
Yüzleşme, Dönüşüm ve yalnızlık üzerine bazı farkındalıklar hakkında konuştuk. Akrep dolunayı haftası gündemi.
Transkript
Selam, umarım herkes iyidir.
Bugünkü konumuz yüzleşmek ve dönüşmek.
Geçen haftanın benim için gündemi biraz buydu.
Biraz değil, bayağı buydu aslında.
Ama aynı zamanda astrolojik olarak da gökyüzünde akrep dolunayı gerçekleşti ve bu yılın en zorlayıcı ama dönüştürücü dolunayı diyebilirim.
Genel olarak kolektifte, herkeste de böyle bir yoğun duygular ve karanlık duyguların ortaya çıkışı, korkularla yüzleşmeler.
Ağlama, isteği, sıkışmışlık vesaire gibi duygular hakim olabilir.
Birçok kişiden de böyle mesaj aldım.
Bu konuda konuşmak istiyorum o yüzden.
Hayatımızda çünkü sadece bu haftaya ve bu döneme özel bir şey değil.
Dönem dönem hayatımızda aslında farkındalık kazandırmamız gereken bir konu.
Şimdi çoğu zaman bir şeyleri düşünmek, fark etmek, dönüştürmek yorucu olabiliyor.
Farkındalıklıyız sanıyoruz, farkındayız, ben o konunun farkındayım, değiştirdim, dönüştürdüm diyoruz ama hiç bilmediğimiz bir yerden aslında çok derinlere gömdüğümüz şeyler çıkabiliyor.
Mesela yalnızlık konusu yani yalnızlığı sevmek, yalnızlığı kabul ettim demekle çözülecek bir şey değil.
Daha derin ve geniş kapsamlı bakılacak bir şey.
Bir insanın yalnızlık korkusu varsa aslında...
En derinlerde hep bir beklenti ve hayal kurma ve hayal ve beklentisinin olmamasıyla beraber hayal kırıklığı yaşama döngüsüne kendini sokabiliyor fark etmeden.
Bu ilişkilerde, arkadaşlıkta, genel anlamda da olabilir.
Kişi en derinlerde yalnız kalmayla şöyle bir barışma ve kabul etmeden bahsediyorum.
Ömür boyu yalnız kalabilirim.
İnsanlar hayatıma girebilir ama çıkadabilirler.
Her zaman yanımda olacak bir kişi olmaya da bilir.
Bu hayatın bir parçası ve gerçekliği ve ihtimali aslında.
Ama bunu düşünmek istemiyoruz.
Tabii ki de kimse bunu yaşamak belki istemez.
Çünkü yalnızlık ve tek başınalık insanın doğasına Tamamen yaşadığında çok uygun gibi değil.
Ama bu olayı dramatize etmeye de gerek yok.
Yani kimse aslında tamamen yalnız değil ama her zaman herkes de bir noktada yalnız.
Yalnızlığın bu yüzleşilmeyen tarafı kişiyi hapsedip kontrol etmeye başladığında çok yönetmeye başlıyor.
Bazen fark etmediği yerlerden uyumlanmak, bazen töler etmek, bazen kendini hayal ve beklentiye sokarak hızlıca...
Daha yeni tanıdığı insanlardan fazla beklentiye girerek sonra kendine olmadığında hayal kırıklığı alanı oluşturmak.
Bunu kendi kendimize yaptığımızı fark etmeyebiliyoruz.
Buralarda işte yüzleşme çok önemli.
Bu yalnızlık örneğinden vermek istedim.
Çünkü hayatta herkes belki de yalnız kalabilir.
Yani hepimiz kalabiliriz, kalmayabiliriz.
Bunu bilemiyoruz. Belirsizlikle de barışmakla da alakalı bir şey.
Geleceği bilemiyoruz.
10 yıl sonrasını, 2 gün sonrasını.
Bir ömrün nasıl geçeceğini tam olarak kontrol edemeyebiliyoruz.
Bizim kontrolümüz dışında bir parametreler var çünkü.
Bunları kabul etmek, bunları hayatın bir parçası görmek, olgunca ve yetişkince bir yerden bakmakla alakalı.
İçimizdeki çocuk pek oraya yanaşmak istemiyor, hayal kurmak istiyor, beklentiye girmek istiyor, hayalinin gerçek olmasını istiyor ama...
