Anıları Nasıl Depoluyoruz ve Gerektiğinde Nasıl Hatırlıyoruz?
25 Haziran 2022 · 14 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Bu içerik Biyonluk seslendirmenlerinden İbrahim Uzun tarafından seslendirilmiştir.
Editör Çağrı Mert Bakırcı Bellek, uzun süredir birçok psikoloğun, psikiyatristin, fizyoloğun ilgi alanı olmuştur.
Yaptığımız her şeyde etkisi olan bu kavram, yıllarca farklı yönleriyle ele alınmış, işleyişi hakkında farklı modeller ortaya atılmıştır.
Teknolojinin bu kadar ilerlemediği dönemlerde bilginin en büyük yol göstericisi hastalar olmuştur.
Bunların en ünlülerinden biri HM'dir.
HM uzun yıllardır ağır epilepsi öyküsü olan bir hastadır.
1953 yılında doktorların da tavsiyesiyle deneysel denilebilecek bir şekilde hastanın medyal temporal lobundan hipokampusun bulunduğu beyin bölümü doku çıkarılmıştır.
Her ne kadar epilepsi krizleri azaldıysa da hastanın yeni anılar oluşturamadığı, bu hastalığa anterograt amnezi deniliyor, hasta 2-3 dakika önce yaşadığı olayları hatırlamıyor.
Fakat çocukluk anılarını net bir şekilde hatırlayabildiği görülmüştür.
hakkındaki birçok şey öğrenilmiştir.
Günümüzde ise nöro görüntüleme cihazlarının da gelişmesiyle belleğin nasıl bir fizyolojiye sahip olduğu, anatomik olarak beynin hangi bölümleriyle bağlantılı olabileceğini anlamaya her gün daha da yaklaşıyoruz.
Bu yazımızda belleği kısaca açıkladıktan sonra spesifik olarak belleğin nasıl çalıştığına dair ortaya atılan iki önemli model üzerinde duracağız.
Bellek nedir? Bellek, duyu organlarımız ile algıladığımız görsel, işitsel, uzamsal gibi farklı türleri olan bilgileri ilişkilendirip kullanabildiğimiz, belki bir ömür boyunca, belki bir saniyeliğine depolayabildiğimiz,
farklı anatomik yapıların amigdala, hipokampus, prefrontal korteks birbirleriyle ilişkili olarak çalıştığı karmaşık bir sistemdir.
Belliğin üç temel işlevi olduğu kabul edilir.
Bunlar, kodlama, encoding, duyu organlarıyla alınan bilginin depolanabilecek hale gelecek şekilde işlenmesidir.
Depolama, storage, bilginin depolama alanında belli bir süre boyunca saklanmasıdır.
Geri çağrılma, retrieval, bilginin kullanılabilecek şekilde depolama alanından alınmasıdır.
Buna hatırlama da denir.
Ayrıca bellek farklı özellikleri göz önünde bulundurularak çeşitli sınıflara ayrılmıştır.
Depolanma süresine göre kısa süreli hafıza, short term memory, uzun süreli hafıza, long term memory, bilginin bilinç düzeyine ulaşıp ulaşmayacağına göre açık, explicit bellek, örtülü, implicit bellek.
Bilginin özelliklerine göre epizodik bellik, semantik, anlamsal bellik bunlardan bazılarıdır.
Peki bu karmaşık ve farklı özellikteki sistemler arasında ilişki nasıldır?
Birbirleriyle hangi şartlar altında iletişim kuruyorlar?
Nerelerden ve nasıl etkileniyorlar?
İşte bu noktada belliğin işleyişi hakkında ortaya atılan iki önemli model ile karşılaşıyoruz.
Bunlar Multistore Model, Modal Model ve Working Memory çalışan hafıza.
Multistore Model, Modal Model 1968 yılında Atkinson ve Schifrin tarafından sunulan bu model, aslında yüzeysel olarak hepimizin aşina olduğu kavramların arasındaki ilişkilerin açıklandığı bir modeldir.
Bu modele göre 3 tane depolama alanı vardır.
Bilgi, bu depolama alanlarına sırasıyla girer ve diğerine geçer.
