
Zihnimiz Nasıl Sakinleşir, neler iyi geliyor ne yapmalıyız bunları konuştuk.
Transkript
Selam, umarım herkes iyidir.
Bugünkü konumuz zihnimiz nasıl sakinleşir?
Bu sıralar zihnim çok yoğun ve beni yoruyor açıkçası.
Dörem dönem böyle olabiliyor.
Çok konuşuyor, çok düşünüyor, kurguluyor, kaygılanıyor vs.
ve bununla alakalı kendimce bulduğum metotları, söylediğim şeyleri aslında anlatmak istiyorum.
Bana ne iyi geliyor ya da zihnimize ne iyi gelir?
Bunun hakkında çok kısa konuşmak istiyorum çünkü Hepimizin ya da çoğumuzun yaşadığı bir şey.
Bu dönem dönem zihnimiz bizi ele geçiriyor ve o hayatımızı yönetmeye ve kontrol etmeye başlıyor.
Ve gerçekten zorlu olabiliyor.
Şimdi şöyle bu zihnin seni sıkıştırması, seni ele geçirmesi o kadar zehirli bir şey ki tüm gününü ele alabiliyor.
Uykunda etki edebiliyor.
Uyandığında tüm hayatını etki edebiliyor bir süre sonra.
Çünkü ne yapacağını bilemediğinde çok sıkışmış hissediyorsun.
Git gide böyle. Kar topu gibi yokuş aşağı gidiyor ve her şey daha kötü oluyormuş gibi hissettiriyor.
Şöyle zihnimizin günlük anlamda bir enerjisi var ve bir olaylar yaşadığımızda kaygılandığımız ve belirsiz durumlarda daha çok senaryo üretmeye veya korktuğumuz şeyler olduğunda daha çok moda oraya çevirip bizi sıkıştırmaya
yöneltebiliyor. Aslında kötü amaçlı değil belki de alıştığı ve...
Refleksif bir şey çünkü içgüdüsel anlamda bizi korumak istiyor.
Bir senaryo bul ve yolunu çiz.
Belirsizlikte kalma vesaire gibi.
Veya korktuğun bir şey gelince ne yapacağını bil.
Kaygılarında ne yapacağını bil diye tekrar tekrar senaryoyu döndürüyor.
Şöyle zihni çok hareketli biri olarak bunu dönem dönem yönetip aslında dengeleyebiliyorum.
Ama bazen de ipin ucu kaçabiliyor.
Şimdi. Bana iyi gelen şey kesinlikle birinci sırada yazmak.
Konuşmak da iyi geliyor ama her zaman insan konuşacak birini bulamıyor.
Veya kendi kendine konuşunca da her zaman olmuyor yani.
Ama yazmak şöyle.
Her gün yazıyorum bir beş aydır falan.
Ama fark ediyorum ki dört beş gün bir hafta böyle aksadığında zihnimin çok karıştığını, daha depresif hissettiğimi, kaybolmuş hissettiğimi fark ettim geçen haftalarda.
Ve tekrar yazmaya başladım 4-5 gündür.
Çok iyi geldi. Bunu fark edince aslında o yazmanın ne kadar pozitif ve negatif etkileri olduğunu fark ettim.
Hani 2-3 sayfa yazıyorum ama resmen günlük anlamda zihnimi rahatlatıyorum.
Ben bunu hatta insanlara tavsiye verirken de zihnimizdeki, beynimizdeki çöpleri boşaltmak olarak söylüyorum.
Bazılarınız biliyordur.
Daha önce konuştuklarım. Beynimizdeki, zihnimizdeki çöpleri boşaltmak o kadar önemli ki.
Bu bazen konuşarak, bazen yazarak.
Ama bir çıkış olması gerekiyor.
Zihnimizde dönüp duran somutlaşmadığında, soyut olarak kaldığında sürekli bir döngüde oluyor.
Ama biz onu ya konuşarak ya da kağıda dökerek somutlaştırdığımızda aslında rahatlamış oluyoruz.
