Eşcinsellikten Caydırma Terapileri: Eşcinsellik Bir Hastalık mı?
16 Eylül 2020 · 12 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Her ne kadar günümüzde tamamen doğal ve normal bir olgu olduğu biliniyorsa ve bu durum psikoloji ve psikiyatri dünyasının ezici çoğunluğu tarafından kabul edilse de 1960'lı yıllarda
eşcinsellik zihinsel bir hastalık olarak görülmekteydi.
Bu sebeple eşcinsel olduğunu fark eden sayısız insan bu hastalıktan kurtulmak ve gerçek cinsiyetine dönmek amacıyla yollar aramaktaydı.
Bu da dönemin bilim insanlarını caydırma terapileri adı verilen yöntemler geliştirmeye zorlamaktaydı.
Geliştirilen deneysel düzeydeki terapiler, acı veren elektrik şokları ve kişilerin kusmalarına neden olan ilaçların vücuda enjekte edilmesini dahi içeriyordu.
Bu acı dolu ve istenmeyen uyaranlarla eş zamanlı olarak bireye zorla, makalemizdeki görselde de gördüğünüz gibi gözlerini açık tutmaya zorlayarak eşcinsellik
ile ilgili görseller gösteriliyordu.
Bu sayede eşcinsellerin beyinlerine eşcinselliğin kötü bir şey olduğu şartlandırılması yapılmaya çalışılıyordu.
Yani kişiler eşcinsellik ile acıyı ilişkilendireceklerdi.
Buna yönelik deneylere başlayan bazı araştırmacılar pozitif olduğuna inandıkları bazı sonuçlar aldılar.
Bunlardan birisi Dr.
Martin Seligman idi. Seligman terapi uygulanan erkeklerin %50'sinde eşcinsel davranışlar ve dürtülerin yok olduğunu iddia etmişti.
Ancak kullandığı veriler incelenen Seligman'ın araştırmaları tamamen hatalı bir şekilde yorumladığı anlaşılmıştı.
Örneğin %50 olarak sayılan kişilerin çoğunun aslında zaten gay veya lezbiyen değil, biseksüel oldukları, dolayısıyla kendi cinsiyetiyle birlikte olmak konusundaki
dürtülerini çok daha kolay bastırabildiği ortaya çıkarıldı.
Benzer bir vakaya eşcinsellikten caydırma terapisi savunucularının en gözde çalışmalarından birisi olan Spitzer raporunda rastlamaktayız.
200 katılımcı üzerinde çalışan Robert Spitzer, Amerikan Psikiyatri Derneği'nin Mayıs 2001'deki toplantısında yaptığı bir sunumda, kilise örgütlerince uygulanan eşcinsellikten caydırma
terapilerinin gerçekten de değişime neden olabileceğini iddia etmiştir.
Araştırma sonuçlarını didik didik eden bilim insanları, kısa sürede Spitzer'in çalışmalarının metodolojik hatalarla dolu olduğunu göstermişlerdir.
Bunun üzerine Spitzer, 2012 yılında araştırmasını geri çekmiş ve şöyle söylemiştir.
Araştırmam sırasında vardığım sonuçların tamamen hatalı olduğunu fark ettim.
Araştırmam, eşcinsellerin değişebileceğine dair hiçbir kanıt ortaya koyamamaktadır.
Bu benim için oldukça zor bir itiraftır.
2002 yılında yayınlanan ve eşcinsellikten caydırma terapilerine katılmış 202 katılımcı üzerinde yapılan bir çalışmada, katılımcıların %88'inin hiçbir kalıcı değişimden geçmediği
tespit edilmiştir. Katılımcıların sadece %3'ünün, sadece 8 kişinin heteroseksüel olmaya başladığını düşündükleri raporlanmıştır.
Dahası, bu 8 kişiden 7 tanesinin sonradan eşcinsellik karşıtı grupların üyeleri oldukları tespit edilmiştir.
Diğerlerinin ise ya tüm cinsel istekleri körelmiş ya da tamamen seksten uzak bir yaşamı tercih ettiklerini söylemişlerdir.
Uzun lafın kısası modern akademik verilerin ışığında tam da bekleneceği gibi bu tedavilerin hiçbir faydası olmadı ve eşcinsel bireylerde dikkat eder hiçbir düzelme gözlenemedi.
Tam tersine Bu tedaviye başvuranların hemen hepsinde ciddi psikolojik çöküntüler yaşandı ve kayıtları geçenler arasında en azından bir vakada uygulanan terapi sırasında birey kamuya
girerek öldü. Eşcinsellikten caydırma terapileri bilim dışıdır.
1998 senesinde Amerikan Psikiyatri Derneği bu uygulamaların tamamının işe yaramaz, tehlikeli uygulamalar olduğunu ilan etti.
2006 yılından beridir ise Amerikan Psikiyatri Derneği'nin koyduğu standartlara göre bu tip uygulamaların tamamı etik kurallarına aykırı olarak geçmektedir.
Zaten 21. yüzyılın başlangıcı ile birlikte genetik ve sinir bilim alanında yapılan atılımlar sayesinde eşcinselliğin yani homoseksüelliğin tıpkı heteroseksüellik erkeklerin
dişilere, dişilerin erkeklere ilgi duyması kadar normal olduğunun anlaşılmasıyla bu terapilere talep de neredeyse tamamen yok oldu.
Eşcinsellikle ilgili daha fazla bilgiyi, Eşcinsellik ve evrim.
Eşcinsellik nedir?
Eşcinseller evrimsel süreçte neden elenmedi adlı makalemizden alabilirsiniz.