Bu döngüyü neredeyse bilgisayarlardaki girdi-çıktı sistemine benzetebiliriz.
Bilgi bir depolama alanına girer, çıkar ve diğer depolama alanının girdisi olur.
Modelde öngörülen 3 depolama alanının da kendisine özel bir kodlama şekli, depolama kapasitesi ve depolama süresi vardır.
Duyusal Hafıza Sensory Memory Depolama alanlarının ilki duyusal bellektir.
Sensory Memory. Bu depolama alanında duyularımız ile aldığımız bilgiler, hangi duyudan alındıysa o duya spesifik bir bölgede muhafaza edilir.
Her duyudan bilgi alındığı için kodlama şekilleri, işitsel, semantik, görsel, farklı bilgiler burada birlikte depolanabilir.
Bu depolama alanındaki bilgiler yarım saniyeye kadar saklanır ve bilgiler buradan özel olarak istenilirse kısa süreli hafızaya aktarılır.
Kısa süreli hafıza.
Short Term Memory. Kısa süreli hafızada bilgiler çoğunlukla eşitsel kodlama yoluyla kodlanmıştır ve sınırlı kapasiteye sahiptir.
Bilgiler burada yarım dakikaya kadar depolanabilir.
Yani bu depolama alanındaki bilgiler de geçicidir.
Fakat duygusal bellikten farklı olarak burada depolanan bilgi kullanılabilir.
Yani bilinç düzeyinde hatırlanabilir.
Modele göre bilginin buradan sonra uzun süreli hafızaya geçmesi sadece bilginin tekrarlanması yolu ile olur.
Fakat son dönemlerde yapılan deneylerde bu geçişin bu kadar basit olmadığı, daha farklı parametrelerin de motivasyon, strateji, rol oynadığını biliyoruz.
Uzun süreli hafıza, long term memory.
Uzun süreli hafızada bilgiler sınırsız bir süre boyunca saklanabilir.
Diğer belleklerden farklı olarak bu belleğin kapasitesi de sınırsızdır.
Ayrıca model, uzun süreli hafızanın iki alt depolama sisteminden oluştuğunu söyler.
Bunlar açık, explicit ve örtük, implicit bellektir.
Açık bellekteki bilgiler bilinçli olarak açıklanabilir ve iki alt üniteye daha ayrılır.
Bunlar epizodik ve semantik bellektir.
Semantik anlamsal hafızada kavramlar, anlamlar, kurallar, bilgiler depolanırken Türkiye'nin başkenti Ankara'dır gibi, epizodik, episodik hafızada bir durum ve bu duruma ait bilgiler depolanır.
10 sene önce Beşiktaş'ta gittiğim konser gibi.
Örtük, implicit bellekte ise bilinç düzeyine ulaşmayan, açıklayamadığımız ama bildiğimizi bildiğimiz bilgiler bulunur.
Buna refleksif bellek de denir.
Mesela yüzmeyi ilk öğrenirken yüzme bilgisi deklaratif, açık, explicit bellektedir.
Su üstünde durmak için ellerimizi ve ayaklarımızı sürekli hareket ettirmemiz gerektiğini öğreniriz.
Bilinçli olarak uygularız fakat şu an yüzerken bu bilgi bilinç düzeyine ulaşmaz.
Hatırlamayız fakat oradadır.
Uygulamaya devam ederiz.
Bu model birçok şeyi başarıyla açıklamış olsa da bazı kısımlardaki yetersizliği ve fazla basitleştirilmiş olduğu gerekçesiyle eleştirilmiştir.
Açıklamakta eksik kaldığı bir kavram kısa süreli hafızadır ve burada da karşımıza Working Memory çalışan hafıza modeli çıkar.
Working Memory çalışan hafıza.
1974 yılında Badley ve Hitch tarafından oluşturulan bu hafıza modeli bazen kısa süreli hafıza ile eş anlamlı kullanılsa da kısa süreli hafıza gibi sınırlı kapasitelidir ve geçici bir süre bilgi depolar.
Kısa süreli hafızadan büyük bir farkla ayrılır.
Bu model bilginin sadece depolanabileceğini değil aynı zamanda işlenebileceğini de öngörür.
