Elektrikle Çalışan Arabalar Çevre Kirliliğine Daha Çok Neden Oluyor mu?
26 Ağustos 2019 · 12 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Elektrikle çalışan arabalar çevre kirliliğine daha çok neden oluyor mu?
İkinci Editör Şule Ölez Elektrikle çalışan arabalar ilk geziyoları çıktıkları günden beri bilim ve fosil yakıt endüstrisi arasındaki tartışmaların
alevlenmesine neden oldular.
Tesla Motors firması da içten yanmalı motoru, İngilizcesi Internal Combustion Motor olan müadillerini oranla her açıdan daha iyi arabaları sunmaya başladıktan sonra bu rekabet uç noktalara doğru ilerledi.
Bu konuyla ilgili ne söylemek isterseniz söyleyin, tartışmanın temelinde iklim bilimini kabul eden ile etmeyenlerin arasındaki bir kavga yatıyor.
Elektrikle çalışan arabaların geleceğimiz için daha da gerekli olduğuna dair kanıtlar arttıkça, bu arabaları yönelik karalamalarda iklim bilimine karşı olma niteliği taşıyor.
Ki bu pozisyon tıpkı bir kare deliğin ömrünün son anlarına doğru buharlaşması gibi, giderek daha kötüleşen bir toksik radyasyon yayarak en sonunda çökerek yok olacaktır.
Elektrikle çalışan arabaların yavaş olduğu, yeterince uzağa gidemediği, rahatlıkla şarj edilemediği ve benzeri argümanlar artık geçmişte kaldı.
Buna yönelik eleştiriler artık daha yeni, akıllı ve ayrıntılı bir karaktere bürünmüştür.
Muhalifler argümanlarını iklim bilimi tarafından öne sürülen ahlaki temellerin içerisinde kurnazca gizleyerek, sanki elektrikle çalışan arabalar, iklim bilimine karşı bir düşmanmış gibi sözlerini yeniden formülleştirdiler.
Kurnazca diyoruz çünkü eğer bu doğru olsaydı ve elektrikle çalışan arabalar küresel ısınmayı daha da kötüleştirseydi o zaman bizim gibi insanlar bir adım öne çıkarak benzinli arabalarımızı kullanmaya devam ederdik.
Bu argümanın temeli elektrikli arabalarda bu yazının ilk yayınladığı tarihe kadar 100 kWh'lik dev bataryaların olmasıdır.
Batarya imalatçıları buradaki duruma bambaşka bir imalat eklemektedirler.
Bataryanın kimyasallarını temin etmek için yapılan madencilik de yine işin içine farklı bir süreci dahil etmektedir.
Her ikisi de altyapı, kamyonlar, havalandırma, işe arabayla giden çalışanları ve buna benzer şeyleri gerektirmektedir.
Bu iddiaya göre arabanın normal üretimine bir de bataryayı ilave etmek aracı üretirken salınan sere gazları ikiye katlanmaktadır.
Bu argümanın ikinci kısmı ise etrafta sürdüğünüz bu arabadaki dev bataryayı şarj etmek için kullanılan elektrik de çoğu durumda geleneksel enerji santrallerinden gelmektedir.
Böylece siz de halen kömür ve petrole dayalı olarak herkes gibi fosil yakıt kullanmış oluyorsunuz.
Ancak bununla birlikte bir de bataryayı ilave ettiniz ki bu da sizi sera gazı salınımları açısından sıradan bir Ford F-150 sürücüsünden daha kötü birisi yapmaktadır.
Bu iddiaya göre sürdüğünüz her bir kilometrede içten yanmalı bir arabayla benzer oranlarda sera gazlarına katkıda bulunmaktasınız.
Bu durumda hiç şüphesiz her iki iddiada az çok doğrudur.
En azından en basit gerçeklerin ışığında bakıldığında.
Elektrik arabanızın bataryasını üretmek içten yanmalı bir araca kıyasla sera gazlarına daha çok sebep olmaktadır.
Ve elektrikle çalışan araba sürücüleri tarafından kullanılan elektriği üretmekte fosil yakıtların kullanımını gerektirmiştir.
Ancak bu iddialarda doğru olmayan şey ise sunulan verilerdir ve bununla birlikte bu denklemin dışında tuttukları diğer önemli kısımlardır.
Hele ki en hatalı olan şey ise ulaştıkları nihai sonuçtur.
O da elektrikle çalışan arabaların çevre için daha kötü oldukları iddiasıdır.
Yazının ilerisinde bu gerekçelere değineceğiz.
Bu iddiaların yer aldığı makalelerin yazarlarının araştırmacı bilim insanları değil, sadece bir beyin takımı oldukları şaşırtıcı bir durum değildir.
Ödediğiniz paraya göre öne sürmelerin istediğiniz sonuçları gösteren, sözde bilimsel araştırmaları yazan profesyonel laf cambazlarıdır.
Bu tür makalelerin en önemli ikisi İsveç'teki IVL, İsveç Çevre Araştırma Enstitüsü ve Almanya'daki IFO.
