Et Tüketiminin Çevreye Etkisi: Et Tüketmek, Dünya'yı Nasıl Etkiliyor?
9 Ocak 2020 · 10 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Çağrı Mert Bakırcı Et yemek, modern insanın diyetinin yani beslenme prensiplerinin son derece sıradan ve yaygın bir parçası.
Lezzetli olması, çeşitli sunum seçenekleri ve günümüzdeki kolay ulaşımından kaynaklı olarak artık et olmayan bir yemek, sanki yemek değilmiş gibi davranıyoruz.
Atalarımız et yemeye 10 milyonlarca yıl önce başladılar.
Primatların büyük bir kısmının diyetinde de et var, ancak fazlasıyla düşük seviyede.
Yakın kuzenlerimizin büyük bir çoğunluğu sadece arada sırada et tüketiyorlar.
Her ne kadar şempanzeler arasında et avlamaya ve tüketmeye yönelik son derece karmaşık stratejiler tespit edilmiş olsa da.
İnsanlarda bu kadar yoğun et tüketimi ise 4-4,5 milyon yıl kadar önce başladı.
Atalarımızın et ağırlıklı bir hepçil diyete geçmesinin ve bizlerin bugün halen hepçil hayvanlar olmamızın nedeni hayvan etinin lezzetli olması değil, değişen çevre şartlarının getirdiği bir zorunluluk olmasıydı.
Et tüketimi birçok diğer faktörle bir araya gelerek bugünkü iri beynimizin evrimleşmesinin önünü açtı.
Ancak milyarlarca insan için sistematik bir biçimde et üretme zorunluluğu çok ciddi bir maliyetle birlikte geliyor.
Her ne kadar iri beynimizi bir noktaya kadar ete borçlu olsak da bu iri beynimiz sayesinde anladığımız evreni şekillendirebilme gücü etin diyetimizdeki önemini ve yerini de sorgulamamıza neden oluyor.
İşin etik tarafında hayvan hakları bulunuyor.
Milyarlarca insanı et ile beslemenin yolu 10 milyarlarca hayvanın öldürülmesini gerektiriyor.
Fakat sadece bu da değil.
Yüksek et tüketiminin çevreye de büyük bir etkisi var.
İstikrarlı bir şekilde artan dünya nüfusu ile birlikte et tüketimi gezegenin kaynakları için zararlı bir hale gelmeye başladı.
Örneğin büyükbaş hayvanların saldığı metan ve karbondioksit gazları küresel ısınmaya olumsuz yönde katkı sağlıyor.
Kümes hayvanlarının küresel et üretimi ve tüketimi son günlerde %5'den fazla bir oranda artıyor.
Bilim insanları et tüketiminin şu anda içinde bulunduğumuz düşünülen 6.
kitlesel yok oluş olarak bilinen Holosen kitlesel yok oluş evresini hızlandırdığını söylüyor.
Gelin bu podcast'ta insanın kitlesel ve endüstriyel et tüketiminin çevreye verdiği zararlara bir bakış atalım.
Et tüketiminin çevreye etkisi Arazi kullanımı Dünyanın belli bir bölümünü sadece et üretmek için kullanıyoruz.
Örneğin 100 gram protein üretmek için yetiştirilen kuzu ve koyunları yetiştirmek için Yılda 185 metrekare alan kullanıyoruz.
Bütün et üretimi için kullanılan araziyi hesaplarsak dünya üzerinde kullanılabilir arazilerin %20'sinden fazlasını kullandığımız görülür.
Aynı zamanda tarım alanlarının %80'den fazlası et üretimi için hayvanlara gidiyor.
Yine bu tarım arazilerindeki mahsullerin ihtiyacı olan su tüketimine bakarsak tatlı su kaynaklarımızın %20'den fazlasını kullandığımız ortaya çıkar.
Yani hayvan yetiştirmek için dünya kaynaklarını geri dönülmez bir şekilde harcıyoruz.
