Arkhe Nedir? Sokrates Öncesi Filozoflar, Arkhe Sorununu Çözmek İçin Neler Önerdiler?
4 Şubat 2024 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Arke nedir? Sokrates öncesi filozoflar Arke sorununu çözmek için neler önerdiler?
Latince'de başlangıç, köken, hareket kaynağı gibi anlamlara gelen Arke, Antik Yunan felsefesinde her şeyi yapan temel yapı taşına verilen isimdir.
İlk prensip ya da ilk element olarak da düşünülebilir.
Sokrates'ten önceki düşünürlerinin başlıca ilgi alanı Arke'nin ne olduğunu araştırmak olmuştur.
Bu araştırmanın aynı zamanda felsefenin de başlangıcı olarak kabul gördüğünü belirtmek gerekir.
İlk olarak Militos okulunu incelemek gerekmektedir.
Çünkü ilk filozof kabul edilen Thales bu okuldandır.
Militos okulu.
Thales, Anaximandros ve Anaximonus içerisinde ilk ele alınması gereken filozof Thales'tir.
Çünkü doğayı Yunanlılara araştırma nesnesi olarak sunan ilk filozof odur.
Thales'e göre arke yani ilk madde sudur.
Thales'in bu sonuca ulaşmasındaki en büyük etken suyun yaşamı desteklemesi yani yaşamın devamında etkin bir rol oynamasıdır.
Deniz yani büyük miktarlarda su ile yakından ve sıkça temasları veya bütün varlıkların bir şekilde su ile yakın ilgisinin bulunmasına dair gözlemleri onda her şeyin aslının yani
ilk prensibin arkenin su olduğu fikrini doğurmuştur.
Kranz'ın belirttiğine göre Thales açısından her şey tanrılarla doludur ve tanrısal olmayan hiçbir şey yoktur.
Buradan çıkarılacak sonuç suyun da tanrısal bir niteliğe sahip olduğudur.
Thales'in açıklamalarını üç grupta toplamak mümkündür.
İlk olarak suyu her şeyin herkesi olarak görmüştür.
İkinci olarak dünyanın suyun üzerinde bulunduğunu belirtmiştir.
Üçüncü nokta olarak her şeyin tanrılarla dolu olduğudur.
Ele alacağımız ikinci filozof olan Anaximandros'un görüşüne baktığımızda Arke düşüncesinin değiştiği gözlemlenmektedir.
Anaximandros'a göre Arke Epirin'dir.
Ona göre evren sınırlı bir şeyden oluşamaz.
Epirin sınırsızdır, belirsizdir, tüm türevlerinden önce gelir ve var olan her şeyin ilk ilkesidir.
Miletus okulunun son filozofu Anaximenus'tır.
Anaximenus, Anaximendros'un arke anlayışına karşı çıkarak arkenin hava olduğunu öne sürmüştür.
Hava, Epirin gibi sonsuzdur fakat onun gibi belirsiz değildir.
Anaximenus için her şey havadan meydana gelmektedir ve her şey yine dağılıp hava olmaktadır.
Hava yoğunlaşarak ve seyrekleşerek diğer varlıkları meydana getirmektedir.
Hava aynı zamanda soluk almada etkin bir işleve sahiptir.
Bu sebepten ötürü arke...
Bu üç filozofa bakıldığında doğa felsefesi yaptıklarını belirtmek gerekir.
Yani kozmolojik bir arke arayışı vardır.
Şimdi ele alınacak filozof olan Pythagoras'a bakıldığında arkenin kozmolojik boyuttan çok ontolojik bir boyutta ele alındığı görülecektir.
Pythagoras Pythagoras'a göre evrenin ilk maddesi sayıdır.
Evrende bir uyum ve harmoni vardır.
Pythagoras müzikte sayıların önemini keşfederek müzik ve aritmetik arasında bir bağlantı kurmuştur.
Pythagoras'ın arke olarak sayıları göstermesini Kranz şu şekilde açıklamıştır.
Yalnız şekli kazanmış olan tanınabilir.
Şekil ise ölçüye, kanuna.
