Transkript
Bir gaz devi olan Jüpiter üzerinde ayakta durabilir miydik?
Jüpiter'in atmosferine iniş yapacak olsaydınız ne olurdu?
Yazar Reddit. Uyarlayan Çağrı Mert Bakırcı.
Seslendiren Akın Karahasan.
Jüpiter devasa bir gaz küresidir.
Yani bizim dünyamız gibi kaya yapılı değildir.
Hay böyle olunca akla gelen ilginç sorulardan birisi bu dev üzerinde ayakta durup duramayacağımız oluyor.
Cevaplamaya çalışalım. İlk olarak tahmin edebileceğiniz gibi eğer ki üzerinizde bir astronot kıyafeti yoksa sadece birkaç saniye içerisinde ölürdünüz.
Çünkü Jüpiter'in atmosferinin hiçbir seviyesinde oksijen bulunmuyor.
Ancak tartışmayı sürdürebilmek adına diyelim ki astronot kıyafetiniz var.
Bu noktada Jüpiter üzerinde derken ya da Jüpiter'e ayak basmak derken ne kastettiğimizi netleştirmemiz gerekmektedir.
Çünkü Jüpiter'in bir yüzeyi dolayısıyla üzeri yoktur.
Tamamen gazdan ibarettir.
Dünya gibi kaya yapılı gezegenlerde genellikle katı ve atmosferik gaz üst üste olduğu için ayak basma kalıbı anlam ifade edebilmektedir.
Ancak Jüpiter için böyle bir şeyden bahsedemeyiz bile.
Jüpiter'deki durum merkezde çok daha yoğun.
olan merkezden uzaklaştıkça incelen gaz katmanlarıdır.
Bunlar katılar gibi davranmazlar.
Dolayısıyla üzerlerinde ayakta duramazsınız.
Pekala yine de tartışmayı öteye götürmek adına şu soruyu soralım.
Diyelim ki Jüpiter'in kütle çekimine yakalanabileceğiniz bir noktada bırakıldınız.
Ne olurdu? Yörüngesine girip de yeterince gezegene yaklaşıncaya kadar çekildiğinizde radyasyon zehirlenmesi sizi son derece hızlı bir şekilde öldürürdü.
Kıyafetiniz olsa bile. Jüpiter'in atmosferindeki radyasyon oranlarına hiçbir bildik atmosfer kıyafeti dayanamazdı.
Dolayısıyla yine sorumuza cevap alamadık.
Cevap vermek için... Diyelim ki radyasyona direnç sağlayan süper kıyafetlerimiz var.
Bu defa da gezegenin aşırı güçlü kütle çekimi sizi müthiş bir hızla merkezine doğru çekerdi.
Jüpiter'deki kütle çekimi dünyanınkinden 2,5 kat fazladır.
Yani dünyada bulunduğunuz yerde dururken Jüpiter'de ne olacağını hayal etmek isterseniz 150 kilogram ağırlık kaldırmayı deneyebilirsiniz.
Üzerinizdeki ek kuvvet kabaca o kadar olacaktır.
Bu kuvvetin etkisi altında gezegenin atmosferine girdiğiniz anda dünya atmosferine giren bir meteor gibi bir yanı verirdiniz.
Bu durumda diyelim ki... Diyelim ki Jüpiter atmosferinin o kadar yüksek bir noktasından değil de ortalarında bir yerinde bırakıldınız.
Bu noktada basınç kabaca dünya atmosferinin üzerimize uyguladığı kadardır.
İşte şimdi konuşmaya başladık.
Yine düşerdiniz ancak o anda gaz devirinin oldukça kalın bölgelerinde olduğunuz için ulaşabileceğiniz maksimum serbest düşme hızı oldukça ufak olurdu.
Oldukça ufak derken saatte 3200 kilometrecik falan.
Yani yine olmadı.
Fakat dünyada bu hızla düşecek olsanız sürtünme hızlısı ve süpersonik sıkıştırma nedeniyle çok daha hızlı ölürdünüz.
Jüpiter'in kalın atmosferi en azından bunlara engel olurdu.
Olabilirdi yani. Hadi yine de diyelim ki yaşamayı başardınız.
Ölmemeniz için size bir paraşüt verelim.
Bu sayede diyelim ki saniyede 100 metre hızla düşüyorsunuz.
Bu duruma epey konforlu olacağını söyleyebilirsiniz çünkü bu seviyede Jüpiter'in sıcaklığı yaklaşık 0 derecedir.
Püfür püfür gezegenin daha iç kısımlarına doğru ilerlediniz.
Belki tek sorun amonyak bulutları olurdu ancak onu da görmezden gelelim.
Yaklaşık 5 dakikalık bir düşüş sonrasında üzerinizdeki basınç dünyanın kinet 2 katına ulaşıldı.
Bulutların yapısı bu noktadan itibaren biraz daha değişirdi.
Amonyum hidrosülfit ve amonyum sülfitten oluşurdu.
Bunlar normal bulutlara oldukça benzerler ancak birazcık daha kahverengisidir ve...
Derinlere indikçe bu kahverengilik de artar.
Birçok insan sözünü ettiğimiz basınç artışından pek fazla etkilenmeyeceğimize şaşıracaktır.
