Anaerkillik Nedir? Tamamen Anaerkil Bir Topluluk Hiç Yaşadı mı?
2 Kasım 2022 · 6 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Anaerkillik nedir? Tamamen anaerkil bir topluluk hiç yaşadı mı?
Minan Kabau topluluğu anaerkillik konusunda bize neler öğretiyor?
Anaerkilliğin iki farklı tanımı vardır.
Bu iki tanımdan hangisini kabul ettiğimize bağlı olarak anaerkil olarak tanımlanabilecek bir toplumun var olup olmadığı sorusuna vereceğimiz cevap da değişir.
Ayrıca anaerkillikten bahsederken bu konuyla ilgili anasoyluluk kavramının da tanımını bilmekte fayda var.
Anasoyluluk Kan bağının ve dolayısıyla mülkün anne tarafından aktarılması anlamına gelir.
Bu tanımdan da yararlanarak günümüzde farklı gruplar tarafından kabul edilen iki anaerkillik tanımını inceleyeceğiz.
Ataerkil toplumun zıttı.
Öncelikle günlük hayatta kullandığımız ataerkillik tanımının doğrudan karşıtı olan anaerkillik tanımı vardır.
Ve buna göre anaerkillik, annenin ya da yaşça büyük bir kadının aile üstünde mutlak otoriteye sahip olduğu, Buna ek olarak bir veya bir grup kadının da genel topluluk üstünde benzer seviyede bir otoriteye
sahip olduğu düzendir.
Anaerkilliğin bu tanımı, ana soyluluk ya da Türkçe'de karşılığı olmayan matrikofal, kabaca anne odaklı ya da matrilokal, kabaca anne yerel şeklindeki kavramlarla tam olarak karşılanamaz.
Eşitliğe dayalı anaerkillik Anaerkilliğin diğer ve günümüzde kabul görmek konusunda zorlanılan tanımı ise İlk tanıma tepki olarak Peggy Riva Sanday tarafından ortaya atılmıştır.
Ona göre anaerkillik, kadınların mutlak üstünlüğüyle ifade edilmemelidir.
Çünkü kadın yönetimi böyle uç bir şekilde görülmez.
Onun tanımına göre anaerkillik, ana soylulukla birlikte sosyal ve politik olarak cinsiyet eşitliğine dayanan bir düzen olarak anlatılabilir.
Sandey, Minan Kabau toplumunu birinci elden gözlemlediği ve yorumladığı araştırma kitabında, genelekselleşmiş anaerkillik tanımının erkek merkezli düşünme sonucu ortaya çıktığını söyler ve kadınların toplumsal
hakimiyetinin diğer cinsin haklarını kısıtlama seviyesiyle ölçülmesine karşı çıkar.
Anaerkil toplum görüldü mü?
Bu sonuncu tanıma göre, hali hazırda tanımın kurulmasına örnek teşkil eden Minan Kabau toplumu ve benzer toplumlar anaerkil olarak kabul edilebilir.
ve o zaman tarihte de bunlara benzer toplumlar olduğunu varsaymamak için hiçbir sebebimiz kalmaz.
Daha geniş kabul gören diğer tanımımıza göre ise tam olarak anaerkil diye sınıflandırılabilecek bir toplum ya yoktur ve var olmamıştır ya da varsa, olmuşsa bile çok nadirdir.
Şimdiye kadar anasoylu veya anaerkilliğe yakın görülen birkaç topluluğu incelemenin bu tartışmanın okurlarımız gözünde açıklığa kavuşmasına yardımcı olacağını düşünüyoruz.
Öncelikle anerkil olduğu iddia edilen ve anerkil olmasa bile dünyanın en büyük anasoylu topluluğu olan Minangkabau topluluğu, anerkillik ile ilgili tartışmalarda ön planda yer almaktadır.
Minangkabau'lar, Endonezya'nın Sumatra adasında yaşayan en büyük etnik gruptur.
Müslümandırlar ve Malayca konuşurlar.
Köken ve miras, anne tarafı izlenerek belirlenir.
Geleneksel olarak en küçük yerleşim birimi büyük evdir ve başkadın kız kardeşleri ve kız çocuklarının kontrolü altındadır.
Erkek çocuklar sünnet olana kadar büyük evde yaşarlar.
Sonrasında evlenene kadar yatılı okul görevi gören ve aynı zamanda ibadet yeri olan cami benzeri bir yerleşkede ikamet ederler.
Yine geleneksel olarak evli çiftler kadının ait olduğu evde kalır ama erkek her zaman geceleri eşini ziyaret eden bir misafir olarak görülmeye devam eder.
Ana soyluluğa uygun olarak Minankabaularda mal, toprak ve aile adı Spartalılar Spartalılarda da erkekler askerlikle uğraştıkları ve mal
mülk yönetmek küçümsendiği için kadınlar hem eşlerinin hem de kendi mülklerinin kontrolüne sahipti.
Ayrıca kadınlar o zamanki Yunan devletleri arasında benzeri görünmemiş bir eğitim alır, erkeklerle birlikte spor faaliyetlerine katılır ve şehirde özgürce dolaşabilirlerdi.
Her ne kadar bu haklara sahip olsalar da Spartalılar tarafından en kutsal görülen askerlik makamına kadınlar katılamazdı.
Ayrıca siyasi ve dini anlamda erkek egemenliği vardı.
Bu sebeplerden Sparta toplumunda ekonomik anlamda kadınlar güçlü olsa da diğer alanlarda bir cinsiyet eşitliğinden çok erkek egemenliği hakimdir ve bu yüzden ataerkilliğe çok da uzak görülmezler.
Bunun dışında Tacitus'un Cermen kabileleri üzerine yazdığı Cermanya eserinde de Sitones adlı siyasi anlamda kadınlar tarafından yönetilen bir kabileden bahsedilir.
Bu özellikleri dışında sadece diğer her alanda Suinos kabilesiyle uyuştukları belirtilir.
Sonuç Bunun gibi birkaç eski topluluk dışında Avrupa kıtasında M.S.
pek fazla ana soylu veya anaerkil topluluk bulunmaz.
Afrika'da Asya'da ve Amerika'da ise en azından belli dönemlerde kadınların Minangkabau topluluğu gibi belli bir güce sahip olduğu görülmektedir.
Bu toplulukların anaerkil olarak adlandırılması tartışması daha çok tanımsaldır ve bu konuda varılacak sonuçlar da bilimsel bir doğruluktan çok birer uzlaşı veya sayıltı olacaktır.
Dolayısıyla bu podcast de bir sonuca varamıyor ve kararı dinleyenlerimize bırakıyoruz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
