Transkript
Dişler Dünya'da ürettiği paylaştığı içeriklerle öne çıkan, dikkat çeken isimleri ağırladığımız podcast serimiz son görümenin yepyeni bölümünden herkese merhaba ben Serdar Koçak.
Son görümenin bu bölümünde konuğum Evrumağacı.org'dan sevgili Çağrı Mert Bakırcı oldu.
Çağrı ile aslında bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce Evrumağacı oluşumunu konuşmuştuk ama bu defa onunla...
Onun özellikle çok hakim oldu ve yakından takip etti.
Ve tabii takipçileriyle de çok değerli bilgileri paylaştığı pandemi sürecini, COVID-19'un birinci yılını, aşılamada hangi aşamada olduğumuzu, normale dönüşe ne kadar yakın olduğumuzu
ve bizleri tabii ki bundan sonraki süreçte nelerin bekleyebileceğini konuştu.
Bence çok faydalı, keyifli bir sohbetti.
Herkese iyi dinlemeler.
Çağrı merhabalar, hoş geldin podcast'imize.
Merhaba, hoş bulduk.
Nasılsın? Teşekkürler Çağrı.
Sen ne yapıyorsun? Yoluna mı her şey?
Ben de iyiyim, sağolasın.
İyiyim, uğraşıyoruz. Aynen, devam.
Kolay gelsin. Seninle 2019 Aralık'ta konuşmuşuz.
Şöyle bir baktın, yaklaşık işte bir buçuk yıl falan oldu neredeyse.
O dönem böyle evrimağacı.org çevresinde konuştuk seninle.
Bol bol. Bilim üzerine, evrim üzerine çok keyifli ve şu anda bugün konuşacağımızdan çok farklı, değişik bir konu konuşmuştuk tabii ki.
Aklımızın ucundan böyle pandemi işte dünyanın şu anki durumu falan senin hiç böyle aklından geçer miydi böyle bir şey?
Yok yani hiç bu kadar spesifik olarak geçirmem tabii mümkün değildi de ama yani gerçekten...
Bizim de hiç beklemediğimiz şekilde ama sonradan tabii geriye dönüp bakınca çok da makul olduğunu anlıyor insan elbette.
Ama onun haricinde yok. Ben de beklemiyordum şahsen.
Ne yapıyorsun Çağrı? Bir anlatsana son bir sene nasıl geçti?
Geçen Mart ayından itibaren evlerdeyiz çoğunlukla tabii.
Sende durum nasıl? Bizde de aynı.
Ben zaten Evrim Ağacı dolayısıyla evden çalışıyorum.
O yüzden o açıdan hani... Çok doğrudan bir değişim olmadı benim çalışma biçimimde ama bizim normalde dışarı kafayı dağıtmak için, yemek yemek için gün içerisinde dışarı çıkıyorduk.
Onları kıstık tamamen.
Onları da yapmadık son bir senede.
Çok kısıtlı bir şekilde yapıyorduk.
Onun dışında hep evden yürütüyoruz işleri.
Şimdi... Ben burada birkaç hafta önce hatta bir ay bir buçuk ay oldu herhalde aşı oldum.
Eşim de ilk dozunu oldu onun da ikinci dozunu bekliyoruz.
Yani burada da yavaş yavaş aşılanmalar tamamlanma demeyeyim de çok daha kolay erişilebilir hale geliyor.
Bir de Teksas bizim biraz...
gaz bir eyalet olduğu için öyle diyeyim.
Erkenden açıldı saçıldı yeniden falan.
Ama işte aşıları çok erişilebilir yaptılar.
O yüzden bakacağız.
Şimdilik kontrol altında gibi gözüküyor Texas'da ve genel olarak Amerika'da ama daha fazla eyalet daha hızlı bir şekilde açıldıkça risk de birazcık artıyor tabii.
Ama insanlar bıktılar yani onu da görebiliyoruz tabii.
Değil mi? Tüm dünyada ya.
Felaket. Aynen.
Bu arada kutlarım.
Geçtiğimiz Kasım ayında Evrim Ağacı 10.
yılını kutladı. Tebrik ediyorum.
Nasıl? Nasıl hissediyorsun?
Yaşlı. Yani ilk kurduğumuz günleri hatırladığım için çok iyi bir şekilde.
10 sene kulağa çok fazla geliyor.
Ama güzel tabii.
Yani ite kaka buralara kadar gelebilmiş olmak sevindirici.
Bakalım nereye kadar götürebileceğiz.
Peki başarıların devamını diliyorum.
Karanlığı bilimle fethet şahane bir slogan ve her geçen gün takipçisi artan bizleri çok değerli bilgilerinle, bilgilerinizle, ekiple tabii ki çok böyle bambaşka
diyarlara götüren, yepyeni ufuklar açan şahane bir web sitesi, sosyal medya hesabı, şahane de bir ekibiniz var Çağrı.
Mail ile de seninle haberleşirken konuştuk.
Covid'in aşağı yukarı hani birinci yılı olduğu için biraz o temada o çevrede konuşalım.
Çünkü geçen Mart ayında hatırlıyorum sen sosyal medyayı çok etkin aktif kullanan birisi olduğun için bizim böyle o dönemde çok böyle panik dediğimiz zamanlarda falan.
