Transkript
Ateş, insanın evriminde çok büyük bir öneme sahiptir.
Öncelikle sizlerle ateşin geçmişine bir göz atalım.
Şimdiye kadar keşfedilmiş olan en eski ateş kalıntısı, günümüzden 476 milyon yıl önce karaları işgal eden bitkilerin yandığı Orta Ordovisyan döneme aittir.
Bu tarih önemlidir.
Çünkü bu zamanlardan önce atmosferdeki oksijen oranı oldukça düşüktü ve yanmaya kolay kolay izin vermiyordu.
Zaten karalarda da yoğun bir yanıcı madde birikintisi olmadığında alevli yanma tepkimesine pek rastlanmıyordu.
Ancak ne zamanki karalar bitkiler tarafından işgal edilmeye başladı ve oksijen oranları %13 ve üzerine ulaştı işte o zaman bildiğimiz anlamıyla alevli tepkimeler ve hatta geniş
alanlara yayılan yangınların izlerine rastlamaya başladık.
Keşfedilen ilk geniş çapta yangın kalıntısı günümüzden 420 milyon yıl öncesinin geç sülüryan devre aittir.
Bu zamanlardan sonra ise her dönemde yanma tepkimesi görülebilmiştir.
Tarih sahnesine oldukça geç evrimleşmiş bir tür olarak çıkan insanlar ise ateşi bilinçli olarak kontrol altına alabilmiş tek türdür.
Bu da ateşi bizler için daha anlamlı yapmaktadır.
Diğer türlerde ateşle birlikte evrimleşme söz konusu olabilse de ateşi bilinçli kontrol edebilen başka bir hayvan türü tespit edilememiştir.
Örneğin Avustralyalı ateş şahini yangın kavramının bilincindedir.
ve özellikle yangın olan bölgelerde alevlerden kaçan hayvanları avlayarak beslenir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde bolca bulunan uzun yapraklı çam gibi bitkiler, tohumları alev almaksızın çimlenemez.
Dolayısıyla yangınlar bir yandan birçok canlıyı yok ederken, bir diğer yandan evrimsel süreçte sıklıkla gördüğümüz yangınla paralel bir evrim geçirmiş canlıları hayata bağlamaktadır.
Ancak hiçbir tür yemek hazırlamadan tarıma, Avcılardan korunmaktan avlanmaya, maddeleri işlemekten sağlığa, kimyasal çalışmalardan ısınmaya, dini kavramlardan mağara
resimlerine, sanata, felsefeye ve daha nice konuya dahil ettiğimiz ateşi biz insanlar kadar kapsamlı olarak algılayamaz ve kullanamaz.
Bu da beynimizin evriminin önemli sonuçlarından biridir.
Burada anlattığımız gibi ateşi birçok farklı iş için kullanmaktayız.
Bunlara burada girerek sizleri sıkmak istemiyoruz zaten ne amaçlarla kullanıldığını gayet iyi bilmektesinizdir.
Ancak burada bahsetmek istediğimiz insan türlerinin evrimlerinin hangi noktasında ateşi kontrol altına alabildiğidir.
Ne yazık ki bu konuda kesin bir yargı bulunmamaktadır.
En net bulgularla konuşacak olursak ateş günümüzden 400 bin yıl önce Homo erectus tarafından kontrol altına alınmıştır.
125 bin yıl kadar önce ise Birçok farklı insan türünün net bir şekilde ateşi kontrol edebildiğini biliyoruz.
Ancak bazı bilim insanları ateşin kontrolünün 1.7 milyon yıl kadar öncesine gittiğini iddia etmektedirler.
Açıkçası bu iddialar çoğunlukla çürütülmüş veya yalanlanmıştır.
Çünkü bu dönemlere ait ateşin kontrolüne dair bulgular ya aşırı belirsizdir ya da düzmecedir.
Dolayısıyla bilim camiası bu konuda oldukça hassas ve titiz çalışmaktadır.
Küçük çapta bile olsa yangınlar, çok yaygın ve aşırı sık olan olaylar olarak araştırmacıların kafalarını karıştırabilecek birçok izi arkada bırakabilmektedirler.
Önemli olan bu izlerden hangilerinin gerçekten kontrollü bir ateşe ait olduğunu tespit edebilmektir.
Ateşin kontrolüne dair bulgular kesin olmadığı için bu konudaki tartışmalara burada pek fazla girmeyeceğiz.
Ancak kabaca 400 bin yıl kadar önce daha ortada homo sapiens türüne yani bize ait hiçbir iz yokken Atalarımızın ateşi kontrol altına aldığını söyleyebiliriz.
