Bilim İnsanları 17.000 Yıllık Yünlü Mamut'un Davranışlarını Nasıl Bilebiliyorlar?
12 Kasım 2024 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Alper Kağan Selçukoglu Davranışların incelenmesi, bize organizmaların çevrelerine nasıl yanıt verdiği ve bu yanıtların evrimsel kökenleri hakkında derinlemesine
bilgi sular. İnsanlar söz konusu olduğunda, psikoloji ve sosyoloji gibi bilimler, davranışın temel bileşenlerini ve bu davranışların bireyler ve toplumlar üzerindeki etkilerini
anlamamıza yardımcı olur.
Öte yandan etoloji ise, İnsan harici hayvanlar aleminin davranışsal dinamiklerini ve bu davranışların ekolojik ve evrimsel bağlamlarını inceler.
Bu disiplinler hayvanların ve insanların dünyalarını daha iyi anlamamızı ve birbirimizle ve doğa-dünya ile olan ilişkimizi daha iyi yönetmemiz için öğretiler sağlar.
Nesli tükenmiş hayvanlar söz konusu olduğunda onların davranışları hakkındaki bilgimiz sınırlıdır.
Çünkü bu hayvanları doğal ortamlarında doğrudan gözlemleme fırsatımız yoktur.
Fakat gözden şansı olmasa da epey kapsamlı tahminler mevcuttur.
Kalıntıları bulunan ve Kik adı verilen yünlü mamut biriyi, buzul çağından kalan ve icayesi bilinen ender memeli hayvanlardan biridir.
Kik, yaklaşık 17 bin yüzyıl önce Alaska'nın iç kesimlerinde Kuzeyde Buruk Sıradağları ve güneyde Alaska Sıradağları arasında
dünyaya gelmiştir.
O dönemde bu bölge Bering Karaköprüsü üzerinde Sibirya'ya ve Batı Avrupa'ya kadar uzanan soğuk ve kuru bir çayırlık olarak karşımıza çıkar.
Bu geniş bölgeye bölgenin en ikonik hayvanlarından dolayı Mamut Sitepleri adı verilmiştir.
Batı Avrupa'nın İver Yarımadası'ndan başlayarak, Aldrasya üzerinden Kuzey Amerika'ya ve günümüzdeki Alaska ve Kanada bölgelerine kadar uzanan engin bir biyondu.
Arktik adalarından Çin'e kadar olan bu alan, Kuzey Yarımkürenin büyük bir bölümünü kapsıyordu.
Bu etkileyici genişlik, küresel ekosistemde hayati bir rol oynayarak, sadece kapsamlı olmakla kalmıyor, Aynı zamanda oldukça önem arz ediyordu.
Mamut bozkırların içlimi günümüz Arktikine, Kuzey Kutbu'na kıyasla oldukça soğuk ve kuraktı.
Fakat bu sert koşullara rağmen geniş ve düz bir araziyi kaplayan ve çoğunlukla otlaklardan oluşan zengin bir peysajı barındırıyordu.
Arazi zaman zaman mehirler tarafından oyularak vadiler, yarıklar ve küçük boğazlar gibi çeşitli coğrafi özelliklerle kesilmişti.
Bu biyom çeşitli otlar, bitkiler ve çalılar gibi yüksek verimli bitki ortasını destekliyor ve çağın çeşitli megafarmalarına besin sağlıyordu.
bozkır bizo, atlar, yünlü gergedan ve ikonik yünlü mamut gibi dev otçuların hüküm sürdüğü zengin bir yaşam dokusuna tanık oldu.
Bu dev otçular, çevrelerini şekillendiriyor ve kahverengi ayılar, mağaraya da bozkır atlanları, kılıç dişli ketiler, gelincikler ve kurtlar
gibi çeşitli etçilerin avı haline geliyorlardı.
