10.000 Saat Kuralı Nedir? Bir Alanda Ustalaşmak İçin 10.000 Saat Harcamak Gerekir mi?
24 Ocak 2023 · 10 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Bu içerik Bionluk sponsorluğunda Bionluk seslendirmelerinden İrem Öznur Kılıç tarafından seslendirilmiştir.
10.000 saat kuralı nedir?
Bir alanda ustalaşmak için 10.000 saat harcamak gerekir mi?
Yazar, R.D.
Arantanha. Uyarlayan, Mert Karagözoğlu.
Editör, Çağrı Mert Bakırcı.
İlk kez İsveç'i bir psikolog tarafından ileri sürülen ve daha sonra Malcolm Gladwell'in Outlaws başlıklı kitabıyla meşhur olan 10.000 saat kuralı, olağanüstü bir hünerin geliştirilebilmesi
için... en az 10.000 saat pratik yapmak gerektiğini söyleyen bir kuraldır.
Gladwell'in meşhur ettiği bu kural, 1993 senesinde bir müzik okulunda okuyan kemanistlerin konu alındığı ve Psychological Review jürnelinde yayınlandıktan sonra büyük
etki uyandıran bir araştırmaya dayanmaktadır.
Orjinal çalışmanın bulguları basit ve ilgi çekiciydi.
Elit olarak kabul edilen en iyi kemanistler, en çok pratik yapanlardı.
Çalışmanın sonuçları, elitlik statüsüne ulaşmak açısından en önemli kriterlerin pratik yapmak olduğunu ve pratiğin genetik gibi doğuştan gelen kriterlerden ve karakterlerden
daha önemli olduğunu vurguluyordu.
Makalenin ulaştığı sonuçlar bir gazeteci olan Malcolm Gladwell'in yazdığı çizginin dışındakiler Outlaws isimli kitapta popülerleştirildi.
Bill Gates ve Beatles gibi ünlü isimlerin yanında Google Scholar'a göre 9.800'den fazla atıf alan 1993 tarihli makaleden hareketle, Goldwell, 10.000 saat
kavramını ortaya atarak şu iddiayı ileri sürdü.
10.000 saat, mükemmelliğe ulaşmak için gereken süre bu.
Bu tür popüler psikoloji iddiaları halk arasında hızlı kabul görür.
Çünkü her ne kadar özünde, bir işte iyi olmak için çok çalışmak gerekir gibi.
bariz bir fikri anlatıyor olsa da 10 bin saat gibi net bir sayıyı belirterek tam olarak ne kadar çok çalışılması gerektiğini insanlara basit bir hap olarak sunar.
Ne var ki son yıllarda psikoloji alanına şöyle bir bakacak olursanız, bu alandaki klasik ve ünlü deneylerin bir bir yeniden denendiğini ve birçoğunun tekrar edilemediğini görürsünüz.
Bunları okumak ilk etapta insanı biraz hayal kırıklığına sürükleyebilir.
Çünkü yeniden denenen Bu psikoloji deneylerinin bir çoğu tam da 10.000 saat kuralı gibi insanların kişisel gelişimlerine yönelik deneylerdir.
Gerçekten de yapılan akademik çalışmalar, Goldwell ve takipçilerinin 10.000 saat kuralının da hatalı olduğunu göstermektedir.
10.000 saat kuralı gerçek değil, pratik uzmanlaşmanın %12'si.
Bu çalışmalardan ilki 2014 yılında yapılmıştır.
ve o dönem bu konuda yapılmış en kapsamlı çalışma olma ünvanına sahiptir.
Bu meta analiz çalışmasında araştırmacılar toplamda 11 bin araştırma katılımcısının verilerini sunan 88 adet bilimsel makale sonuçlarını derleyerek bu konu üzerine
gelmiş geçmiş en kapsamlı akademik araştırmasını yürütmüşlerdir.
Bunun sonucunda pratik yapmanın, belli bir yetenekte ustalaşmanın ve sonrasında gelen başarının Ortalamanın sadece %12'si olduğunu tespit etmişlerdir.
Brian's Idea bunu şöyle anlatıyor.
Diğer bir deyişle 10.000 saat kuralı bir saçmalıktır.
Buna inanmayı bırakın.
Elbette pratik önemlidir ama diğer etkenlerin yaş, zeka, yetenek daha büyük bir rol oynadığı görünüyor.
10.000 saat sayısı sihirli değildir.
Aslında sorunu fark eden ilk araştırma bu değildi.
Outdoors'un yayınlanmasından hemen sonra bu kuralı ileri süren uzman olan Anders Ericsson'da dahil olmak üzere çok sayıda uzman kitabın hatalı bir iddia olduğunu belirttiler.
2012'de BBC'nin dikkat çektiği gibi 10.000 sayısında sihirli bir şey yoktur.
Çünkü en iyi müzisyen grupları 20'li yaşlarında ortalama 10.000 saatin üzerinde bir zaman biriktirmiştir.
Toplamda değil. Klasik müzik dünyasında uluslararası yarışmaların kazananlarının ortaya mutlak bir pratiğin ve adanmışlığın 25 bin saatini koyanlar olduğu görülüyor.
Ki bu da 20 yıldan daha fazla bir süre zarfı içinde günde 3 saat çalışma demektir.