Sen hep sağduyulu ve biraz da tabii işte bilimsel gerçeklerden yola çıkarak bize hep bilgilendirdin.
Twitter'daki paylaşımlarını hatırlıyorum işte YouTube'daki paylaşımların evrim ağacında falan.
O konuda bir kez daha sana teşekkür etmek istiyorum.
Gerçekten çok keyifli düzgün bir şey yaptın yani bizler açısından çok faydalı oldu.
Son bir sene için hayatımızı böyle tam anlamıyla Çağrı alt üst etti.
Ve özellikle yabancı basında bakıyorum.
Hani bu dönemi pandemi dönemini tarif ederken hep eşi görülmemiş diye bir kavram kullanıyorlar.
Tabii ki dünya bir sürü felaket yaşadı.
Dünya savaşları oldu işte.
Başka başka virüsler çıktı.
Hani Ebola'yı biliyoruz, Zika'yı biliyoruz falan.
Ama Covid'i sence böyle bu kadar farklı kılan neydi Çağrı?
Yani Covid tarihteki en ölümcül virüs falan elbette değil, en büyük salgın da değil hiçbir ölçekte neredeyse.
Ama Covid biz bu kadar modern bilime ve teknolojiye sahipken, bu kadar birbirimize bağlı iken, bu kadar rahat yer değiştirebilirken dünyayı sarsan...
bugüne kadar ki gördüğümüz en tehlikeli virüs aslında.
Hani oradaki tehlike oradan geliyor.
Dünyanın birbirine bağlılığından geliyor ve bu iki açıdan.
Birincisi gerçekten yani herhangi bir ülkeden herhangi bir diğer ülkeye gitmek bu kadar kolay olan hiçbir dönem yoktu tarihte.
Dolayısıyla bu işte Şimdi mutasyonlarıyla birlikte virüsün yeni varyantlarıyla da gördüğümüz üzere çok alakasız yerlerde evrimleşen virüsler çok bambaşka yerlerde
ortaya çıkabiliyorlar. Bu konuda bir...
özel tarafı var. İkincisi de dijital olarak da birbirimize çok bağlı olduğumuz için bu dijital platformlar üzerinden doğru ve yanlış bilginin yayılım dinamikleri çok daha farklı.
Şimdi 1918 İspanyol gribiyle kıyaslarsan mesela yani orada en fazla ertesi gün belki gazetede bir şeyler okuyabilirsin.
Yani neyle iletişim? Telgraf mı çekecek millet birbirine?
Yani çok kısıtlı iletişim imkanları ve bu şimdi dijital medyada da yavaş sosyal ...sosyal medya denen bir akım var.
Hani herkes... ...her aklından geçeni her an paylaşabildiği için...
Bu yani o değerlendirme süresini sıfıra indiriyor.
Bu da çok ciddi yanlış bilgilerin yayılmasının önünü açıyor.
Ama mesela gazeteler falan olduğu zaman şimdi ertesi günün haberini hazırlıyorsun.
O sırada ona kadar alt editör okur, üst editör okur, genel editör okur.
Yani bir müdahale ya bu doğru mu?
Kulağa pek mantıklı gelmiyor.
Bir daha birini gönderelim falan gibi bir kontrol mekanizma.
O zamanlarda da vardı tabii yanlış bilgi ama hani en azından daha yavaştı yayılması.
Dolayısıyla hani bu... tür bir infodemi denen türden bir salgını da bir arada gördüğümüz belki ilk Bu kadar küresel çapta bir salgın.
Ve aynı zamanda hani tarihteki en ölümcül salgın değil ama çok ciddi bir öldürücülüğe sahip olan bir virüs bu.
Hadi öldürücülüğünü geçtim.
Semptomları çok ağır olabilen bir virüs.
Hadi semptomların ağır olmasını geçtim.
Semptomların süresinin çok uzun olabildiği bir virüs.
Nereden bakarsan bak çok rahatsız edici bir virüs aslında o açıdan.
Dolayısıyla hani böyle bir dinamiği var.
Ona göre de bir de şöyle bir şey var.
Mesela insanlar şeyi yanlış düşünüyorlar.
1918'de bilmem kaç yüz milyon kişi öldürdü.
İşte bu da milyonlarla ifade.
O bile yani komik.
Her ne zaman sayı büyüse o sayı küçük.
gibi konuşulmaya başlanıyordu.
Yani hani 10 bin kişi ölmemişken ya daha bin kişi, beş bin kişi öldü kardeşim.
10 bin kişi öldü ya daha 100 bin kişi mi ölmedi kardeşim?
100 bin kişi öldü daha milyon kişi.
Eee nereye kadar yani? Bütün dünya yok olunca mı tatmin olacaksınız?
Ama şey sorun şu bu kadar gelişmiş bilime, teknolojiye, bilgiye sahipken virüsün nasıl evrimleşeceğine, neler yapabileceğine dair bu kadar yani
Bir de kıyasladığımız zaman da virüs havadan mı bulaşır, sudan mı bulaşır, nasıl araştıracağız bunlar daha çok yeni yeni gelişiyor veya bazı eski pandemilerde hiç olmayan
şeyler. Bu kadar bilgi varken bu kadar büyük bir beceriksizlik küresel çapta yani akıl almaz.
Dolayısıyla bunların farkına varılması gerekiyor.
Onun haricinde ama yani tarihte çok daha ölümcül salgınlar elbette oldu.
