Transkript
Altyazı M.K.
Carl Sagan'ı genellikle bilime ve topluma ışık tutan sözleri, bilime halka anlatma konusundaki müthiş azmi ve başarısı ve benzeri toplumsal yanlarıyla tanıyoruz.
Popüler bilim, yani bilim popülerleştiriciliği, tıpkı akademik bilim gibi aşırı zaman alan ve çok zorlu bir sahadır.
Her iki sahanın da kendince derin zorlukları vardır.
Ancak şu bir gerçektir.
Popüler bilimsiz akademik bilim sürdürülebilir değildir, akademik bilimsiz popüler bilimse güvenilir değildir.
Çünkü halk bilimden haberdar edilmezse, Bilimi talep etmeleri gerektiğini bilemezler.
Bilime heyecan duymazlar, akademiye yönelen gençlerin sayısı giderek azalır.
Halk bilimsel gerçeklerden uzak, cahil, izole kalır.
Pil dışı kalelerden sadece akademisyenlerin anlayabileceği makaleler yazıp kenara çekilmek yetmez.
Öte yandan popüler bilim eğer akademik çalışmalarla beslenmezse, hali hazırda bilinen aynı şeylerin tekrarından ibaret kalacaktır.
Akademik temeli olmayan bilim, sahte bilimdir.
Her iki alanda da emek harcayan bilim insanları, İnsanlık için vazgeçilmez bir öneme sahiptir.
Her iki kitle de genel olarak insanlığın ileri gitmesini mümkün kılarlar.
İşte Carl Sagan gibi müthiş dehalar, bu iki yaka arasındaki köprüyü azimle, çalışkanlıkla ve zekalarıyla kurmayı başarmış önemli bilim insanlarıdır.
Meşhur Kuiper kuşağına da adını veren astronom Gerard Kuiper, bu konu ve Sagan ile ilgili şunları söylüyor.
Bazı insanlar bir laboratuvarda aşırı spesifik bir alanda çalışmak konusunda iyidirler.
Bazıları ise farklı bilim dalları arasında bir bağlantı gibidir.
Dr. Sagan bunlardan ikincisiydi.
Normalde popüler bilime yönelmek akademik bilimdeki başarıları azaltır.
Çünkü söylediğimiz gibi her ikisi de aşırı zorlu ve zaman alan işlerdir.
Dolayısıyla her ikisinin de hakkını vermek imkansıza yakındır.
Ancak nadiren bu ikisini bir arada ve sonuna kadar hakkıyla götürmeyi başaran dehalar yeryüzüne gelmektedir.
Carl Sagan bu dehalardan birisidir.
Gelin popüler bilime kattıklarını bir anlığına bir kenara bırakıp akademik alandaki çalışmalarına bir bakış atalım.
Carl Sagan'ın Akademik Çalışmaları Carl Sagan, Berkeley'deki California Üniversitesi'nde prestijli Miller Bursu ile doktora sonrası çalışmalarını sürdürürken yayınladığı Science makalesinin başarısı nedeniyle 1961
yılında Harvard Üniversitesi astronomları Fred Whipple ve Donald Menza tarafından üniversitede bir ders vermek üzere davet edildi.
Dersin bitmesinden kısa bir süre sonra kendisine Harvard Üniversitesi'nde yardımcı doçentlik teklifi götürüldü.
Harvard Üniversitesi'ndeki akademisyenliği sırasında bir yandığında dünyanın en prestijli akademik enstitülerinden olan Smithsonian Enstitüsü'nün astrofizik gözlem evinde çalışmaya başladı.
Bu çalışmaları sırasında çok geniş bir alanda inceleme ve gözlemlerde bulundu.
Akademik çalışmalar yürüttü.
Ancak tek bir konuya odaklanmak istemeyişi sonucunda o dönemin her profesör çok spesifik bir alanda çalışmak zorundadır yaklaşımı dolayısıyla Harvard Üniversitesi'nde kalıcı olmasını sağlayacak pozisyonu alamadı.
Kimisine göre bunun sebebi Carl Sagan'ın giderek yükselen bilim popülerleştiriciliği kariyeriydi.
Harvard Üniversitesi, Sagan'ın akademik çalışmalara eğilememesinden korkmuş olabilir.
Bir diğer üzücü durum, kimi akademisyenlerce popüler bilimin başkalarının fikirlerini çalıp kendini öne çıkarma şeklinde çarpık bir görüş olarak algılanmasıydı.
Halbuki 1999 yılında yayınlanan 3 ayrı biyografi, 2006 yılında NASA'dan David Morrison tarafından yayınlanan analiz, ve 2008 yılında Science and Public Policy dergisinde yayınlanan bir analiz,
Carl Sagan'ın Bilimler Akademisi adaylığı için sahip olduğu akademik çalışmaların akademiye kabul edilen diğer bilim insanları ile eşdeğer olduğunu göstermektedir.
Buna rağmen Sagan, 1964 yılında Harvard Üniversitesi'nin prestijli araştırma ödülü olan Smith Ödülü'ne layık görüldü.
