Breaking Bad Dizisindeki Metamfetamin Üretim Yöntemi Bilimsel Olarak Gerçekçi mi?
29 Aralık 2023 · 8 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Breaking Bad dizisindeki metanfetamin üretim yöntemi bilimsel olarak gerçekçi mi?
Eminiz ki okullarımızın arasında haddi sayılır bir çoğunluk.
merakla Breaking Bad'i izlemiştir ve sonlandığı için derin ve tedavi edilemez bir üzüntü duyuyordur.
Biz de onlara yönelik olarak anılarını tazelemek ve hayranlıklarını geliştirmek amacıyla ufak bir çevre derlemesi yapmak istedik.
Hikayeyi bilmeyenler için çok ufak bir özet geçelim.
İlerleyen yaşlarında olan Walter White isimli bir kimya öğretmenine tedavi edilemez düzeyde akciğer kanseri tesisi konur ve bu öğretmenin hayatını değiştirir.
Çünkü ömrünün sonlarına yaklaşırken o güne kadar sıradan ve normal bir öğretmen hayatı sürmüştür.
Ancak hem ailesinin onun ölümünden sonra rahat yaşayabilmesi hem de ömrünün son yıllarında biraz aksiyon yaşayabilmek adına çılgınca bir işe kalkışır ve diziye de adını veren olay gerçekleşir,
yoldan çıkar. Eski bir öğrencisiyle dünyanın en etkili ve tehlikeli uyuşturucusu olarak bilinen metafetinin üretimine girer ve kimya bilgilerini kullanarak neredeyse %100 saf metanfetamin
üretir. Bu derecede saf met piyasada bulunmadığından çok hızlı şekilde para kazanmaya başlar.
Ancak tabii bu süreçte başına bin bir türlü iş açılır ve dizi bunun üzerinden ilerleyen bir kara dramadır.
Peki Walter White üzerinden dönen bu hikayenin kimyasal tarafı ne kadar bilimsel?
Gerçekten %100 saflığa yakın metanfetamin üretilebilir mi?
Hikaye kurgusu içerisinde değinilen noktalar bilimsel temele sahip mi?
Bu soruların cevabını bir analitik kimyacı ve internet yazarı olan Jonathan Parkinson şöyle özetliyor.
Breaking Bad bilimsel açıdan çok başarılı bir grafik sergiliyor.
Yazarların ev ödevlerini iyi yaptığını söyleyebiliriz.
Normalde metanfetamin, herkesin kolaylıkla yarışabileceği, dekonjektan etkili sudafetin kimyasal süreçlere tabi tutulması sonucunda üretilebiliyor.
Bu sebeple sudafet tüketimi birçok ülkede yakından takip ediliyor.
Ancak dizideki kimya öğretmeni Walt bu metot yerine P2P adı verilen bir yönteme başvuruyor.
Analitik kimyacı Parkinson asla met pişirmeyi denemediğini söylese de P2P isimli metodun bilimsel olarak geçerli olduğunu söylüyor.
Walt'un tarifi Uyarı Sevgili uyuşturucu müptelaları, lütfen heveslenmeyiniz.
Burada tüm detayları vermeyecek ve en önemli birkaç basamağı atlayacağız.
Evrim ağacını zehirli emellerinize alet edeceğimizi sanmıyordunuz değil mi?
Sudafetin meta dönüştürülmesi bahsettiğimiz gibi tamamen doğru bilinen bir süreçtir.
Sudafet içerisindeki aktif bileşen olan pisodefetrin, met ile neredeyse aynı kimyasaldır.
Dolayısıyla birini diğerine dönüştürmek birkaç basit adımdan ibarettir.
Kibrit kutularındaki kibriti yakmaya yarayan şeritten elde edilecek kırmızı fosfor ve iodine ilişimi olan herhangi biri sudafetin meta dönüştürebilir.
Çünkü bu iki kimyasal sudafetin içerisindeki oksijen ve hidrojeni ayırarak geriye sadece metanfetamin denen kimyasalı bırakır.
Parkinson şöyle diyor.
Ancak dizide bahsedilen P2P yöntemi çok daha karışık.
Molekülleri tek tek birleştirmenizi gerektiriyor.
P2P adını fenilikipropanol sözcüğünden alıyor.
Bu, dizideki Walter karakterinin kimyasal süreç içerisinde ürettiği ara maddelerden biri.
P2P molekülü de sudafet ve met ile benzer bir kimyasal yapıya sahip.
Tıpkı bir anahtar gibi halkasal bir karbon düğümüne ve kısa bir karbon boynuna sahip.
Bunlara da öbek haline bazı kimyasal gruplar bağlı.
P2P'yi meta dönüştürmek için tek yapmanız gereken anahtarın dişlerini değiştirmek.