Bu mega fauna topluduğu, Bugünkü arktikten daha sert bir yaşam dolu bir ekosistem sürdürme konusunda merkezi bir rol oynayarak bu durumu verimlilik
paradoksu olarak bilinen olguyu ortaya koyuyordu.
Tam da bu nedenle 2023 yılı itibariyle mağotlar üzerine yoğun çür diriltimi çalışmaları gerçekleştirilmektedir.
Buradaki temel hedef Mamutların bir zamanlar üstlendiği ekolojik rolleri yerine getirebilecek mamut benzeri bir canlı yaratarak bu eski ekosistemleri yeniden
canlandırmak ve bu sayede küresel iklim değişikliğiyle daha etkili bir şekilde mücadele edebilmektir.
Öte yandan mamut bozkırları, insanoğlunun erişiminden tamamen soyutlanmış alanlar değillerdir.
Afrika'nın sakinlerinden modern insanlar, Bu belzersiz biyoma doğru bir yolculuk yaparak yaklaşık 32 bin yıl önceki kuzeydoğu Sibirya'daki arktik çemberine ulaştılar.
Bu erken yerleşimciler çevrelerindeki zengin ve çeşitli ekosistemle derin bir etkileşim kurarak onu umum sağlamayı ve zaman içinde ola dönüştürmeye başladılar.
Ancak ekolojik önemine rağmen mamut bozkırları ciddi bir gerileme yaşadı.
Yaklaşık 100 bin yıl boyunca büyük değişiklikler yaşamadan gelişen bu biyon yaklaşık 12 bin yıl önce dramatik bir şekilde geriledi ve bir zamanlar geniş olan rominasyonu
sadece küçük bölgelere indirgedi.
Bu değişim son buzul maksimumu sırasında Biyomun eşsiz koşulları altında bir zamanlar gelişen pek çok bitki ve hayvan türü için bir dönemin soluğu işaret ediyor
ve önemli ekolojik dönüşümlerin ayak seslerini duyuruyordu.
Bu dönüşü, bir zamanlar Mahmut Bozkırı'nın geniş sılırlarında serbestçe dolaşan ve yaşayan çeşitli bitki ve hayvan türlerinin artık daha dar ve sılırlı alanlarda yaşamak zorunda kaldıkları
yeni bir dönemdi. Biyomun bu yok oluşu, Yalnızca mamut bozkırlarının kendisinin değil, aynı zamanda bu eşsiz ekosistemin bir parçası olan ve onunla birlikte
evrimleşen faysal canlı türünün de tarih sahnesinden yavaşça çekilmesine neden oldu.
Bu canlılardan biri ve belki de en ünlüsü yündü mağutlardı.
Bu devasa canlılar ekosistemin temel taşlarından biriydi ve onların kaybolması doğal dünyanın dengesini değiştirdi.
Yünlü mamut, kek Yetişkin erkek yünlü mamutlar, omuz hizasından yaklaşık 3.7 metre yüksekliğine ulaşırken, kalın bir deriye, kürklü bir
deri tabakasına ve uzun dişlere sahiplerdir.
Hiçbir doğal avcı bir yetişkin mamutu kolay kolay alt edemezdi.
Fakat genç mamutlar, görece daha küçük ebatlarıyla kılıç dişli kediler için cazip av durumundaydılar.
Kit ve sürü arkadaşları, 230 kilogramdan fazla ağırlığında ve mamut derisinin derebilecek uzun köpek dişleri olan bu avcılara karşı hep tetikte olmak zorundalardı.
Mağara aslanları da başka bir tehditti.
Ayrıca etrafta bozkır bizonları, dev kısa yüzlü ayılarla bugün bile görmeye alışık olduğunuz kurtlar ve boz ayılar mevcuttu.
Çiçeğin hayatının ilk iki yıldır çoğunlukla Yukon nehrinin alt havzasında büyük olasılıkla bir ana erkeği sürünün parçası olarak geçti.