Ve bu da en ölümcül salgın olmayabilir gelecekte bu arada.
Peki şey konusunda ne düşünüyorsun?
Geçen yaz böyle hatırlıyorum Çağrım mesela hani aşı konusu ilk açıldığında ya işte aşının bulunması yıllar alır 5 seneyi bulur belki falan çok böyle yine bilgi kirliliği vardı böyle aşılama
hani aşının bulunması sence çabuk mu oldu?
Ne düşünüyorsun bu konuda yoksa çok daha hızlı bir şekilde daha efektif bir aşı bulunup tüm dünyaya çok daha hızlı yayılabilir miydi?
Yani aşı konusuna bakışın ne?
Aşının bulunması hızlı ama o söylendiğine yapılan o kıyas yanlış.
Çünkü zaten aşı çalışmaları başladığında, günümüzdeki genom dizileme teknolojisi, yani bir canlının
genlerinin tamamını dizileme teknolojisi, Yani SARS'ın olduğu dönemden bu yana bile 2003'te düşünün yani insan genom projesi daha tamamlanmamıştı.
Yani daha ilk genom düzgün bir şekilde çıkarılmamıştı.
Ama SARS...
MERS'te artık yavaş yavaş biraz gelişmeler vardı.
Günümüzde artık neredeyse saatler içerisinde, günler içerisinde genom dizileyebiliyoruz.
İnsan Genom Projesi 10-15 senede dizileyebildi.
Biz saatlerden günlerden bahsediyoruz.
Bu kadar muazzam bir teknolojik fark var.
Şimdi o birincisi, birinci kısmı.
İkinci kısmı... 80'lerden beri geliştirilmekte olan bu mRNA teknolojisi sadece aşılar için değil ama aşılar için de kullanılabilecek olan bu platform olgunluk
dönemlerine geçmişti ama çok düzgün bir kullanım alanı oluşmamıştı.
Bu tam işte bilimi önceden geliştirip sonra başın derde girdiğinde kullanabilmek yolunda ya da bambaşka amaçlarla geliştirilen teknolojilerin yeniden adapte edilmesinin önemini göstermek konusundan
çok... faydalı.
Çünkü eğer ki dizilimi biliyorsan, genom dizilimini çok hızlı bir şekilde mRNA kalıplarına dönüştürebiliyorsun ve aşıyı üretebiliyorsun.
Ama bu, şimdi o söylenen 4-5 yıl gibi laflar iki şeyi Birincisi geleneksel aşı platformlarının kullanıldığını varsayıyor.
Geleneksel aşı platformlarında aşıya da kullanılacak olan virüsün genellikle zayıflatılmasıyla oluşturuluyor bu.
Bunun üretimi o zayıflamanın miktarını ayarlayabilmek çok zor bir iş.
Çünkü eğer çok düzgün zayıflatamazsanız insanlara baya virüsü veriyorsunuz demektir.
Eğer çok fazla zayıflatırsanız bu defa...
antikor oluşmayabilir.
Dolayısıyla onun tutturulması lazım.
Bunu tutturduktan sonra devasa miktarlarda o tutarlılığı sağlayacak biçimde üretebilmen lazım.
Sonra bunun bürokrasisi var.
Çünkü çoğu zaman çok Büyük bir aciliyet yok.
Neden aciliyet yok? Bir pandemi durumu yok.
İşte ufak bir yerde bir başka ülkede bir şeyler oluyor.
Hani onlara yardım amaçlı bir şeyler yapılmaya çalışılıyor.
Dolayısıyla o aşının onaydan geçirilmesi için işte zaman şey alınıyor.
Gün alınıyor, o güne kadar işte belli komiteler oluşturuluyor efendim.
O komitede biri hasta mı olur, gelmez mi, ertelenir mi?
Başka bir acil iş mi çıkar, bir yerde savaş mı çıkar?
Yani bir dolu bürokratik engel, hani günlük hayatımızdan aşina olduğumuz bürokratik engeller bu açılardan da var.
şeye neden olmuyordu aşının üretilememesine neden olmuyordu ama çok daha yavaş bir süreç ama şimdi pandemi şartları altında bırak bürokratik engelleri yani siz deyin ki bana şöyle bir fabrikaya
ihtiyacımız var biz parasını verelim kurulsun şeklinde bir tepki varken bu sürelerin kısalması çok normal ama bu bürokratik engeller dağıtıma yönelik planlanmanın lojistiğin
yapılması oralara yatırımların yapılması bunların hepsi paralel olmasının yanı sıra teknolojisinin çok hızlı bir şekilde üretilebiliyor olması mRNA aşılarının müthiş bir avantaj sağladı bu salgında bize.
Orada da ona rağmen hatta daha hızlı üretildi ama oradaki tahminler 12-18 ay civarındaydı.
Yani Fauci'nin falan açıklamalarını düşünecek olursanız mesela Amerika'da işte ne zaman bilmiyorum hangi ayda yaptığını ama Nisan falan gibi hani artık iyice aşım gerekecek belli ki salgın büyüyor falan.
O 18 aydan önce olmaz dendi.
12-18 ay arası. Yani bilemiyorsun da tabii çünkü.
Hangi bürokratik engele takılacak?
Çalışır mı çalışmaz mı?
