Empati Farkı: İnsanlar, Farklı Ülkelerdeki Terör Olaylarına Neden Farklı Tepkiler Verirler?
13 Eylül 2019 · 8 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
İzlediğiniz için teşekkürler.
Fatih 1. Editör Mert Karagözoğlu 2.
Editör Çağrı Mert Bakırcı 2015 yılında Paris'te gerçekleşen bir dizi korkunç terörist saldırısının en az 129 insanın ölümüne ve 352 kişinin yaralanmasına
yol açmasından sonra tüm dünya ortak bir üzüntü ve yasla birleşmişti.
Fransa'ya 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana yapılan en ölümcül saldırı niteliğindeki bu olaylar küresel ölçekli bir öfke, dayanışma ve üzüntüye yol açtı.
İnternet üzerinde de Facebook, kullanıcıların profil resimlerinin üzerini kaplayan bir Fransız bayrağı ve Paris'teki bireyler için bir güvenlik bildirimi eklerken, sosyal medya üzerinde Pray for Paris, Paris için dua
et ve Stay strong Paris, gücünü koru Paris hashtagleri yani iliştirileri yayıldı.
Bu arada dünyanın farklı yerlerinde mum ışıklı anma törenleri yer aldı.
ve Empire State Building, Londra'nın Gözü ve Tokyo Kulesi binaları gibi meşhur uluslararası anıtlar da kırmızı, beyaz ve mavi ışıklarla aydınlatıldı.
Çok geçmeden dünyadaki başka insanlar herkesi sadece Paris için değil, dünya için olacak başka bir anmaya davet etti.
Delhi'den bir blogcu olan Karuna Ezara'nın bir Instagram iletisi internette viral oldu.
Paris'ten sadece iki gün önce gerçekleşen Beyrut bombalamalarının basında hiç yer almadığı bir dünya bu.
Bağdat'ta bir cenazede patlayan bir bombanın olduğu ancak kimsenin durumunu Bağdat olarak güncellemediği bir dünya.
Lübnanlı doktor Elif Fares ise blogunda şöyle yazdı.
Benim halkım öldüğünde hiçbir ülke ünlü anıtlarını halkımın bayrak renklerinde aydınlatma zahmetine girmedi.
Haklılar. Facebook'taki ortalama bir haber kaynağı ya da bir haber sitesine bakarak insanların çoğunun henüz bir gün önce ve yine IŞİD kaynaklı bir trajediye kurban gittiğine ilişkin bir fikri olmadığı görülebilir.
Beyrut'ta 40'dan fazla insanın ölüp 239'dan fazla kişinin yaralanmasını içeren bir trajedi.
Hatta bundan daha da az dikkat çeken Paris saldırıları ile aynı gün Bağdat'ta 18 kişinin ölümüne yol açan cenaze bombalanmasıydı.
Bir benzeri 10 Ekim 2015'te Ankara'da yaşanan ve 103 kişinin ölümü 500 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırılardır.
Lübnan halkı korkunç terörist saldırılarından sonra kendilerini Bizim bayrağımız nerede?
Facebook'taki güvenlik bildirimimiz nerede?
Dayanışmamız nerede? derken buldu.
Lübnan halkı yalnız değil.
Türkiye halkı da Facebook'u insanlığın ortak acılarına taraflı olarak uzun bir süredir suçlamaktaydı.
Birçok yorumcu, uluslararası camianın tepkilerindeki ayrımcılıktan bahsederek ırkçılık ve batının yanlılığına değindi.
Evet, bu bir yanlılık.
Stanford Merhamet ve Özgecilik Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü Emma Sepala, Amerika Birleşik Devletleri'nde insanların çoğunluğu Lübnan'ı harita üzerinde bile gösteremez, açıklamasında bulundu.
İyi ama bu yanlılık nereden geliyor?
Seppala'nın açıklamasına göre bu empati farkının oluşum nedeni, kendimizi benzer ya da aşina hissettiğimiz kişiler ve yerleri etkileyen felaketler ile haklarında daha fazla ayrıntı bildiğimiz kurbanlar ve durumlar
için daha fazla merhamet hissetmemizin doğal olması.
Seppala, The Huffington Post'a yaptığı açıklamada şunları söyledi.
Araştırmalar, kendimize benzer insanlar için daha fazla empati hissettiğimizi göstermiştir.
Birçok insan Paris'te bulunmuştur ve Cuma günü Amerikalı bir grupla birlikte bir konser salonunda olmayı tahayyül edebiliyorlar.
Paris için bir yakınlık hissetmemizin birçok nedeni var.
