COVID-19 Nedeniyle Okulların Kapanması, Çocuklar Üzerinde Yıllarca Sürecek Etkilere Yol Açabilir!
27 Mayıs 2020 · 11 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Covid-19 nedeniyle okulların kapanması çocuklar üzerinde yıllarca sürecek etkilere yol açabilir.
Yazar Oliver Franklin Wallace.
Uyarlayan Aylin Göçmen Seslendiren Funda Başak 2005 Ağustos'unda ABD tarihinin en yıkıcı felaketlerinden biri olan Katrina Kasırgası
yaşandı. 1800'den fazla kişinin ölümü ve tahmini olarak 372 bin çocuğun evsiz kalmasıyla sonuçlanan Katrina Kasırgası sırasında 100'den fazla okul binası yıkıldı, sağlam
kalanların yeniden eğitime başlaması ise haftalar sürdü.
Bölgedeki çocukların büyük bölümü olaydan sonraki bir yıllık sürede depresyon, kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu belirtileri gösterirken yapılan bir araştırma çocukların Katrina'dan
sonraki 5. eğitim yılında bile akademik olarak akranlarının bir yıl gerisinden geldiğini gösteriyordu.
İlk bakışta tropikal bir fırtınayla küresel pandeminin birbirleriyle karşılaştırılamayacak kadar farklı olduklarını düşünebiliriz.
Bununla birlikte bu doğal felaket, 1.3 milyon öğrencinin evlerinde kaldığı bir karantinanın olası sonuçlarını düşünmek ve dünyanın her tarafındaki ailelerin sorduğu o sorunun yanıtını aramak
için bize yol gösterebilir.
Okulların kapanmasının çocuklarımızın üzerinde uzun dönemli etkileri olacak mı?
Travmalar öğrenme kapasitesini etkiler.
Uzmanlar Katrina kasırgası ve diğer doğal felaketlerden edindikleri deneyimlerle deprem, fırtına, salgın hastalık gibi felaketlerin çocukların zihinsel, duygusal sağlıkları ve öğrenme
kapasiteleri üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini belirtiyorlar.
Melbourne Üniversitesi Jack Brockhoff Çocuk Sağlığı ve Refahı Programı yöneticisi Lisa Gibbs şöyle diyor.
Toparlanma süreci yaşanan felakete göre farklılık gösterse de insani etkileri birbirine benziyor.
Avustralya'da 2009 yılında yaşanan ve Kara Cumartesi olarak adlandırılan orman yangınlarından etkilenen bölgelerde çalışmalar yürüten Lisa Gibbs, çocukların yıllar sonra yapılan testlerde bile hem okuma
yazma hem de sayısal beceriler açısından akranlarının gerisinde kaldıklarını belirtiyor.
İçinde ciddi bir travma, kayıp barındıran ya da toplumsal yıkıma neden olan olaylar yaşadığımızda çocukların öğrenme kapasiteleri sekteye uğrar.
Öğrenciler yeniden okula başladıklarında da diğer öğrencilerle aralarındaki farkı kapatmak için uğraşacaklar.
Bu nedenle bu tip okul kapanmalarının çocuğun akademik yolculuğu üzerinde yaşam boyu sürecek etkiler olması olasıdır.
Araştırmacıların yanıtını bulmaları gereken önemli bir nokta ise çocuğun yaşadığı öğrenme kaybının ne kadarının okul kapanmasından, ne kadarının yaşanan travmanın tetikleyebileceği diğer faktörlerden kaynaklandığıdır.
Maalesef bu tip araştırmalar için yola çıktıklarında araştırmacıların karşılaştığı temel sorunlardan biri okul kapanmalarına dair yeterli veri bulunmaması oluyor.
Bunların içinde en belirgin örnek, Batı Afrika'da 5 milyon çocuğun etkilendiği ve etkileri 8 ay kadar süren 2014 Ebola krizi.
Bu süreç hakkında şaşırtıcı şekilde çok az veriye sahibiz.