Ama her şeyin orada gittiği için çok farklı firmalar bir arada yani bağımsız bir şekilde aynı sonuç üzerine çalıştığı için başarısız olanlar da oldu.
Merck örneğinde olduğu gibi.
Ama işte bu Pfizer'ın aşısı, Moderna'nın aşısı.
Ya bu arada mesela çok komik insanlar...
basit bağlantıları kuramıyorlar.
Bu Moderna dediğimiz firmanın adı mRNA kelimesinden yapılan bir oyundan geliyor.
Adamların şeyi borsadaki sembolü mRNA.
Çünkü bu firma mRNA teknolojisi üzerine kurulu bir firma.
Moderna'nın varlık amacı mRNA teknolojisini ilerletmek.
Dolayısıyla bunların tabii ki bu aşıyı bu fırsatı gole çevirmemesi imkansızdı.
Dolayısıyla anca ve anca işte mRNA teknolojisi güvenilmez olsaydı, çalışmıyor olsaydı belirsizlikler olsaydı belki olmazdı.
Neyse ki onlar olmadı ve aşı geldi.
Beklenenden hızlı bir şekilde geldi.
Çok da güzel oldu. Bu da bilime neden yatırım yapmamız gerektiğini çok güzel gösteriyor.
Sen Moderna mı oldun Çağrı?
Amerika'da. Ben Pfizer'ın aşısını.
Burada seçemiyorsun. Oraya gittiğinde söylüyorlar.
Ama burada şu anda 3 aşı uygulanıyor.
Moderna, Pfizer ve Johnson & Johnson'unki uygulanıyor.
Ki Johnson & Johnson'unki mRNA değil.
Bizim eyalette, Teksas'ta Pfizer'la Moderna uygulanıyor.
Bana Pfizer denk geldi, eşime Moderna denk geldi.
Çağrı şimdi sen genç birisin.
Bizde burada bir yaş skalası var.
Yani ilk sağlık sektörü başladı.
Sonra işte 75 üstü, 70 üstü falan.
Orada nasıl? Her isteyen gidip aşı olabiliyor mu?
Yok. Aslında değişti tam şu konuştuğumuz sıralarda.
O yüzden tam zamanında denk geldi bu soru.
Şimdi şöyle ikiye böldüler önce.
Faz 1A ve Faz 1B diye.
Ya da grup 1A, grup 1B diye.
İşte grup 1A'dakiler bu sağlık çalışanları, yaşlılarla çalışanlar, bakım evlerinde çalışanlar falan.
Grup 1B dedikleri grupta ise...
Risk gruplarını koydular.
Bu risk gruplarından bir tanesini, o risk grupları içerisinde işte mesela...
Altta yatan hastalıkları olanlar ama 16 yaşla 75 yaş arası dediler mesela.
16 yaşla 75 yaş arasında da işte hipertansiyonun varsa, diabetin varsa, obeziten varsa...
İşte gibi gibi bir dolu neden ve genişçe bir grup oluşturdular.
Şöyle dediler eğer ki sağlık çalışanlarından aşı kalırsa belli günlerde ayrılan dozlardan bunlar bu kişilere sıra yoluyla verilebilir dediler.
Şimdi benim başvurma nedenim BMI vücut kütle indeksinin 30 üzeri dediler.
Sonra 25 üzerine çektiler onu.
Ben gerçi ikisine de uyuyorum ama.
Oradan başvurdum bir sıra numarası veriyorlar sonra bir ay kadar sürdü benim sıramın gelmesi çağırdılar.
Ama şu anda Teksas'ta galiba bugünlerde işte bugün yarın önümüzdeki günlerde şeyi kaldırıyorlar.
Sınırları. Sınırları kaldırıyorlar her isteyen aşı olabilmeye başlayacak sadece gene başvuruyorsun ve yani bu birazcık işte tedarik kısmıyla ilgili.
Türkiye'de tedarikte çok ciddi sıkıntı yaşandı yani hiçbir...
Evet evet ondan sordum.
Hani ben 40 yaşındayım hani ne zaman sıra gelir ne olur daha geçen açıklandı işte Mayıs sonunda 100 milyon doz gelecek falan diye.
Şeyi de soracağım Çağrı mesela Avrupa'da hiçbir ülke Amerika'da aynı şekilde Çin aşısı kullanılmıyor.
İşte Pfizer, Moderna konuşuyoruz AstraZeneca galiba.
Yani neden Çin aşısı sence kullanılmıyor?
Yani bence muhtemelen o işte Çin'e karşı olan önyargıyla ilgili olabilir.
Onu çok fazla şey güç kazandırmama hani biz kendimiz yaparız mantığı.
Yani çok büyük ihtimalle o.
Bir de şimdi kendi yaptıkları aşılar özellikle Amerika'nın yani Çin'e zaten Amerika ile Çin'in olayı zaten biliyoruz yani.
politik olaylarını. Dolayısıyla ona zaten muhtaç kalma gibi bir şeye düşmezdi Amerika.
Ama yani şimdi Pfizer ve Moderna'nın aşısının başarı oranlarını düşününce başka herhangi bir aşıya gerek ihtiyaçları yok.
Avrupa'da Avrupa'nın bir numaralı iki numaralı ülkeleri işte İngiltere gibi yani İngiltere, Almanya falan buradan bir aşı çıktıktan sonra ama görüyoruz işte.
