Düş Çalışması (Dreamwork) Nedir? Rüyalar, Gerçekten Arzularımızla İlişkili Olabilir mi?
31 Mayıs 2023 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Bu içerik Biyomuk seslendirmelerinden İbrahim Uzun tarafından seslendirilmiştir.
Editör Çağrı Mert Bakırcı Düş çalışması, İngilizce dream work veya dream work, 1899 yılında Sigmund Freud tarafından psikoterapi
çevresine sunulan bir kavramdır.
Freud, bir hastanın zihinsel yapısını anlamak için rüyalarından faydalanarak anlam üretilebileceği fikrini ortaya attı.
Freud'un bu konuda ortaya attığı fikirler, başlangıçta çok fazla ilgi toplamasa da daha sonradan popülerlik kazanarak günümüze kadar ulaştı.
Freud bu kavramı rüyadaki gizli içeriklerin açık içeriğe dönüştürülmesine atıfta bulunmak için kullanmıştır.
Teoriye göre rüyalar insanın günlük yaşamındaki duygu, düşünce ve hatırlarının devamıdır.
Bu bakımdan düş çalışmasının rüyaların ve onların barındırdığı içsel anlamı keşfetme süreci olduğu söylenebilir.
Düş çalışması çoğunlukla rüyadaki sansürü aşmakla ilgilidir.
Günümüzde düş çalışması rüyaların psikoterapiye dahil edilmesini tanımlamak için kullanılan geniş bir kavramdır.
Kavram tümüyle düş çalışması alanına ya da sadece terapiye dahil edilen sürece atıfta bulunabilir.
Psikoterapi çevreleri rüya çalışmasını kullansa da modeller arasında farklılık olabilir.
Düş çalışmasındaki amaç rüya gören kişinin kendi dünyasını daha iyi anlaması, kendini keşfetmesi ve böylece problemlerin çözülmesidir.
Ruh sağlığı uzmanları düş çalışmasını genellikle insanların öz farkındalık kazanmalarına yardımcı olmak için uygulamalarına entegre eder.
Düş çalışması ile rüya yorumunun farkı Düş çalışması ile klasik rüya yorumunun birbirinden oldukça farklı şeyler olduğunu anlamak oldukça önemlidir.
Düş çalışması, belirli bir rüyanın anlamı veya sözde gelecekteki etkilerini bulmaya çalışmak yerine rüyanın kişide uyandırdığı duyguları keşfetmekle ilgilenir.
Rüya çalışmasında terapistler rüyayı analiz etmez veya yorumlamaz.
Bunun yerine herhangi bir tepki vermeden rüyayı gören kişinin kendisi için bir anlam keşfetmesi yolunda rehber görevi görürler.
Düş çalışması rüyaların kişiye özgü olduğuna ve her insanın kendi rüya diline sahip olması gerektiği inancına dayanır.
Rüyadaki kişiler, mekanlar, nesneler veya sembollerin anlamları rüyayı gören kişiden kişiye değiştiği gibi rüyayı gören kişinin hayatının farklı dönemlerinde de değişiklik gösterebilir.
Bu yüzden düş çalışmasının temel ilkelerinden biri rüyanın amacının, mesajının veya anlamının ne olduğunu yalnızca rüyayı gören kişinin doğrulayabileceğidir.
Bu ilkeye bağlı kalan terapist, çalışma boyunca rüyanın anlamına ilişkin herhangi bir tepki veya öneride bulunmadan yalnızca bilgi toplamak için mümkün olduğu kadar soru sorabilir.
Örneğin rüyayı gören kişi rüyasında şehirden uzaklaşan bir arabada olduğundan bahsediyorsa terapist araba nereye gidiyor ya da yol neye benziyor gibi keşif soruları yöneltebilir.
Terapist rüyanın içeriğine dair tepkisini rüyaya ilişkin tüm materyaller araştırıldıktan sonra paylaşır.
Bilinç dışına giden yol Freud rüyaların içeriğinin insanın sahip olduğu arzuların gerçekleştirilmesiyle ilgili olduğunu ve bu yüzden rüyaların görünenden çok daha derin anlamlara sahip
olduğunu düşünüyordu. Kendi ile ilgili yaptığı analizlerde sık sık rüyalarını kullandı.
Ayrıca rüyaların psikotik hastaları da dahil olmak üzere birçok hastasının üzerindeki etkisini inceledi.
Rüyalara dair kendi deneyimleri ile hastalarının deneyimlerini karşılaştırdığında rüyaların neredeyse her zaman yerine getirilmeyen arzularla ilgili olduğunu fark etti.
Freud, 1989 yılında yayınlanan Düşlerin Yorumu The Interpretation of Dreams başlıklı kitabında rüyaların arzuların yerine getirilmesiyle ilgili olduğunu iddia etti.