Sayıya dayanır. Her şekli belirtirken kullanılan değiş bir sayı oranıdır.
Her harmoni sayıca sınırlandırılmış, belirtilmiştir.
Sayı var olandır.
Şeylerin doğasını açıklamak aynı zamanda evrende bulunan harmoniyi, evrenin matematiksel yapısını ortaya çıkarmaktır.
Pythagoras ve takipçileri sayıya çok önem vermişlerdir.
Sayı epistemolojiktir.
Gerçek olan şeylerin arkasında matematik vardır.
Heraklitos ve Parmendis Heraklitos'a göre arke ateştir.
Alevde yakılan bir şey değişime uğrar ve sonunda hepsi alev olur.
Alevin kendisi ise asla değişmez.
Yakılan her şeyin ateşe dönüşmesi gibi ateşte her şey dönüşmektedir.
Bu sebepten ötürü Heraklitos ateşin arke olduğunu öne sürmüştür.
Heraklitos'a göre her şey akış halindedir.
Evrende oluş vardır. Oluş için zıtların savaşı zorunludur.
Bu mücadele durumu Heraklitos'a göre çok önemli olmakla birlikte evren zıtların bu mücadelesi sayesinde uyumu yakalamaktadır.
Heraklitos'a göre tüm bunların gerçekleşmesini sağlayan bir ilke, ölçü vardır.
Bu ilke Logos'tur ve Logos evrene aşkın değil, içkindir.
Logos her zaman doğru olmuştur ve doğru olacaktır.
Her şey ona uygun olarak gerçekleşir.
Heraklitos'un bu düşüncesinin aynı zamanda 19.
yüzyıl filozofu olan Hegel'in de üstünde etki bıraktığı söylenebilir.
Parmendis ile felsefe düşüncenin kendisini nesne olarak almıştır.
Parmendis'in düşünce sistemine bakıldığında Heraklitos'un öğretisine karşı çıktığı görülmektedir.
Heraklitos'a göre oluş hali devam ederken Parmendis varlığın bir olduğunu iddia etmiş ve değişimi reddetmiştir.
Ona göre var olan hep var olacaktır.
Var olmayan da hiç var olmayacaktır.
Var olmayan şey düşünülemez.
Düşünülebilen şey vardır.
Var olmayanı düşünmeye çalışmak ona bir anlamda varlık yüklemektir.
Bu ise mantıksal olarak çelişik bir durum doğurmaktadır.
Parmendis'e göre varlık duyular yoluyla bilinememektedir.
Bunun sebebi duyuların yanıltıcı olmasındandır.
Bizi varlığa ulaştıracak şey ise logos'tur.
Pluralist filozofları Herakletos ve Parmendis'in arasında görmek mümkündür.
Çünkü onlar hem değişimi kabul etmektedir hem de değişmemeyi kabul etmektedir.
Pluralist filozoflar aynı zamanda Arke'nin tek değil birden fazla olduğunu iddia etmişlerdir.
Empodekslere göre diğer filozoflar Arke konusunda yanılmışlardır.
Dört Arke vardır. Toprak, Ateş, Hava ve su.
Bu dört öge sevgi ve nefret yoluyla birleşip ayrılarak farklı şeyleri ortaya çıkarmaktadır.
Sevgi ögeleri tamamen karıştırırsa çatışma onları kademeli olarak ayırmaktadır.
Çatışma onları tamamen ayırırsa aynı şekilde sevgi onları kademeli olarak birleştirmektedir ve bu ayrılma ve birleşme olayını şans ve zorunluluk yönetir.
Annexe Goers'a göre Arke spermadır ve evrende ne kadar çeşit varsa o kadar sperma vardır.
Buradan Arke'nin sınırsız olduğu sonucu çıkarılabilmektedir.
Spermayı harekete geçiren güç Noos'tur.
Noos, akıllı, düzen verici, düzenleyici ve kaos durumunu düzene sokan bir ilkedir.
Kaos durumunu ortaya çıkarmaktadır.
Noos ise onları düzene sokmaktadır.
Anaxagoras'ın düşüncelerinin aynı zamanda atomcu geleneğinde öncüsü olduğunu söylemek mümkündür.