Yani her ne kadar çok temelli bir endişe olmasa da AstraZeneca aşısının da sıkıntıları olabileceğine dair bir dolu endişe ortaya çıktı.
çıktı mesela. Gerçi şimdi birçok ülke o durdurmayı kararını alanların neredeyse hepsi galiba bir ülke hariç geri uygulamaya başladı.
Çünkü alakası yok o puhtulaşma sorunlarıyla AstraZeneca arasında görüldüğü kadarıyla ama yani böyle aşının milliyeti falan ona bakarsanız çıkamazsınız o işin içine.
Hangi birine göre yapacaksın?
Bizde şey muhabbet çok oldu.
İlk işte bu aşı Türkiye'ye gelecek işte aşılama başlayacak falan dendiğinde hani Çin aşısı hep böyle bizde Çin ürünlerine karşı bir...
oldu. Aynen. Sanki oradan plastik bir oyuncak geliyor falan gibi.
Hani o endişe açısından sordum.
Acaba hani biz işte Pfizer'ı, Moderna'yı, diğer aşıları elde etmekte çok mu zorlanacağız ülke olarak?
Yani mecbur mu kaldık içine?
Bekleyeceğiz tabii. Yani tabii şimdi bütün ülkeler bulabildiği aşıyı satın almaya çalışıyorlar.
Biz de yani niye Pfizer, Moderna falan Türkiye'ye öncelik tanısın ki Türkiye'nin uluslararası ne tür bir önceliği var ki?
Çok mu zengin bir ülke?
Çok mu doları var? Yok.
Dolayısıyla öncelikle tabii ki kendi geliştirdikleri ülke Amerika zaten ne gerekiyorsa alın dendi.
Alındı. Kanada ne kadarsa verelim alalım dendi.
Alındı. Yani bunlar bir ülkenin gerçek gücünü gördüğümüz zamanlar işte.
Dolayısıyla şey hani Ben öyle çok fazla hani Çin aşısı kötü aşı aman bize buna gücümüz yetiyor değil piyasada erişebildiklerine eriştiler bizimkilerde ve o
oldu. Bir de şunu anlamak lazım aşılarla ilgili aşındaki asıl olay hele ki böyle bir hastalıkta zaten yakalandığınız anda istatistiki olarak hayatınızı kaybetme
ihtimaliniz düşükken koyabiliriz ortaya genel istatistik açısından düşük ama o düşük kısım Yersiz yere yüksek.
Sıkıntı o. Aslında bütün olay burada bitiyor.
Ona gerek yok. O riski almamıza gerek yok.
Hani bu kasksız motosiklet kullanmak falan gibi bir şey yani.
Dolayısıyla şey orada bizim asıl önlemek istediğimiz şey aşıyla ölümlerin durdurulması veya tamamen çok azalması.
Bir de ağır hastalıkların durdurulması veya çok azalması.
Çin'de yapılan, Çin'de üretilen bu Sinovac aşısı yani Sinovac'ın CoronaVac aşısı bu ikisinde zaten başarılı.
Ölümlerde %100 başarılı.
Ağır hastalıklarda da %100'e yakın başarılı.
Diğer ağır şey orta hafif geçirenleri %50 azaltmış, %70 azaltmış.
Bunun tek önemi Ne kadar kişiyi aşıladığınızda sürü bağışıklığına erişeceğiniz, toplum bağışıklığına erişeceğiniz.
Dolayısıyla daha...
Bu hafif hastalıkları dolayısıyla bulaşıcılığı halen olan hastalıklara karşı daha az etkili bir aşı alıyorsanız bu demek değil ki kötü bir aşı alıyorsunuz.
Daha çok kişiyi aşılamanız gerekiyor.
Yani %70'in ile yetinilecek belki Pfizer aşısına olan ülkeler.
Ama biz de %80'e %90'a itelememiz gerekecek.
Bunu ki sürü bağışıklığı sağlanabilsin.
Bu arada bu %90'ın içerisinde şey de var.
Hasta olup atlatan kitle de var.
Onlara da aşılamak. Aşı öneriliyor.
Çünkü yeniden hastalığa yakalanmak mümkün olabiliyor.
Bir de bir virüsün tek bir tarafına tek bir özelliğine bağışıklık geliştirme zorunda değilsiniz.
Yani mesela virüs vücudunuza girdi.
Bu virüsün bir dolu proteini var.
Bizim savunma sistemimiz bu virüsün belli proteinlerini tanıyıp bağışıklık sistemi oluşturuyor.
Aşıdan gelecek olan...
Belki şans eseri sizde vücudunuzun oluşturduğu bağışıklık tepkisine farklı bir proteine bağışıklık sağlayacak.
Belki daha da... güçlü bir savunmaya kavuşmuş olacaksınız ki varyantlar falan gelirse özellikle hazırlıklı olabilsin vücudunuz.
Ama neyse hadi olmadı diyelim ki onlar aşılar.
O hasta olup atlatan yüzde artı aşılanmış kitle artık susceptible olmayan yani hastalığa açık olmayan kitle olarak görülüyor.
Bu kitlenin %66 civarına ulaştığı noktada artık virüsün hızlanarak yayılması zorlaşıyor.
%90'a ulaştığı zamansa artık Durma noktasına geliyor virüs yani yok olma noktasına yok olacağı bir ortam oluşmuş oluyor.
