Transkript
Yazar Maureen Perrin, Şevirmen Kübra Bozkurt, Editör Çağrı Mert Bakırcı, Seslendiren Türker Yılmaz Tüm dünya koronavirüsün yayılmasını kontrol altına
almak için çabalıyor. Koronavirüs testi gösterilen bu çabanın odak noktası.
Moleküler biyolog ve araştırmacı Maureen Perrin, koronavirüsü tespit eden testlerin nasıl çalıştığı ve yeterli olup olmadığı hakkında bazı temel soruları yanıtladı.
Test kimlere yapılıyor?
Şu anda birine koronavirüs testi yapılması için iki ana neden gerekiyor.
Virüse ait semptomlara sahip olmak ya da enfekte bir kişiyle etkileşime geçmek.
SARS-CoV-2 isimli koronavirüsün neden olduğu COVID-19'un ana semptomları ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.
Bu semptomlar grip ve soğuk algınlığının semptomlarına çok benziyor.
Bu yüzden virüs testinin gerekli olup olmadığını belirlemek için bir uzman şart.
Başlangıçta ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi HKM veya CDC sadece semptomları olan ve virüse maruz kalma ihtimali olan kişileri teste tabi tutmayı
önerdi. Ancak sağlık görevlilerini şaşkına çeviren durum şuydu.
ABD'de test sonucu pozitif çıkan ilk kişilerin hiçbir belirgin maruziyeti yoktu.
Bu gelişme sonucunda virüsün lokal olarak bulaştığı yani kişiden kişiye kolayca geçtiği ve veya kişilerin virüsü ciddi semptomlar yaşamadan bulaştırabildiği öne sürüldü.
Buna cevaben 4 Mart 2020'de HKM önergesini talep eden bir doktor tarafından onaylandığı sürece COVID-19 semptomları gösteren herkesin test edilmesine izin
verilmesi gönülde değiştirdi.
Mevcut testlerin sayısı sınırlı olduğundan, PKM, doktorları gereksiz yapılan testleri en aza indirme ve test sipariş etmeden önce hastanın virüse maruz kalma şartlarını iyice
gözden geçirme konusunda uyarıyor.
Bu yazının yazıldığı sıralarda COVID-19'un tedavisi yok.
Ama bu, virüs testi yapılmasının gereksiz olduğu anlamına gelmiyor.
Testin en önemli yanı enfekte hastaların karantinaya alınmasını ve böylece virüsün yayılmasının yavaşlatılmasını sağlaması.
Testin bir başka yararı da sağlık görevlilerinin vaka sayısı ve virüsün popülasyonda nasıl yayıldığıyla ilgili daha doğru bir tablo oluşturmasına olanak vermesi.
Test süreci nasıl işliyor?
Süreç oldukça kolay ve test hemen hemen her yerde yaptırılabiliyor.
Genelde burun arkasından hücre almak için hastanın burun boşluğundan ilaçlı bir pamukla girilmesiyle başlıyor.
Daha sonra alınan örnek hastanın enfekte olup olmadığının belirlendiği laboratuvara gönderiliyor.
Aynı işlem grip için test edilen bir hastadan örnek almak için de kullanılıyor.
Test nasıl çalışıyor?
Bir kişiden örnek almak kolay.
Asıl mesele kişinin enfekte olup olmadığını belirlemek.
Mevcut yöntem hastanın hücrelerinde virüsün genetik materyalini yani RNA'yı arıyor.
Hastanın numunesinde RNA varlığını tespit etmek için laboratuvarlar ters transkripsiyon polimeraz zincir reaksiyonu adı verilen bir test gerçekleştiriyor.
Bu yöntem ilk önce herhangi bir RNA'yı DNA'ya dönüştürüyor.
Daha sonra DNA-PZR.
Polimera zincir reaksiyonu aleti olarak adlandırılan özel bir ekipmanla milyonlarca kez çoğaltılıyor.
