.
Food porn fotoğraflarının asıl amacı fotoğrafı görüntüleyen kişide iştah uyandırması ve yiyeceğin kendi reklamını yapmasıdır.
O yüzden büyük yemek zincirleri sık sık reklamlarında food porn temasına yer vermektedir.
Peki food pornun bu kadar popüler olmasının arkasında bilimsel bir gerçek var mıdır?
Gelin başlıklar altında inceleyelim.
Yemek fotoğraflarının insan metabolizması üzerindeki etkileri 2012 yılında Almanya'da bulunan Max Planck Enstitüsü psikiyatri bölümü araştırmacılarından Axel Steiger ve grubu yemek
fotoğraflarının insan üzerinde moleküler düzeyde etkilerini araştıran bir çalışma yürütmüşlerdir.
Bu çalışma sağlıklı erkek bireyler üzerinde yapılmış ve fizyolojik tepkilerin tespit edilebilmesi için katılımcılara hem iştah açıcı bir yemeğin fotoğrafı hem de yenilemeyen bir objenin fotoğrafı
gösterilmiştir. Daha sonra kandaki leptin, grelin ve insülin hormonlarının seviyelerine bakılmıştır.
Grelin hormonu açlığı sağlayan ve iştah artıran bir hormondur.
Leptin hormonu ise tokluğu sağlayan ve iştahı baskılayan bir hormondur.
Araştırmanın sonucu olarak iştah açıcı bir yemeğin fotoğrafına bakan katılımcıların kanlarında ghrelin hormonunun miktarının anlamlı bir şekilde arttığı gösterilmiştir.
Bu sonuç bize görsel bir uyarıcının başka bir uyarıcıya ihtiyaç duymadan ghrelin hormonunun salınımını uyarabildiğini gösteriyor.
Kanda ghrelin hormonunun artmasıyla beynimize aç olduğumuza dair sinyaller gider ve beynimizin davranış merkezi olarak adlandırabileceğimiz prefrontal korteks uyarılır.
Ancak bu oluşturulan açlık durumu metabolik bir açlık durumu değildir.
Sadece hissi ve güdüsel bir açlıktır.
Görsel açlık kavramı ve görme yetisinin evrimsel olarak beslenme üzerindeki etkisi.
Yemek önce gözlerle yenir.
Gastronomi biliminde sık sık kullanılan bu deyimin kökleri insanın evrimsel geçmişine dayanır.
Çünkü evrim tarihinde insanlar dış dünyayı görme yetilerine dayandırarak anlamlandırmaktaydı.
Yani algılar çoğunlukla görmek üzerine inşa edilmekteydi.
Bir süre sonra bu algı besinler üzerinde de oluşmaya başladı.
Besinler renklerine, şekillerine ve dokularına göre türlere ayrılmaya başlandı.
Bu yüzden evrimsel olarak besin seçiminde görme yetisinin çok önemli bir rolü vardır.
Daha sonra insanlar avcı-toplayıcı bireylere ve toplumlara evrimleşti.
Bu evrede insanların görme duyusu, yenecek hayvanın nerede olduğunu ve ona nasıl ulaşılabileceğini tespit edebilmek için önemli rol oynuyordu.
Yani görsel imgeler her şeyle eşleştiği gibi besinlerle de eşleşmiştir.
Bu durum insanların hayatta kalma şanslarını artıracak bir adaptasyondur.
Bilim insanları buna, yani besinleri görsel imgelerle eşleştirmeye ve buna bağlı olarak kandaki grelin hormonunun seviyesinin artmasına görsel açlık diyor.
Görsel açlık, insanları iştah açıcı yemek fotoğraflarına bakmaya teşvik eden doğal bir arzu veya dürtüdür.
Evrimsel olarak görsel açlık dürtüsü insanlar için bir avantaj olmuştur.
Günümüzde besine ulaşma konusunda hayatımız oldukça kolaylaşmıştır ve besinlere istediğimiz zaman ulaşabildiğimiz için artık beynimizin görsel imgeleri besinlerle eşleştirmesine gerek yoktur.
Ancak beynimiz evrimsel süreçte buna programlanmıştır.
Oxford Üniversitesi Deneysel Psikoloji bölümünden Prof.
Charles Spence şöyle diyor.
Görsel olarak oluşturulan açlık, metabolik açlığımızı ihtiyacımızdan daha fazla tetikliyor ve aç olmasak bile açmış gibi davranmamızı sağlayarak besin alımını artırıyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
