Transkript
Adana'da büyük bir deprem bekleniyor mu?
6 Şubat 2023 Pazarcik depremi sonrasında yapılan stres analizleri, hali hazırda depremde müthiş bir yıkım yaşamış olan Hatay civarındaki fayların üzerine daha da çok yük bindiğini göstermişti.
Gerçekten de Hatay, 20 Şubat 2023'de 6.4 ve 5.8 büyüklüğünde iki depremle sallanarak bir yükünü boşalttı.
Yukarıdaki iki analizin işaret ettiği bir diğer riskli bölge, Adana yönündeki risk birikimiydi.
Bu durum Adana'da bu aralar büyük bir deprem beklenip beklenmediği konusunu endişelere yol açtı.
Bu yazımızda bu endişelerin ne kadar yerinde olup ne kadar olmadığını bilimsel verilerle anlatmaya çalışacağız.
Adana neden bu kadar hasar gördü?
Öncelikle Adana'nın Doğu Anadolu fayına pek de yakın olmadığı gerçeğini vurgulayarak başlayalım.
Adana'nın ülkemizdeki en büyük iki fay hattından birine olan mesafesi yaklaşık 100 km kadardır.
Bu şaşırtıcıdır. Çünkü depremi oldukça uzakta olan Adana'da 13 apartman yıkıldı.
34 vatandaş sağ olarak kurtuldu.
418 vatandaş ise ne yazık ki hayatını kaybetti.
Bunun yakın nedeni bölgenin 7 şiddetinde sarsıntılar deneyimlemiş olmasıdır.
Bu yüksek şiddetli sarsıntıların neden olan nihai nedense, Adana'nın kaya üzerine değil, santimenter havza üzerine kurulmuş olmasıdır.
Sismik dalgalar, santimenter kayaçlardan geçerken yavaşlar ve bu da deprem dalgalarının şiddetinin artmasına neden olur.
Adana'da büyük bir deprem olası mı?
Adana'da bir deprem beklentisi olup olmadığını görmenin en etkili yollarından biri, 6 Şubat 2023 depreminden sonra bölgede yaşanan artı depremlerin yer ve büyüklük dağılımına bakmaktır.
Zira 28 Şubat 2023 tarihinde AFAD Deprem Dairesi tarafından yapılan açıklamaya göre 6 Şubat-28 Şubat tarihleri arasında bölgede 10 binden fazla artı deprem yaşanmıştır.
Bunların zamanı ve mekana göre değişimi aşağıdaki gibidir.
Görüleceği üzere zaman geçtikçe artçıların büyüklükleri hızla azalmaktadır.
Büyük depremden bu yazının yazılmasına kadar geçen süre 3 haftayı bulduğu için yoğun artçı deneyimleyen bölgelerde bile bu artçıların büyüklüğü dikkate değer miktarda azalmıştır.
Elbette arada büyük artçılar yaşanmaya devam etmektedir.
Ancak artçıların ortalaması, sismolojinin yıllardır öngördüğü gibi giderek azalmaktadır.
Bu artçıların 6 aya kadar, hatta bir ihtimal 1 yıla kadar devam etmesi beklenmektedir.
Ne var ki bu artçıların neredeyse hiçbiri Adana civarında değildir.
Adana civarındaki artçıların büyüklüğü ise gözlerde edilebilecek kadar küçüktür.
Bu Adana için iyi bir haberdir.
Çünkü harçların yeri ve büyüklüğü, civardaki faylardaki stres değişimleri hakkına bilgi vererek buralardaki büyük depremlere yönelik beklentilerimizi netleştirmemizi sağlar.
Adana'yı tehdit edebilecek faylar.
En yukarıda verdiğimiz ve Hatay depremini öngörmemizi sağlayan haritanın Hatay depremi sonrasındaki versiyonu şu şekildedir.
Görülebileceği üzere.
Adana'nın güneydoğusundan bir fay geçmektedir.
Yukarıda yapılan stres modeline göre bu faydaki stres depremlerden sonra artmamış, tam tersine bir miktar azalmıştır.
Bu durum bu fayın kayarak depreme sebep olma ihtimalini azaltmaktadır.
Uzaydan çekilen fotoğraflarda da bu fayın deprem sırasında bir miktar hareket ettiği görülmektedir.
Bu, fayın daha tehlikeli olduğu anlamına gelmemektedir.
Sadece burada gerçek ve aktif bir fay hattı olduğunu göstermektedir.
