Denizkızları Gerçek Değil! Ama Biyolojik Olarak Gerçek Olabilirler Miydi?
27 Ağustos 2019 · 10 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Deniz kızları gerçek değil ama biyolojik olarak gerçek olabilirler miydi?
Yazar Çağrı Mert Bakırcı Her nedense deniz kızları gerek tarih boyunca insanların gerekse de evrim ağacı okurlarının dikkatini çekmiştir.
Ne yazık ki deniz kızları gerçek değildir.
Olsa süper olurdu.
Ancak değil. Yine de gönül deli.
İstiyor ki gerçek olsunlar.
Peki bizimkine çok benzer bir dünyanın ve bildiğimiz anlamıyla biyolojik evrimin ve bildiğimiz türlerin olduğu paralel bir evrende deniz kızlarının biyolojik olarak var olmaları mümkün olabilir miydi?
Çünkü lütfen olsun.
Bu yazımızda deniz kızlarının günümüzdeki canlılar ve modern evrimsel biyoloji bilgilerimiz ışığında biyolojik olarak var olma ihtimallerini inceleyeceğiz.
Bunun için Disney tarafından yaratılan küçük deniz kızı ve içerisindeki deniz kızı imgelerini kullanacağız.
Tabii ki bu imgeler insanların genel olarak deniz kızı dendiğinde akıllarına gelen şeylerle büyük ölçüde örtüşmektedir.
Dolayısıyla bu çizgi filmden yola çıkarak hayallerinizi süsleyen deniz kızlarına konuyu genellemeniz mümkündür.
Teorik olarak deniz kızlarının hayali bir biyolojik evrimini takip etmek mümkündür.
Çünkü o kadar da sıradışı ve akıl almaz mitolojik canlılar değillerdir.
Sorun bu varlıkların diğer herhangi bir canlıya nazaran çok daha gizemli, büyülü, gizli olduğunu düşünmekte yatmaktadır.
Eğer var olsalardı, hele ki zeki canlılar oldukları için bugüne kadar mutlaka bulurduk.
Gerçekten, hiçbir biyolojik canlının olmadığı gibi onlar da büyülü veya sihirli olmazlardı.
Ancak yoklar, o nedenle bulamamaktayız.
İspat yükünün iddia sahibinin omuzlarında olduğunu asla unutmayın.
Deniz kızlarının var olduğunu ispatlamak bunu iddia edenlerin sorumluluğudur.
Bilimsel ve akademik bir şekilde ispatı olmaksızın ileri sürülen iddiaları reddetmek için herhangi bir ispatı gerek yoktur.
Düşük çözünürlükle çekilen, hepsinin sonradan görüntü manipülasyon yöntemleriyle yaratıldığı tespit edilmiş olan fotoğraf ve videolar veya kulaktan dolma, anekdotal anlatımlar bilimsel kanıt özelliği göstermemektedir.
Ancak şimdi bu bilimsel gerçekleri bir kenara bırakalım ve yine bilimin ışığında hayal dünyasına dalalım.
Eğer ki deniz kızları var olsaydı muhtemelen balıktan evrimleşmiş insansı yapılar olmazlardı.
Bu canlılar eskiden insanken deniz ortamına adepte olarak balıksılaşmış canlılar olurlardı.
Bunun sebebi bir balığın evrimsel süreçte yarı yarıya bildiğimiz insan benzeri bir canlıya dönüşmesinin çok zor olmasındandır.
Evet, modern insanların sizin ve bizim ataları arasında balıklar bulunmaktadır.
Ancak balıklardan insanlara gelene kadar sayısız ara türden geçilmiştir ve bu canlılar balıklardan da insanlardan da son derece farklı canlılardır.
Dolayısıyla balıktan insana sıçrama söz konusu değildir.
Bu zaten oldukça sıra dışı bir durum olurdu.
Zira alt kısmı balıksı olan, karın ve üzeri insansı olan bir yapının evrimleşebilmesi için çok fazla basamak gerekirdi.
Öte yandan evrim tarihinde insana benzer şekilde dört uzvu olan memelilerin balıksılaştığını bilmekteyiz.