İngilizce Manipulation of Information Bu özellikleriyle kognitif testlerin tamamlanmasında ve günlük hayatımızda rolü büyük olan bir sistemdir.
Dört ana alt üniteden oluşur.
Bunlar fonolojik döngü, fonological loop, görsel ve uzamsal çizim tahtası, visual spatial sketchpad, merkezi yönetim, central executive, bölümsel ara bellek, episodic buffer.
Bu alt ünitelerin her birinin farklı özellikleri vardır ve birbirleriyle direkt ya da indirekt olarak bağlantı kurabiliriz.
Bu ünite iki alt bileşenden oluşur.
Phonological Store, Phonologic Depot ve Articulality Rehearsal, İşitsel Prova.
Phonologic Depot, doğrudan işitsel olarak alınan bilginin birkaç saniye boyunca saklandığı, sınırlı kapasiteye sahip 5 ila 8 öge bir depodur.
İşitsel Prova ise bir nevi iç ses, bu depodaki bilgilerin geri kazanılmasını, yenilenmesini, sürdürülmesini sağlayan bir işlemdir.
Direkt olarak işitsel olarak alınan bilgiler otomatik olarak fonolojik depoda depolanabilirken farklı özellikteki bilgilerin bu depoya geçmesi için bilginin işitsel prova ile işitsel forma dönüştürülmesi gerekir.
Mesela birisiyle konuşurken işitme organımızda aldığımız bilgiler direkt fonolojik depoya kayıt edilebilir ama kitap okurken alınan bilgiyi işitsel prova ile işledikten sonra burada depolayabiliriz.
Bu bileşen, modelin en çok anlaşılmış kısmıdır.
Bileşeni destekleyici birçok deney yapılmıştır.
Depolamayı etkileyen bazı etkenler bu deneylerde gösterilmiştir.
İşitsel benzerlik, kelime uzunluğu, işitsel baskılama ve benzeri.
Kısaca bahsedecek olursak, işitsel benzerlik burada depolanan öge sayısını arttırırken, anlamsal benzerliğin anlamlı bir etkisi olmamıştır.
Uzun süreli bellekte anlamsal bellek daha baskındır.
Kelime uzunluğunun ise anlık hatırlanan kelime sayısında azaltıcı bir etkisi vardır.
İşitsel baskılama deneylerinden de kapsamlı bilgiler elde edilmiştir.
Bu deneylerde katılımcılardan hatırlama testinde deneyden bağlantısız bir kelimeyi sürekli ve sesli olarak telaffuz etmeleri istenmiştir.
Bu şekilde işitsel probanın işlevi baskılanmıştır.
Deney sonucunda kelime uzunluğunun depolama süresi üzerindeki etkisi ortadan kaldırılmıştır.
Hatırlanan kelime sayısı da anlamlı bir şekilde azalmış ama yok olmamıştır.
Bu da depolamanın olası farklı yollarının olabileceğini akıllara getirmiştir.
Önemli bir aday da bölümsel arabelliktir.
Episodic Buffer Visual Spatial Sketchpad Görsel ve uzamsal çizim tahtası Bu ünitede görsel ve uzamsal, mekansal bilgiler depolanır.
Yapılan deneylerde uzamsal algımızı baskılayan görevlerin görsel çalışan hafızayı, aynı şekilde görsel algımızı baskılayan görevlerin uzamsal çalışan hafızayı etkilemediği görülmüştür.
Bu depo alanının da iki alt üniteye ayrıldığı bu deneylerle desteklenmiştir.
Yani burada görsel ve uzamsal bilgiler birbirinden bağımsız depolarda saklanır ve bu bilgilerin işlenme süreçleri de farklıdır.
Görsel çalışan hafızanın dış dünyayı algılama şeklimizde önemli bir rolü vardır.
Görsel çalışan hafıza gördüğümüz çevrenin sadece belli bir kısmını efektif bir şekilde yansıtabilir.
Bu da değişim körlüğü denilen bir fenomene yol açar.
Bu fenomene Rensig tarafından 1997 yılında şu şekilde bir açıklama getirilmiştir.
Uzun süreli hafızada biriken görsel manzaranın bilgisi merkezi bilgi alanını, regions of central interest belirler.