Ancak dizide Amerikan uyuşturucuyla mücadele darisi de P2P yönteminden haberdar ve bu yüzden bu yöntemi de yakından takip ediyor.
Dolayısıyla Walter yakalanmamak adına P2P'yi Parkas'ın deyimiyle sodyumu olan her kimyagerin üretebileceği kötü kokulu bir diğer kimyasal aracılığıyla üretiyor.
Bu kimyasalı tepkimeye sokarak yukarıda bahsettiğimiz diş yapısını değiştiriyor ve metanfetamin sözcüğündeki met kısmını üretiyor.
Burada dizinin gereksiz yere dramatize ettiği ve abarttığı bir noktayı verelim.
Dizide Walter sürekli olarak kimya laboratuvarından metilamin çalıyor.
Parkas'ın şöyle diyor.
Gerçekte Volt gibi bir kimyacı bunu herkesin erişimi olan basit kimyasallarla üretebilir.
Yapması çok kolay.
Sanıyorum ki metil amini laboratuvardan çalmak çok daha havalı.
Volt'un tarifinin son basamağı ise kimyasala bir grup hidrojen atomunu bağlamak.
Buna indirgeye nominasyon adı veriliyor ve yine gerçek hayatta kullanılan bir yöntem.
Kısaca özetlersek, Volt'un tarifinin her basamağı gerçek bir kimyasal sürecin taklidi ve dolayısıyla gerçek.
Peki doğru sıcaklık, zamanlama ve yöntemlerle gerçekten de %100 saflığa yakın mek pişirmek mümkün mü?
Ayna moleküller.
Volt, metilamin kimyasalını P2P'ye eklediğinde aslında iki farklı kimyasal elde ediyor ve bunlar birbirinin ayna görüntüsü şeklinde.
Bunun sebebi metilamin anahtarın iki tarafına da bağlanabiliyor olması ve bunu bir kimyager kontrol edemiyor.
Dolayısıyla Parkinson 50'lilik bir karışım elde edebilirsiniz diye özetliyor.
Tıpkı karbon moleküllerinin sadece birbirine bağlanma türüne göre bir yanda kömür, diğer yanda elmas oluşabildiği gibi bu durumda da bir molekülün bile yerinin değişmesi, ciddi anlamda farklı özelliklerin de olmasına neden
olabilir. Üretimdeki kimyasallardan birinin yerinin farklı olması, metanfetaminin enantiomeri denen ikinci yapısının oluşmasına neden olabilir.
Ve işte saflığı bozan da budur.
Parkas'ın aradaki devasa farkı şöyle özetliyor.
Bunlardan biri sizi uçuracakken, diğeri sadece burun tıkanıklığınızı açan etki yaratır.
İlginç bir bilgi, metanfetaminin ters molekülü sıradan burun açıcılar içerisindeki aktif molekül olarak bulunmaktadır.
Şimdi can alıcı nokta şurası.
Eğer üretebilecek metanfetamin ister istemez %50 saflıkta oluyorsa, Voltron pişirdikleri nasıl %100'e yakın olabiliyor?
İşte burası kimya açısından biraz sıkıntılı.
Çünkü metanfetamini aynı molekülden ayırmak mümkün olsa da bu süreç çok uğraştırıcı, çok zor, çok masraflı ve çok zaman alan bir süreç.
Üstelik met pişirme sırasında yaptıklarına bakılırsa Volt bu yöntemlerin hiçbirini kullanmıyor.
Tabii ki burada yazarların özgürlüğünü ve hayal gücünü devreye sokarak sorunu çözebiliriz.
Ancak işte bilim de biraz bu noktada devreye giriyor.
Hayal gücümüz sınırsıda yakın olsa da bunların isabetliliğini bilgi ve gerçekler sınırlandırıyor.
Bu yüzden Walt'un tarifi doğru olsa da sonucu bilimsel olarak hatalı oluyor.
En iyisi sorunu çözmek için şöyle diyelim.
Walt belki de hiçbirimizin bilmediği bir saflaştırma yöntemi keşfetti ve kimseyle paylaşmak istemiyor.
Ne dersiniz? Parkes'in anlatımını şöyle özetliyor.
Bu bilimsel hata beni rahatsız etmiyor.
Çok yaratıcı bir dizi ve belki de Walt inanılmaz zekice bir şey yaptı ve biz bunu bilmiyoruz.
Bence diziyi daha ilginç yapan da bu.
Bu arada yazı boyunca Matt'in ne kadar berbat ve ölümcül bir kimyasal olduğunu birkaç fotoğrafla anlatmaya çalıştık.
ABD'de Matt'e karşı kampanya bir kere bile denemeyin şeklinde yapılıyor.
Çünkü birkaç ay ile birkaç yıl arasındaki bir sürede bireyi bilişsel ve fiziksel olarak çökertip esiri haline getirebiliyor.
Dolayısıyla Matt bir kere bile denemeyin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