Ekonomik Araştırma Enstitüsü tarafından yazılmış ve whatsappwithdad.com gibi iklim bilimini reddeden sitelerle Breitbart organizasyonu gibi fosil yakıt yanlısı sözde haberci web sitelerinde yayınlanmıştır.
Bu raporları gerçek bilim haberlerinde göremezsiniz ve bu da size rapor içeriklerinin bilimsel olup olmadığına dair de bir fikir vermelidir.
Yine de eğer elektrikle çalışan arabalar gerçekten sera gazları salınımı konusunda en kötüsü olsaydı o zaman bu onlara karşı geçerli bir argüman olur muydu?
Ve bu durumda fosil yakıtlarımızı kullanmaya devam mı etmeliyiz?
Bu argümanın bir benzerini nükleer enerji santrallerinin inşaatında kullanacak kamyonlar, traktörler, beton ve benzeri şeyler fosil yakıttan karbon salınımına neden olduğu için bu santrallerin inşaatına karşı çıkan bir makalede rastlamıştık.
İlk bakışta bu mantıklı bir argümana benzemektedir.
Ancak resme daha geniş bir açıdan bakmak gerekmektedir.
Diyelim ki her gün karşı tarafa geçmek için nehrin içinden geçmeniz gerekiyor.
Ancak ıslanmaktan nefret ediyorsunuz.
Bu durumda bir köprünün inşa edilmesi gerektiğini...
Ancak bu inşaatı yapabilmek için suyun içinde durmanız gerekiyor.
Bu nedenle köprü yapmamaya karar veriyorsunuz.
Bu akıllı bir karar mıdır? Elbette değil.
Çünkü onu inşa ettikten sonra bir daha asla ıslanmanıza gerek kalmaz.
Benzer şekilde kamyonları ve traktörleri zaten kullanıyorduk ve fosil yakıt salıyorduk.
Biraz daha kullanmaya devam edip nükleer santrali inşa etmek bizim elektrikle çalışan kamyonları ve traktörleri şarj ettirecek enerjiye sahip olmamızı sağlar.
Uzun vadeli karlar her zaman kısa vadeli yatırımlar yapmaya değer.
Böylece aynı mantığa dayanarak elektrikle çalışan araba ve bataryaların üretimi fosil karbon salınımında net bir artışa neden olsa da buna değerdir.
Çünkü ne olursa olsun bu süreçte fosil yakıtlı altyapıdan bütünüyle elektrik bazlı bir altyapıya geçmek için gerekli bir adımdır.
Genellikle bir şeyleri doğru yapabilmek için önce onları kötü bir şekilde yapmamız gerekir.
Yine de lafı çok dallandırmadan sadede gelelim.
Bir elektrik arabanın ömrü süresinde içten yanmalı bir araca oranla daha fazla sera gazı salımına neden olduğu iddiası, %50 oranıyla algıda seçicilik ve %50 oranıyla uydurmaların birleşiminden kaynaklanmaktadır.
Bu argümanın işe yarayabilmesi için tek yol şöyledir.
Eğer imalatta kaynakları en çok tüketen en büyük bataryalı bir elektrik araba alırsanız, eğer elektrikli arabayı en az verimli kullanırsanız, eğer elektrikli arabayı batarya gücü açısından en kötü hava koşullarında
kullanırsanız, Eğer sadece kömür ya da petrolle üretilen elektrikle şarj ederseniz, eğer son kullanım tarihinde bataryayı düzgünce yenilemezseniz ve eğer en küçük ve en hafif işten yanmalı arabaya kıyasla en
büyük bataryalı elektrik arabayı seçerseniz, ancak o zaman bir işten yanmalı araca kıyasla elektrikli arabanız ömrü boyunca daha çok sera gazı salımına neden ol...
Yok yok, durun.
Cevap yine hayır. En kötü senaryoda bile en verimli işten yanmalı araca oranla elektrikli arabalar yine öndedir.
Durumu elektrik arabamızı aleyhine çevirmek için yapacağımız tek şey, elektrikli arabamızı hiç kullanmadan bir kazaya karışıp onu servis dışı kılmamız olurdu.
Çünkü elektrikli arabanızı kullanmaya başladığınız andan itibaren denge diğer yöne doğru kaymaktadır.
Tüm sayılar kıyaslandığında elektrikli arabayla işten yanmalı bir arabanın imalatı arasındaki tek büyük fark dev elektrikli bataryadır.
Bundan dolayı her iki araç da üretim hattında ilerlemeye başladıktan sonra elektrikli araba imalatının içten yanmalı araca kıyasa daha çok sera gazına neden olduğu doğrudur.
Bataryanın boyutuna bağlı olarak %15 ila %68 daha yüksek.
Ancak arabanın ömrünün sonlarına doğru bu ilişkilendirme tersine dönmektedir.
Orta boyutlu bir elektrikli araba içten yanmalı bir arabaya kıyasla sadece %49 oranında sera gazı salınma neden olmuştur.