Birçok noktada bizler için Beyrut'tan çok daha fazla aşinalık içeriyor.
Bu sadece Amerikalıların, Fransızların kendilerine benzer bir kültüre sahip olduğuna inanmasıyla ilgili değil.
Bu aynı zamanda medya ve kültürel akış yoluyla Fransız yetkisinin Amerikalılara çok daha fazla görünür olmasıyla da ilgili.
Çelişki açık. Her yıl Paris'i 1.6 milyon Amerikalı ziyaret ederken tüm Lübnan'ı 2013 yılında ziyaret eden ve pek az Amerikalı olan herkesin toplamı 1.3 milyondu.
Bu Amerikalıların Paris'le ilgili çağrışımlarını ve yakınlık duygularını açıklıyor.
Bu arada Beyrut'un kültürü ve halkı ile ilgili olan genel bilgi eksikliği insanlarda bir tür psikolojik mesafe yaratıyor.
Bu da orada vuku bulan trajedinin kurbanları için Amerikalıların merhamet hissetmesini zorlaştırıyor.
Yine de bunu değiştirmek için bir şey yapılabilir.
İlk akla gelen medyanın konu alanının genişletilmesiyle.
Neden birçoğumuz Paris'e Beyrut'tan daha fazla aşinayız?
Muhtemelen eğer Beyrut'ta ölen insanların hikayelerini daha çok okumuş olsaydık ya da Lübnan filmleri ya da kitapları yoluyla kültürel olarak daha içli dışlı olsaydık aynı çelişki yaşanmayacaktı.
Beyrut ve Bağdat ile ilgili oluşan uluslararası sessizliğe yol açan başka bir etkende, psikolog David Ropake'in istatistiksel hissizlik olarak adlandırdığı insanların birçok isimsiz insanın sorunundan çok, belirli
bir insanın sorununa daha çok dikkat etme eğilimi.
Örneğin araştırmaların gösterdiğine göre insanlar 8 çocuğu korumak için 5 dolar vermektense, 1 çocuğu korumak için 11 dolar vermeyi tercih ederler.
Biz, Orta Doğu'da olan şiddetli çatışmaların olan bir durum olduğu görüşüne sahibiz.
Ve bu yüzden bunlara karşı duyarsızız.
Oysa ki Beyrut'ta olan terörist saldırı iç savaşın sona ermesinden sonraki 25 yıl boyunca olan en şiddetli saldırıydı.
Bu aynı zamanda bir sürü insanın neden Paris'e bu kadar dikkat ederken Suriye mülteci krizinin yol açtığı şok edici trajediyle göreceli olarak ilgilenmediklerini açıklıyor.
Ropeik, Psychology Today'de şunları yazdı.
Gerçek bir insan ile devasa sayıda ancak soyut rakamlardaki insanları kıyaslayınca rakamların aynı duygusal gücü taşıyamadıkları ve de taşıyamayacakları görülür.
Bir ölüm bize her zaman bir milyon ölümden çok etkiler.
Bu insan denilen hayvan türüne ait temel bir insaniyet yetersizliğidir.
O zaman acı çeken tüm insanlar için merhameti teşvik etmek için ne yapabiliriz?
Seppala'ya göre başlangıç olarak kendi varsayımlarımız ve küresel olaylara tepkilerimiz hakkında daha bilinçli olmalıyız.
Seppala şunları belirtiyor.
Biz insanlar olarak başa çıkamayacağımız büyüklükte bir durumla karşılaşınca ya bu duruma ait insani içeriği boşaltarak algılamaya ya da algımızı bu duruma karşı kapatmaya eğilimliyiz.
Bu eğilimin farkında olabiliriz.
Aynı zamanda bunun teröristlerin bizlere yaptıkları bir şey olduğu konusunda bilinçli olabiliriz.
Onların da bu tuzağa düştüğünü bilerek kendimizi bu akışa bırakmamanın ne kadar önemli olduğunu hatırlamalıyız.
Bir başka adım ise herhangi bir saldırının kurbanlarının Fransız, Iraklı, Lümnanlı ya da hangi milletten olurlarsa olsunlar tek tek bireyler olduğunu unutmamak.
Ropeik'in Rahibe Terasa'dan alıntıladığı gibi.
Eğer kitlelere bakarsam asla eyleme geçmem.
Ancak bir kişiye bakarsam geçerim.
Seslendiren Ekin Baran Sunar Bu içerik Evrim Ağacı'nda yayınlanmıştır.
Evrimağacı.org üzerinden daha fazla bilimsel içeriğe ulaşabilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