1980'lerde ise Arjantin'de yaşanan ve öğrencilerin 90 güne kadar okul kayıpları yaşadığı öğretmen grevleri döneminde, öğrencilerinin yüksek eğitime devamlarının düştüğü, daha
fazla işsizlik yaşadıkları ve okula devam eden akranlarından %2 ila 3 oranında daha az kazandıklarına dair bulgularımız mevcut.
Uzaktan eğitim eşitsizliği nasıl artırıyor?
Covid-19 pandemisinin en temel karakteristiği daha önceki doğal felaketlerle karşılaştırılamayacak yoğunlukta uzaktan eğitim yapılması oldu.
Bu hizmet bazı ülkelerde devlet eliyle, bazı ülkelerde okul ya da öğretmenlerin kendi inisiyatifleriyle gerçekleşti.
Uzaktan eğitimin okulun yerini doldurup dolduramayacağına dair görüşlerse karışık.
Çünkü uzaktan eğitim uygulaması doğal felaketlerin başlattığı bir sorunun daha da büyümesine neden oluyor.
Ekonomik olarak dezavantajlı gruplar her zaman en olumsuz şekilde etkileniyor.
Bu süreçte hangi çocuğun neyi öğrendiğini bilmemiz de imkansız.
Bununla birlikte İngiltere'de Sutton Trust ve TeacherTap adlı öğretmen uygulamalarının verilerine göre özel okula giden bir öğrencinin uzaktan eğitimle her gün ders yapabilme olasılığı devlet okuluna
giden bir öğrencinin en az iki katı.
Aynı araştırmaya göre düşük gelir gruplarındaki öğrencilerin evde ders çalışma sürelerinde, öğrenme kalitelerinde ve ebeveynlerinden destek alabilme fırsatlarında ciddi düşüşler gözleniyor.
TeacherTap'in kurucularından Laura McInerney, öğretmenlerin %55'inin yoksul öğrencilerin günde bir saatten daha az ders çalıştıklarını düşündüğünü belirtiyor.
Uzaktan eğitim sistemlerini pandemiden önce de kullanan özel okul öğrencilerinin daha yüksek teknolojili araçlara ve daha hızlı internet erişimine sahip olduğunu ekleyen McInerney, özel okul öğrencilerinin
yarısına yakınının 9'dan 3'e kadar tam gün eğitim yaptığını, bunu başarabilen devlet okulu oranının ise %10'larda kaldığını belirtiyor.
Çocuğun travmayı yorumlama şekli önemli.
Louisiana Devlet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi'nden Prof.
Joy Osofsky şöyle diyor.
Çocuğun yaşanan kayıpları içselleştirme ve başına gelenleri yorumlama biçimi onun gelişimsel süreçlerini de etkiliyor.
Osofsky, mesleki hayatının büyük bölümünü Katrina'dan Fukushima'ya travmaların çocuklar üzerindeki etkilerini araştırarak geçirmiş.
Katrina'dan sonra çok fazla sorunla karşılaştık.
İnsanlar depresyon, kaygı bozukluğu gibi şikayetlerle geldiler.
Özellikle küçük çocuklar, okul öncesi ve ilkokul yaşındakiler davranışsal ve duygusal bozukluklar yaşadılar.
Ebeveynlerinden ayrılmak istemediler.
Travma sonrası çocuklarda sıklıkla görülen bir başka belirti ise regresyon, yani çocuğun kendi yaşından daha küçük bir çocukmuş gibi davranışlar göstermesi.
Çocuklar altını ıslatabilir, konuşmada gerilikler görülebilir, uyku sorunları yaşanabilir.
Yaşanan sıra dışı olaya böyle tepkiler vermek de doğaldır.
Pandemide hizmet verenlerin çocukları da etkilenebilir.
Bu tepkileri COVID-19 döneminde çevresinde ölümler yaşayan, yakınları sağlık personeli olan ya da pandemi görevlerinde bulunan, hatta sadece medyada COVID-19 haberlerine fazla maruz kalmış
çocuklarda bile görebiliriz.
Her felakette olduğu gibi burada da dolaylı etkilenmeler olacaktır.