Bunun sonucunda Carl Sagan, büyük astrofizikçi Thomas Golden talebi üzerine Carnal Üniversitesi'nin akademik kadrosuna katıldı.
Buradan öylesine memnun kaldı ki, 30 sene boyunca üniversitede araştırmalarını sürdürdü.
1970 yılında profesörlük unvanına yarışan Sagan, gezegensel araştırmalar laboratuvarının başına geçti.
Tüm bu süreçte yaptığı akademik çalışmalardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün.
Karl Sagan'ın çalışmalarından önce Mars'taki yüzey renklerinin değişimlerinin eskiden yaşamış ve yok olmuş bitki örtüsünden kaynaklandığı düşünülüyordu.
Sagan bunun nedeninin farklı yönlerde esen yüzey rüzgarları olduğunu gösterdi.
ve sonrasında yapılan uzay görevleri Sagan'ın öngörülerini doğruladı.
Mars üzerinde yaptığı çalışmalar birden fazla defa Science dergisinde yayınlandı.
Mars'ın tozlarıyla ilgili yaptığı bir diğer çalışma ise Nature dergisinde yayınlandı.
Europa'da Yaşam Sagan, Saturn'un uydusu olan Titan ile Jupiter'in uydusu Europa'da yaşam barınabileceğini öngören birkaç isimden biriydi.
Bu iki uydu günümüzde hala güney sistemin içerisinde Dünyadan sonra yaşam barınması muhtemel iki gök cismidir.
Titan'ın atmosferi üzerinde yaptığı çalışması Advanced Space Research dergisinde ve Nature dergisinde yayınlanmıştır.
Neptün'ün uydusu Triton Neptün gibi uzak bir gezegenin ufak uydusu Triton üzerinde en kapsamlı çalışmaları yürüten isimlerden birisi Carl Sagan'dır.
Sagan'ın uydunun rengi ve kimyası üzerinde yaptığı çalışma Science dergisinde yayınlanmıştır.
Bu gezegensel uydudaki rüzgarın savuşturduğu tozlar ile ilgili bir diğer makalesi ise Nature dergisinde yayınlanmıştır.
Uydunun stratosferik molekülleri ve organik çökeltileri ile ilgili bir diğer makalesi ise Geophysical Research Letters dergisinde yayınlanmıştır.
Bir çoğumuzun adını yakından bildiği Halley kuyruklu yıldızı üzerindeki en önemli çalışmalardan birine Carl Sagan imza atmıştır.
Kuyruklu yıldızın kuyruğunu kızılötesi spektrumda inceleyen Sagan, organik kalıntılar tespit etmeyi başarmıştır.
Bu makale Nature dergisinde yayınlanmıştır.
Saturn'un uydusu Ipetus Ipetus uzun bir süredir ta 1600'lü yıllardan beri akademisyenlerin ilgisini çeken bir uydudur.
Carl Sagan yaptığı çalışmalarla asırlara yayılan soru işaretlerini gidererek uydunun yüzeyindeki aydınlık ve karanlık bölgelerin organik kromoforlardan kaynaklandığını ortaya koymuştur.
Bu çalışmaları Nature dergisinde yayınlanmıştır.
Nükleer kış ve dünyada yaşamın sonu.
Soğuk Savaş'ın tam gaz devam ettiği bir dönemde hem akademisyenlik hem de bilim popülerleştiriciliği yapma gücüne sahip olan Sagan, Bu gücünü insanlık için en faydalı yönde kullanmayı yapmayı bilmiştir.
Ülkelerin bir hataya düşüp de birbirlerine nükleer füzelerle saldırmaları halinde olacak nükleer kışın nasıl bir mekanizmaya sahip olacağı ve fiziksel etkileriyle ilgili akademik çalışması Annual Review of Earth and
Planetary Science dergisinde yayınlanmıştır.
Bir diğer çalışmaları ise Science dergisinde yayınlanmıştır.
Dünyada erken güneş solması paradoksu ve sera gazı etkisi.
Sagan'ın en ilginç akademik çalışmalarından birisi erken dünyadaki amonyak miktarının bir sere gazı etkisi yaratarak güneşin etkilerinin daha kısa sürede azalmasına sebep olabileceği ile ilgiliydi.
Christopher Chiba ile yaptıkları çalışma sonucunda metanfotolizi sonucunda amonyağın yeterince korunabileceğini ve bu sayede gezegenimizin erken dönemlerindeki sıcaklığın donma noktasının üzerinde tutulabildiğini gösterdiler.
Bu çalışmaları Science dergisinde özel makale olarak yayınlandı.
Carl Sagan'ın çalışmalarından önce Venüs'ün bir zamanlar dünyadaki gibi hatta dünyadan daha tropik bir iklime sahip olduğu düşünülüyordu.
Sagan çalışmaları sonucunda Venüs'ün tam tersine sıcak ve kuru olduğunu bu nedenle yaşam barındıramayacağını gösterdi.
Venüs'ün bulutlarının radyo dalgası saçılımlarını inceleyen Sagan, yüzey sıcaklığının 480 derece civarında olması gerektiğini gösterdi.
Daha sonra kendisinin de bizzat görev aldığı NASA'nın mariner uzay görevleri sonucunda öngörüleri aynen doğrulandı.
