Efsanevi Yerler: Sıklıkla Söz Edilen Bu Yerler Gerçek mi, Kurgu mu?
7 Nisan 2020 · 14 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Sıklıkla söz edilen bu yerler gerçek mi?
Kurgu mu? Yazar Brain Dunning Çevirmen Şule Öles Editör Ersel Berkat Acar Seslendiren Altay Kenger Bugün
sınav moduna girip ismini duyduğunuz efsanevi yerlerle ilgili bilgilerimizi test edeceğiz.
Bunlardan bazıları tarihi, bazıları efsanevi, bazıları da yapma tarihi ait yerlerdir.
Sizin göreviniz adını söylediğim yerin gerçek veya kurgu olduğunu tahmin etmek.
Çoğu kişi bu yerlerin çoğunu bilecektir.
Ancak 12'sini de bilmek az bulunur ve uzmanlık gerektirir.
Eski Britanya ile başlayalım.
Avalon. Kral Arthur'un gömüldüğü ada.
Kurgu. Avalon, Arthur efsanesinin zengin dokusundan gelir.
Cennet gibi bir yerdir.
Excalibur kılıcının burada yapıldığı ve ölümcül biçimde yaralandığı Kemman Savaşı'ndan sonra Arthur'un gemiyle buraya götürüldüğü söylenir.
Buna karşın böyle bir yer yoktur.
Arthur efsanesi de kapsamlı.
Ancak vurgusal bir eserdir.
Bu hiç kimsenin Avalon'u bulduğunu iddia etmediği anlamına gelmez.
En çok bilineni Somerset Glastonbury'deki tepe yani Glastonbury Tor.
Çevresindeki bataklıklar çekilmeden önce bir adaydı.
1190'da Glastonbury Manastırı'ndaki keşişler çok derin bir mezarda Arthur ve karısının tabutunu bulduklarını iddia ettiler.
Yerel gelenek görenekler bu inanışı destekliyor gibi görünse de tarihçiler...
iddiayı manastırı yeniden inşa etmeyi ümit eden keşişlerin pazarlama çalışması olarak görüyorlar.
Manastır, ileri sürülen buluştan 6 yıl önce çıkan bir yangında ağır bir şekilde hasar görmüştü.
Rodos Heykeli Rodos'ta limanın girişini koruyan heybetli heykel.
Gerçek. Çoğunlukla anlatıldığı haliyle değilse de.
Bu dev heykelin bacakları yaygın olarak inanıldığı gibi Yunan adası Rodos'un liman girişinin iki yanında değildi.
Heykel yalnızca liman girişinin yan tarafında duruyordu.
Yunan tanrısı Helios'u kahramanca bir poza gösteren heykel, Amerika özgürlük heykelinden çok da farklı değildi.
O da demir bir çerçeveye bronz plakalar tutturularak inşa edilmişti.
İki figürün boyutları da neredeyse aynıydı.
Bayan özgürlük kalkık kolu ve yüksek tabanın nedeniyle biraz daha uzun olsa da.
Heykel sadece 56 yıl ayakta kaldı.
M.Ö. 226'da bir depremde yıkıldı.
Emkazı 800 yıl olduğu yerde kaldıktan sonra bir tüccar tarafından hurda olarak satın alındı.
El Dorado. Kaşifleri yeni dünyaya çeken muhteşem altın şehir.
Kurgu. Fakat yeni dünyaya gelen ilk kaşiflerin çoğu uçsuz bucaksız her yeri altınla dolu bu şehrin varlığına gerçekten inanıyorlardı.
Birçok kişinin altın aramaya gelmesi Amerika'nın istilasında hiç de azımsanmayacak bir duruma dönüşmüştür.
Eldorado'nun Guatavita gölüyle ilişkili olduğunu gösteriyordu.
Bu küçük göl, Kolombiya-Bogota'nın hemen dışındaki ormanlarla kaplı dağlarda bulunan yüksek bir krater gölüydü.
1500'lerde istilacılar gölün suyunu boşaltmaya defalarca teşebbüs ettiler.
Daha çok mücevher ve zırh parçaları olmak üzere biraz da altın buldular.
Ancak 1898'de önemli bir maden şirketi dağın yamacından girerek bir tünel açtı ve gölün suyunu tamamen boşalttı.
Fakat sadece bir miktar eski incik boncuk buldu.
O zamandan sonra göl eski haline döndürüldü.
Bugün bölgede altın aramak yasaktır.
Her ne kadar dünyanın tarihi yedi harikasından biri olarak listelendiyse de bu bahçelerle ilgili
gerçek bir kayıt yoktur.
Başka yerlerde asma bahçeler vardır.
Bir de Babil'de vardı fakat ancak birkaç yüzyıl sonra yazılan metinlerde bu bahçelerle ilgili bir şeyler söyleniyordu.
Bahçeler, Kral II.