Bunu yapmak yerine direkt olarak yetiştirdiğimiz mahsulleri yeseydik yediğimiz etten daha fazla verim alırdık.
Çünkü tarım alanlarında yetişen bitkilerin harcanandan çok daha az bir kısmı et olarak önümüze gelir.
Eğer hayvan yemi ve hayvan yetiştirmek için ormanlar ve kırsal alanlar böyle kullanılmaya devam ederse et tüketimi biyolojik çeşitliliği azaltabilir.
İngiliz tıp dergisi Lancet'te yayınlanan bir raporda dünyadaki et ve şeker tüketiminin %50 oranında düşmesi gerektiği yazıyor.
Bütün bunların yanında aşırı et tüketimi ciddi hastalıklara yol açabiliyor.
Birleşik Krallık'taki kanser araştırmasına göre İngiltere'de kimse işlenmiş veya kırmızı et yememiş olsaydı 8800 daha az kanser vakası olurdu.
Ancak bu konuda çok fazla bilgi kirliliği, yanlış anlama ve birbiriyle çelişen akademik çalışma söz konusu.
Dolayısıyla et tüketiminin küresel ölçekte sağlık etkisi çok iyi anlaşılmış değildir.
Bir başka et türü olan balıklar için de durum iyi sayılmaz.
Bazı balıkçılık yöntemleri sırf daha fazla balık yakalayabilmek için okyanuslardaki mercan resiflerini yok ederler.
Yine bazı balıkçılık yöntemleri balık yumurtalarına zarar verir ve nesli tehlikedeki balıkları da avlar.
Burada kaçak avcılıktan bahsetmiyoruz.
Daha fazla avlayabilmek için Tol avcılık dediğimiz yöntemle avlanırlar.
Bu yöntemle ağ denizin altından bir torbaymış gibi sürüklenir ve hedefte olmayan balıklar da bu ağa takılır.
Araştırmalar, dünyadaki sere gazı emisyonlarının en az %15'inin kaynağının hayvan yetiştiriciliği olduğunu söylüyor.
Bu yüzde bütün hayvan ürünlerinin toplamıdır.
PNAS dergisinde yayınlanan bir çalışmada ortaya konan bir model, hayvanlar ABD tarımından tamamen çıkarılırsa, ABD sere gaz emisyonlarının %2.6 azalacağını gösterdi.
Aynı zamanda PNS modelindeki söylenene göre de hayvanlar tamamen ABD tarımından çıkarıldığı halde sadece %2.6 azaldığını ve çok az olduğunu söylüyorlar.
Bununla birlikte hayvancılık sektöründeki sere gaz emisyonları bazı uygulamalarda düşürülebilir.
Ancak bu görüşü reddeden karşı görüşler de var.
Karşı görüşlü insanlar Küresel sera gazı emisyonlarının %51'inin hayvancılıktan kaynaklı olduğu iddiasına ABD Çevre Koruma Dairesi'ndeki istatistiklerle cevap verdi.
Bu istatistiklere göre sera gazı emisyonlarının %28'i elektrik tüketimi, %28'i ulaşım ve %22'si sanayiden kaynaklıydı.
Tarım %9'luk, hayvancılık ise sadece %3.9'luk bir paya sahipti.
Yani diğerlerinin yarısı kadar bile değil.
Antibiyotiğe karşı direnç Bunun dışında tükettiğimiz etlerin büyük çoğunluğu fabrikalarda üretiliyor.
Bu üretimin daha verimli olması için hayvanlar birçok uygulamadan geçiyorlar.
Aslında dünya kaynaklarının hızlı bir şekilde tüketilmesi büyük oranda bu yüzden.
Hayvanlar zayıflamaması için hareketsiz tutuluyorlar.
Bu hareketsizlik sonucunda hayvanlarda rahatsızlıklar görülüyor.