Ve dengelemiş ve düzenlemiş oluyoruz aslında.
Şöyle, benim bir tane defterim var.
Kafamdaki içindeki şeyleri boşaltıyorum aslında.
Bu sabah sayfaları gibi değil.
Çünkü sabah ilk uyandığımda bunu hemen 3 sayfa yazacak kadar düzenli değilim bu konuda.
Veya onu sabah sayfaları gibi yapamıyorum.
Benimki şöyle gün içinde bazen öğlen bazen sabah bazen akşam olabilir.
Zihnimin beni yorduğunu ve çok hareketli olduğunu fark ettiğinde masanın başına oturup yazmaya başlıyorum.
Tamamen ne düşünüyorsam.
Zihnim durana kadar yazıyorum.
Bazen bir sayfa bazen 2-3 sayfa oluyor ve çok iyi geliyor.
Ve günlük anlamdaki karmaşık ne düşünüyorsam, korkum, kaygım, rüyalarım, isteklerim, bana iyi gelecek şeyler bazen çıkmış oluyor akıştan.
Bu çok iyi geliyor.
Yani ben bunu ne zaman yapsam dengelenmiş hissediyorum.
Yapmadığımda da kaybolmuş hissediyorum.
İkinci olarak yürüyüş.
15-20 dakika yürüdüğümde beden ve zihin dengeleniyor.
Hani yürüyüş kısmını zaten yazmanın da öyle.
Hepsinin aslında artık birçoğunuz görmüşsünüzdür.
Bilimsel tarafları ve faydaları var zaten.
Ama gerçekten ben deneyimleyip bunların kendim kişisel hayatımda da faydalarını gördüğüm için çok elzem bir rutin olduğunu düşünüyorum.
Yürüyüş öyle çok iyi geliyor.
Üçüncü olarak da aslında konuşmak.
...bize anladığımızı düşündüğümüz arkadaşlarımızla olabilir.
Bu çok önemli. Öylesine gibi gelen bir şey ama uzun süre konuşmadığında, düşüncelerini ifade edip anlaşılmadığım bir yerde de insan gitgide overthink'e çok düşünmeye, zihninin daha hareketlendiğini fark edebiliyor.
Bir şekilde bizim yazmaya, konuşmaya, sosyalleşmeye ihtiyacımız var.
Ama her zamanda birini anlatarak buraya bağımlı olamayız.
O yüzden yazmak çok önemli bence.
Yazmak daha bireysel bir eylem.
Kendinle yaptığın ve kendini rahatlattığın dengelediği bir şey.
O yüzden konuşmayı birinci sıraya değil de yazmayı birinci sıraya alırım ben.
Çünkü her zaman konuşacak insan bulamayabiliriz, ulaşamayabiliriz arkadaşımıza, ailemize vs.
Ve bazen de kendi kendimize bunu dengelemeyi öğrenmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.
Dördüncü olarak da okumak iyi geliyor.
Okumak zihni ne kadar sakinleştiriyor emin değilim ama iyi geldiğine eminim.
Bunlardan belki de yarısını ya da hepsini yapıyorsunuzdur ama zihnim çok...
hareketli, susmuyor diyorsanız benim birinci tavsiyem bir defter alın.
Kafa boşaltma defteri ve günün hangi saati olduğu önemli değil.
İki üç sayfa yazın. Bunu her gün yapın.
Ve bir hafta, bir ay içinde etkisini göreceğinize eminim.
İkinci olarak da bir şeyler dinlemek olabilir.
Dört mü? Beşincideyiz galiba.
Beşinci olarak dinlemek olabilir.
Merak ettiğim ve bana iyi gelen YouTube'da bazı kanallar ya da başka podcastlar olabilir.
Onları dinlemek, öğrenmek de iyi geliyor.
böyle nasıl diyeyim 15-20 dakikalık bilgilendirici ya benim için bilgilendirici ve böyle bana iyi gelen öğrendiğimde aa dediğim ya da böyle dinlemeyi sevdiğim şeyleri dinlemek.