Çünkü asla basınçla ilgili sorunları ani basınç düşmelerinde yaşarız.
Basınç artışlarında değil.
Tabi çok ani bir basınç artışta zarar verici olacaktır.
Ancak basınç düşmesine göre çok daha az.
Eğer ki basınç artışı yavaş ve istikrarlı ise vücudumuzdaki boşluklar içerisindeki gazları dengeleyerek basıncımızı sağlayacaktır.
Bu tıpkı dalış yapmak gibidir.
Birden 500 metre derine inemezsiniz.
Ve birazcık deneyimliyseniz artan basınca rahatlıkla dayanabilirsiniz.
Yaklaşık 10 dakikalık bir düşüş sonrasında artık basınç dünyanınkinin...
4 katına çıkmıştır. Bu basınç 100 metre derine dalış yapan bir dalgacın deneyimleriyle aynıdır.
Sıcaklık da iyiden iyiye düşmüştür.
Eksi 40 derece civarına.
Ancak astronot kıyafetleriniz muhtemelen sizi bu sıcaklıkta fazlasıyla koruyabilecektir.
Bu seviyede bulutlar buz kristallerinden oluşur.
Tıpkı dünyanın yüksek bölgelerinde olduğu gibi.
Ama artık işler biraz daha ürperticidir.
Çünkü karanlık olmaya başlar.
Üzerinizdeki gazlar güneş ışığının geçmesine engel olmaya başlar.
Ayrıca saatte... 720 kilometreye varan yanal rüzgarlar ile boğuşmaya başlamanız gerekir.
Fakat ilginçtir. Bunu pek hissetmezsiniz bile.
Çünkü bu rüzgarlar türbülanslı değildir.
Son derece düzgün akışlara sahiptirler.
15 dakika daha geçince artık basınç dünyanınkinin 10 katıdır.
Bu noktada oksijen seviyeleri oldukça yüksektir.
Ancak bir sorun var. Bu kadar yüksek basınç altında oksijen son derece zehirlidir.
Çünkü evrimsel süreçte dünya üzerindeki canlılar dünya şartlarındaki basınç oranlarına göre evrimleşmişlerdir.
Jüpiter'deki basınç oksijenin zehirliyici etkisini katlayarak arttırır.
Bu noktada diğer bir sorun azot narkozudur.
Bu tıpkı diş hekimlerinin kullandığı nitrojen oksit gazı solumak gibidir.
Ancak dozu ve şiddeti çok daha fazla olduğu için çok kısa sürede sizi komaya sokabilir ve öldürebilir.
Dolayısıyla hayatta kalmak istiyorsanız iyi bir oksijen tüpünüz olmalı ve dışarıdaki gazları tam olarak filtreyebilmeli.
Bunların sağlandığı varsayılırsa artık mutlu mesut inişe devam edebilirsiniz.
Hatta epey rahatsınız çünkü sıcaklık artık tekrar 23 derece civarına çıkmıştır.
1-25 dakika daha düştüğünüzde sorunlarla karşılaşmaya başlarsınız.
Ve hiçbir şeyi görmezsiniz.
Sıcaklık da sürekli artar.
Çoktan 100 dereceyi geçmiştir.
Muhtemelen kıyafetinizin sistemleri aksamaya başlayacaktır.
Sadece birkaç dakika sonra sıcaklık 200 dereceyi de geçer.
Artık pek fazla zamanınız kalmamıştır.
Sizi bekleyen dehşet verici ölümle yüzleşmemek için görev başında size verilen siyanür kapsülünü yutuverirsiniz.
Birkaç dakika içinde artık olan bitenden haberiniz yoktur.
Ancak vücudunuz düşmeye devam eder.
Ne yazık ki bu seviyelerden sonra durumun ne olacağına dair pek bir fikrimiz yok.
Çünkü gezegenin yapısını tam bilemiyoruz.
Basınç ve yoğunluk artık aşırı yüksektir.
Atmosferin çoğunu oluşturan hidrojen artık sıvıdır ve sıcaklık birkaç bin dereceye geçmiştir.
Ne yazık ki artık hiç oksijen yoktur.
Bu nedenle vücudunuz kömürümsü bir maddeye dönüşür ve düşüşünü sürdürür.
Basınç önce dünyanınkinin bin katını sonra on bin katını geçer.
Vücudunuz basınç altında büzülmeye başlar.
Nihayetinde iki milyon bar basınca ve beş bin derece civarında bir sıcaklığa ulaşınca artık düşüşünüz durur.
Buna düşüş demek pek de doğru olmaz.
Batmak demek daha doğru olabilir.
Neden durdu? Çünkü vücudumuz metre küp başına yaklaşık 1000 kilogramlık bir yoğunluğa sahiptir.
Etrafınızdaki gaz ziyanı da bu seviyedeyken hemen hemen buna eşittir.
Dolayısıyla tıpkı su içerisine atılan, suyla eşit yoğunlukta olan bir cisim batmaması gibi siz de artık batamazsınız.
İşte orada karbonlaşmış cesediniz kalır.
Evrenin sonuna kadar.
En azından Jüpiter yok oluncaya kadar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