İşte o %90 aşılama gereksinimi buradan geliyor zaten.
Dolayısıyla daha geniş bir kitlenin aşılanması gerekebilir.
Daha zayıf bir hani bu hafif hastalığı hafif atlatanların oranını azaltma konusunda biraz daha başarısız olan aşılarda daha geniş kitlelerin aşılanması gerekir.
Ama yani zaten aşıya yeterince erişim olduktan sonra bir de bu aşı kararsızlığı işte aşı karşıtlığı falan.
Etkili bir şekilde engellenebilirse muhtemelen bu salgını atlatacağız aşılar sayesinde yani.
Peki aşıların etkinliğine güveniyor musun?
Yani uzun süre bizleri koruyacak mı bu aşılar?
Hani varyantlardan daha az evvel bahsettin ya Çağrı.
Biz bunu ne sıklıkla tekrar olacağız?
Dediğin gibi o nüfusun çok büyük bir oranda ulaştığı vakit hala o koruyuculuk devam ediyor olacak mı?
Ona dair son bilgiler ne?
Şu anda görüldüğü kadarıyla varyantların büyük bir kısmına hatta hepsine diyebilirim şeyi sağlıyor aşılar direnç sağlıyor.
Ancak bu direnç miktarı azalmış vaziyette.
Ama özellikle de mRNA aşılarında...
Etilen savunma tepkisi çok güçlü olduğu için bu azaltılmış etki bile fazlasıyla yetiyor.
O şeyleri nötralize etmeye, o varyant soy hatlarını nötralize etmeye fazlasıyla yetiyor.
Ama bu tek başına aşıyı olduk bitti.
Tamamdır anlamına gelmeyebilir.
O da şu nedenle bu aslında birebir aynı senaryo şeydi salgının başlangıcında.
Eğer ki salgının başlangıcında aşının olmadığı ortamda bir salgınla mücadelede yapılması gerekenler uygulanmış olsaydı.
Yani orada da işte karantina.
nasıl bulaştığının düzgün bir şekilde tespit edilip ona göre önlem alması mesela maskelerin daha erken önerilmesi olabilirdi.
Ve bu takip işinin iyi yapılmış olsaydı bütün ülkelerde o zaman bu ana varyant vahşi tip diyoruz biz buna orijinal varyant yeterince yayılamadan
yaşam alanı bulamayacağı için yok olurdu ve böylelikle bu günlere gelmemiş olurduk.
Ama biz Biz derken insanlık bunu düzgün yapamadıkça işte bir ülke kapan, İtalya kapanıyor, İspanya'da patlak veriyor, İspanya'da kapanıyor, Almanya'da patlak veriyor şeklinde virüs yaşam alanı buldukça düşünsene
%100'ü uygun popülasyona bulaşabiliyorsun.
O kadar rahat ki virüsün bulaşması için.
Zaten o yüzden ilk sene içerisinde ciddi bir evrim...
Olayı görmedik. Evrimleştiğini biliyorduk ama çok yavaştı bu mutasyonların.
Çünkü gerek yok. Rahat rahat bulaşıyor.
Üzerinde bir seçinin baskısı oluşturamayacak kadar aciz bir tepki verdik insanlık olarak.
Sonrasında... Bu aşılar gelmeye başladı, maske kullanımları arttı, ülkeler daha iyi takip edebilmeye başladılar falan.
Virüs üzerinde bir seçilim baskısı oluşmaya başlıyor.
Şimdi bu aşıları bütün dünya homojen bir şekilde, etkili bir şekilde, o %90'lara bir arada ulaşacak bir şekilde uygularsa...
Çat diye keseriz.
Hele ki işte maske uygulaması bir süre devam eder.
Düzgün takip vesaire devam ederse hala kesebiliriz.
Ama olacak mı? Olmayacak.
Çünkü daha dağıtımda sıkıntılar var.
İşte ülkelere erişemiyorlar.
Aşılar arasında farklılıklar var.
Dolayısıyla ne olacak? Bu virüs bu aşının olduğu ortamda yayılmaya devam edecek.
Ama üzerinde şimdi eskisine nazaran daha büyük bir seçilim baskısı var.
Vücuda giriyor. o virüsü tanıyan bir savunma sistemi var.
Bu savunma sistemi her zaman %100 çalışmayabilir.
%50 etkinlikte, %60 etkinlikte.
Dolayısıyla bu virüs kaçabilir.
Kaçma ihtimali var. Ve işte o kaçanlar kendilerinde belli bir mutasyon olduğu için o %40'lık bağışıklıktan kaçabilme ihtimaline denk gelebilenler.
Bunlar diğer insanlara yayıldıkça bugün bizim varyant dediğimiz, mutant dediğimiz soyadları doğmaya başlıyor.
Şimdi bunlar yeterince çok olursa gripte de mücadelemizi zorlaştıran şey oluyor.
Çok hızlı bir şey. Yani bir seçilim baskısı var üzerinde.
Yeterince çeşitlilik var.
Dolayısıyla durmadan evrimleşen bir virüs.
Hızlı bir şekilde evrimleşen bir virüs.
İşte bu noktada Sezonluk aşıya dönmek gerekebilir eğer düzgün bir tepki verilmezse.
Ama burada ilginç bir detay mRNA aşılarının çok kolay değiştirilebiliyor olması.