Sonraki 14 yıl içindeyse genç mamutun hareket alanı büyük ölçüde genişledi.
Sürüsüyle birlikte Brooks ve Alaska sıra dağlarının eteklerinden genişleyen uçsuz bucaksız mamut siteplerinde 400 kilometreye varan mesafelerde yol aldığı hesaplanmıştı.
Araştırmalar, kikin ömrünün büyük bir kısmında günde ortalama 16 kilometreden daha az seyahat etmediğini ortaya koyuyor.
Bu derinlemesine bilgi birikimi, insan zihninden kaçınılmaz olarak, acaba bilim insanları eski zamanlara ait bu kadar ayrıntılı bilgiyi nasıl elde ediyorlar, sorusunu uyandırabilir.
Bu sorunun cevabı paleontoloji alanında önemli bir ilerlemeyi temsil etmektedir.
Bu ilerleme Alaska Fairbanks Üniversitesi'nde izotop bilimcisi olan Matthew Waller'ın yenilikçi düşüncesinin bir solucudur.
Waller, 2015 yılında laboratuvarlı bir yüksing lisansı öğrencisinin balıkların iç kulaklarında bulunan ve yaşamları boyunca farklı kimyasal izotopları ve elementleri tutabilen
otolitleri incelediği bir zamanda benzer bir analizin mamut dişleri üzerinde yapılıp yapılmayacağına düşünmüştür.
Zaten Powell Adası'nda Bering Denizi'nde mamutların neslinin tükenmesine yönelik çalışmalarıyla mamutlara olan derin ilgisini pekiştiren Waller, bir mamut dişinin tarih
boyunca eklenen katmanlarla fil dişi üzerine yazılmış bir günlük gibi düşünülebileceğini öne sürmüştür.
Her bin katmanın, Bongilma konilerinin katmanları gibi üst üste yığıldığını ve bu katmanlarda bulunan izotopları, o canlının herhangi bir günde nerede olduğunu ve neler
tükettiğini kaydettiğini vurgulamıştır.
Bu, paleontolojik araştırmada bir yenilik olarak, tarih öncesi canlıların davranışlarını ve yaşam koşullarını anlamamıza olanak tanıyan bir yöntem olarak öne çıkmaktadır.
İzotoplar aynı kimyasal elementlerin atomlarıdır.
Ancak nötron sayılarındaki farklılıklar nedeniyle farklı ağırlıklara sahiptirler.
İzotopları kimyasal imzalar olarak düşünmek mümkündür.
Bu imzalar, belirli elementlerin farklı formlarının doğal olaylar veya biyolojik süreçler sırasında farklı şekillerde davrandığını gösterir.
Çünkü farklı izotoplar farklı fiziksel veya kimyasal özelliklere sahip olabilirler.
Örneğin bir elementin hafif izotopları, ağır izotoplarına göre bir reaksiyona daha hızlı katılabilir.
veya bir bileşiği daha hızlı terk edebilirler.
Bu farklı davranışlar çeşitli bilimsel analizlerde kullanılır.
Örneğin paleoklimatoloji alanında.
Belirli izotop oranları geçmişteki sıcaklık ve yağış koşulları hakkında bilgi verebilir.
Ayrıca Reoaktif izotoplar aracılığıyla radyometrik tarihleme, arkeologların ve jeologların fosillerin, kayaçların veya arkeolojik kalıntıların yaşını belirlemesine
yardımcı olur. Bu metotlar, metalin yaşını belirleyerek geçmiş olaylar hakkında önemli bilgiler sunar.
Wohler, fil dişlerindeki izotop analizlerinin bu devasa canlıların göç olaylarını aydınlatabileceğinin farkındaydı.
Bu keşif olu bir mamut nereye gider ve ne yapar?
Sorusunun peşine düşmeye teşvik etti ve bu sorunun cevaplanmasına yönelik bilimsel araştırmaları derinlemesine keşfetmesine ilham verdi.