Atomculara bakıldığında iki ismin ön plana çıktığını söylemek mümkündür.
Bu iki isim Luikipos ve Demokritos'tur.
Onlara göre varlığın yapı taşı bölünemez olan atomlardır.
Atomların hareketi kendine içkindir.
Atomların evren gibi bir başlangıcı yoktur.
Buradan hareketle evrenin de atom...
Atomlardan oluştuğunu söylemek mümkündür.
Ezeli idirler. Atomculara göre atomlar doğa yasaları tarafından kontrol edilmektedir.
Rastlantı sonucu bir şey olmamaktadır ve her şeyin bir nedeni vardır.
Sofistler ve bilgi görüşleri.
Sofistler hakkında bilinen en yaygın bilgi gezgin filozoflar oldukları ve parayla eğitim verdikleridir.
Etimoloji bakımından sofist kelimesi Yunanca sophos bilge, Becerikli, zeki sözcüğünden türetilen sofististen gelir.
Öğrenmeyi ve öğretmeyi meslek edinen kişilerini belirtmek için kullanılır.
Başlangıçta sofist sözcüğü olumlu bir anlama sahip olsa da daha sonraları eleştiriler üzerine olumsuz bir anlam kazanmıştır.
Sofistlere göre bilgi teorik bir merakı gidermek için değil, aksine yaşamın, pratiğin emrine sunulur.
Bilginin hayatın kontrolüne yaraması gerekir.
Sofistlere göre bilgi görecelidir.
Nesnel bir hakikat yok.
Erken dönem sofistlerinden olan Pythagoras'a göre insan her şeyin ölçüsüdür.
Pythagoras'ın bu sözüyle kastettiği bilgiyi edinenin insan olmasından dolayıdır.
İnsan bilgiyi duyular yoluyla almaktadır.
Duyumlar ise kişiden kişiye değişebilir.
Bu sebepten ötürü duyulara güvenmemek gerekir.
Pythagoras'a göre bilgide doğruluğun ölçütü ne algı ne de akıldır.
Ancak insani kana ölçüt olabilir.
Sofistlerin ikinci önemli düşünürü Gorgias'ın düşüncesine bakıldığında üç önemli tez öne sürdüğü görülmektedir.
Hiçbir şey yoktur. Olsa bile bilinemez.
Bilinse bile başkasına aktarılamaz.
İlk tez ontolojik bir boyuta sahiptir.
İkinci tez epistemolojik bir boyuta sahiptir ve üçüncü tez bilginin aktarımı konusunda bir gönderim içerir.
Açıkça görülür ki sofistlerin en önemli iki düşünürü bilgi konusunda şüpheci bir tavır sergilemiştir.
Bu açıdan bakıldığında episteme, bilgi, yerine doksayı, doğruluğu kanıtlanmaktadır.
almamış sanı, görüş, öne çıkardıklarını söylemek mümkündür.
Skeptikler, şüpheciler.
Herhangi bir şeyi kesin olarak bilebilir miyiz?
Felsefecilerin çoğu buna evet cevabını verir.
Çok azı hayır demektedir.
Hayır diyen grup şüpheciler olarak adlandırılır.
Şüphecilere göre genel geçer kesin bir bilgi yoktur.
Bunun sebebi bir bilgiyi temellendirme girişiminde bulunduğumuzda sonsuz geri gidiş başlar.
Onlara göre iki tür sonsuz geri gidiş vardır.
İlki inançların sonsuz geri gidişidir.
Bir inancı ispat etmek için her zaman başka bir inanca ihtiyaç duyulmaktadır.
temellendirme için öne sürülen inancın da temellendirmeye ihtiyacı vardır.
Bu sebepten dolayı hiçbir zaman ilk iddia ispatlanamamaktadır.
İkinci tür sonsuz geri gidiş ise tanımlarının geri gidişidir.
Bir sözcüğün tanımı verilirken başka sözcüklere ihtiyaç duyulmaktadır.