Ve daha büyük boyutlu bir elektrik arabası da içten yanmalı muadiline kıyasla %47 oranında salınma neden olmuştur.
Kısacası tüm ömrünü göz önüne aldığımızda içten yanmalı araçlar elektrikli arabalara kıyasla 2 kat oranında sera gazı salınımı yapmıştır.
Elektrikli arabaların salınım konusunda yarısına bile sebep olmasına şaşıranlarınız olabilir.
Ancak bunun nedeni o elektriği üreten fosil yakıt enerji santrallerinin hala var olmasıdır.
Büyük çaplı ekonomiler birçok elektrikli arabaya yakıt veren büyük boyutlu tek bir enerji santralinin olmasının en kirli durumlarda bile içten yanmalı araçlara oranla daha temiz olduklarını fark etmişlerdir.
Ancak o salınımlar yine de mevcuttur.
Ortalama olarak elektrikle çalışan aracınızın elektriğini üretmek, elektrikli arabanızın sera gazlarına yaptığı toplam katkının %70'ini oluşturmaktadır.
Ama elbette bu oran arabanızı şarj ettiğiniz elektriğin yenilenebilir bir şebekeden ya da fosil yakıt kullanılarak üretilen bir şebekeden üretildiğine bağlı olarak oldukça değişken olabilir.
Buna bakmanın bir başka yolu da arabanızın üretimden kaynaklı sera gazlarına olan katkı oranıyla eş değer olması için arabanızla kaç kilometre sürmeniz gerektiğidir.
Arabanıza ve yakıtını nereden aldığınıza, yenilenebilir veya fosil yakıtlardan bağlı olarak bu sayı ABD'de 6000 km'den 60.000 km'ye kadar değişmektedir.
Bu sayı geçer geçmez resmi olarak içten yanmalı bir arabaya göre yine de temizsiniz.
Daha da iyi haberlerimiz var.
Bu sayıları doğru yöne doğru yönlendiren tüm bu faktörlerle birlikte bu önerme günden güne daha da iyi bir hale gelmekte ve o kırılma noktasından birçok kilometreyi eksiltmektedir.
Birkaç yerel istisnalar olabilir.
Ancak ortalama olarak güç şebekeleri geçen her sene ile birlikte yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasından dolayı giderek daha temiz bir hale geliyor.
İlk elektrikli araba bataryalarının geri dönüşüme girdiğini gördüğümüz bu dönemlerde, yenilerini üretmenin maliyetindeki ve etkisindeki azalışı görme konusunda henüz yolun çok başındayız.
Üretim teknolojisindeki sürekli gelişmeler ile birleştirildiğinde, elektrikli arabaların üretiminde kaynaklanan yüksek sera gazı katkısı içten yanmalı arabalarınkine yaklaşmaya devam edecektir.
Bu konuda bize inanmanızı beklemiyoruz.
Bütün bunların arkasındaki bilime dair bir özet versiyonu da arıyorsanız bu konuda Endişeli Bilimciler Derneği, İngilizcesi Union of Concerned Scientists tarafından kaleme alınan ve bizim de önerdiğimiz 2015 tarihli makaleyi
okuyabilir ve ücretsiz pdf olarak indirebilirsiniz.
Cleaner cars from cradle to grave.
How electric cars beat gasoline car on lifetime global warming emissions.
Türkçesi Beşikten mezara daha temiz arabalar.
Elektrikli otomobiller ömür boyu küresel ısınma emisyonlarında benzinli arabaları nasıl yendi?
Sonuç olarak nehir ve köprü analojisine dönüş yapmak isteriz.
Köprüyü inşa etmek sizi ne kadar ıslatırsa ıslatsın, onu inşa etmek sizin lehinize işleyecektir.
Aynı zamanda onu kısa sürede inşa etmek de bir avantajdır.
Çünkü bu durumda net toplamdaki ıslanma oranınızdan daha düşük oranda ıslanacaksınız.
Endişeli Bilimciler Derneği'nin bu konuyla ilgili söylediklerinin hiçbirisiyle hemfikir değilseniz, ki bu sizi ilgili alanlardaki yayın yapmış tüm bilim insanlarına karşı bir muhalif yapar ve fosil yakıt beyin takımları tarafından öne sürülen
tüm argümanlara katılıyorsanız bile, her birimizin elektrikle çalışan bir arabaya en kısa sürede geçiş yapması hepimizin adına bir avantaj sağlayacaktır.
Bu sonuca aykırı tek bir yol vardır.
O da iklim bilimi ve insan kaynaklı küresel ısınmayı tümüyle inkar etmektir.
Ki bu durumda düz dünya düşünce sürecine kapıldığınızda diyebiliriz.
Eğer bir düz dünyacı değilseniz de o zaman en kısa sürede aracınızı bir elektrikli arabayla değiştirmeye gidin ve hep birlikte herkesin menfaati adına doğru yöne doğru ilerlemeye gayret edelim.
Bu içerik Evrim Ağacı'nda yayınlanmıştır.
Evrimağacı.org üzerinden daha fazla bilimsel içeriğe ulaşabilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