Bakınız yunuslar ve balinalar.
Dolayısıyla eğer ki deniz kızları gerçek olsaydı evrimsel olarak insansı türlerin balıksı yapılar kazanması daha olası olurdu.
İnsansı bir türün küçük deniz kızında anlatıldığı gibi bir canlıya ürünleşebilmesi için arka bacakların yitirilmesi ve yüzgeçleşmesi gerekmektedir.
Buna benzer olayların evrim tarihinde Yunus ve Balina örneklerinde olduğu gibi yaşandığını söylemiştik.
Ancak bir deniz kızının geçirmesi gereken evrime daha benzer bir evrimi yüzgeç ayaklılar, Pinnipedia isimli canlılar geçirmiştir.
Deniz aygırları, deniz aslanları, kürklü foklar, kulaksız foklar ve gerçek foklar gibi canlıları barındıran bu grubun arka ayakları birbirine kaynayarak yüzgeç benzeri bir yapıya dönüşmüştür.
Deniz kızlarının da buna benzer bir evrim geçirmesi ve ayak parmaklarını saran bir zarın evrimleşmesi gerekmektedir.
Bu durum yarasaların kollarının değişerek kanatlar evrimleşmesi gibi düşünülebilir.
Bacakların da yüzgeç ayaklılarda olduğu gibi birbirine kaynaması ve balıksı pullarla kaplanması sonucu, bacak kaslarının kullanılan bu hayali deniz kızı su içerisinde hareket edebilecektir.
Teknik olarak anülsün, normalde insanlardakiyle aynı yerde olması gerekmektedir.
Lakin bu birçok çocuk çizgi filmde atlanan bir noktadır.
Ancak evrimsel açıdan en büyük sorun, vücudun üst kısmının insana çok benzer bir şekilde korunmasında yatmaktadır.
Deniz kızları sosyal hayvanlar olarak gösterildiği için yüzlerin korunması mantıktadır.
Çünkü yüzümüzün en önemli özelliği sosyal mesajlara ve duygulara iletebilmektir.
Kolların korunması ise ilginç bir noktayı göstermektedir.
Birçok deniz kızı filminde olduğu gibi küçük deniz kızında da kollar yüzme sırasında iki yana yapıştırılmaktadır.
Dolayısıyla hidrodinamik yetenekler doğal seçilim baskısı sonucu körelen kollara değil, davranışsal değişimler sonucunda edilinen vücut formlarıyla sağlanmaktadır.
Yani deniz kızları daha iyi yüzebilmek için kollarını yana yapıştırıp sadece yüzgeçleriyle yüzmeleri gerektiğini bilirler.
Bu da doğal seçilimin kolları köreltip elemesine engel olmuştur.
Yüzgeç ayaklılarda ise kollar ön yüzgeçlere dönüşmüştür.
Solunum elbette ki bir diğer sorundur.
Küçük deniz kızında solungaçlara veya benzeri bir diğer harici solunum sistemine dair herhangi bir bilgi verilmemektedir.
Buna rağmen deniz kızlarının su altında nefes alıp verebildiği gösterilmektedir.
Bu durumda akciğerlerin evrimsel süreçte dikkate değer miktarda küçülmüş olması gerekmektedir.
Çünkü akciğerler serbest atmosferi gazlarla doldurularak çalışabilen bir organdır.
Denizin altında ise yalnızca hava keseleri olarak kullanılıp su içerisindeki derinliği ayarlamaya yarayabilirler.
Bu durumda yine büyük bir çizgi film hatası olmak suretiyle çizgi filmlerde hiçbir deniz kızının diri kesimle incelenmemiş olmasından ötürü bu noktada ciddi bir spekülasyon yaparak hayali deniz kızlarında iç solungaçlar evrimleşmesi
gerektiğini söylemek durumunda kalmaktayız.
Muhtemelen bu solungaçlar damakta veya boğazda konumlanmış olabilir.
Böylelikle doğrudan kan akışına oksijen sağlamaları mümkün olabilecektir.