Nebukadnezar'a mal edilir ancak şahsı ve hükümdarlığıyla ilgili var olan belgelerde asma bahçeler hakkında herhangi bir bilgi yoktur.
Asma bahçeler genellikle ya duvardan yukarı tırmanan veya yukarıdan duvarın üstüne sarkan bitki düzenlemesidir ve çoğunlukla setler şeklindedir.
Oldukça sık rastlanan bir dikim şekli olduğundan çok büyük ihtimalle 2.
Nebukadnezar'ın da benzer bahçeleri vardı.
Ancak zamane tarihçileri ünlü bahçeleri kendi kapılarında oluşturduklarından Nebukadnezar'ın muhtemelen sahip olduğu asıl bahçelerine olabilecek herhangi bir benzerlik tamamen tesadüfidir.
Olimpos Tahı Antik Yunan Tanrılarının Kalesi Gerçek Avrupa'da yaşayan ve biraz coğrafya bilen biri için muhtemelen basit bir soru olmasına karşın dünyanın
geri kalanında yaşayan çoğu insan Yunan mitolojisinin nerede bitip gerçek tarih ve coğrafyanın nerede başladığını asla bilmez.
Olimpos Dağı Yunanistan'ın en yüksek dağıdır ve yaklaşık 3000 metre yüksekliğiyle oldukça hatırı sayılır bir dağdır.
Tekil bir dağ olarak isimlendirilmiştir ancak gerçekte 52 zirve silsilesidir.
Bunlardan en çok bilinenin zirvesine günde ortalama 300 kişi çıkar.
Bununla birlikte en yüksek zirvesi daha teknik bir tırmanış gerektirir ve daha az kişi tarafından ziyaret edilir.
Tam da orada yaşayan tanrıların istediği gibi.
Gize Defra Piramidi Gize'deki uzun süreleri bulunamayan 4.
piramidi olduğu iddia edilir.
Aynı zamanda en yükseği.
Gerçek. Fakat her zamanki gibi televizyonda onunla ilgili duyduğunuz neredeyse her şey yanlıştır.
En yaygın hikayeler bu dördüncü piramidin diğerlerinden daha yüksek olduğunu anlatır.
Doğru değildir. Dijedefre Piramidi.
Aynı zamanda inşa edildiği halde en çok bilinen diğer üçlüye yakın değildir.
Onlardan yaklaşık 8 kilometre kuzeybatıda ve daha yüksektedir.
Piramitten geriye kalanlar sadece kalıntılardır fakat orijinal yüksekliği 67 metreydi.
Gize'deki 3 piramidin en küçüğünün yüksekliğiyle neredeyse aynı.
Ayrıca Dijedefri piramidi hiçbir zaman kaybolmadı veya yeri meçhul değildi.
Yani şaşırtıcı ya da beklenmedik bir keşif olmadı hiç.
Dijedefren'in cilalı granitle kaplı olduğuna inanılır.
Dolayısıyla sonraki yıllarda inşaatçılar için iyi bir ikmal deposu oldu.
Neredeyse tamamlandığı zamandan itibaren tonlarca taşını götüren insanlar bugün sadece yerlerdeki molozları bıraktılar.
Şangrilla İmalayalardaki güzel, huzurlu bir topluluk.
Kurgu Şangrilla, James Hilton'ın 1933 tarihli romanı Kayıp Ufuklardaki kırsal bir ülkeydi.
Bu rüya gibi vadide hastalık, nefret, yoksulluk ve savaş yoktu.
Dünyanın geri kalanından tamamıyla izole edilmiş ve saklanmıştı.
Hilton, Shangri-La'yı benzer bir efsane bir yere kurdu.
Hali hazırda Budizm'in derinden yerleştiği Şambala'ya.
Avrupa ve Asya'nın dört bir yanından kaşifleri çeken, Şambala'nın varlığına olan yaygın inanıştı.
1800'lerin sonu, 1900'lerin başındaki yeni düşünce hareketi sırasında doğu mistisizmi zengin batı ülkelerinde çok modaydı.
Elton başarıya ulaşmak için bundan yararlanarak romanına hiç kimsenin hiçbir zaman yaşlanmadığı bir ülke koydu.
Sodom ve Gomorra Günahları nedeniyle kutsal tanrı tarafından yok edilen şehirler.
Kurku Sadece eski metinlerde adı geçen ve günahkar davranışları yüzünden ilahi hükümle yok edilen ikiz şehirler.
Şimdiye kadar arkeoloji iki şehirle ilgili ikna edeceği herhangi bir kanıt bulamamıştır.
Çeşitli İncil bilginleri şu veya bu eski parşömen ya da tabletin belgesel kanıt oluşturduğunu iddia ediyorlar ancak arkeologların büyük bir çoğunluğu hala ikna olmamış durumda.
Lut gölünün kuzeyindeki Ürdün Irmağı Ovası'nda birçok yerleşim yeri vardı.
