Adrenalin (Epinefrin) ve Noradrenalin (Norepinefrin) Nedir? Aralarında Nasıl Bir İlişki Vardır?
22 Şubat 2024 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Adrenalin ve noradrenalin nedir?
Aralarında nasıl bir ilişki vardır?
birbirine zıt çalışan hormonlar olarak öğretilebildiğine dair duyumlar almaktayız.
En azından bu derslerden, bu konuda akılda kalanların dikkate değer miktarda bu yöndedir.
Tipik olarak insanlar, adrenalinin, sempatik sinir sistemini uyararak kalp atışlarını arttırdığı, noradrenalinin ise tam tersini yaptığı, yani parasempatik sinir sistemini uyararak bireyin sakinleştirdiğini düşünürler.
Burada ne kadarlık bir payın öğretim hatasından kaynaklandığını tam olarak tespit etmek zor.
Ancak bu basit, Ve göreceğimiz üzere hatalı düşünceye üniversiteye giren öğrenciler, öğrendiklerinin veya hatırladıklarının büyük oranda hatalı olduğunu görürler.
Zira adrenalin-noradrenalin ilişkisi konusu o kadar da basit bir konu değildir.
Gelin bu konunun aslında bir bakış atalım.
Kimyasalların Sözcük Anlamları İlk olarak sözcük mevzusunu aradan çıkaralım.
Adrenalin ile epinefrin aynı şeylerdir.
Noradrenalin ile norepinefrin de aynı şeylerdir.
Normalde standartlar konusunda ana akıma uymayan ve diğer herkesten farklı standartları kullanan ülke Amerika Birleşik Devletleri olsa da bu defa standart dışı kullanım yapan taraf Birleşik Krallık'tır.
Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dünyanın büyük bir kısmında bu kimyasalları epinefrin ve norepinefrin denmektedir.
Ancak Birleşik Krallık'ta bu ikilinin adı adrenalin ve noradrenalindir.
Bu isimlendirmede dünya çapında yayılmış ve kullanılmaktadır.
Özellikle de halk arasında heyecan ile ilişkilendirilen adrenalin sözcüğü çok yaygın olarak bilinir.
Örneğin adrenalin sporları veya adrenalin bağımlılığı gibi kalıplarda özellikle kullanılır.
Epinefrin ve norepinefrin ise daha ziyade bilimsel terminoloji düzeyinde kalmıştır.
Epinefrin sözcüğü son derece mantıklıdır.
Çünkü sözcüğün kelime anlamı Yunanca'da böbreğin üzerinde demektir.
Epinefrin de böbrek üstü bezlerinden salgılanan en popüler kimyasal olduğu için bu isme layık görülmüştür.
Aslında epinefrin sözcüğü ilk olarak 1897 yılında John Abel tarafından böbrek üzerindeki bezlerden toplanan özütlerin tamamını tanımlamak için kullanılmıştır.
Şimdi ise belli bir kimyasala verilen isimdir.
Öte yandan adrenalin kelimesi de eşit derecede mantıklıdır.
Neden mi? Bu sözcük de Yunanca'da değil ama Latince'de böbreğin üzerinde demektir.
İlk olarak 1901 yılında Yokichi Takamine tarafından kullanılmıştır.
İlginç bir şekilde o da Böbrek üzerinden aldığı ve saflaştırdığı özütlerin tamamına bu ismi vermiştir.
Ancak yine sözcük belli bir kimyasalın adı haline gelmiştir.
Aslında Abel'in özütü Takamine ile aynı değildi.
Ancak bu ilk zamanlarda fark edilmedi ve bu nedenle iki isim de aynı kimyasalın ismi olarak kabul edildi.
Sonradan iki özütün farklı olduğu anlaşılsa da sözcüklerin anlamı değişmedi.
Dolayısıyla Epinefrin ve Adrenalin'i eş anlamlı olarak kullanabilirsiniz.
Peki noradrenalin veya eş anlamlısı olan norepinefrindeki nor nedir?
Nor öneki, kimyasal birleşiklerde CH3, CH2 veya CH molekülleri veya CH atomunun birleşikten ayrılmasından sonra geriye kalan kimyasalı isimlendirmek için kullanılır.
Örneğin noradrenalin veya norepinefrin, adrenalin veya epinefrin isimli kimyasaldan tek bir karbon atomunun ayrılması sonucu oluşur.
Nedir bu kimyasallar?
Evet, kelimeler konusunda konuyu netleştirdiğimize göre asıl konuya geri dönebiliriz.
Nedir şu adrenalin ve noradrenalin?
Bu ikiliyi anlamayı en çok zorlaştıran konu, hormon ile nörotransmiter isimli iki kimyasal grubun tam olarak anlaşılmaması veya düzgün tanımlanmamasından kaynaklanmaktadır.
Hormonlar genellikle doğrudan damarlara yani kan akışına salgılanarak belli sinyallenmelerin yapılmasını sağlayan kimyasallardır.
Nörotransmiterler de sinyalleme görevi görürler.
Ancak onlar neredeyse her zaman sinir hücreleri, Yani nöronlar arasına görev alırlar.
Yani akan kan akışına katılmazlar.
Fakat belirtelim, bu ideal tanımdır.
Elbette istisnalar vardır.
İdeal tanım üzerinden gidecek olursak, adrenalin bir hormondur.
Adrenalin böbreküstü bezler tarafından salgılanır ve doğrudan kana karışır.
Uzun mesafelerde etki edebilir ve bu nedenle genellikle bir hormon olarak bilinir.
Ancak bunun istisnaları bulunmaktadır.
Bu hormon omurgalılarda ve protozoalarda genellikle metabolik etkilere neden olur ve damar genişlemesine etki eder.