Kitabında açıkladığı teoriler ve vaka çalışmaları psikoanalitik teori için zemin hazırladı.
Freud, bilinç dışı kavramı ile rüyalar arasındaki ilişki gibi iyi bilinen fikirlerinin çoğunu bu kitapta tanıttı.
Ayrıca Freudiyen psikolojinin temel ilkelerinden biri olan bilinç dışı zihin kavramına da kitabında oldukça vurgu yaptı.
Freud'a göre rüyalar, açık ve gizli olarak ikiye ayrılabilecek içeriklerden meydana geliyordu ve her iki içeriğinde serbest çağrışım tekniğiyle yorumlanarak deşifre edilebileceğine inanıyordu.
Rüyanın açık içeriği veya rüyadaki gerçek imgeler rüyanın gizli içeriğini bilinç dışı istekleri gizlemeye çalışıyordu.
Örneğin rüyanızda yabancısı olduğunuz bir şehrin sokaklarında ne olduğuna emin olmadığınız karanlık bir varlık tarafından kovalandığınızı hayal edin.
Bu rüyanızın açık içeriği olacaktır.
Klasik rüya yorumcusu rüyanızın açık içeriğini dikkate alarak kendi hayatınızdaki bir şeyden kaçtığınızı veya hayatınıza gerçekleşen herhangi bir değişiklikten endişelendiğinizi söyleyebilir.
Ancak rüyanızın gerçekte ne anlama geldiği veya rüyanızın içindeki sembolik materyallerin yorumlanması gizli içerik ile ilgili olacaktır.
Aslında Freud'un rüyayı iki içerik olarak ele almasındaki sebep bilinç dışı zihnin, bilinçli zihin tarafından gerçekleştirilmeyen arzuları, dürtüleri veya fantezileri içermesine inanmasıydı.
Ona göre bunlar, sosyal hayatı sıkıntıya sokabilecek arzular olabilirdi.
Bu yüzden Freud, rüyanın açık içeriğinin, rüyanın gizli içeriğini sansürlemek için birçok farklı unsurdan yararlandığımızı düşünüyordu.
Örneğin, birkaç kişiden oluşan arkadaş grubunuza yeni birinin dahil olduğunu düşünün.
Gruptaki diğer arkadaşlarınız bu kişiyle kolayca bir sıcaklık yakalıyor.
Ama sizin yakınlaşmak konusunda tereddüdünüz var ve bu konuda zorlandığınızı hissediyorsunuz.
Rüyanızda bu kişinin arkadaşlarınızla sizin hakkınızda dedikodu yaptığını ya da onları sizden uzaklaştırdığını hayal edelim.
Rüyanız ne kadar gerçekçi olursa olsun sizin bu konu hakkındaki ilk şüphelerinizi elbette haklı çıkarmaz.
Aksine bu tuhaf rüyanın arkasında oldukça farklı bir şey olabilir.
Eğer tüm bu olanlardan Freud'a bahsetmiş olsaydınız, size yeni arkadaşınız hakkındaki gerçek duyguları gizlemek için psikolojik yansıtma olarak bilinen bir stratejiyi kullandığınızı söyleyebilirdi.
Rüyanızın aksine gerçekte olan, grubunuza yeni katılan kişiye derinden bir yakınlık hissetmemenizdir.
Ama gruptaki diğer sevdiğiniz arkadaşlarınızın onunla olumlu hisler paylaştığını bildiğiniz için onlardan olumsuz bir tepki görebileceğinizi anlıyorsunuz.
Bu yüzden olumsuz duygularınızın tümünü bu kişiye yansıtarak bilinç dışı duygularınızı daha kabul edilebilir hale getiriyorsunuz.
Bu tarz savunma mekanizmaları gibi zihnin rüyanın gizli içeriğini sansürlediği birçok farklı yol olabilir.
Freud, düş çalışmasının unsurlarını yoğunlaştırma, yer değiştirme, temsiliyle ilgili hususlar ve ikincili revizyon olarak tanımlamıştır.
Yoğunlaşma Yoğunlaşma, İngilizce condensation, Psikanalize tanımlandığı gibi, bilinç dışının ve özellikle de rüya çalışmasının en temeli usulüdür.
Yoğunlaşma, birçok farklı fikir ve kavramın tek bir ögede birleşmesidir.
Rüyanın açık içeriğinde karşılaşılan bir öge, tema, şekil veya fikir, gizli içerikteki çeşitli ögelerin bölümlerini temsil edebilir.
Yoğunlaşmada görülen en önemli özellik, ortak paydaya sahip rüya ögelerinin açık içerikte tek bir öge olarak var olmasıdır.