Söz gelime enik, sözcüğünü ele alırsak enik yavru köpektir dediğimizde şüpheci yavru ve köpek sözcükleriyle ne kastettiğimizi soracaktır.
Böylece sonsuz geri gidiş başlayacaktır.
Skeptiklerin bu tutumuna karşılık onlara itiraz eden iki akım ortaya çıkmıştır.
Empirizm ve Rasyonalizm.
Şüpheciliğin kurucusu olarak kabul edilen Piron'a göre hiçbir şey bilinemez.
Hatta hiçbir şeyin bilinemeyeceği de bilinemez.
Aynı şekilde hiçbir şey kanıtlanamaz ve hiçbir şeyin kanıtlanamayacağı da kanıtlanamaz.
Şüphecilik hiçbir şeyin bilinemeyeceğini, bu yüzden her şeyden şüphe duyulması gerektiğini söylemektedir.
Mantıksal olarak bakıldığında şüpheciliğin öne sürdüğü bu tezden de şüphe duymak gerekmektedir.
Bu da tıpkı Russell paradoksu gibi paradoksal bir yapıyı ortaya çıkarır.
Şüpheciler bu kısımda bu tezi bir aksiyon olarak kabul etmek gerektiğini söyleseler...
Bu sefer de bunu bir dogma olarak öne sürmüş olacaklardır ve bu sebepten dolayı yeni çelişkiye düşeceklerdir.
Piron'un bu tarz eleştirilerinden kaçınmak için bu tezi öne sürdüğü söylenebilmektedir.
Son olarak Piron'un öne sürdüğü 3 tezden bahsetmek gerekir.
Bunlar metafizik, epistemolojik ve ahlaki tez olmak üzere 3 tanedir.
Kısaca bunlara değinecek olursak metafizik tez, Eşyanın bir doğasının olmadığını söylemektedir.
Epistemolojik tez eşyanın bilgisinin olmadığını iddia etmektedir ve ahlaki tez iyi ve kötü diye bir şeyin olmadığını söylemektedir.
Sokrates. Sokrates çağının en önemli düşünürlerinden olmasına rağmen arkasında yazılı bir eser bırakmamıştır.
Onun hakkındaki bilgiler ve felsefesi genellikle Platon'un yazıları sayesinde günümüze taşınmıştır.
Sokrates kendisinin ebe olduğunu ve insan...
doğuştan var olan bilgileri açığa çıkardığını, başka bir deyişle doğurduğunu söylemektedir.
Buradan hareketle insanın boş bir zihinle dünyaya gelmediği, potansiyel olarak bilgileri taşıdığı ve açığa çıkartması gerektiğini söylenebilmektedir.
Sokratestek bildiği şeyin hiçbir şey olmadığını öne sürmüştür ve sohbetlerinde diyalektik yöntem, başka bir deyişle sokratik yöntem kullanmıştır.
Karşısındaki kişiye sorular yönelterek bu şekilde bir sorgulama yapmaktadır ve bu tartışmalar çoğu kez sonuçsuz kalabilmektedir.
Sokrates esas olarak bir ahlak filozofudur.
Sokrates ercemden mükemmel olmayı anlamaktadır.
Başka bir dişle her şeyin özüne uygun olmasını anlamaktadır.
Mükemmellikten anlaşılması gereken budur.
Örneğin kalemin erdemi yazmaktır.
Bıçağın erdemi kesmektir.
Burnun erdemi koku almaktır.
Peki insanın erdemi nedir?
Sokrates'e göre insanı insan yapan, onu diğer canlılardan ayıran, onun doğası, özü, akıl sahibi ve bilinçli bir varlık olmasıdır.
Bütün insanlar mutluluk peşinde koşmaktadır.
İnsanın amacı mutluluktur.
İnsan için en yüksek iyi mutlu olmaktır.
Mutluluğa giden yol bilgidir.
Ona engel olan ise bilgisizliktir.
Sokrates erdem bilgidir.
Erdemsizlik ise bilgisizliktir derken...
Tam olarak bunu kastetmektedir.
Kötü insan yoktur.
Bilgisiz insan vardır ve insanlar bilgilendirilerek iyi hale getirilebilir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