Egzersizlerde, duygusal tepkilerimizde ve hafıza oluşumunda adrenalinin görev aldığı bilinmektedir.
Adrenalinin kardeş molekülü olan noradrenalin ise norotransmitterdir.
Öte yandan noradrenalin beynimizdeki nöronlar tarafından salgılanır.
Kana karışmaz. Bu nedenle genellikle bir norotransmitter olarak bilinir.
Ancak bunun istisnaları bulunmaktadır.
Noradrenalinin en önemli görevi kalbi etkileyen sempatik nöronlar üzerindeki etkileridir.
Bazı insanların lise derslerinden hatırladığının aksine noradrenalin miktarı artacak olursa kalp ritmi azalmaz.
Aksine artar. Adrenalinin salgılanması sonucunda da kalp ritmi artar.
Dolayısıyla ikilinin birbiriyle zıt olarak çalıştığını düşünmek hatalıdır.
Ayrıca noradrenalin bir stres hormonu olarak da görev yapar.
Kaç veya savaş tepkisine rol oynar.
Konuyu karıştıran bir diğer nokta iki kimyasalın birbirine aşırı benzer olmasından ötürü bu kimyasallara tepki verebilen algılayıcıların yani reseptörlerin birebir aynı olabilmesidir.
Hem alfa hem de beta reseptörleri adrenalini de noradrenalini tanıyabilir.
Tabii ki nöronlarda bu reseptörler daha ziyade Noradrenalinle iletişime geçerken vücut hücrelerimizin geri kalanındaki reseptörler daha sıklıkla adrenalinle etkileşirler.
Konuyu daha da karıştıran istisnalar.
Karışıklıklar bu kadarla kalıyor mu?
Elbette hayır. Az önce istisnalardan bahsetmiştik.
Bunları birazcık açalım. İlk olarak noradrenalin adrenal bezler tarafından hormon olarak salgılanması da mümkündür.
Ancak genel bir oran vermek gerekirse böbreküstü bezlerden salgılanan adrenalin miktarı noradrenalin miktarından 5 ila 8 kata kadar daha fazla olabilmektedir.
Bu nedenle listelerde adrenalin ve noradrenalin böbreküstü bezi salgıları olarak öğretilir.
Bu özünde doğru olsa da biyolojide sıklıkla karşılaştığımız noradrenalin böbreküstü beze salgısı olmasından ziyade beyinde nörotransmitter olarak salgılanandır.
Elbette ki bu kimyasalar aynı kimyasallardır.
Salgılandıkları yer önemli değildir.
Fakat yine de görevleri söz konusu olduğunda noradrenalin için nörotransmiter olma görevi bariz bir şekilde baskınlık göstermektedir.
İkinci bir istisna dopamin, serotonin, noradrenalin gibi bazı nörotransmiterlerin nöronlarda kimi zaman belli bir hedefi olmaksızın da salgılanabiliyor olmasıdır.
Her ne kadar kana karışmıyor olsalar da tıpkı kana karışan hormonlar gibi hedefsiz olarak salgılanabilmektedirler.
Ne zamanki söz konusu kimyasallar bir hedefe ulaşır o zaman işlevsel hale gelir.
Bu durum nöroadrenalinin nörotransmiter olma görevi konusunda kafa karışıklıklarına neden olabilmektedir.
Üçüncü bir istisna, beynin en önemli bölgelerinden biri olan hipotalamusta karşımıza çıkar.
Hipotalamustaki bazı hormonlar, koasinörotransmiter dediğimiz daha kısa menzilli görevlerde kullanılabilir.
Yani hormonlar ile nörotransmiterler arasındaki farklar bu noktada epey bir belirsizleşmektedir.
Bu bölgelerde normalde hormon olarak bileceğimiz kimyasallar sadece birkaç milimetrelik menzilde etkili olacak şekilde adeta nörotransmiter gibi görev alabilirler.
Kan akışına karışmazlar.
Bu nedenle geleneksel veya ideal tanıma uymazlar.
Son olarak işleri daha da karıştırmak adına bazı araştırmalarda adrenalinin retinadaki nöral devreler gibi bazı kısıtlı bölgelerde nadirende olsa nörotransmiter olarak salgılanabildiği gösterilmiştir.
Bu durum adrenalinin bir hormon olduğunu söyleyip işin içinden çıkmayı zorlaştırmaktadır.
Ancak örneğin bu bölgelerde, adrenalin salgılandığında da aynı zamanda noradrenalin de salgılanmaktadır ve noradrenalin miktarı, adrenalinden genellikle 4 ila 5 kata kadar daha fazla olmaktadır.
Sonuç olarak, adrenalin ve noradrenalin sıradan kimyasal maddelerdir.
Onların ne olduklarını çoğu zaman salgılandıkları yerler, görevleri ve özellikleri belirler.
Birebir aynı kimyasal, Eğer ki kan akışına katılıyorsa, uzun menzille etkiliyse ve spesifik olarak sinir boşluklarına salgılanmıyorsa, muhtemelen ona rahatlıkla hormon dememiz mümkündür.
Ancak eğer ki bu kimyasallar kısa menzille etkiliyse, kan akışına karışmıyorsa ve sinir boşluklarına salgılanıyorsa, bunlar muhtemelen nörotransmitter olacaktır.
Özünde maddenin ve onunla etkileşecek olan reseptörlerin kimyasal yapısı önemlidir.
Yoksa adrenalin bir hormon mudur?
Noradrenalin hormon olarak görev alabilir mi?
Bunlar işin teferruatları.
ve insan gözünden yapılan kategorik tanımlamalardır.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
