Transkript
Bu içerik Büyonluk seslendirmenlerinden İbrahim Uzun tarafından seslendirilmiştir.
Editör Çağrı Mert Bakırcı.
Bir simülasyon içinde yaşıyorsak bile bu, hiçbir fark yaratmıyor.
The Matrix filminden Murphilson düşüncelerini yorumlayacak olursak, gerçeklik sadece beynimiz tarafından yorumlanan bir elektriksel dürtüdür.
Çevremizi dolaylı ve kusurlu olarak deneyimliyoruz.
Çevremizi olduğu gibi görebilseydik, optik ilüzyonlar, renkörlüğü ve zihin hileleri olmazdı.
Dahası tüm bu dolaylı duygusal bilgilerin, Yalnızca basitleştirilmiş bir versiyonunu deneyimliyoruz.
Çevremizi olduğu gibi görmek çok fazla işlem gücü gerektirdiğinden dolayı beynimiz, çevremizi buluşsal yöntemlerle veya basitleştirilmiş ama yine de kullanışlı temsillere ayırır.
Sürekli olarak çevremizde kalıplar arar ve onları algımızla eşleştirir.
Bundan şu sonuca varabiliriz.
Gerçeklik algımız, gerçekliğin kendisinden farklıdır.
Gerçeklik dediğimiz şey, beynimizin çevremizden gelen duygusal veri selini işleme girişimidir.
Gerçeklik algımız basitleştirilmiş bir bilgi akışına bağlıysa, bu bilginin kaynağının ne olduğu önemli değildir.
İster fiziksel evren, isterse de bize aynı bilgiyi veren bir bilgisayar simülasyonu olsun.
Gerekli şartlar sağlanması durumunda, bizim bir simülasyonda olma ihtimalimiz, simülasyonda olmayıp da gerçekten de gerçek olma ihtimalimizden milyarlarca kat yüksektir.
Bu da neredeyse kesin olarak bir simülasyon ürünü olduğumuz anlamına gelmektedir.
Bir simülasyonda yaşama düşüncesi çılgınca ve korkutucu gelebilir.
Ancak iyi olan şey ise bunun önemli olmaması.
Nasıl mı? Açıklayalım.
Gerçek sadece bir kelimedir.
Bilgi ise gerçekliktir.
Gerçeklik algımızın, gerçekliğin kendisinden ne kadar farklı olduğunu ele almıştık.
Evrenimizin bir bilgisayar simülasyonu olduğunu varsayalım.
Bu varsayım başka bir mantıksal tümden gelim dizisini gerektirir.
Evren simüle edilmişse, Temelde bit ve byte'ların veya qubits veya sineks veya her neyse bir kombinasyonudur.
Esasen bilgi kombinasyonudur.
Evren, bilgi veya veri ise o zaman siz de öylesiniz.
Her birimiz öyleyiz.
Hepimiz bilgiysek, bedenlerimiz sadece bu bilginin bir temsillidir.
Bir avatar gibi. Bilgiyle ilgili en iyi şey, belirli bir nesneye bağlı olmamasıdır.
İstediğiniz şekilde kopyalayabilir, dönüştürebilir ve değiştirebilirsiniz.
Tek ihtiyacınız olan doğru kodlama teknikleridir.
Evreni simüle etme yeteneğine sahip herhangi bir toplum, kişisel bilgilerinize yeni bir avatar verebilir.
Çünkü bu, bir evren simüle etmekten daha az bilgi gerektirir.
Bunların hepsi, sizin temelde bilgi olduğunuz ve sizi tanımlayan bilginin, bedeniniz gibi belirli bir nesneye bağlı olmadığı anlamına gelir.
Felsefe ve teoloji, bedenimiz ve ruhumuz.
Zihin, eşsizlik, ne isim verirseniz verin, arasındaki dualite kavramını uzun süredir tartışmaktadır.
Yani konsept size tanıdık gelebilir ancak bu fenomen için daha rasyonel bir açıklamadır.
Toparlayacak olursak, gerçeklik bir bilgidir.
Biz de öyleyiz. Bir simülasyon, onu simüle eden gerçekliğin bir parçasıdır.
Ve daha fazla simüle ettiğimiz şey, simüle edilenlerin bakış açısından gerçekliktir.
Dolayısıyla gerçeklik, deneyimlediğimiz şeydir.
Fiziksel bir bakış açısıyla kuantum uzayında nesnellik yoktur.
Sadece nesneler hakkında çok öznel bir bakış açısı vardır.