Ayrıca Sagan, Venüs'te bir zamanlar su bulunabileceğini ancak bu suyun sera gazı etkisiyle buharlaştığını gösteren ilk kişi oldu.
Dahası aynı gezegensel süreçlerin dünyada da şu anda görüldüğünü dolayısıyla tehdit altında olduğumuzu vurgulayan ilk kişi oldu.
Sagan'ın bu çalışmaları Science dergisine yayınlandı.
Organik moleküllerin dünya dışında oluşumu Dünya dışı yaşama ve yaşamın erken evrimine büyük ilgi duyan Sagan, organik moleküllerin dünyaya nasıl geldiğine yönelik çalışmalar yürütmüş, gezegenimizdeki
yaşamı mümkün kılacak organik bileşiklerin kaynaklarını incelemiştir.
Sagan'ın bu alandaki çalışması Nature dergisine yayınlanmıştır.
Bu moleküllerin dünyaya kuyruklu yıldızlar ile gelebileceğine dair çalışmaları Science dergisinde yayınlanmıştır.
Organik maddelerin doğası ve kökeni üzerine yaptığı bazı diğer çalışmaları ise ve Journal of Geophysics dergisinde yayınlanmıştır.
Bu organik moleküllerin atmosferik uygulamaları ile ilgili bir araştırmaları ise Canadian Journal of Chemistry dergisinde yayınlanmıştır.
Titan'ın organik yapısına, manyetosferine ve diğer gezegensel özelliklerine dair yayınlanan diğer akademik makalelerine buradan ulaşılabilir.
Jüpiter ve Titan'ın atmosferinde bulunan polisiklik aromatik hidrokarbonlara yönelik makalesi ise The Astrophysical Journal dergisine yayınlanmıştır.
NASA danışmanlığı ve Apollo görevleri Sagan, NASA'nın ilk kuruluşundan itibaren en önemli danışmanlarından biri olarak çalışmalarını sürdürdü.
Örneğin Apollo astronotlarının Ay'a gönderilmesinden önce onlara briefing verip yapmaları gerekenlerin üzerinden geçen kişi Sagan'dı.
Sagan ayrıca NASA tarafından güneş sistemini keşfetmek üzere yapılan robotik görevlerin hemen hepsinde yer aldı.
Örneğin öncelikle Pioneer 10 ve Pioneer 11 sonrasında Voyager 1 ve Voyager 2 sondalarına eklenen Altın plak üzerinde çalışan kişi Sagan'dı.
Voyager 2 sondasının Neptün geçişi sırasında elde ettikleri verilerle ilgili bir akademik makalesi Science dergisinde yayınlanmıştır.
Ayrıca dünyanın uzaydan fotoğraflanması ile ilgili akademik çalışmalardan birisi Journal of Geophysics dergisinde yayınlanmıştır.
Ayın uzaydan fotoğraflanması ile ilgili çalışmaları ise Science dergisinde yayınlanmıştır.
Dünyada yaşamın bulunup bulunmadığını Galileo gibi bir uzay sondası ile tespit edip edemeyeceğimize dair ilginç bir diğer makalesi ise Nature dergisine yayınlanmıştır.
Dünya dışı zeki yaşam arayışı Carl Sagan, ABD'nin dünya dışı yaşam arama programı olan SETİ'nin öncü bilim insanlarından birisiydi.
SETİ, bugüne kadar uzay dışı yaşama dair hiçbirize rastlamadı ancak çabaları devam ediyor.
Öte yandan Sagan'ın galaksiler arası medeniyetleri ile ilgili popüler çalışmaları Astronom and Geophysics dergisinde, akademik çalışmaları ise The Astrophysical Journal dergisinde yayınlandı.
UFO'lara yönelik incelemeler Carl Sagan ömrü boyunca UFO fanatikleriyle mücadele ederek bilimin sahte bilim tarafından bulandırılmasının önüne geçmeye çalıştı.
Sayısız UFO iddiasını bilimsel verilerle çürüttü ve bu sayede halk arasında dolanan yalan haberlerin ortadan kaldırılmasına katkı sağladı.
Bu konuda ABD kongresi önünde bilir kişi olarak ifade verdi.
Planetary Soy City Günümüzde de en önde gelen bilim cemiyetlerinden biri olan gezegensel cemiyetin kurucusudur.
Cemiyet, sayısız genç bilim insanının önünü ve ufkunu açmayı hedeflemektedir.
Sonuç Liste böyle uzayıp gidiyor.
Ancak Sagan'ın onca kitap, belgesel, konuşma arasında bir de bu müthiş çalışmaları yürütüp dünyanın en prestijli akademik dergilerinde yayın yapabilmiş olması takdire şayandır.
Ne yazık ki Sagan 1996 yılında 62 yaşındayken miyolo dispilaze hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti.
3 defa kemik iliği transferi yapılmasına rağmen iyileştirilemedi ve sonunda şiddetli bir şekilde zatürreye yakalanarak hayatını kaybetti.
Kendisini derin bir saygıyla anıyoruz.
Seslendiren Altay Kenger Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