Ericsson ayrıca eski çalışmaların bu ortalama 10 bin saate dahil olmadığını vurgulayarak kayıtlara geçti.
Gelişmeye odaklanan kasıtlı ve adanmış zamanın ayrılması gerekli.
Ancak iş burada bitmedi.
2019'un sonlarında...
Royal Society Open Science Jurnal'inde yayınlanan bir çalışmada Case Western Reserve Üniversitesi'nden görevli araştırmacılar olan Brooke McNamara ve Megametra 1993
tarihli deneyin bir replikasyonunu yaptılar.
Ancak bu defa daha geniş bir örneklem ve daha sıkı kontroller dahil ettiler ve deney ön kayıtlı bir şekilde gerçekleştirildi.
Yani araştırmacılar veri toplamaya başlamadan önce metot ve analiz planlarını belirlediler.
Böylece deneyi bulguladıkları sonuçlara göre değiştiremeyecekti.
Bu replikasyonda da alıştırma yapmanın performansı etkilediği, ancak bu etkinin orijinal makalede belirtildiği kadar yüksek olmadığı bulgulandı.
Replikasyonun bulgulandığı ilginç sonuçlardan biri de, elit müzisyenlerde işlerin biraz daha farklı işle değildi.
Makalenin yazarları bulgularını şu cümleyle özetliyor.
En iyi kemanistlerin büyük bir kısmının iyi kabul edilen kemanistlerin ortalama alıştırma süresinden daha az alıştırma yaptığı bulgulanmıştır.
Ancak bu bulgular sizi yanıltmasın.
Alıştırma tabii ki önemliydi.
Örnekleme alınan iyi kemanistler ve daha az başarılı kemanistler arasındaki farkın %26'sını pratik oluşturuyordu.
Ancak orijinal makalede başarı farkının %48'i...
Pratiğe atfediliyordu.
Makalenin sonuçları elbette büyük bir keşif değil ve keman öğrencileri üzerine yapılan bir çalışmanın diğer alanları kapsayacak şekilde genişletilmesi de çok mümkün değil.
Zaten araştırmalarda 10 bin saat kuralını küçük darbelerle yavaş yavaş çürütmekteydi.
Aynı sonucu veren diğer çalışmalar.
McNamara'nın eş yazarlığını yaptığı 2016 yılında gerçekleştirilen ve Perspectives in Psychological Science Journal'inde yayınlanan bir meta analizde kasıtlı alıştırma
ve atletik başarı arasındaki ilişkiyi konu alan 33 çalışma incelendi ve araştırmanın atletik başarıda yalnızca %18'lik bir etki yarattığı yani düşünüldüğü
kadar büyük bir etkiye sahip olmadığı bulgulandı.
Bir başka deyişle iki bezbol oyuncusunun ortalama topa vurma oranları temelinde yaptığı alıştırmalar, ortalama topa vurma oranları arasındaki farkın yalnızca %18'ini oluşturuyor.
%18'lik bir oran elbette küçük bir oran değil.
Ancak bu oran, farkın büyük bir kısmının genetik, karakter, özgeçmiş gibi çok sayıda başkaca faktör çerçevesinde belirlendiğini gösteriyor.
McNamara'nın kendi ifadesiyle, yapılan onca araştırma performansı yükseltmeli, değil mi?
Pratik yapmak önemlidir, evet.
Ancak tek başına pratik, doğuştan yetenekli bireylerle ortalama bir oyuncu arasındaki farkı aşmaya yetmeyebilir.
Sonuç, 10.000 saat kuralının saçmalık olduğunu kanıtlayan bunca bulguya rağmen, bundan önce gelen araştırmalar ve makaleler gibi bu yeni çalışma sonuçları da muhtemelen kulak
ardı edilecektir. 10.000 saat kuralı, başarıyla ilgili genel kabuller arasına çoktan girmiş gibi görünüyor.
Sıkı çalışmanın aslında buna değdiğini söyleyen iyi bir motivasyon aracı ve aynı şekilde değerlendirilmiş hiçbir çalışma bu zamana kadar akılda kalıcı bir mesajı düşündürmekte başarı elde
edemedi. En nihayetinde 10.000 saat kuralı Kafamıza koyduğumuz her alanda başarılı olabileceğimizi, dolayısıyla olmamız gerektiği fikrini savunmaktadır.
Ve bu fikre körü körüne bağlanmak ortalama başarının keyfini sürmemizi engelleyebilir.
Bu kuralın ardında bireylerin kendi çabasıyla toplumda yükseldikleri fikri yatmaktadır.
Ve bu mitte çürütülmeye son derece layık bir mittir.
Özetle bir odadaki en zeki ve en iyi kişi olmamanız hiçbir işe yaramadığınız anlamına gelmez.
İyi bir sporcu değilseniz bile dışarıya çıkıp spor yapıyor olmanız nihayetinde size iyi gelen bir şeydir.
Bir şeyin size keyif vermesi için bu şeyde en iyi olmanıza veya en iyi olmaya çalışmanıza gerek yok.
Replikasyon çalışmaları da bu çerçevede bizler için bir kıssadan hisse çıkarıyor.
Eğer kafamıza koyarsak bir alanda performansımızı arttırabiliriz.
Ancak başarılı olmak için inanılmaz hayallerin peşinde koşmak zorunda değiliz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
