Baldwin Etkisi: Hayvanlar, Doğuştan Gelen Davranışları Nereden Biliyorlar?
9 Ocak 2020 · 9 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Canlılar doğduklarında boş bir tablet gibi midir?
Yoksa bazı davranışlar genetik olarak aktarılır mı?
Memeli hayvanlar doğdukları anda anne memesi aramayı nereden biliyorlar?
Martılar annelerinin gagalarını tırtıklamaları gerektiğini, ancak bu sayede onun ağzından yemeği alabileceklerini daha yavruyken nasıl bilebiliyorlar?
Karetta cinsi kaplumbağalar yumurtalarından çıktıkları anda denize ulaşmaları gerektiklerini nereden biliyorlar?
Keseli memelilerin yavruları doğdukları anda annelerinin keselerine tırmanmaları gerektiklerini nereden biliyorlar?
Bu konular evrimsel biyolojiden ve genel olarak bilimden uzak olanların, bilime karşı verdikleri mücadelede kafa karıştırıcı olmak bakımından önemli birer araç olsa da, aslında evrimsel
biyoloji dahilinde son 120 yıldır net bir şekilde bilinen, takip edilen ve incelenen bir konudur.
Daha önceki bir yazımızda anlattığımız gibi, canlıların tüm özelliklerinin bir yaklaşık nedeni, bir de nihai nedeni bulunur.
Yukarıda sorduğumuz soruların hepsinin yaklaşık nedeni net bir şekilde bilinmektedir.
Örneğin memelilerde annenin salgıladığı feromonlar yani koku hormonları yavruyu kendisine doğru çekmekte ve aradaki bağı kurmaktadır.
Ayrıca anne memesinin ucunun renk tonunun vücut deresinin geri kalanından farklı olması yavrunun beynindeki sinirleri aktive etmekte ve emme içgüdüsünü tetiklemektedir.
Aynı durumu martılarda da görürüz.
Yavruların annelerinin gagasını dediklemesinin sebebi annelerin gagasında bulunan kırmızı bir noktadır.
Gaganın kendisi sarıyken bu noktanın kırmızı olması yavrunun beynindeki sinirleri tetikler.
Böylece yavru gagayı tırtıklamaya çalışır ve annenin besin vermesini sağlar.
Bunun doğaüstü bir bilinç olmadığı yapılan basit bir deneyle ispatlanmıştır.
Yavrulara anne gagası yerine bir kurşun kalemin ucuna bağlanan kırmızı bir nokta uzatıldığında Onu da normal şekilde kakalamaya çalışmışlardır.
Diğer renklerde bu görülmemiştir.
Yani yavrular doğaüstü bir bilinçle bu davranışı gerçekleştirmemektedir.
Yavrulukları sırasındaki gelişimleri boyunca beyinlerinde meydana gelen sinir bağlantıları sadece bazı uyaranlara tepki vermektedir.
İşte tüm bunlar bu davranışların yaklaşık nedenidir.
Peki bu bağlantılar nasıl kurulmuştur?
Bunların nihai nedeni nedir?
Sinirler hangi bağlantıları yapmaları gerektiğini nereden bilirler?
Aslında bilmezler.
Zira tek bir sinir hücresi bir şeyi bilebilecek yapıda değildir.
Sıralan bir hücredir.
Genler bu sinirlerin yapacakları bağlantıları kendilerinin okunması sonucu üretilen proteinlerle sağlarlar.
Dolayısıyla bu genler değiştikçe bağlantılar da değişecek ve yepyeni özellikler ortaya çıkacaktır.
İşte bu evrimdir.
Evrim bu davranışların ortaya çıkmasına nihai nedenidir.
Evrim teorisi dahilinde davranışsal özelliklerin genler ve evrim bazındaki değişimlerini inceleyen teoriye ise Baldwin etkisi ya da Baldwin'ci evrim teorisi adı verilir.
Baldwin etkisi evrimsel biyoloji dahilindeki teorilerden biridir.
1896 yılında Amerikalı psikolog James Mark Baldwin tarafından yazılan Evrimde Yeni Bir Faktör isimli makalede ilk defa tanımlanmıştır.
Özünde, etolojide yani hayvan davranışları biliminde, sabit hareket desenleri olarak bilinen kalıp davranışların ve benzeri hayvan davranışlarının da evrimsel süreçle şekillendiğini ileri sürer.
Chicago Üniversitesi Bilim ve Tıp Tarihi Bölümü ayrıcalıklı profesörlerinden olan ve evrimsel biyoloji alanında yaptığı çalışmalardan, yazdığı kitaplardan ve bilime sunduğu katkılardan ötürü sayısız ödüle layık
görünmüş olan Robert Richards bu etkiyi şöyle anlatmaktadır.
