Adil Dünya Hipotezi: Eden Bulur Safsatası, Haksızlık ve Adaletsizlikleri Çözmemizi Nasıl Engelliyor?
16 Eylül 2021 · 18 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Adil dünya hipotezi, insanların eylemlerinin her zaman adil sonuçlara yol açtığını iddia eden bir bilissel eğilimdir.
Bu inanca göre, iyilik yapanlar her zaman ödüllendirilirken, kötülüğe sebep olanlar önünde sonunda cezalandırılır.
Örneğin, adil dünya hipotezi, herhangi birinin eğer bir başkası trajik bir talihsizlik deneyimlemişse geçmişte bunu hak edecek bir şey yapmış demektir şeklinde düşünmesine sebep olur.
Bu bilissel eğilim kavramı insanların düşüncelerini ve eylemlerini birçok farklı alanda etkiler.
Bu sebeple bu kavramı anlamak oldukça önemlidir.
Buna dayanarak bu makalede adil dünya hipotezi hakkında daha çok şey öğrenecek, insanların bunu neden yaşadığını anlayacak ve bunun etkisini açıklayabilmek için ne yapılması gerektiğini
göreceksiniz. Adil Dünya Hipotezi Adil Dünya Hipotezi, insanların, kendilerinin ve başkalarının hayatta deneyimlediği durumların yol açtığı pozitif
ve negatif sonuçları gerekçelendirmek için kullandıkları bir kavramdır.
Buradan yola çıkarak, insanların eylemleri ve bunların doğurduğu sonuçların arasında doğrudan, mutlak ve ahlaki temelli bir bağ olduğunu, böylece, İyi insanların başlarına iyi şeyler
gelirken, kötü insanların kötülükle karşılaştığını öne sürebilirsiniz.
Bu inanç, somut kanıtların aksini iddia etse bile, insanların düşüncelerini etkileyebilir.
Bu insanların eylemlerinin ahlaki doğası ve bunların yol açtığı sonuçlar arasında önemli bir bağın bulunmadığı anlamına gelir.
İki ana kritere dayanarak sınıflandırılan birkaç tür adil dünya inancı bulunur.
Kişiler arası eğilimler.
İçsel eğilim, bireyin kendisiyle ilgili adil bir dünya beklentisini, yani neyi hak ettiysem onu alacağım ifadesi gibi bir ifadeyi ele alırken, kişiler arası eğilim, başkasıyla
ilgili adil bir dünya beklentisini, yani onlar neyi hak ettiyse onu alacaklar gibi bir düşünceyi öne sürer.
2. Geriye, ileriye dönük eğilimler.
Geriye dönük eğilim, geçmiş olaylarla bağlantılı olan adil bir dünyayı yani neyi hak ettiysen onu buldun gibi bir düşünceyi ele alırken ileriye dönük eğilim gelecek olaylarla ilgili
olan adil bir dünya beklentisini yani neyi hak ediyorsan onu alacaksın gibi bir düşünceyi savunur.
Aslında geriye veya ileriye dönük eğilim ayrımı aynı zamanda gelecekte karşılaşacağımız sonuçların geçmiş eylemlerimiz sonucu ortaya çıktığı inancı ve buna zıt olarak Şu anki
eylemlerimizin gelecekte bunlara uygun sonuçlara sahip olacağına dair duyulan inanç arasındaki ayrım olarak da görülebilir.
Aynı zamanda bazı insanların farklı seviyede ve yine farklı tür adil dünya inançları sergilediklerini de unutmamak gerekir.
Örneğin bazı insanlar kendileri için, başkaları için olduğundan daha farklı düzeyde bir adil dünya inancı gösterirler.
Ancak bu iki inanç birbiriyle güçlü bir şekilde ilişkilidir.
İnançların her biri insanların davranışlarını farklı yönlerde etkilediği için bunları dikkate almak oldukça önemlidir.
Örnek olarak bu konu üzerinde yapılan bir çalışma başkaları için adaletli dünya anlayışının herhangi birinin sokaktaki bir dilenciye bağış yapma olasılığını düşürürken kendi için olan adil dünya
inancının bu ihtimali artırdığını göstermiştir.
Tüm bunların yanında adil dünya inancının diğer inançlarla çeliştiğinin dikkate alınması gerekir.
Bu en çok da gelişigüzel dünya inancını iyi ve kötü işlerin ödül ve cezaların arasında tutarlı bir bağlantının bulunmadığı bir dünya inancını içerir.
Üstelik adil olmayan dünyaya dair olan başka bir inanç türü de vardır.
Bu inanca göre iyiler cezalandırılırken kötüler ödüllendirilir.