Hatta gördüğümüz her nesnenin evrenin diğer tarafındaki veya başka bir evrendeki bilgilerin yansıması olabileceğini iddia eden, yaygın olarak kabul gören bazı teoriler bile vardır.
Yani özünde eğer deneyimliyorsanız her şey gerçektir ve simüle edilmiş bir evren onu simüle eden evren kadar gerçektir.
Çünkü gerçeklik fiziksel olarak nerede depolandığına bakılmaksızın temsil ettiği bilgiyle tanımlanır.
Simülasyonun içindekiler de simülasyon kadar gerçektir.
Burada argümanı farklı bir yönde devam ettirmek de mümkündür.
Kimi zaman bilgisayar oyunlarının içindeki karakter ve dünyaların gerçek olmadığı söylenir.
Bu nasıl mümkün olabilir ki?
Bu karakter ve oyunlar gerçek dünya içerisinde simüle edilmemekte midir?
Evet, GTA 5'teki Michael DeSanta karakteri gerçek bir kişiye dayanmıyor olabilir.
Bir insan gibi bilinci ve insanlarda varsa üzgün iradesi yoktur.
O oyunun dışına çıkamaz ve oyunda yaptıklarının da oyun dışında bir sorumluluğu veya karşılığı yoktur.
Ama aynı durum bizim için de geçerli değil mi?
Eğer GTA 5 oyununun kapalı bir evren olmasından ötürü gerçek olmadığını düşünüyorsak, simülasyon teorisini savunan biri de pekala bizim evrenimizin kendi içinde kapalı olduğunu, ve bizim yaptıklarımızın
evrenin ki onun görüşüne göre simülasyonun dışında hiçbir etkisi, geçerliliği veya sorumluluğu olmadığını iddia edebilir.
Hatta eğer ki simülasyon teorisi doğruysa şu anda deneyimlediğimiz gerçeklik, bilinç ve özgür irade algısı da o simülasyonun sıradan bitlerinin akışından ibaret olacaktır.
Bu gerçeklikle yüzleşen birinin içgüdüsel olarak vereceği ilk tepki, etik ve ahlak konusunda bir argüman üretmek olacaktır.
Eğer biz bir simülasyon isek o zaman gidip birini öldürebiliriz.
Açıkça bu oldukça zayıf ve anlamsız bir argümandır.
Oyunda birini öldürecek olursanız polis peşinize takılır, suçlu bulunursunuz ve hatta kendinizi hapishanede bulabilirsiniz.
Bunun sizin hayatınızda bir etkisi yoktur elbette.
Ancak oyun içerisinde yapabileceklerinizi ciddi anlamda kısıtlandırır ki hapishanenin görevi tam da budur.
Ancak dikkat etmeniz gereken detay şudur.
Sizin oyunda suçlu bulunmanız...
Oyun içerisinde kodlanmış veya kendiliğinden gelişen sistemler için oyun içinde evrimleşmiş kuralların bir sonucudur.
Yani sizi oyunda suçlu bulan hakim oyunun kurallarını takip etmektedir.
Oyun dışında bir bilinci, özgür iradesi, gerçeklik algısı olsun veya olmasın.
Oyunun kendisi gibi oyunun kuralları da kapalı bir sistemdir.
Aynı şey bizim içinde yaşadığımız gerçeklik veya simülasyon için de geçerlidir.
Yasal düzenlemeler, Kendi gerçekliğimiz çerçevesinde belirlediğimiz veya bir simülasyon isek, belirlediğimizi sandığımız ya da belirlediğimiz tanrısı verilmiş kurallar bütünüdür.
Özgür irademiz olsa da, olmasa da, yaşadığımız evren gerçek de olsa, simülasyon da olsa, kendi içerisinde tutarlı veya en azından tutarlı olduğunu umduğumuz ve kapalı bir kurallar sistemine tabiyiz.
Bu tutarlı ve kapalı kurallar, simülasyon veya gerçeklik içerisinde sistemli bir biçimde belirlenmiş, veya kendiliğinden evrimleşmiştir.
Dolayısıyla eğer hakim karşısına çıkıp, ben bir simülasyon ürünüyüm, dolayısıyla aksiyonlarımdan sorumlu tutulamam veya benim özgür iradem yok, dolayısıyla aksiyonlarımdan sorumlu tutulamam diyecek
olursam, hakimin diyeceği de basitçe şu olacaktır.
Benim de özgür iradem yok veya ben de simülasyon ürünüyüm ve dolayısıyla aksiyonlarımdan sorumlu tutulamam.
Buna sizi hapse gönderen kararı vermek de dahildir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
