Darwin'in Evrim Teorisi Nedir, Neler Söyler?
15 Aralık 2023 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Darwin'in evrim teorisi nedir?
Neler söyler? Bilimin hiçbir sahasının olmadığı gibi evrim teorisi statik bir çalışma sahası değildir.
Sağlam temellere dayanan teorik altyapısı 1859 yılında Darwin'in, tam adı doğal seçilim yoluyla olan türlerin kökeni veya yaşam mücadelesinde desteklenen ırkların korunumu
olan, kısaca türlerin kökeni olarak bilinen kitabı yayınlamasıyla inşa edildi.
Ancak o yayınla sonlanmadı.
Hatta o kitap, devasa bir patlamanın ilk kıvılcımından ibaretti.
İlk kıvılcım olması bakımından müthiş öneme sahiptir.
Ancak bu sahanın yarattığı asıl önemli bilimsel sonuçlar ve bilimde açılan çığırlar bakımından o kadar da önemli değildir.
Çünkü bu yayın 155 yıl geride kalmıştır ve o zamandan bu yana çok fazla şey keşfettik.
Darwin'in birkaç noktadaki hatasını düzelttik ve genişlettik.
Bunun haricinde ise Darwin'in açtığı kapı evrimsel biyolojiye her zaman temel olarak kaldı.
Ve muhtemelen hep de öyle kalacak.
O zamandan bu yana evrim teorisiyle ilgili birçok yeni açıklama getirildi.
Geçerli bir teori olduğu matematiksel olarak ispatlandı, bilgisayar modelleriyle doğrulandı.
Elimizi değdiğimiz her türde gözledik.
Bütün fosiller evrimsel süreci onayladı.
Anatomi, morfoloji, genetik sahalarındaki çalışmalar bir bütün olarak evrimsel süreçleri tam da teorinin öngördüğü şekilde doğruladı ve daha nicesi.
Bu yolda yepyeni hipotezler ileri sürüldü.
Bazıları çok güçlü şekillerde doğrulanarak teorinin güçlü bir parçası haline geldiler.
Bazıları çürütüldü ve unutuldu.
Tüm bu baş döndürücü gelişmeler, bulgular, deliller ve araştırmalar göz önüne alındığında Darwin'in evrimle ilgili çizdiği çerçeve son derece basit ve yalın kalmaktadır.
Evrimin özünü anlamak ve anlatmak bakımından bu tespitler halen çok değerlidir.
Fakat evrimsel biyoloji Darwin'den ve onun ileri sürdüğü haliyle evrim teorisinden ibaret görmemiz imkansızdır.
Darwin'in evrim teorisinin 5 temel ilkesi Amaç basit bir anlatımsa, 1982 yılında büyük evrimsel biyolog Ernst Mayr'ın özetlediği şekliyle, 5
temel nokta üzerinden Darwin'in ilk ileri sürdüğü evrim teorisi irdelenebilir.
1. Evrim tek başına ele alındığında bir organizmanın soy hattının zaman içerisinde değişimidir.
Bu fikir Darwin'e ait değildir ve M.Ö.
yaşamış filozoflara kadar gider.
Ancak Darwin bu görüşe yönelik doğadan bizzat topladığı, değerlendirdiği ve izah ettiği karşı konulmayacak miktarda kanıt sunmuştur.
Öyle ki o zamana kadar böyle bir şeyi aklına dahi getirmeyecek ve tüm türlerin sabit olarak yaratıldığını veya var oluverdiklerini düşünen binlerce biyolog, Kanıtları incelemeleri sonucu,
sadece birkaç yıl içerisinde evrim teorisinin doğadaki değişimi net bir şekilde açıkladığını kabul etmişler, fikirlerini değiştirmişlerdir.
1880'lerden bu yana bilim camiası, evrim teorisi üzerinde tam bir fikir birliği içerisindedir.
2. Darwin'in ileri sürdüğü ortak ata fikri, Lamarck'ın ileri sürdüğü evrim teorisinden köklü bir biçimde farklıdır.
Darwin Türlerin ortak atalardan farklılaşarak evrimleştiğini ve tüm türlerin tarihin derinliklerinde mutlaka ortak atalarda buluşmak zorunda olduğunu ileri süren ilk kişidir.
Kendisi, bütün yaşamın tek ve dev bir evrim ağacı olarak değerlendirilebileceği görüşünü bilime kazandırmıştır.
Böylece Lamarck'ın ve diğerlerinin düşündüğünün aksine, birbirinden bağımsız olarak farklılaşan soy hatlarının değil, birbirine sıkıca bağlı olan soy hatlarının evrimleştiği anlaşılmıştır.
Yakın akrabaların ortak atası, tarihte günümüze daha yakın zamanlarda, uzak akrabaların ise daha eski zamanlarda yaşamıştır.
Örneğin kardeşinizle olan ortak atanız muhtemelen hala yaşamaktadır.
Birinci derece kuzeninizle olan ortak atanız yaşıyor veya birkaç yıl önce yaşamış olabilir.
Tüm insanların neandertaller ile ortak atası 500 bin yıl kadar önce yaşamıştır.
İnsan ile şempanzinin ortak atası 6 milyon yıl önce yaşamıştır.
Ancak insan ile papatyanın ortak atası 2,5 milyar yıl kadar önce yaşamıştır.