Freud'a göre rüyadaki herhangi bir durum birden fazla deneyimden bir araya getirilmiştir.
Aslında burada olan şey sakıncalı düşüncelerin yoğunlaştırma yoluyla ögelere bünelerek gizlenmesidir.
Yoğunlaştırma birkaç farklı kişinin ortak özelliğinin tek bir kişide birleşmesi şeklinde gerçekleşebileceği gibi mekanların kelimelerinde birleşik fenomenlere dönüşmesiyle de olabilir.
Örneğin vejetaryen olan iki kişi açık içerikte tek bir kişide temsil edilebilir.
Benzer durumları ifade eden olaylar tek bir simgesel öge ile var olabilir.
Ayrıca birçok insanın deneyimleyebileceği şekliyle birkaç farklı insan yüzü, örneğin hem abinizin hem de babanızın yüzü tek bir yüzde görülebilir.
Yer Değiştirme Yer değiştirme, İngilizce displacement, rüyadaki önemli ve önemsiz olayların karışarak gizli içerikte anlamını gizlemesidir.
Rüyanın açık içeriğinde önemli gibi görünen bir öge, gizli içerikte hiç önemli olmayabilir.
Benzer şekilde gizli içerikte çok önemli olan bir öge rüyanın kendisinde önemsiz bir fikir tarafından temsil edilebilir.
Bu aslında genellikle rüyalarda gördüğümüz şeylere yanıltıcı bir değer affetmemize sebep olur.
Gördüğümüz rüyalara ve başkalarına nasıl bahsettiğimizi hatırlamaya çalışırsak hayatımızda aslında önemsiz olan kişi, yer veya nesneler için rüyamızda önemli duygular hissettiğimizi fark edebiliriz.
Çoğunlukla bu durum tuhaflığından dolayı uyandığımızda kafa karışıklığına sebep olur.
Rüyalardaki tuhaflığın çoğundan yer değiştirme sorumludur.
Temsil ile ilgili hususlar Sembolizasyon Temsil ile ilgili hususlar İngilizcesi Considerations of Representability, rüyanın gizli içeriğinin görsel imgelerle ifade edilerek
bastırılmış fikirlerin sansürlendiği süreçtir.
Burada olan şey, gerçekleşen bir eylem veya birçok olayın açık içerikte görsel imgeler aracılığıyla tasvir edilerek içeriğin gizlenmesidir.
Freud'un ifade ettiği şekliyle, temsil ile ilgili hususlar, düşünceleri görsel imgeleri dönüştürmekten ibarettir.
Çoğunlukla olan şey, soyut kelimelerin somut anlamlarını temsil eden görseller olarak açık içerikte yer almasıdır.
Bunu daha iyi anlamak için şunu düşünebiliriz.
Bazen gördüğümüz rüyalar oldukça karmaşık veya anlamsız gelebilir.
Ama rüyamızdan bahsettiğimizde, özellikle de rüyamızdaki belirli imgeleri kelimelere döktüğümüzde, aslında hepsinin bir kelimeyi temsil ettiğini fark edebiliriz.
İkinci Revizyon Freud'a göre ikinci revizyon, İngilizce secondary revision, rüyayı anlaşılık kılmak için rüyanın tuhaf bölümlerinin yeniden düzenlenmesi ve rüyanın açık içeriğinin oluşturulmasıdır.
Rüyadaki çarpık ögeler, bilinçli düşüncelerle daha uyumlu hale getirilerek anlamlandırılmaya çalışılır.
Aslında bu, rüyaya makul bir anlam kazandırmaya çalışırken, rüyanın gerçek anlamının gizlenmesiyle sonuçlanır.
Freud'a göre rüya çalışmasının dört unsurunun ilk üçü bilinçsiz durumda gerçekleşen süreçlerdir.
Ama ikinci revizyon bilinçli şekilde gerçekleştirilir.
İlk üç unsur rüyada görülürken gerçekleşirken ikinci revizyon rüya bittiğinde yani kişi uyandığında başlar.
Günlük hayatta bunu kolayca fark edebiliriz.
Örneğin rüyadan ilk uyandığımızda rüyalar genellikle kafa karıştırıcı ve anlamsız gözükür.
Rüyanın içinde birçok tuhaf ve belirsiz şey görmüşüzdür.
Ama gün içinde veya ilerleyen günlerde rüyanın bazı bölümlerini anlamlandırmaya çalışırız.
Böylece rüyadaki boşlukları parçalayarak yamalarla doldururuz.
Ama aslında bu rüyanın gerçek anlamından fark etmeden uzaklaşmamıza sebep olur.
Bu yüzden rüya analistleri uyandıktan sonra rüyanın görselleştirilmesinin ardından rüyanın yazılmasını tavsiye ederler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