Elbette ki deniz kızlarıyla ilgili başka çok sayıda evrimsel problem bulunmaktadır.
Örneğin tuzlu suyun aktif bir şekilde tuzdan arındırılması ve vücuttaki tuzun atılması önemli bir problemdir.
Bu durumda böbreklerin özelleşmesi gerekecektir.
Halbuki deniz kızı gösterimlerine göre böbrekler vücudun insansı kısmında yer almaktadır.
Bu durumda yine diri kesim olmaksızın kesin bir yargıya varmak mümkün olmayacaktır.
Deniz kızlarıyla ilgili bir diğer problem üreme sorunudur.
Adlarından da anlaşılacağı üzere deniz erkekleri yok gibi gözükmektedir.
Bu durumda tek olası üreme biçimi partoagenez gibi eşeysiz üreme yöntemleri olacaktır.
Bu durumda bazı deniz kızları üreme gerektiği zaman erkeklere dönüşerek ya da yavrulardan bazıları erkek olacak şekilde gelişerek dişileri dölleyecektir.
Sonrasında ise bu erkekler ölecek ve popülasyondan elenecektir.
Fakat bir deniz kızının bazı balıklar gibi dış döllenme mi yoksa memeliler gibi iç döllenme mi yaptığı da önemli bir soru işaretidir.
Yani bu deniz erkeklerin dişilerinin vajinasına girebilecek şekilde uyumlu penislerine var olup olmadığı önemli bir sorudur.
Hiçbir çizgi filmde deniz kızlarının vajinaları gösterilmemektedir.
Ki bu da büyük bir bilimsel problemdir.
Ancak vücudun insansıdan balıksıya geçiş yaptığı kısım bu organ için en uygun pozisyon olarak görülmektedir.
Muhtemelen deniz erkekleri eğer varlarsa tıpkı yılanlarda veya balinalarda olduğu gibi vücutlarını ya da penislerini deniz kızlarına sararak onları döllemeye çalışmalıdırlar.
Bir diğer ilginç nokta, küçük deniz kızında gösterildiği üzere deniz kızlarının memelerinin küçük deniz kabuklarıyla örtmeleridir.
Bu durum deniz kızlarında da insanlarda olduğu gibi bedeni örtme kültürünün olması gerektiğini göstermektedir.
Bu iki anlama gelebilir.
İlki deniz kızları ile insanların bağımsız olarak aynı sonuca varacak şekilde bir kültürel evrimden geçmiş olması.
Yakınsak evrim. İkincisi ise deniz kızlarına doğru evrimleşecek insansız soyadlarının insanların vücutlarını örtmeye başladığı dönemlerden daha sonra insanlardan ayrılmış olması gerektiğidir.
İnsanların ilk defa 170 bin yıl kadar önce vücutlarının örtmeye başladığı düşünülecek olursa bu oldukça geç bir zamandır.
Son 170 bin yılda hiçbir yeni insan türünün evrimleşmemiş olduğu düşünülecek olursa bu kadar aşırı boyutlarda bir evrimin yaşandığını düşünmek oldukça güçtür.
Bu da deniz kızlarının memeleri örtme davranışının sonradan kendi toplumları içerisinde öğrendiklerinin bir göstergesidir.
Belki de hayali deniz kızları insanlarla etkileşimleri sonucunda bu davranışa edinmiş olabilirler.
Zira türler arası kültürel ilgilerin aktarımı son derece mümkündür ve evrim tarihinde sıklıkla gözlenmiştir.
Görülebileceği gibi belli bir miktar biyoloji ve evrimsel biyoloji bilgisi sayesinde hayali canlıları bile analiz etmek mümkündür.
Ancak bu demek değildir ki deniz kızları gerçek varlıklardır.
Bugüne kadar var olduklarına dair tatmin edici hiçbir kanıt bulunmamıştır.
Dolayısıyla var olmadıklarını varsaymak en doğru tutum olacaktır.
Ancak paralel bir evrende kim bilir?
Bu içerik Evrim Mağacı'nda yayınlanmıştır.
Evrimağacı.org üzerinden daha fazla bilimsel içeriğe ulaşabilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