2016 yılında bu araştırmaya başlayan araştırmacılar Kuzey Alaska Üniversitesi Müzesi'nin koleksiyonlarıyla inceledi ve burada saklanan 174 yünlü mamut peşisinden
bir tanesini analiz etmek üzere seçti.
Bu özel diş, 2010 yılında üniversitesinin araştırmacıları tarafından Alaska'nın Kuzey Eğimi bölgesinde Kikiak-Ruak nehrinin kaynaklarına yakın bir yerde bulunmuştu.
Aynı alanda toplanan çene kemiği etkileyici büyüklükteki azı dişlerini de barındırıyordu.
Radyo karbon tariflemesi bu bireyin yaklaşık 17.100 yıl önce yaşamını yitirdiğini ortaya çıkardı ve genetik analizler bireyin bir erkek olduğunu gösterdi.
Roller bu projede çalışmak üzere 4 farklı ülkeden 16 uzmanı bir araya getirdi.
En müşakkatli iş bu 23 kilogram ağırlığındaki mamut dişini ikiye ayırmaktı.
Dişin çift katmanlı yapısından ötürü sürekli ayar yapmaları gerektiğinden ve çatlamaması için özen gösterilmesi gerektiğinden bu işlem ekibin bir gününü aldı.
Laboratuvarda masaya yerleştirilen ve mavi boyayla katmanları gözler önüne serilmiş olan dişin her iki yarısı yaklaşık 1.7 metre boyundaydı.
Waller, bu malut dişinin norfolojik yapısını detaylandırırken dişin uç kısmının malutun gençlik dönemine ait olduğunu, tabanının sağ hayvanın olgunluk ve yaşlılık
evrelerine tekabül ettiğini belirtti.
Dişin orta kısmı, Mahmut'un yaşam öyküsünün süren bir kronolojik kaydını temsil ederken, eklenen her bir katman onun ömrü boyunca geçirdiği zaman dilimlerini simgeliyordu.
Araştırma ekibi ileri düzeyde bir görselleştirme kullanarak, harita üzerinde Kik Adası'ndaki Mahmut'un yaşamını farklı evrelerinde, Alaska'nın çeşitli bölgelerinde istediği yolları ve
gerçekleştirdiği sayısız seyahatleri detaylandırdı.
Bu hassas coğrafi bilgilerin nasıl bu kadar ayrıntılı bir biçimde tespit edildiğine dair sorular geldiğinde, bilim insanları köstebeklerin beklenmedik bir yardımcı olduğunu
ifade ettiler. Köstebeklerin sılırlı bir yaşam alanı bulunur ve çok uzun mesafeli göç etmezler.
Bu sebeple onların dişlerinde bulunan izotoplar, yaşadıkları bölgenin spesifik karakteristiklerine dair veriler varıldırır.
Misenomen, geçmiş ekosistemler ve o sistemler içinde yer alan canlılar hakkında detaylı ve net incelemeler yapabilmesine olanak sağlayan değerli bir bilimsel araç olarak öne
çıkmaktadır. Araştırma ekibi, stransiyum izotopik bileşimlerinin belirlenmesi amacıyla Alaska'daki 162 kemir penin kemiklerindeki stransiyum değerlerini
titizlikle analiz etti.
Strontium, yer kabuğunda bululan ve bulunduğu çevrenin mineral yapısına göre farklılık gösteren bir elementtir.
Bu element, canlı organizmanın kemik ve dişlerine çevresel koşulları izotopik imzası olarak işlenir ve böylece o canlının yaşamış olduğu bölgenin kimyasal portresini
sular. Araştırma ekibi için her bir coğrafi bölgenin kendine has strontium izotopik yapısı, mamut gibi antik canlıların zamanlarını hangi bölgelerde geçirdiğini anlamak
adına kritik bir veriydi.