Bu dikkatimizi yönlendirecek bilginin görsel çalışan hafızaya geçmesini sağlar.
Bu yüzden dış dünyadaki değişiklikleri algılama kapasitemiz büyük oranda bu alanlarla sınırlıdır.
Burada dikkatin rolü önemlidir.
Dikkatimizi verdiğimiz bölgedeki değişimleri algılarız.
Uzamsal çalışan hafızanın efektif bir şekilde fonksiyon göstermesinde, uzamsal bilginin depolanmasında otomatik göz hareketlerimizin önemi birçok deneyle desteklenmiştir.
Bu konuya burada değinmeyeceğiz.
Fakat referanslar ve ileri okumalar kısmından bu konu hakkındaki makalelere ulaşabilirsiniz.
Merkezi yönetim çalışan hafıza modelinin en önemli parçası olarak kabul görse de, modelin en az anlaşılmış, en az bilimsel bilginin bulunduğu bileşenidir.
Bu ünitenin dikkatin kontrolünde, odaklanmada, bilginin işlenmesinde ve diğer bileşenlerle paylaştırılmasında görev aldığı düşünülüyor.
Diğer bileşenlerin aksine tamamen bir depolama alanı olarak değil, diğer depolama alanları fonolojik döngü, görsel ve uzamsal çizim tahtası, uzun süreli hafıza ile bağlantılı çalışan bir kontrol mekanizması olarak da düşünülebilir.
Yapılan deneylerde bilginin işlenmesinin, bilginin değiştirilmesi, diğer bilgilerle entegre edilmesi bu üniteye bağımlı olarak gerçekleştiği desteklenmiştir.
Bu, çalışan hafızanın kısa süreli hafızadan büyük bir farkıdır.
Merkezi yönetim dikkatimizi yönlendirerek aynı anda gelen birden çok bilgi arasında seçim yapmamızı sağlıyor.
Bu bilgilerden bazılarına öncelik veriyor.
Bu da her gün yaptığımız dikkat gerektiren işlerde, araba sürerken, bıçak kullanırken ve benzeri bize avantaj sağlıyor.
Bilgi işleme ve uzun süreli hafıza ile bağlantılı olabilme yetenekleriyle de özgün problemlerin çözümünde rol oynadığı düşünülüyor.
Episodic Buffer, bölümsel ara bellek.
Bölümsel ara bellek, modele daha sonra eklenmiştir.
Farklı kodlama türlerinin bir arada kullanılabildiği, sınırlı kapasiteye sahip bir depolama alanıdır.
Bu depolama alanı da farklı bilgilerin farklı duyulardan sağlanan, farklı depolama alanlarında saklanan, farklı kodlama türleriyle kodlanmış bilgiler, entegre edilmesinde ve bu entegre bilginin depolanmasında rol oynar.
Bağımsız olduğu kanıtlanan diğer iki alt ünitenin fonolojik döngü, görsel ve uzamsal çizgi tahtası birleştiği yerdir.
Bu bilgi işleme fonksiyonuyla da modelin merkezi yönetim bileşeniyle bağlantılı haldedir.
Ayrıca çalışan hafıza ile uzun süreli hafıza arasındaki bağlantı da rol oynadığı düşünülmektedir.
Sonuç Çalışan hafıza modeli kısa süreli hafızayı ayrıntılı bir şekilde açıklamaya çalışmış ve bu konuda büyük oranda başarılı olmuştur.
Birçok deneyle hipotezleri kanıtlanmış, birçok açıdan kısa süreli hafıza kavramının yerini alabilecek bir modeldir.
Her ne kadar bu başarıyla öne çıksa da büyük oranda kısa süreli hafızayı açıklayacak şekilde sunulması modeli sınırlamıştır.
Bu sınırlı ama başarılı incelemesiyle bellik kavramını bütüncül bir şekilde açıklamaktan uzaktır.
Multistore model ise belleğe daha bütünleyici bir şekilde yaklaşmaya çalışmıştır fakat bu sefer de ayrıntılı bir model sunmaktan uzak kalmıştır.
Diğer yandan bunun ne kadar mümkün olduğu tartışılabilecek bir konudur.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