Peki bu, bizim evrimimizi nasıl etkiledi?
Ateşi kontrol etmenin evrimimiz ile alakası nedir?
Ateşin kontrolü ve insanın evrimi Ateşin kontrolünün ilk etkilerinin davranışsal olduğu düşünülmektedir.
Çünkü kontrollü bir ateş, insanların diledikleri zaman ışık yaratabilmeleri anlamına gelmektedir.
Böylece gündüzcül bir hayvan türü olan insan, aktivitelerini gün ışığıyla sınırlandırmak zorunda kalmamaya başlamıştır.
Üstelik eskiden korktuğu avcıların ve rahatsız edici misafirlerin ateşten korkarak uzak durduğunun keşfi insana çok ciddi bir evrimsel avantaj sağlamaya başlamıştır.
Tüm bunlar bir yana ateş insanın giderek etçilleştiği ve bu sebeple beyin evriminin hızlandığı bir dönemde sindirimi zor olan besinlerini pişirmesine yaramıştır.
Beslenme tipinin değişmesi Bir türün evrimsel değişimini etki eden en önemli özelliklerden biridir.
Hele ateşte pişen bir yemekte özellikle nişasta ya da yalı karbonhidratlar bulunuyorsa ateşin etkisiyle bu kimyasallar parçalanır ve insanlar bu ürünleri çok daha kolay sindirebilirler.
Bu sayede çok daha verimli ve yüksek bir enerji kaynağı elde etmiş olurlar.
İşte bu sebeple de evrimsel ekonomilerine ciddi katkılar sağlamış olurlar.
Yani evrimsel patikaları hiç beklenmedik bir şekilde değişmeye başlar.
Burada yanlış bir anlaşılma da sıklıkla yapılmaktadır.
Sanki ateşin kontrolü ve yemeklerimizi pişirmemiz sadece et ürünleriyle alakalı bir durummuş gibi lanse edilmektedir.
Bu ciddi bir hatadır.
Az önce belirttiğimiz yazımızda da sıklıkla vurguladığımız gibi insan türleri evrimsel süreç içerisinde meyvecil bir diyetten ete ağırlık veren on minor yani hepçil bir diyete
geçmiş olsalar bile bu yeşil beslenmeden uzak durdukları.
veya bu tip beslenmenin sona erdiği anlamına gelmemektedir.
Tam tersine ateşin kontrolü sayesinde yüzbinlerce ve milyonlarca yıldır sindiremedikleri bazı bitkisel ürünleri tüketebilmeye başlamışlardır.
Çünkü daha basit şekerler ve karbonhidratlardan oluşan çiçekleri, tohumları ve etli meyveleri sindirebilsek de özellikle ham selüloz içeren bitki gövdeleri, yetişkin yapraklar, Genişlemiş
kökler ve bitki tüberlerini apandiksimiz evrimsel süreçte köreldiği için sindirememekteydik.
Ancak ateş sayesinde bu bitki kısımlarını pişirerek selülozu kısmen de olsa parçalayabilmeye ve bir miktar sindirebilmeye başladık.
Halen de ateş olmadan sindiremeyiz.
Üstelik ham haliyle zehirli olan bazı tohumlar ve bitki kısımları ateşte pişirme sayesinde zehirsiz hale getirilebilmeye başladı.
Bu da diyetimize ciddi anlamda etki etti.
ve evrimsel sürecimize adeta yön verdi.
Bazı bilim insanları ateşin insan beyninin evrimine etki etmediğini iddia etseler de evrimsel biyologların ezici bir çoğunluğu bunun doğru olmadığını, ateşin beslenmemizi doğrudan etkilediğini, beslenmemizin
de evrimsel değişimimizi doğrudan etkilediğini bu yüzden de ateşin evrimimizde çok önemli bir rol olduğunu belirtmektedirler.
Öyle ki beslenme tipimizin değişmesi sebebiyle sadece beynimiz irileşmekle kalmadı.
Aynı zamanda yüz ve çene yapımız da değişmeye başladı.
Vücudumuzdaki en belirgin körelmiş organlar olan 20 yaş dişlerimizin varlığı bile bu durumu göstermeye yetmektedir.
Tüm hatlarıyla baktığımızda ateşin insan evrimi için oldukça önemli olduğunu görmek mümkündür.
Diyetimizi etkilemediğini varsaysak bile davranışsal olarak çok ciddi etkileri olduğunu, dolayısıyla evrimsel avantajlarımıza doğrudan etki ettiğini söylememiz hiç hatalı olmayacaktır.
Seslendiren Altay Kenger
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