Daha sonra ekip, Kik adını verdikleri mamutun diş örneklerine yönelik çalışmalarını derinleştirdi ve dişin merkezinden alınan 5 santimetrelik kesitleri 830
bin dolar değerinde ve bir minivan büyüklüğünde olan lazer aplasyonda, çop toplayıcılığı indüktif eşleştirilmiş plazma kütle spektrometresi
cihazıyla inceledi. Bu son teknoloji cihaz, diş dilimlerindeki izotopik bileşimi detaylı bir şekilde analiz ederek, mamutun yaşam duygusunun farklı evrelerinde hangi bölgelerde
yaşadığını ve ne tür besinlerle beslendiğini ortaya koyan zengin veri tabakaları sağladı.
Elde edilen analiz sonuçları sayesinde, Kik'in Alaska içerisinde hareketlerinin ve hangi alanlarda zaman geçirdiğinin haritası çıkarıldı.
Strontium izotop verilerini bölgesel strontium haritası ile eşleştirerek, Mahmut'un hayatındaki göç yollarını retrospektif olarak izlemeyi başaran ekip, aynı
zamanda Mahmut'un hangi bölgelerde vakit geçirdiği ve diyetiyle ilgili 400 binden fazla veri noktasına ulaştı.
Waller bu süreci şu şekilde açıklıyor.
Onun nerede öldüğünü biliyorduk.
Bu yüzden seyahatlerini tersine izledik.
Dişteki stransiyum değerlerini Alaska'nın stransiyum haritasıyla eşleştirerek nerede bulunduğunu tespit ettik ve sonra temel noktalara birleştirdik.
Öte yan, Kik'in güzergahını tespit ederken bilimsel mantığa dayalı çıkarımlar da kullanıldı.
mamutun keskin oturumları tırmanması veya büyük vuzu dağları aşması gibi olasılıklar dışlanarak güzergahlar oluşturuldu.
Kici 16 yaşına girdiğinde yaşam alanını daha da genişlettiği tespit edildi.
Araştırmacılar kicin cinsel olgunluğa ulaşan bir erkek mamut gibi ana erkek sürüden ayrılarak ya tek başına ya da diğer erkek mamutlarla oluşan küçük gruplar halinde dolaşmaya başladığını
öne sürüyorlar. Öte yandan bu mamutu Buruk Sıra Dağları'nın kuzey eğimiyle Alaskan'ın iç bölgeleri arasındaki geniş bir coğrafyada seyahat ederken, bu gezilerin tek
seferde 1126 kilometre beslenme arayışı içerisindeyse yaklaşık 1600 kilometreye ulaşan uzunlukları kapsadığı da saptandı.
Araştırmacılar, Kik'in bu geniş çaplı yer değiştirmelerinin mevsimlere bağlı bitki ortasındaki değişimlere bir yanıt olabileceğini düşünüyorlar.
Öte yandan Kik'in kuzey eğimine erişmek için tercih ettiği güzergahın günümüzde renk eğiklerinin de kullanmakta olduğu dağların batısındaki düşük rakımlı geçitler olduğu anlaşılmaktadır.
Kik'in ömrünün son dönemine ait veriler onun dişinin tabanındaki 10 cm genişliğindeki fin dişi segmentinde saklanmaktadır.
Bu evrede geniş coğrafi alanda yapılan seyahatlerin son bulduğu ve kikin varlığının esas olarak buruk sıra dağlarının kuzey eğilimiyle sınırlı olduğu gözlenmiştir.
Kikin yaşamanın final mevsimi olan son yazda dişindeki azot-izotop oranlarında artış tespit edilmiştir.
Bilim insanları, bir hayvanın açlık durumunda kendi vücut dokularını metabolize etmeye başladığını ve bu sürecin azot-izotop semiyelerindeki yükselişi tetiklediğini ifade etmektedir.