Böyle kafa dağıtmalık değil de biraz öğretici şeyler aslında.
Ben öyle seviyorum. Belki sizin farklıdır.
Bana iyi gelen ve öğrendiğimi düşündüğüm şeyleri dinlemek.
Aslında bunlar hepsi düşündüğünüzde zihninle alakalı.
Yani yazma, konuşma, dinleme, okuma.
Hepsi zihni pozitif ve verimli çalıştırdığımız şeyler.
Bunları yapmadığımızda zihnin bir enerjisi var.
100 point düşünün. Kafasına göre takılıyor.
Ama biz bir günümüzde bu enerjiyi kategorize edersek, düzenlersek ve neyi ne kadar akıtacağımızı kontrolünü elimize alırsak zihin bizi yönetmiyor.
Biz onu yönetiyoruz. Yani şöyle anlatıyorum bunu.
Günlük hayatta 100 point zihin enerjin var.
Ya da bir ateş topu var. Duvardan duvara sekiyor o ateş topu ve sen de kaygılanıyorsun nereye çarpacak diye.
Çünkü o çok özgür ve kafasına göre takılıyor.
Zihnimizdeki o kaygıları yönetemediğimizin bizi gergin hissettirdiği durumu böyle anlatabilirim.
Bunun tam tersi bir yerde o ateş topunu elimize aldığımızda o bir güç olabilir.
Yani bu ateş topunu eline alıp kontrol edip o enerjiyi yazıya, okumaya, yürüyüşe, öğrenmeye aktardığımızda bir gün içinde 100 pointlik bir dinamiği böldüğümüzde 20-20.
Bu sefer ne oluyor? Başıboş kendi başına takılan bir 100 pointlik ateş topu olmuyor.
Çünkü sen onu doğru yerlerde kendine iyi gelecek şekilde düzenlemiş oluyorsun.
Ama bunu yapmadığında senin zihin kapasiten var, aktif.
Bir şekilde bir yere akacak, ya negatife akacak, ya pozitife atacak, ya kendi kafasına göre takılacak.
Burada neye nasıl gideceğini biz ele alıp farkındalıkla yapmadığımızda da bizi zorluyor, overthink'e gidiyor.
Çok düşünüyoruz, kaygılanıyoruz.
Aslında işin özeti bu açıkçası.
Bilmiyorum, umarım faydalı olmuştur bu özetlediğim mini anlatım.
Bana iyi gelen bu zamana kadar yaptığım şeyler, aslında küçüklüğümden beri yazarım.
Yani böyle yazı yazmayı öğrendiğimden beri.
Önce günlük tutardım, sonra hikayeler yazardık vesaire.
Yazmayı hep seviyordum ama böyle rutin her gün, yazdığım bir rutinim hep yoktu.
Gerçi Instagram'da, Twitter'da ya da yazılarımı paylaşmak da bir yazı ama o birazcık daha farklı.
Bu daha kişisel ve bireysel.
Her şeyin fitresli olduğu bir yazma stilinden bahsediyorum.
Bu çok önemli bence.
Yapanlar zaten bunun faydalarını biliyordur.
Yapmayanlara da kesinlikle tavsiye ediyorum.
Zihniniz sizi yoruyorsa o sizi yönetiyordur.
Siz onun yönetme yollarını bulduğunuzda aslında korkulacak bir şey yok ve kaygı, overthink o kadar da korkunç ve yönetilmez şeyler değil.
Bu kadar kafamızı büyütmemize gerek yok.
Sadece birazcık disiplin, düzen, tekrar.
Tabii ki de önce anlamak, sonra fark etmek, sonra icraate geçmek ve bunu düzenli yapmaktan geçiyor açıkçası.
Umarım denersiniz.
umarım faydalı olur bir sonraki bölümde görüşmek üzere çok hızlı bir veda oldu ya
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