Bu hastalıkları gidermek için hayvan yemlerine antibiyotikler karıştırılıyor.
Hatta ABD'deki toplam antimikrobiyel kullanımının yaklaşık %90'ı tarımda kullanılıyor.
İlaçlar bir süre fayda etse de zamanla antibiyotiğe karşı direnç kazanan bakteriler oluşuyor.
Bu da hem yediğimiz etin kalitesini düşürüyor hem de hayvanlara yapılanlar bir işkenceden farksız.
Yani dünyayı kurtarmak için organik çiftliklerde yetiştirilen hayvan etlerini tüketebiliriz belki.
Ama bu da çok yüksek oranda bir şey değiştirmezdi.
Zaten sadece organik çiftliklerin ürettiği et dünya nüfusuna yeterli gelmez.
Hayvan atıkları dolayısıyla yaşanan su kirliliği yaygın bir durumdur.
Hayvancılıkla uğraşan birçok ülke bu sebepten çevresel bozulma yaşamaktadır.
Gıda ve tarım örgütü, hayvancılık sektörünün su kalitesi üzerinde ciddi etkileri olduğuna inanmaktadır.
Hayvancılığın önemi Her ne kadar tartışırsak tartışalım, hayvancılık yine de önemli bir iş.
Eğer hayvancılık mesleğini çok hızlı bir şekilde hayatımızdan çıkarmaya kalkarsak, istenmedik bir şekilde kitlesel işsizlik problemleri baş gösterecektir.
Ve yine her ne kadar sadece bitki yiyerek hayatımıza devam ettirebileceğimizi düşünsek de, hayvancılık ve tarım birbirine bağlı konulardır.
Hayvancılık, tarıma besinsel ve ekonomik değer katmanın bir yoludur.
Aynı zamanda ne kadar sere gazları konusunda sıkıntı olsalar da, tarım arazilerine büyük faydaları var.
Örneğin koyun ve keçiler meralarda spesifik istilacı türler veya zararlı otları kontrol edebilirler.
Dünya nüfusu 2050 yılına kadar 10 milyar civarına ulaşabileceği için etsiz bir diyet planı hazırlamak oldukça zor olacaktır.
Yine de uzmanlar daha dengeli bir beslenmeyi sağlayacak, daha verimli şekilde üretilebilecek ve genel geçer olarak uygulamaya konabilecek gezegensel sağlık diyeti gibi diyetler üzerinde çalışmaktadırlar.
Peki hem et yemeden hem de ete ihtiyacımız varken ne yapabiliriz?
Bilim insanları haftada bir gün bile et yemezseniz bunun azalacağını söylüyor.
Ama karşıt görüşlü insanlar bunun hiç işe yaramayacak kadar az bir miktar değişiklik yaratacağını söylüyorlar.
Bütün bunlarla birlikte dünyada et tüketimi aniden değişirse büyük ekonomik sorunlarla karşılaşılabilir.
Yani şu anda ne yapılması gerektiğine dair kusursuz bir plan yok.
Her diyetin kendince avantajları ve dezavantajları var ve hayvan tüketiminden tamamen kurtulmak en iyi yöntem gibi gözükmüyor.
Yine de eğer ki et tüketmek çeşitli nedenlerle sizi rahatsız ediyorsa, Et tüketiminizi kademeli bir şekilde azaltabilir veya vejetaryen, vegan diyetlere geçiş yapabilirsiniz.
Bunu yaparken kendinize ne kadar çok gerekçe ve iyi neden sunarsanız, bu diyetlerde uzun süreler boyunca kalma ihtimaliniz de o kadar yüksek olacaktır.
Bugüne kadar yapılan birçok çalışmada tamamen durdurmasanız bile, et tüketiminizi azaltmanın genel olarak daha sağlıklı bir yaşam sürdürmenize katkı sağlayacağının gösterildiğini söyleyebiliriz.
Seslendiren Altay Kenger Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