Bu veri, Kik'in potansiyel olarak açlık çektiği ve muhtemelen hastalık gibi ek faktörlerin etkisi altında olduğu ancak kesin bir sebep tespit edilemediği ihtimalini güçlendirir.
Arktik yünlü mamuçların ortalama yaşam süresinin 60 yıl olarak tahmin edildiği bir bağlamda, Kik'in sadece 28 yaşında, muhtemelen yiyecek kaynaklarının oldukça
sınırlı olduğu bir dönemde hayatını kaybettiği düşünülmektedir.
Son seyahatinde Kiki Akruak Nehri Vadisi'ne kadar ulaşan Kik orta ölmüştür.
Kik'in bir insanla karşılaşması oldukça düşük bir ihtimal olarak değerlendirilmektedir.
Ancak bu tamamen mümkün olmayan bir senaryo da değildir.
Alaska'daki en antik arkeolojik yerleşimler Kik'in ölümünden yaklaşık 3000 yıl sonrasında yani 14300 yıl öncesine tarifleniyor.
Bununla birlikte daha eski yerleşimlerin keşfedilmesi de ihmanlar dahilindedir.
New Mexico'da bulunan ve yaklaşık 23 bin yıl öncesine dayandığı belirlenen insan ayak izleri, Kik'in yaşadığı dönemde Kuzey Amerika'da insan varlığının olabileceğini,
bu umutların Alaska'da yaklaşık 13 bin yıl önce nesillerinin tükendiği bilinmek.
Bazı araştırmacılar insan avcıları da bu durumun sorumlusu olarak gösterirken diğerleri iklim değişikliğini asıl etken olarak ön plana çıkarıyor.
Bu iki etkinin birleşiminin rol oynadığı rağnesi, iklimin daha sıcak ve nemli bir hal almasıyla otlakların ağaçlar tarafından yer değiştirilmesi ve mabutların yaşam
alanlarının azalmasıyla hareket kapasitelerinin kısıtlandığını ifade ediyor.
Ek olarak, o dönemlerde sahneye çıkan yeni ve son derece tehlikeli avcıların yani insanların varlığı da göz ardı edilemez bir etken olarak varlığını sürdürüyor.
Kik hakkındaki çalışmalarını tamamladıktan sonra Waller ve ekibi şimdi Yaklaşık 14 bin yıl önce yaşamış ve 19 yaşlarında olduğu tahmin edilen başka bir dişi
mamutun diş örneği üzerine odaklanmış durumda.
Bu fosil, Alaska'nın iç kesimlerindeki bir arkeolojik alanda bulundu.
daha önce kikil analizinde kullanılan stransin izotop haritası ve lazer ablasyon kütle spektrometresi yöntemlerine bu dişin incelenmesinde de uygulayarak mamutlu
yaşam yolculuğunu aydınlatmaya çalışıyorlar.
Bu yeni araştırma, insanların bölgeye yerleşmeleri ve mamutların Alaska'da nesillerinin tükenmesinden kısa bir süre önce gerçekleşmiş olduğu için özellikle önemli.
Yünlü mamutların soyunu tükenme sebepleri konusundaki tartışma, iklim değişiklikleriyle insan etkisinin rollerini karşılaştırarak devam etmektedir.
Her iki hipotezi de destekleyen sağlam kanıtlar mevcuttur.
Fakat tam bir sonuca henüz ulaşılamamıştır.
Öte yandan, kit gibi bireylerin yaşam öykülerinin derinlemesini incelendiği bu tip araştırmaların bize kattıkları, gelecekte bu devlerin neslinin tükeniş sürecini aydınlatma
potansiyeline sahiptir.
Bu nedenle evrimsel biyoloji ve paleoekoloji alanlarındaki ilerlemeler son buzuluşa, megafaunasının akıbetini anlamamızda kritik bir rol oynamaktadır
ve bu gizemin çözülmesine dair beklentileri yükseltmektedir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