Aynı zamanda bu terim bazen gelişigüzel bir dünya inancını açıklamak için de kullanılabilir.
Şunu da atlamamak gerekir.
Adil dünya hipotezi, bazen adil dünya inancı, adil dünyaya dair eğilim veya adil dünya yanılgısı gibi kavramlarla da karşılanabilmektedir.
Adil dünya inancına örnekler Lerner'ın adil dünya hipotezi üzerine deneyleri Adil dünya hipotezinin bilimsel formalizasyonu genellikle 1960'lı yıllarda buna dair
kanıt öne sürmesiyle bilinen Prof.
Dr. Melvin J.
Lerner'a atfedilir. Örneğin Bu konu üzerine 1965 yılında yayınlanan ilk çalışmasında Lerner insanların belirli bir görevi tamamlamaya çalışan bir çift işçiyi gözlemlemesine izin vermiştir.
Gözlemcilere işçilerden birinin emekleri karşılığında büyük bir para ödülü alacakken diğerinin herhangi bir şey alamayacağı ve bu kişilerin tamamen gelişigüzel olarak seçildiği söylendi.
Aynı zamanda bu iki işçinin bu seçimden haberdar olmadığı ve ikisinin de iş için en iyi çabayı göstereceklerinde hemfikir oldukları da belirtildi.
Ancak görev tamamlandığında ve şanslı olan işçiye ödemesi yapıldığında gözlemcilerin, ödülü alan işçinin rastgele seçilmek yerine bu ödülü kazandığı için aldığı konusunda kendilerini ikna
etme eğiliminde oldukları görüldü.
Yine Lerner'ın başka bir çalışmasında öğrenciler, öğrenme görevine katıldığı varsayılan bir akranı gözlemlediler.
Bu deneyde mağdur olarak görev alan bu kişi, sebep olduğu hatalarından dolayı ceza olarak elektrik şoku aldı.
Acı çeken bu kurbanın gözlemlenip görevden sonra tasvir edildiği zaman gözlemciler, ikinci bir seansta bu kişinin acı çekmeye devam edeceğine dair inandırıldıkları ve onun kaderini değiştiremeyecek kadar güçsüz
hissettikleri durumlarda olanları hak ettiğini söyleyerek onu reddetme ve değersizleştirme eğilimi gösterdiler.
Bunun yanı sıra bu reddetme ve değersizleştirme eğiliminin Mağdur, gözlemciler adına acı çekiyorken daha güçlü olduğu görüldü.
Bu, fedailik davranışı olarak bilinir.
Bu durum, kurbanın, gözlemcilerin sadece kurs kredilerini kazanması için deneyin devamını kabul ettiğine inandırıldıklarında ortaya çıkmıştır.
Learner'ın deneyine ek olarak, adil dünya inancının insanların düşünme biçimini etkilediğine dair daha birçok çeşitli örnek vardır.
Örneğin, Adil dünya inançları, eşit olmayan toplumlarda statükonun savunulması için insanlar tarafından kullanılmıştır ve buna göre bu inanç genellikle yoksullara karşı negatif
tutumlarla ilişkilendirilir.
Dahası, adil dünya inancı, tecavüz, istismar ve hastalık mağdurlarının onları çektikleri acılardan sorumlu tutmaya yönelik artan bir eğilimle de ilişkilendirilebilir.
Ek olarak, adil dünya inancına sahip olanlar, İnsanların olumlu ve olumsuz sonuçlarının onların eylemleriyle çok az ilgisinin olduğu durumlarda bile başarılı olanları beğenirken başarısız
olan veya talihsizlik yaşayanlara tepeden bakmaya eğilimlidirler.
Benzer bir şekilde yine bu inanca sahip olanlar siyasi liderlere hayran olup sosyal kurumlarda yer alabilirken ayrıcalıklı olmayan grupları hep aşağıda görmeye yönelirler.
Bunun ekstrem bir örneği olan sosyal dervinizm inancı anormal psikolojik karakterlerle ilişkilendirilmiştir.
İnsanların adil bir dünyaya inanmasına sebep olan birkaç bilişsel mekanizma var.
Adil dünya inancı, insanların uzun süreli çaba gösterebilmesi için bir motivasyon kaynağıdır.
Eylemleri sonucu ödüllendirileceklerine inanmak, bazı durumlarda, özellikle eylemleri sonucu ödüllendirmenin hemen yapılmadığı durumlarda, İnsanların gerekli efor sarf etmesine ve gerekli fedakarlıklarda
bulunabilmeleri için kendilerini motive etmelerine yardımcı olur.
günlük sorunlarla başa çıkabilme mekanizmasıdır.
