Alemlerin Yok Edicisi Oppenheimer'dan Bugünün Bilim İnsanlarına Dersler!
23 Ekim 2023 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Alemlerin Yok Edicisi Open Armour'dan bugünün bilim insanlarına dersler.
Filmi henüz seyretmemiş olanlar için bir uyarı.
Yazı spoiler içerir.
Christopher Nolan tarafından yönetilen ve atom bombasının geliştirilmesinde önce olan Amerika Birleşik Devletli teorik fizikçiyi konu alan 3 saatlik film Oppenheimer 21 Temmuz
2023'te vizyona girdi ve o günden beri büyük beğeni topladı.
Film gösterime girdiğinden beri bilim dünyası filmde aktarılanların doğruluğunu ve gerçekten yeterli olup olmadığını tartışıyor.
Film iki ana konuyu iç içe geçiriyor.
Birincisi J. Robert Oppenheimer'ın 2.
Dünya Savaşı sırasında nükleer fisyonun keşfiyle birlikte önde gelen bir grup bilim insanını nasıl işe aldığı ve onlara nasıl liderlik ettiği ile ilgili.
İkincisi Oppenheimer'ın atom bombası başarılı olduktan 10 yıl sonra ulusal güvenlik iznini kaybetmesi ve kaybettikten sonraki çöküşü hakkında.
İlk bölümde Amerika Birleşik Devletleri Ordusu'nun generali olan Leslie Groves gözetiminde New Mexico'daki Las Alamos Laboratuvarının temellerinin atıldığını görüyoruz.
İkinci bölümde ise Open Armor'ın atom bombasından daha güçlü bir kitle imha silahı olan hidrojen bombası üzerinde çalışmasına karşı çıkması sebebiyle Lewis Trois tarafından nasıl hedef
haline getirildiğini görüyoruz.
Nature dergisi atom bombasının üretilmesiyle sonuçlanan Manhattan projesi konusunda en bilgili olan tarihçilerden birisi olan Pulitzer ödülü The Making of the Atomic Bomb kitabının
yazarı Richard Rhodes ile konuştu.
Nature dergisinin konuğu olan Rhodes'un röportajda sorulan sorulara verdiği cevapları aşağıda bulabilirsiniz.
Röportaj soruları Film hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sonucu baktığımda filmin gerçekten iyi olduğunu söyleyebilirim.
Atom bombası hakkında yapılan birçok Hollywood filmini izledim.
Mesela Şişman Adam ile Küçük Çocuk filmini hatırlıyorum.
O filmde korkunç hatalar vardı.
Hatalardan ilki...
Ken Nolan filminde bu hataya hiç düşmemiş, fisyonun keşfinden sonra bazı bilim insanlarının bir araya gelip bu konudan kimseye bahsetmeyelim, bunu gizli tutalım gibi şeyler söyleyebilecekleri fikriydi.
Bu, bilimin nasıl işlediğini bilen insanlara göre çok cahilce bir yaklaşım.
Mercury'den ve radyoaktivitenin ilk keşiflerinden beri herkes atomun içindeki enerjiyi serbest bırakmaktan bahsediyordu.
Kimsenin bu gerçeği keşfetmemiş olması oldukça saçma olurdu.
Filmi izlediğimizde Oppenheimer'ın atom bombasının yapılmasında önce olduğu için pişmanlık duyduğunu görüyoruz.
Gerçekten pişman mıydı?
Evet, filmde Oppenheimer o dönemin ABD Başkanı olan Truman'ı ziyaret ediyor ve ellerine kan bulaştığını söylüyor.
Aslında hem pişmanlık duyuyordu hem de gururlanıyordu.
Binlerce insanın ölümüne sebep olmanın ne kadar korkunç bir şey olduğunu anlamıştı.
Filmde değinilmeyen önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum.
Los Alamos yetkilileri atom bombasının atıldığı Hiroshima ve Nagasaki'deki insanların sığınaklarda güvende olacaklarını düşünüyorlardı.
Bu yüzden ölü sayısına ilişkin yürüttükleri tahminler karşılaşılan sonuçlara göre oldukça düşüktü.
Böyle düşünmelerinin sebebi Japonların B-29 uçak filosu geldiğinde her zaman sığınaklara gitmeleriydi.
Ancak atom bombalarının atıldığı günde sadece bir ya da iki tane uçak vardı ve Japonlar uçakların sadece hava durumunu kontrol etmek için orada olduğunu düşünmüşlerdi.
Bundan dolayı sığınakları gitmediler.
Bombanın ardından gelen ateş fırtınası nedeniyle öldüler.
Oppenheimer sadece 38 yaşındayken Los Alamos görevine nasıl seçildi?
Bildiğim kadarıyla General Groves dışında kimse Oppenheimer'ın doğru bir seçim olduğunu düşünmüyordu.
Oppenheimer'ın Nobel ödülü yoktu.
Laboratuvarlar da berbattı.
Ama Groves'un ne zaman cevap aradığı bir soru olsa Oppenheimer'a sorardı.
Yani Oppenheimer onu yetiştirdi ve bu anlamda belki de bu iş için kendisine işi aldı.