Covid-19 sürecinde anne babası işini yitiren, ekonomik düzenleri bozulan, karantina koşulları olumsuz olan çocuklar da duygusal zorluklar yaşayabilirler.
Şimdilerde bilişsel esneklik üzerine çalışan Lisa Gibbs şöyle diyor.
Bilişsel esneklik kişinin büyük çapla zorluklara uyum gösterebilme becerisidir.
Ancak bu beceriyi bir insanı nitelendirmek için kullanmıyoruz.
Bu anlamlı değil.
Hepimizin uyum sağlama kapasitemizi belirleyen bazı becerilerimiz var.
Ancak bu daha çok kaynak olarak kullanabileceğimiz bir sosyal destek sistemiyle ilgili.
Bir başka deyişle bir çocuğun bilişsel esnekliğinden söz ettiğimizde aslında onun zorlukların üstesinden gelmesini destekleyecek bir çevreyi nasıl oluşturabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor.
Çocuklara fark yaratabileceklerini hissettirmek.
Daha önceki felaket deneyimlerine bakarak Lisa Gibbs ve diğer araştırmacılar çocukların zorluklarla başa çıkmasını sağlayacak en temel koşulların altını çiziyorlar.
Bunlar güvenlik duygusu, umut edebilme gücü ve birliktelik duygusu.
Gibbs'e göre bunu çocuklara kazandırabilmek için çeşitli uygulamalar da geliştirildi.
Çocuklar için çok basit ama etkili fikirler uygulandı.
Örneğin rengarenk tebeşirlerle yollara yazılan mesajlar, pencerelerden görünen gökkuşağı resimleri.
Bu uygulamalarla çok küçük yaştaki çocuklar bile parçası oldukları toplum için bir fark yaratabildiklerini, başkalarına umut olabildiklerini anladılar ve kendilerini daha güçlü hissettiler.
Aynı zamanda toplumun da çocukların karantina sonrası dünyanın yeni normlarına uyum sağlamasına destek olması gerekiyor.
Fukushima nükleer patlamasından sonra Japon hükümeti okullarda radyasyonla ilgili öğrettiklerini yeniden gözden geçirerek değiştirdi.
Avustralyalılar orman yangınları konusunda artık çok küçük yaşlardan itibaren eğitiliyorlar.
Covid-19 sonrasında da okullar yeni hijyen ve sosyal mesafe kurallarını öğretecek, kuşkusuz.
Eğitim açısından baktığımızda da okul kapanmasının başka bir kazanıma dönüşmesini sağlamak bizim elimizde.
Eğitim araştırmacısı John Hattin'in yazdığı gibi 2011'de Christchurch'taki depremden sonra öğretmenler öğrencilerle öyle yakından ilgilendiler ki akademik başarı eskisinden de yüksek notlara
çekildi. En az 5 yıllık COVID-19 sonrası plan.
Bunları sağlamak için GİPS, hükümetlere en azından 5 yıllık bir süreyi kapsayacak COVID sonrası plan hazırlanmasını tavsiye ediyor.
Bazı ülkeler ve bölgeler için COVID-19 iyileşme planı daha uzun bir süreyi bile kapsayabilir.
Ancak pandemiden bize kalan karamsar bir anı olsa da çocuklarımıza vermemiz gereken mesajın kesinlikle umut içermesi gerekiyor.
Ne yaşanırsa yaşansın, çocukların büyük bölümü iyileşiyor, normal ve mutlu bir hayatı kendi elleriyle kuruyorlar.
Travmalar dönüştürücüdür.
Bazıları eski hayatlarına dönerken bazıları o eski hayatın artık orada olmadığını görecek.
Yaşamanın ve düşünmenin başka bir yolunu yaratacaklar.
Covid-19 pandemisinden sonra da aynı şeyin yaşanacağına inanıyorum.
Bazı şeyler eski haline geri dönecek, bazı şeyler sonsuza kadar değişecek.
Kayıplarımız için yaz tutarken yeni bakış açılarımız için minnettar olacağız.
Hayata farklı şekilde bakabileceğimiz bir keşif olacak.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