Örneğin, insanların iyi şeyler yaptıkları takdirde daha sonra ödüllendirileceklerine inandıklarında engellerle karşılaştıkları zamanlarda kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olabilir.
Böylece adil bir dünyaya inanmak, insanların ruh sağlığını, duygusal esenlik, yaşam memnuniyeti, azaltılmış stres ve düşük depresyon seviyeleri bakımından bazen geliştirebilir.
Adil bir dünyaya inanmak, insanların varoluşsal konularla mücadele etmesine yardımcı olur.
Örnek olarak, bu inanç, eylemlerinin bir anlamı olduğunu hissetmelerinde insanlara yardımcı olur ve ölüm korkularıyla başa çıkmalarına yardım ederken aynı zamanda hayatta bir amaç duygusu sağlar.
Adil bir dünyaya inanmak, insanların her şeyin kontrol altında olduğunu hissetmelerine yardımcı olur.
Esasen, insanlar geleceklerinin öncelikli olarak onların eylemlerine bağlı şekilleneceğine inandıklarında, hayatlarında daha fazla istikrar ve kontrol sahibi olduklarını hissederler.
Şunu da unutmamak gerekir ki, etnik köken, din ve kişilik gibi birçok arka plan faktörleri insanların adil dünya inançlarını sergileme olasılığını ve bu inançların sergilenme derecesinde
etkileyebilir. Ek olarak, çeşitli durumsal faktörler de insanların adil bir dünyaya inanma derecesini etkileyebilir.
Örneğin iyi bir ruh halinde olmak, masum insanları suçlama eğilimini azaltırken, Kötü bir ruh haline sahip olmak bu eğilimi artırır.
Not Elbette insanlar bu kavrama gerçekten inanmasalar bile argümanlarında adil dünya yanılgısının da doğruluğuna inanabilirler.
Örneğin bir kişi eğer başkaları finansal olarak zorlanıyorsa durumun aslında böyle olmadığını bilse bile tamamen onların suçu olduğunu söyleyerek o gruptaki insanlarla tartışabilir.
Adil dünyaya dair inançlar ve din Adil bir dünya düşüncesi genellikle dünyadaki adalet ve ahlaki dengeden sorumlu olan ilahi veya doğaüstü bir güce duyulan temel
bir inanç sonucunda ortaya çıkar.
Bu inanç bilinçli veya bilinç dışı olabilir.
Adil dünyaya karşı duyulan bu bilinçli inanç birçok dinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Örneğin adil dünya düşüncesine dayanan dini kavramlardan biri karma'dır.
Bu kavram çeşitli birçok dinde benzer bir role sahiptir ve genel olarak karma, bireyin eylemlerinin geleceğini etkilediği manevi bir ortam olarak görülür.
Bunun sonucunda iyi işler pozitif karmaya katkı sağlayıp bundan dolayı gelecekteki mutluluğa sebep olurken, kötü işler negatif karmaya katkı sağlar ve gelecekteki ızdıraba sebep
olur. Ancak adil dünyaya olan inançlar dindar olmayanlar arasında da yaygındır.
Bu düşünce biçimi bazılarında dini köken ve çağrışımları olan, bazılarında ise olmayan birçok yaygın deyime yansıtılmıştır.
Bu deyimler diğerlerinin yanı sıra ne ekersen onu biçersin, her işte bir hayır vardır, eden bulur gibi cümlelerin farklı kullanışlarını içerir.
Eden bulur safsatasıyla nasıl baş edilir?
Açıklanması gereken dört temel adil dünya inancı vardır.
kendi elde ettiğiniz sonuçlarla bağlantılı olan kendi eğiliminiz, başkalarının elde ettiği sonuçlarla bağlantılı kendi eğiliminiz, diğer insanların elde ettikleri sonuçlarına
ilişkin kendi eğilimleri, başka insanların elde ettiği sonuçlara ilişkin diğer insanların eğilimleri.
İş kendi düşüncenize geldiğinde yapabileceğiniz en iyi şey söz konusu durumu düşünmek ve o durumdaki bireyin deneyimlediği sonuçlardan gerçekten sorumlu olup olmadığını veya
şimdi harekete geçerek gelecekteki belirli bir sonucu gerçekten etkileyip etkilemediğini belirlemek için analiz etmek olur.
Bunu da o kişinin eylemlerini, bunların sonuçlarını ve bu sonuçları etkileyebilecek herhangi dış etkenleri analiz ederek başarabilirsiniz.
Bunu rasyonel bir yol ile yapma yeteneğinizi geliştirmek için ön yargı azaltma tekniklerini kullanarak bu adil bir dünya eyleminin etkisini azaltmayı deneyebilirsiniz.