Unutmayın, civardaki bir deprem etraftaki fayları illa riske atacak şekilde tetiklemek zorunda değildir.
Onları gevşeterek riski azaltabilir de.
Bunu yukarıdaki stres değişimi haritalarından da görebiliyoruz.
Bu hareketin yaşandığı yer, 2016 yılında Ömer Emre ve arkadaşları tarafından çıkarılan Türkiye'nin aktif fay haritasında 216 numaralı faya karşılık gelmektedir.
Ancak bölgede dikkate değer bir artış yaşanmamış olmasından ötürü burada riskin arttığını söylemek mümkün değildir.
Yine de bölgenin daha iyi çalışması ve gelecekteki riskin daha net olarak belirlenmesi elzemdir.
Peki ya savrun fayı? Yukarıdaki stres değişimi grafiklerini inceleyecek olursanız savrun fayı üzerinde ciddi bir stres artışı olduğu görülmektedir.
Bu durum birçok kişinin endişelenmesine neden olmaktadır.
Burada anlaşılması gereken kritik nokta şudur.
Elimizdeki modeller gerçeği olabildiğince gerçekçi bir şekilde yansıtmaya çalışıyor olsa da en nihayetinde bir model oldukları ve hata yapabilecekleri hatırlanmalıdır.
Örneğin depremlere tarihsel olarak baktığımızda büyük depremlerin birçoğunun hali hazırda kaymış bölgelerde tekrardan büyük depremlere neden olmadığı görülmektedir.
Artçı depremlerin haritası tekrar incelenecek olursa bölgedeki sistemolojinin son derece karmaşık olduğu ve kolum stres modellerinde hatalı pozitiflere neden olabileceği görülmektedir.
Asıl Sauron fayı da Adana'ya pek yakın bir fay değildir.
Öte yandan fayın yönelimi bu fay üzerinde büyük bir deprem olması halinde fayın Adana'ya daha yakın bir noktaya kayabileceğini göstermektedir.
Yukarıda bahsettiğimiz fay haritasında 222 numaralı Savrun fayının Adana'ya doğru devam etmene dair herhangi bir bulguya ulaşılamamıştır.
Elbette fay hatları da kusursuz değildir.
Dolayısıyla Savrun fayında başlayacak bir deprem Adana'ya kadar uzanabilir.
Şu anda elimizde olan bilgilerle böyle bir senaryonun çok da olası olmadığını söylemek mümkündür.
Sonuç Asıl neden endişelenmeliyiz?
Buraya kadar ele aldığımız tüm kanıtlar gözetildiğinde şu anda Adana'da büyük bir depremin yaşanması için sağlam bir gerekçe gözükmemektedir.
Bu durum yeni veriler ışığında veya modellerin hata payları çerçevesinde değişebilir.
Asıl endişe verici olan 2015 yılında yayınlanan bir akademik çalışmada Adana'daki binaların inşasına yönelik yönetmeliğin sismik haritalardaki yer hareket hızlarıyla örtüşmediği tespitidir.
Bir diğer deyişle Adana'daki binalar belli bir yer hareketine dayanacak şekilde inşa edilmektedir.
Fakat sismolojik olarak Adana'da oluşacak yer hareketleri yönetmeliğin öngördüğünün çok üzerindedir.
Bu durum depreme dayanıklı olarak adledilen binaların gerçek bir depremde yıkılabileceği korkusunu doğurmaktadır.
Dahası 2023 depremlerinde yedi şiddetle sağlanan Adana'daki binalar dışarıdan kolay kolay tespit edilemeyecek biçimde hasar görmüş olabilir.
Bu durum bölgede yaşanacak daha küçük depremlerin bile daha büyük yıkıma neden olmasına sebep olabilir.
Tüm bunlar ışığında Adanlıların binalarını güvenilir mühendislere ve firmalara test ettirmeleri, kullanılan sismik haritaların güncel olduğundan emin olmaları, yerel yönetimlere yapılacak başvurular üzerinden sismik haritaların
güncellenmesini sağlanmasını ve bu yeni yönergilere uygun olmayan binaların yıkılıp yeniden yapılmasını veya güçlendirmesini talep etmeleri elzemdir.
Zira hemen bir deprem beklentisi içinde olmamak, gelecekte bu tür yıkıcı depremlerin deneyimlenmeyeceği anlamına gelmemektedir.
Önlem, gelecekte Adana'da çok sayıda hayatı kurtaracaktır.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