Dolayısıyla bu üretim miktarı inanılmaz düzeylere ulaştığı zaman mRNA'da etkili bir şekilde o...
O anda yayılan varyantları işte bu İngiliz varyantı denen varyant gibi Güney Afrika.
Onları çok hızlı bir şekilde takip edip ona uygun aşı modifikasyonları yapılırsa belki mRNA işin dinamini değiştirebilir göreceğiz.
Ama eğer bunu yapamazsak sezonluk hale gelme ihtimali çok yüksek gözüküyor şu anki gidişattan.
Ki bu da bizim geçen sene verdiğimiz senaryolardan birisiydi ve en olası olarak vermiştik.
Şimdi o olasılığın gerçekten şiddetinin arttığını görüyoruz.
Peki çağrı bir iki şey daha soracağım.
Şimdi normal hayata dönüş tarihine yönelik fikrin ne?
Mesela en son Almanya tekrar bir karantina işte Fransa İtalya için duymaya başladık.
Yeniden çok daha sert sıkı önlemler karantina önlemleri gelmeye başladı.
Bir yandan önümüz yaz insanlar artık çok daha fazla hani dışarı çıkmak isteyecekler falan.
Yani tabii aşılama yaygınlaşmaya da başladı her şeye rağmen.
Ne diyorsun yavaş yavaş böyle mesela Amerika için Fauci galiba işte sonbahar gibi artık biraz daha normal bir hayata eski tanıdığımız bildiğimiz normale yakın bir hayata döneriz
gibi gözüküyor. Hem Amerika özelinde kendin için hem de sen Türkiye'de çok yakından takip ediyorsun hem Avrupa özelinde şöyle bir toparlarsan ne dersin?
Tabii yani o Amerika'daki beklenen gidişatın temelinde yatan şey Mayıs ayına kadar aşılamanın tamamlanması üzerine kurulu.
Türkiye böyle bir garanti verebilirse o zaman ben de Eylül gibi, çünkü bir de görmek gerekiyor işte o aşılanmadan sonra bu kadar geniş bir kitle aşılanınca virüs nasıl tepki verecek bilmiyoruz ki tahminlerimiz
var ama hangisinin gerçekleşeceğini bilmiyoruz ona yönelik.
Dolayısıyla bu Böyle bir senaryo altında ancak Eylül'de normalleşme başlanabilir.
Eğer böyle bir senaryo yoksa normalleşirseniz ne olur?
Geçen senekiyle aynı şeyler olur.
Başa döneceğiz. Normale dönerseniz virüs.
Hele ki bir de varyantlar var.
Yani varyantlar olmasa popülasyonun önemli bir bölümü zaten hastalığı geçirdi artık.
Dolayısıyla biraz daha zor yaşam alanı bulacak virüs.
Bulaşma ihtimali birazcık.
Çünkü artık aramızda antikora sahip insanlar var.
Bu hastalığı atlatan milyonlarca insan var sonuçta.
şey belki bunların etkisiyle giderek yavaşlardı ve yok olurdu ama öyle yani işin içine varyantlar girdiği için mutasyonlar girdiği için evrim girdiği için mecburen bu yani açılırsanız
o varyantlardan bir tanesi geldiği anda sanki hiç yani özellikle de bu Güney Afrika varyantı gibi İngiltere varyantı gibi çok rahat çok daha rahat bulaşabildiğini bildiğimiz varyantlar gelirse hiçbir şey olmamış gibi tekrar
yayılabilir. Tabii hastalığı atlatanların virüse yakalanma ihtimali var ama çok daha düşük halde.
Dolayısıyla bu bir yumuşatıcı etkiye sahip olacaktır.
Dolayısıyla belki bir önceki kadar pik görülmeyebilir.
Bunları bilmek birazcık zor.
Yani o birazcık şans faktörü de var işin içerisinde.
O süper bulaştırıcıların etkisi var mesela.
Bunları hep unuttuk şimdi. Bunlar hep konuşuluyordu.
Şimdi kimse süper bulaştırıcı O dinamikler sanki yokmuş gibi herkes aşıya odaklandı, normalleşmeye odaklandı falan ama 2020 yılı içerisinde geçerli olan her şey halen geçerli.
Test, takip, izolasyon halen geçerli.
Sosyal mesafelendirme, maske halen geçerli.
Dolayısıyla aynı dinamikler geçerli.
Bu açıdan hani ben yani Türkiye'de normal zaten benim bir şey dememe gerek yok sayılar kendisi söylüyor.
Hani şu anda biri gidişatı açıp bakarsa ne olacağını kestirebilir.
Neden olduğunu da kestirebilir çok rahat bir şekilde.
Ama şey yazın etkisi olacaktır.
Onu da tekrar vurgulayalım. Yazın etkisi havalar ısındı da virüs ölüyor diye değil.
Yazın insanlar dışarıda daha çok bulundukları için iç mekanlarda daha az bulunmayı tercih ettikleri için daha uzak.
açık havada yayılma ihtimalinin daha düşük olduğunu bildiğimiz için salgın da yavaşlıyor.
Ve bir de mesela okullar kapalı işte iş yerlerinden bir dolu izin alınıyor.
İnsanlar bir arada bulunmuyor falan.
Onların etkisiyle daha hafif geçiyor gördüğümüz gibi geçen yazdan.