Oppenheimer gerçekten de sadık bir Amerikan vatandaşıydı.
Nazi Almanya'sının dehşetini anlamıştı.
Hatırı sayılır servetinin bir kısmını Yahudileri Nazi Almanya'sından ve Avusturya'dan çıkarıp Amerika Birleşik Devletleri'ne getirmek için kullanmıştı.
Bu görevi o istedi ve sanırım bilim insanlarının tek bir yerde bir araya gelmesi gerektiğini Groves'tan bile daha net gördü.
Filmin dayandığı kitabın ortak yazarı Kay Bird, New York Times'da Oppenheimer'ın gerçek trajedisinin, aklanma davasının tüm bilim insanlarına siyasi arenada ayaklanmamaları için bir uyarı
olduğunu yazdı. Sizce filmde bu mesaj veriliyor mu?
Mesaj buydu ve bunun kasıtlı olarak verildiğine eminim.
Oppenheimer'ın çöküşünün ana nedeni, Lev Stroess'un ona karşı beslediği kişisel husumet dışında ABD Hava Kuvvetleri'nin de ona karşı yapılan planlara dahil olmasıydı.
Oppenheimer, megatonlarca verim potansiyeline sahip bu devasa hidrojen silahının bir saçmalık olduğunu düşünüyordu.
Çünkü... Böyle bir silah için meşru bir askeri hedef yoktu.
Yani bu temelde bir kitle imha silahıydı.
Bu yüzden hava kuvvetleri onu kendi yollarından çekmek istedi ve Oppenheimer'ı yok etme girişiminin bir parçası oldu.
Manhattan projesi Oppenheimer olmadan başarılı olabilir miydi?
Herkes Oppenheimer Manhattan'ın projesinin yönettiğini düşünüyor.
Elbette yönetmiyordu.
O sadece Los Alamos laboratuvarını yönetiyordu.
Filmin odak noktasında bulunmasa da Oak Ridge, Tennessee ve Hanford, Washington'daki diğer büyük tesisler bu geniş kapsamlı çabanın bir parçası olarak plutonyum ve zenginleştirilmiş uranyum
üretmiştir. Open Armor olmadan başarılı olabilir miydi, olamaz mıydı bilmiyorum.
Ama kesinlikle Gross olmadan olmazdı.
Gross hayal gücünü zorlayan bir ölçekte çalıştı ve bunu yaparken herkesi işlerin yapılması için sürekli ve acımasızca zorlayıp başarıyı getirdi.
Filmi izleyenlerin bilim insanlarına olan güveni artacak mı yoksa azalacak mı?
Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bence filmdeki bilim insanları açıkça iyi insanlar ya da en azından çoğu öyle.
Elbette Ernest Lawrence'da dahil olmak üzere Oppenheimer hidrojen bombasını geliştirmeme kararına temelde karşı çıkanlar vardı.
Ancak bilim insanları iyi tarafta yer alıyor ki bu üzerinde çalıştıkları şeyi düşündüğümüzde oldukça büyük bir başarı.
Nolan'ın Hiroshima ve Nagasaki'de yaşananları filminde neden göstermediği gibi ilginç bir soru var.
Her şeyden önce hikaye Oppenheimer'ın bakış açısından anlatıldı.
İkincisi eğer Nolan oralarda olanları izleyiciye gösterseydi savaşın büyük yıkımı bunu görmeye henüz hazır olmayan izleyicilere ağır gelebilirdi.
Filmde bahsi geçmeyen bilim insanları var mı?
Bence Niels Bohr'un 1943'de Los Alamos gelmesinden sonra Oppenheimer ve grubunun vardığı sonuçlara biraz daha fazla vurgu yapılmalıydı.
Bu sonuçlar Bohr'un kuantum fiziğini anlamak için ortaya koyduğu tamamlayıcılık kavramına dayanmaktadır.
Atom bombası şüphesiz korkunç bir kitle imha silahı olmasına rağmen Bohr aynı zamanda bunun dünyayı esasen umut verici bir şekilde değiştireceği duygusunu da geliştirdi.
Bu silah o kadar yıkıcıydı ki küçük bir devletin bile nükleer silahlara sahip büyük bir devlete karşı potansiyel olarak kendini korumasını mümkün kılacaktı.
Bu caydırıcılık sisteminin olumsuz sonuçları var mı?
Buna kesinlikle inanıyorum ve bu insanlık için potansiyel bir felaket.
Caydırıcılık içinde çok yeni ve çok korkunç bir gelişme yaşandı.
1999 yılında Hindistan ve Pakistan arasındaki Kargil Savaşı oldu.
Pakistan nükleer silahlarla desteklendiği için nükleer tırmanış riski olmadan konveksiyonel bir savaş yürütebileceğini fark etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise şu an nükleer silahlarının varlığını hissettirerek Ukrayna'ya karşı savaşıyor.
Nükleer silahların desteğiyle yeniden konveksiyonel savaşlara girebileceğimiz ve bunlardan kurtulabileceğimiz bir seviyeye yükseldik.
Bu çok korkunç bir gelişme ve her yönden tehlike dolu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