Eğer bir hayvan türü yeni bir çevreye girecek olursa, veya bulunduğu eski çevre hızla değişecek olursa esnek ve hızlı bir şekilde yeni davranışları öğrenebilen veya gelişimsel olarak adaptasyon
geçirmeye daha yatkın olanlar doğal olarak diğerlerine göre daha kolay hayatta kalacaktır.
Bu tür bir korunma tıpkı genetik özelliklerin korunarak aktarılması gibi bazı davranışların da korunarak aktarılmasına ve yaygınlaşmasına neden olacaktır.
Her ne kadar bu durum sanki davranışlar genleri değiştirebiliyormuş gibi bir algı yaratsa da ve bu sebeple Lamarckçı bir evrim görüşüne aitmiş gibi geliyor olsa da aslında tamamen Darwin'ci bir şekilde açıklanabilmektedir.
Aslında Baldwin etkisinin temelinde de genler yatmaktadır.
Ancak bu genler fiziksel özellikleri belirlemek yerine davranışsal özellikleri etkileyen ve belli davranışların aktif hale gelmesi konusunda yatkınlıkları belirleyen genlerdir.
Eğer ki bir birey evrimsel süreçte çok kısıtlı sayıda davranışa sahip olabilecek şekilde özelleştiyse, çevrenin hızlı değişimine adapte olamayarak elenecektir.
Bu, fiziksel yetersizlikten değil, davranış yelpazesinin kısıtlı olmasından kaynaklanır.
Yani elenmesine neden olan şey, doğrudan fiziksel bir eksiklik ya da zayıflık değildir.
Evrimsel süreçte geniş bir davranış yelpazesine sahip olmanın avantajlı olacağını öngörür.
Öte yandan Baldwin etkisinin bir diğer çıkarımı, Çevrenin değişmediği durumlarda belli başlı davranış kalıplarının canlının evrimine yön verebileceğidir.
Yani az önce anlattığımızın tam tersi bir etki görülür.
Çevre değişmiyordur ancak eldeki davranışsal malzemelere göre evrim yön değiştirebilir.
Aslında doğal seçilim sanki sadece fiziksel özellikleri etki ediyormuş gibi görülse de aslında canlıyı bir bütün olarak etkiler.
Dolayısıyla sergilenen ve sergilenebilecek davranışlar da evrimsel süreci doğrudan etkileyen unsurlardır.
Bu durum aynı zamanda davranışsal varyasyonların evrimsel süreçle şekillendiğini izah etmek için de kullanılır.
Örneğin her bir davranışın popülasyon içerisinde sergilenme şekliyle ilgili bir varyasyon vardır.
Çoğu birey belli bir konuda birbirine yakın davranışlar sergiler.
Ancak bazıları bu normun dışına çıkarlar.
Eğer ki bu mutant davranışlar canlıya avantaj sağlarsa, Evrimsel süreç hızla tetiklenerek o davranışın bu spesifik varyasyonunun görülme sıklığını artırır.
Ki bu evrimdir.
Ancak burada söz edilen Richard Dawkins gibi isimlerce tanımlanan mem kavramı değildir.
Yani belli bir oyunun popülasyon içerisinde öğrenilerek yayılması, Baldwin etkisi olarak görülmez.
Burada söz edilen kültürel davranış kalıplarından ziyade doğrudan yaşam mücadelesini etki eden davranışlardır.
Örneğin eğer ki bir yırtıcı kuş, bir tırtıl türünü avlıyorsa ve bu tırtılın yaptığı spesifik bir davranış yırtıcının avını yakalama şansını düşürüyorsa, bu davranışı tetikleyen genler popülasyonda
yaygınlaşacaktır. Bu genler illa spesifik olarak o davranışı tetikleyen genler olmak zorunda da değildir.
O davranışın öğrenilmesini kolaylaştıran, yapılmasını kolaylaştıran, uygulamaya konma biçimini etkileyen, şiddetini etkileyen her türlü gen olabilir.
Bu etki hakkında bazı tartışmalar bulunmaktadır ve evrimsel biyologlar halen tek bir paydada buluşmuş değildir.
Özellikle evrimsel psikolojiye karşı olan evrimsel biyolog ekolü, Baldwin etkisinin aşırı indirgemece olduğunu ve türlerin bu kadar katı bir şekilde genlerle yönetilmediğini ileri sürmektedirler.
Fakat evrimsel psikolojinin güçlü bir bilim olduğunu savunan diğer ekol, Baldwin etkisine yönelik bulunan aşırı fazla miktarda kanıtın, evrimsel psikolojiye destek olunsa da olunmasa da, Baldwin etkisini
kabul etmek zorunda olduğumuzu gösterdiğini ileri sürmektedirler.
Baldwin etkisi, evrimsel robotik sahasında yapılan bazı araştırmalarla da gösterilerek doğrulanmıştır.
Seslendiren Altay Kenger Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