3. Kademeli evrim, Darwin'in evrim teorisinin köşe başı taşlarındandır.
Günümüzde adaptasyonculuk olarak bilinen bir evrimsel biyoloji ekolü, halen Darwin'in bu görüşünü savunmaktadır ve halen en güçlü açıklama budur.
Bu görüşe göre var olan, var olmuş ve var olacak bütün canlıların her bir özelliği basit ve ufak adımlardan geçerek evrimleşmiştir.
Bu görüşe göre evrimde sıçramalar olmaz.
Bir özellik birdenbire var olamaz.
Buna yönelik alternatif teoriler evrimde asıl karakter oluşumunun ani sıçramalar ve çok hızlı evrim dönemlerinden geçerek evrimleştiğini ileri sürer.
Bu tartışma halen devam etse de kademeli evrimin her türün en azından çoğu özelliğini oluşturan süreç olduğu düşünülmektedir.
Sıçramalı evrim daha spesifik özelliklerin oluşumunda işe yarıyor olabilir.
4. Popülasyon içi karakter dağılımının değişimi, Darwin'in evrim
teorisinin temellerini oluşturmaktadır.
Bu keşfi ölümünden sadece birkaç on yıl sonra genetiğin keşfi ve bu keşfinde evrim teorisini %100 doğrulaması sonrası popülasyon genetiği denen bilim dalının doğmasını sağlamıştır.
Darwin birçok bilim dalında yapılan sayısız devrimin başlangıcında yer almaktadır ve popülasyon genetiği de bunlardan birisidir.
Ayrıca Darwin'in teorisini özel ve farklı kılan da budur.
Bu keşfe göre...
Bir türün popülasyonu içerisindeki spesifik karakterlerin, görülme sıklığının nesiller içerisindeki değişimini gözlemek, kaçınılmaz olarak evrimi gözlediğimiz anlamına gelir.
Bir bireyin ömrü içerisinde yaşanan değişimlerin hiçbiri evrim değildir, gelişimdir.
Ancak bir popülasyonun nesiller içerisinde geçirdiği bütün değişimler, evrimsel değişimler olmak zorundadır.
Dolayısıyla gen ya da karakter frekansları değişiyorsa evrim var demektir.
5. Evrimin ana mekanizması doğal seçilimdir.
Her nesilde doğan yavrular ebeveynlerinden birazcık farklı özelliklere sahiptirler.
Bu özelliklerin bazıları bazı bireylere dezavantaj sağlarken bazı diğer özellikler diğer bireylere hayatta kalma konusunda avantaj sağlar.
Avantajlı olanlar daha fazla hayatta kalır, daha kolay ürer ve kendilerini avantajlı kılan genleri gelecek nesillere daha çok aktarırlar.
Böylece popülasyon ve nesil bazında baktığımızda avantajlı özellikler sayıca artar, dezavantajlı özellikler giderek azalır.
Bu seçilim mekanizmasına doğal seçilim denir.
Bu tür seçilim sonucu evrimleşen bütün özelliklere adaptasyon denir.
Doğal seçilim ve ona bağlı olarak geliştirdiği tüm bu fikirler Darwin'in teorisini güçlü kılmaktadır.
Darwin'den günümüze.
Darwin'in bu temelleri ileri sürmesinden beri birçok gelişme yaşanmış, çok daha teknik detaylar aydınlatılmış, çeşitliliği yaratan 20'ye yakın mekanizma, seçilime neden olan 5 farklı mekanizma
keşfedilmiştir. Darwin çeşitlilik mekanizmalarının hiçbirinden haberdar değildi çünkü genetik henüz bilinmiyordu.
Ancak seçilim mekanizmalarının neredeyse hepsini tam isabetle tanımlamayı başardı.
Ondan sonraki 150 yıl boyunca bu mekanizmaların her birine yüzlerce türden örnekler keşfedildi.
Hepsinden önemlisi genetik biliminin doğuşu sonrası gelen yeni moleküler araştırmalar evrimsel süreçleri birebir doğrulamayı başardı.
Bunun sonucunda bilim tarihinde modern sentez adı verilen genetik ile evrimi buluşturan büyük bir birleşme yaşandı.
O gün bugündür doğada ve laboratuvar koşullarında yapılan gözlem ve araştırmaların istisnasız hepsinde nesiller boyunca değişim gözlenebildi.
Böylece ufak değişimlerin birikerek büyük değişimlere neden olacağı da gösterilmiş oldu.
Uzun dönem laboratuvar deneylerinde bu gözlemler kontrollü ortamlarda da tekrar edilerek birebir doğrulandı.
Hatta evrimsel biyolojinin bu temelleri biyolojinin sınırlarını aşarak ekonomi, Politika, mimarlık ve mühendislikte kullanılmaya başlandı ve aynı derecede başarılı sonuçlar
elde edildi. Evrim bir bütün olarak doğanın her köşesinde gözlendi ve gözlenmeye devam ediyor.
Gerçekten de biyolojik olarak varoluşumuzu bu kadar net olarak açıklayabilen bir teoriye sahip olduğumuz için insanlık olarak çok şanslıyız.
Şimdi önemli olan bu teoriyi kullanarak doğayı çok daha iyi anlayabilmek.
Onu korumak ve onu kullanarak çok daha büyük atılımlara imza atmak.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