Buna rağmen halk arasında yalan bilgilerin yayılmaya devam etmesi ve homofobik çevrelerce yayınlanan manipülatif içerikler dolayısıyla Amerikan Psikiyatri Derneği 2013 yılında
orijinal bildirisini güncelleyerek kapsamanı yeni bilimsel veriler ışığında genişletti.
2018 yılında da yeniden bir bildiri yayınlayarak Eşcinsellikten caydırma terapilerinin geçersizliğinin aynen devam ettiğini duyurdu.
Amerikan Psikiyatri Derneği, hem cinslerine cinsel yakınlık duyan kişilere karşı eğitim, iş, askeri hizmet, göçmenlik ve vatandaşlık hizmetleri, ev bulma, gelir, hükümet
servisleri, emeklilik hizmetleri, miras alma hakları, hayatta kalma hakları, eş edinme hakları, aile statüsü ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda yapılacak her türlü ayrımcılığa
karşıdır. Bu yönde yapılacak ayrımcılık ve toplumsal, dini ve ailevi önyargıların eşcinsel bireylerin zihinsel sağlığına zarar verdiğini bilmektedir.
Amerikan Psikiyatri Derneği, eşcinsel evliliklerine izin vermenin eşcinsellerin zihinsel sağlıkları için iyi olduğu fikrini desteklemekte ve eşcinsellerin evlenme, evlat edinme
ve çocuk bakımı üstlenme haklarını yasal zeminde edinmesini savunmaktadır.
Sadece ABD'de değil ülkemizde görev yapan Türk Psikologlar Derneği de eşcinsellikten caydırma terapilerinin bilim ve akıl dışı olduğunu 2015 yılında yayınladıkları bildiriyle ilan etmiştir.
Tüm dünyada ulusal ve uluslararası ruh sağlığı kuruluşlarının akademik çalışmalar ve insan hakları ilkeleri çerçevesinde eşcinselliği, biseksüelliği ve transları
hastalık olarak tanımlamaktan vazgeçmiş olmasına, Eğitim ve uygulama programlarının buna göre revize edilmiş olmasına ve aksi yönde tutma sahip olanları şiddetle kınamasına rağmen, ülkemizde
dönüştürme terapisi gibi bilimsel olmayan uygulamalar, bu yönde yayınlanan kitap ve makaleler artmaya devam etmektedir.
Türk Psikologlar Derneği bu konuda halkı ve meslektaşlarımızı bilimsel kanıtlar ışığında bilgilendirmeye, LGBTİ'lerin sağlık hizmetlerinden ön yargı, damgalama ve ayrımcılığa
uğramadan, tüm eşit yurttaşlar gibi faydalanması için politikaların geliştirilmesi konusunda çaba sarf etmeye devam edecektir.
Türk Psikologlar Derneği, eşcinselliğin hastalık olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel verinin olmadığını ise şu bildirisinde ilan etmektedir.
Duygusal ve cinsel açıdan karşı cinse yönelen kadın veya erkek heteroseksüel olarak tanımlanırken, eşcinsellik, bu çekimin kişinin kendi cinsiyetinden kişilere yönelik olmasıdır.
Heteroseksüellik tek cinsellik değildir.
Eşcinsellik de heteroseksüellik gibi insan cinselliğinin bir görünümüdür.
Heteroseksüellik de eşcinsellik de hastalık veya bozukluk değildir.
Hastalık veya bozukluk olmadığı için tedavi edilmesi gereken bir durum da söz konusu değildir.
Türk Psikologlar Derneği olarak tedavi veya terapi adı altında yürütülen eşcinselliği dönüştürmeye yönelik herhangi bir girişimi önermediğimizi, Ve bu tarz girişimlere karşı olduğumuzu
kamuoyuna bildiririz.
Benzer şekilde Türkiye Psikiyatri Derneği de Mart 2010'da yayınladıkları bir bildiriyle eşcinselliğin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu algısının hatalarına dikkat çekmiştir.
Eşcinsellik bir hastalık değil, toplumun çoğunluğunu oluşturan heteroseksüellik gibi bir yönelimdir.
Aksiyonda düşünce ancak kişisel inanış olabilir.
Kişisel inanış toplum ile paylaşıldığı andan itibaren bazı sorumlulukları doğurmaktadır.
Kamu görevlisi olan ve devlet erkeğini temsil eden bireylerin açıklamaları ise sonuçları açısından çok daha hassas bir zeminde değerlendirilmelidir.
Ayrımcılığa uğradığı bilinen eşcinseller ile ilgili onların hasta oldukları şeklinde bir ifade sonuçları ciddi hak kayıplarına neden olabilecek uygulamaları doğurabilir.
Türkiye Psikiyatri Derneği olarak eşcinsellik ile ilgili yanlış, hak ihlallerini ve ayrımcılığı körükleyebilecek ifadelerden, bilgi kirliliğinden ve toplumda oluşan olumsuz
yargılardan dolayı endişeliyiz.
Psikoloji ve psikiyatri konusunda hangi uzman kuruluşa bakarsanız bakın, Hindistan Psikiyatri Derneği'nden Avustralya Psikiyatri Derneği'ne kadar, konu hakkında bilimsel verileri samimiyetle incelemiş herkes,
eşcinselliğin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığı konusunda hemfikirdir.
Eşcinselliğin neden bir hastalık olmadığını ve olamayacağını, hastalık nedir, neden hasta oluyoruz adlı makalemizde detaylarıyla işlemiştik.
Ancak uzun lafın kısası eşcinselliğin nedenlerini halen tam olarak bilmiyor olsak da eşcinselliği tedavi etmeye çalışmanın heterosekselliği tedavi etmeye çalışmaktan farksız
olduğunu artık biliyoruz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