Bu yaz da öyle olacaktır muhtemelen.
Dolayısıyla mesela şimdi bir durulma görürsek hani o yeniyoruz diye olduğundan değil bu dinamikler değiştiği için çok çünkü ne değişti de yeniyoruz.
Yani öyle yeneceğiz biz bunu diyerek yenilecek bir şey değil bu.
Dolayısıyla şey Hani öyle bir azalma görülebilir yaz boyunca.
Bunu kandırmamalı. Bu süreçte işte mesela bunu avantaja çevirmenin yolu aşılamaya hız katmak.
Eğer bu süreçte iyi aşılama yapılanırsa mesela hakikaten sonraki sonbaharda, sonraki kışta çok daha rahat geçiririz.
Ama halen aşı arıyor olursak bu noktada o zaman elbette kış geri geldiğinde hele ki turistlerle, muristlerle varyantlar ülkeye tabii ki gireceği için bu defa gene
biz Ceremesini çekeceğiz.
Türkiye olarak konuşacak olursak.
Bu Avrupa için de Amerika için de geçerli aynı şeyler.
Hepsi aynı dinamikleri takip ediyor.
Aşılama yapılırsa o hastalığın bulaşabileceği kişi sayısı azalacağı için salgın da yavaşlayacaktır.
Gene mesela aynı şey.
R sayısının birinin altına inmesi.
Bu değişmedi. Eğer birinin altına indirebilirse aşılar ki işte güçleri bu.
Mesela maske bile %50 verimlilikte %90'ın üzerinde takılır.
Yani maskeler %50 koruyor olsa bile %90'dan fazlası maske takıyor olursa Yoksa bir ülkede 95 falan her an ama yani her dışarı çıktığında her insanla temasa geçtiğinde sadece maskeyle
R sayısı birin altına inebiliyor.
Ama bunu yapamadığımız için maskeye rağmen salgının arttığını görüyoruz.
Çünkü maskeler düzgün takılmıyor.
Yani maskeyle bile teknik olarak durdurmak mümkün veya inanılmaz yavaşlatmak mümkün.
İnanılmaz zamanlar kazanmak mümkün.
Ama işte insanlar o kadar kötü ki...
düşünmek konusunda, bu çözümleri uygulamak konusunda, anlamak konusunda yapamıyoruz.
Aşı için de aynı şey geçerli yani.
Peki. Son bir de şeyi merak ettim kapatırken.
Sen Teksas'ta bayağı bu sene acayip bir kış geçirdiniz değil mi?
Ben yanlış mı hatırlıyorum? Sen Teksas'taydın değil mi Çağrı?
Evet Teksas'tayım. Böyle elektrikler bayağı bir gitmiş falan.
Ne yaşadım ya?
Anlasana kısaca. Ya işte yani Teksas'ta Tarihinde ilk defa kış uyarısı verildi.
Kış fırtınası uyarısı verildi.
Ve sıcaklıklar birkaç gün içerisinde inanılmaz derecelerde düştü.
İşte x30'lara falan.
Ve bu sıcaklıklar düşünce enerji kaynaklarında sıkıntı.
Yani insanlar evlerini ısıtmaya çalıştılar.
Mesela elektrikli ısıtıcılara abandılar.
Şebekeye inanılmaz bir yük bindi.
Dolayısıyla şebeke durma noktasına geleceği için karartmalar uygulanmaya başlandı eyalette.
Sonrasında bunlar yetmedi.
Bu defa elektrikler kesince birçok ev ısınamadığı için borular su boruları donmaya başladı.
Su boruları donunca kuyularda...
Devri Rahim herhalde olmadığından ötürü mikroorganizmalar artmaya başladı.
Su kaynatma uyarıları verildi içmeden önce.
Hepsi zincirleme, felaket ve sadece sıcaklıkların beklenmedik derecede düşmesine bağlı olarak.
Ekstrem hava durumu dediğimiz şey bu işte.
Normalde bir ülkede görmeyi beklemediğimiz çok nadir yaşanan olayların daha sık yaşanmaya başlanması iklim değişikliğiyle ilgili bir olay.
soğukluğun nedeni iklim değişikliğidir diyemeyiz ama iklim değişikliği dolayısıyla bu tür ekstrem olayların daha sık yaşandığını biliyoruz mesela şimdi de şey var hortum uyarıları var bizi kapsamıyor neyse ki ama
çok kısa bir süre bir hafta içerisinde iki ayrı defa Hortum koridorunda hortum oluşumu göründü.
Yani bu çok nadir olan olaylar, olmaması gereken olayların daha sık yaşanmaya başladığını görüyoruz.
Öyle bir olay bir haftamızı yedi bayağı uğraşmamız gerekti ama...
Bol geçmiş olsun neyse ki.
Sağ ol ya sağ ol. Kurtuldun.
Orada da acayip bir şey yaşamış oldun.
Neyse. Peki. Evrim Ağacı'ndan sevgili Çağrı.
Bizlerleydi Çağrı Mert Bakırcı.
Çağrı çok sağ ol. Ağzına sağlık.
Çağrı bir sohbet oldu. Yepyeni şeyler öğrendik.
Kendine çok iyi bak. Sen de öyle.
Görüşmek üzere. Görüşürüz.
Herkese de çok teşekkürler. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