Numunede virüsün genetik materyali bulunursa hasta enfekte olmuş demektir.
Bir testin sonucunu almak ortalama 24 ila 72 saat sürüyor.
Testin ilk geliştirildiği zamanlar Çin'de alınan numuneler pozitif olmasına rağmen test sonuçlarının %3'ü negatif çıkınca testin doğruluğu hakkında bazı endişeler uyanmıştı.
Ancak bu tür genetik testler çoğunlukla doğru sonuç veriyor.
Hızlı grip testlerinden bile daha doğru.
Ve testin faydaları oluşabilecek hatalardan çok daha ağır basıyor.
ABD'nin elinde yeterince test var mı?
Testlerin mevcudiyeti hala büyük bir sorun.
29 Şubat'a kadar HKM testleri geliştirmek, üretmek ve tanıda kullanmak üzere Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanan tek merkezdi.
Ancak şüpheli vakaların artması ve doktorların test için daha fazla kişiyi onaylaması üzerine test talepleri yükseldi.
Koronavirüs testi bir kit, özel ekipman ve eğitimli personel gerektiriyor.
Test kitlerinin hatalı ve yavaş gelişimi ve tüm testlerin HKMD işlenmesinin şart koşulması, ABD genelinde bu sürecin yavaşlamasına sebep oldu.
Hükümete testlerin artırılmasına yönelik baskı yapılınca Gıda ve İlaç İdaresi 29 Şubat'ta yeni bir plan çizdi.
Bu planla ticari ve akademik laboratuvarların kendi testlerini yapmasına ve diğer laboratuvarlarında hastalardan numune almasına izin verildi.
Bir HKM girişimci şirketi olan Entegre DNA Teknolojileri 6 Mart'ta 700 bin testi ticari, akademik laboratuvarlara ve sağlık laboratuvarlarına gönderdi.
İki büyük test üreticisi Quest Diagnostics ve LabCorp kendi testlerini yapmaya başladı ve bu testler 9 Mart'ta kullanıma sunuldu.
Birçok şirket, hastane ve kurum artık COVID-19 teşhisi için daha fazla test geliştirme yarışında.
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sekreteri olarak görev yapan Alex Azar, 10 Mart'ta toplam 2.1 milyon test kitinin mevcut olduğunu ve bunun 1 milyonundan fazlasının sertifikalı laboratuvarlara
gönderildiğini açıkladı.
Herkes test yaptırmak zorunda mı?
Gerçekçi olmak gerekirse ABD'de hasta olan herkesi test etmek mümkün değil.
Bu nedenle birçok sağlık görevlisi testlerin teste en çok ihtiyaç duyan hastalar için kullanılması gerektiğini düşünüyor.
Covid-19 hastalarıyla temasta bulunan sağlıkçılar gibi yüksek risk altında bulunanlar, yüksek enfeksiyon bölgelerinde semptom gösteren kişiler ve 65 yaş üzerinde olan ve kalp, akciğer
rahatsızlığı ya da diabet gibi kronik hastalıklara sahip olan kişiler.
Daha fazla test mevcut hali geldikçe daha fazla sayıda insanı test etmek mümkün olacak.
Ayrıca özel ekipman ve personel gerektirmeyen daha hızlı testler geliştirilmeye de ihtiyaç var.
Bu testler uzmanların salgının nasıl ilerlediğini ve virüsün toplum üzerindeki etkisinin nasıl olacağını daha iyi anlamasını sağlıyor.
Ve tüm salgınlarda olduğu gibi bu salgın da bir gün sona erecek.
Ancak bu süreç içinde insanlar ellerini yıkamalı ve virüse maruz kalma risklerini en aza indirmeye çalışmalı.
Bu yeni virüsle ilgili daha öğrenecek çok şey var.
Bakalım COVID-19 2004'teki SARS gibi yok olup gidecek mi yoksa grip gibi gündelik hayatımızın bir hastalığı mı olacak?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