Örneğin insanların bu sonuçlardan açıkça sorumlu olmadığı gerçeğine rağmen söz konusu olana benzer sonuçları deneyimlediği vakaların örneklerini düşünmeye çalışabilirsiniz.
Ek olarak kendinizi söz konusu bir insanın veya bir grubun yerine koyup bazı şeyleri onların açısından görerek empati kurmayı deneyebilirsiniz.
Ayrıca Diğer insanların düşüncelerini eğilimlerden uzaklaştırmak söz konusu olduğunda birkaç küçük ayarlamayla bu teknikleri uygulamaya çalışabilirsiniz.
Bu hem başkasının konuşması tarafından ikna edilen hem de kendiliğinden adil bir dünya inancına sahip olan insanların durumunda geçerlidir.
Diğer insanların eğilimlerini kırmada tam olarak gerekli olan yaklaşım kişisel faktörlerin yanı sıra elde olan koşullara da bağlıdır.
Fakat genel olarak kendi eğiliminizi kırmada kullandığınız temel teknikleri kullanmalısınız.
Örneğin, eğer mevcut bir olaya yönelik adil dünya yaklaşımınızı azaltmak için buna benzer geçmiş durumların örneklerini düşünmeye çalışırsanız, bu tür örnekler vererek ve onlardan bununla alakalı kendi
örneklerini düşünmesini isteyerek başkasını da aynısını yapmaya teşvik edebilirsiniz.
Dünya tamamen gelişi güzel ve adaletsiz değildir.
Adil bir dünya eğiliminin etkisini açıklarken, iyilerin cezalandırılırken kötülerin ödüllendirildiği ya da hiçbir sonucun sizin eylemleriniz tarafından belirlenmediği, adaletsiz veya gelişigüzel
dünyaya dair duyulan mutlak bir inancın, eylemlerinizin her zaman sonuçları etkileyeceğine inanmak kadar yanlış ve zararlı olabileceğini de akılda tutmak gerekir.
Örneğin, davranışlarınızın sizin sonuçlarınızdan sorumlu olmadığına inanmak, başarısızlıklarınızı tamamen sizin kontrolünüz dışında bulunan etkenlere bağlayarak, Bazen egonuzu tatmin etmeye hizmet
eder ki bu durumda sizi tecrübe ettiğiniz sonuçlardan kısmen sorumlu olsanız bile hatalarınızdan ders almanıza engel olur.
Aslında adil dünya inançlarının eğilimini azaltırken bunun açıkça yanlış olduğu durumlarda insanların başlarına gelenleri hak ettiğini düşünmemelisiniz.
Fakat aynı zamanda insanların sonuçlarının asla geçmişteki eylemleri tarafından belirlenmediğini varsayacak kadar da ileri gitmemelisiniz.
Bunun yerine Duruma olabildiğince tarafsız yaklaşmaya çalışmalısınız ki mantıklı bir şekilde değerlendirebilirsiniz.
Adil bir dünya hipotezi, insanların eylemlerinin her zaman ahlaki açıdan adil sonuçlara, iyilerin her zaman ödüllendirilirken, kötülerin önünde sonunda cezalandırılması sebep olduğunu
düşünmeyi sağlayan bir bilissel önyargıdır.
Bu önyargı hem içsel hem de kişiler arası olabilir.
Bu, insanların kendilerine veya başkalarına bakışını etkileyebileceği anlamına gelir.
Aynı zamanda geriye dönük veya ileriye dönük olarak da ayrılabilir.
Bu da insanların geçmişe ilişkin değerlendirmelerini veya geleceğe ilişkin tahminlerini etkileyebileceği anlamına gelir.
Adil bir dünyaya inanmak, insanların uzun süreli çaba göstermeleri için motive olmalarına, kontrol sahibi hissetmelerine ve günlük sorunlarla başa çıkabilmelerine yardımcı olur.
genellikle gelişmiş duygusal refah ile ilişkilendirilir.
Adil bir dünya inancı da bazen çeşitli sorunlara yol açabilir.
En dikkat çekeni başlarına gelen olayların tamamen onların suçu olmadığı durumlarda bile bazı insanların yaşadıkları talihsizlikler yüzünden o mağdurları yanlış bir şekilde suçlamasına sebep
olmasıdır. Bu eğilimin etkisini azaltmak için çeşitli teknikler kullanarak ve içindeki olası eylem-sonuç bağlantısını rasyonel bir şekilde analiz etmek için söz konusu durumu
inceleyerek eylemlerin ve sonuçların arasında her zaman harika bir bağlantı olduğunu ileri süren sezgisel varsayımın aksini kanıtlamalısınız.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