Fakat şimdiye kadar kazılan her kent farklı bir isme sahipti.
Eğer bu iki şehir gerçekten tanrıların gazabıyla yeryüzünden silindiyse...
İyi bir iş çıkarılmış. Olimpos'taki Zeus heykeli.
Eski bir Yunan tapınağının içindeki meşhur dev heykel.
Gerçek. Zeus, Rodos heykeli kadar çok da büyük değildi.
Sadece 13 metreydi.
Ancak oturur vaziyetteydi.
Olimpos'taki klasik sütunlu Zeus tapınağının neredeyse tümünü kaplıyordu.
Heykeltıraş Fidas heykeli yapmak için 12 yılını harcadıktan sonra M.Ö.
456 yılında bitirdi.
Zeus, altın, fil dişi, değerli taşlar, varaklı camla kaplanmış tahta bir yapı üzerine inşa edilmişti.
Muhteşem görüntüsü, görenleri sersemletmiş olmalı.
Arkeolojik kazılar, kazı alanında Fidas'ın atölyesinin yerini, bulmayı umduğumuz bütün alet ve talaşlarla doğrulamıştır.
Zeus ve tapınağı muhtemelen 900 yıl kadar ayakta kaldı.
Yıkıldığı tarihi veya yıkım ayrıntılarını tam olarak bilmiyoruz ancak tapınak, M.S.
425 yılında yanıp kül oldu.
Zeus'un o tarihte ya da daha önce tahrip olup olmadığı veya açılanıp çalınmadığı hala bilinmiyor.
İhtimal dışı gibi gözükse de heykel parçalarının bir yerlerde saklı olması mümkündür.
Antik Truva şehrinin olduğu yer bugünkü Türkiye'nin Kuzey Ege bölgesindedir.
Olağan dışı zengin bir mitolojik geçmişe sahip olmasına rağmen günümüzde Truva, Homeros'un muhteşem eserlerinin çok azını teyit edecek bir sit alanı şeklinde varlığını sürdürmektedir.
Truva'nın şehir surları ve kocaman tiyatrosu gibi çeşitli yapıları M.Ö.
3000'e kadar uzanan farklı topluluklarla ilişkilendirilmiştir.
Bu ilk küçük topluluk 1.
Truva olarak bilinir. En son M.Ö.
500'de 9. Truva'ya kadar gider.
Truva Savaşı'nın gerçekten yapıldığına dair çok az arkeolojik kanıt vardır.
Fakat yapıldıysa muhtemelen M.Ö.
12. yüzyıl civarında olmuştur.
Bu dönem 7.
Truva olarak anılır. O zamanlar büyük olasılıkla şehir, Homeros'un destanlarında geçtiği adıyla İlyos olarak anılıyordu.
Hatta şehir surları arasında İlyada'nın büyük kulesine ait arkeolojik kalıntılar vardır.
Ütopya Mükemmel toplumuyla bilinen şehir.
Kurgu Ütopya 1516 tarihli Aynı adlı kitabı için Sir Thomas More'un yarattığı mükemmel toplumun adıdır.
Sözcük o tarihten sonra mükemmel bir dünyanın tanımı olarak popüler sözlüğe girmiştir.
Garip bir biçimde More'un tarif ettiği toplum ideal diyebileceğimiz toplumdan oldukça uzaktır.
O nedenle çoğu kişi bunun hicivsel olduğunu inanır.
Ütopya'da kölelik.
Komünizm, baskıcı bir diktatör, ekonomik dengeyi kurmak adına zorunlu göç, bütün seyahatler için belge gerekliliği ve katı devlet dini gibi unsurlar yer alıyordu.
Zanadu, harika güzelliğiyle efsane bir şehir.
Gerçek. Birçoğumuz Kubilay Han ve onun gökler şehri Zanadu'yu şair Samuel Tyler Coller için edebi icadı olarak zannetsek de aslında oldukça gerçektiler.
Kubilay Han, Moğol İmparatorluğunun Kağan'ı, ve Çin'deki Yuan hanedanlığının kurucusuydu.
Zanadu, Shangdu'nun batılı yazılışıdır.
Bugün Pekin'de olan yerine taşınmadan önce Kublai Han'ın yazlık sarayıydı.
Shangdu sadece belli bir sınıf için ayrılan bir yerleşim bölgesiydi.
Yaklaşık 2 km2'lik bir dış duvarın içinde yaklaşık yarım kilometrelik duvarlı bir iç saraydan oluşuyordu.
İçinde ve çevresinde aynı anda 100 bin kadar insan yaşamıştı.
Şehir 1369'da yağmalanınca terk edildi.
Bugün neredeyse hiçbir izi yoktur.
Evet, kaç doğru yaptınız?
8 ve daha fazlasını bildiyseniz Skeptoid yeterliliğiniz iyi demektir.
Bu durumda size benzer daha fazla yer sunmak için çalışmamız gerekiyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