Hemen ufacık bir kıvılcımda bu beklentiye girerek ve sonra olmadığında kendini bir hayal kırıklığı alanı oluşturması onu aslında günden güne yıllar içinde tüketiyor.
Kendi kendini ne kadar yorduğunu tükettiğini farkına varınamıyor aslında.
Bu gerçekten kendine öz sabote ve kendine yapılan bir fark edilmeyen bir zarar aslında bence.
Yüzleşmek bu noktada önemli.
Bu döngüyü kendime niye yaşatıyorum?
Beklentiye girip sor olmayıp hayal kırıklığı döngüsünden nasıl çıkarım mesela.
Çok önemli. Evet belki de en kökende yalnızlık kalmak istemeyen ve kalmayacağını düşünen bir tarafım var.
Çocuk tarafım var. Küçükken yalnız hissetti.
Bu yalnızlığın büyüdüğünde bir gün geçeceğini ve hiçbir daha yaşamayacağını hayaline tutundu belki olabilir.
Ama hayat böyle bir yer değil ve yalnızlık, düşman, kötülük böyle gözümüzde korkacağımız bir şey değil.
Kötü tasvir ettiğimizde ondan kaçmak ve kurtulmamız gereken gibi bir şey olabiliyor.
Bunu da bir arkadaşımla konuşurken aslında o bana ilham oldu.
Yani yalnızlık kimisi için belki bir güç, keyif veya güçlü olmak, özgürlük ve cesaretle bağdaşırken, kimse için artık yorgunluğu, daha böyle üzgünlüğü
çağrıştıran bir şey olabiliyor.
Ya da hayal kırıklığını çağrıştıran bir şey olabiliyor.
Hangi kelimeye de duruma nasıl baktığımız ve ne anlamlar yüklediğimizle alakalı birazcık üzerimizdeki etki.
O yüzden yalnızlık kelimesi kişiden kişiye çağrışımı değişiyor ya da dönem dönem sizin için de çağrışımı değişiyor olabilir ama kökendeki çağrışımın değişmesi bence çok önemli.
Yani zoraki bir yalnızlıktayım ve bu bitecek beklentisiyle yıllar içinde kendini tüketmek değil de bunu kabul etmek ve bunun keyifli taraflarına haksızlık etmemek gerekiyor açıkçası diye düşünüyorum.
En derindeki korkunuzu bulmak çok önemli.
Bir kişi en derinde ömür boyu yalnız kalmaktan korkuyorsa ve bununla hiç gerçek anlamıyla yüzleşmediyse gerçekten fark etmenin hayatının bir parçasını bu döngülere yaratabiliyor.
Beklentiye girme ve hayal kırıklığına uğrama, ilişkilerde, arkadaşlıkta vs.
olabilir. Bu da onun aslında hayatında gerçekten enerjisini, özgüvenini, özlerini düşürücü, fark etmediği bir sızıntı yaratıyor diyebilirim.
Bunu diğer korkular için de düşünebilirsiniz.
Ölüm olabilir. Veda olabilir.
Bir yerleri bırakmak, insanların arkasına çıkması.
Maddi konular olabilir.
Başarı, başarısızlık olabilir.
Sürekli aynı döngüyü yaşıyorsanız o döngüyü kırmanın en yegane yolu aslında kökendeki, en derindeki o bakılmak istemeyen korkuda yatıyor.
Yüzleşmek bu yüzden çok önemli.
Senelere mali olabiliyor.
Yaşanan 5, 10, 20 benzer döngülere sebep olabiliyor.
Ama korkmamak, panik olmamak gerekli.
Ne kadar önce fark edersek o kadar iyi.
Evet kolay bir şey değil söylenildiği kadar ama bununla yüzleşmeye cesaret etmek kendinize olan bir borç aslında ve hayatınızın geri kalanında bir omuzlarınızdan yük atma, hafifleme ve
kendine yeni bir hayat hediye etmekle alakalı öyle düşünüyorum.
O yüzden yüzleşmekten kaçmamak gerekiyor.
Kendinle, hayatla, korkularınla evet.
Ve bunları dönüştürmek, yüzleşmek ve dönüşmek aslında bu yüzden birlikte bence.
Yüzleştin ama yüzleştikten sonra ne yapacaksın?
Orada sıra devreye dönüştürmek giriyor aslında.
Bu yalnızlık nasıl dönüştürülebilir?
Tamam bu bir ihtimal olabilir olmayabilir.
Olma ihtimalinde de hayat güzel yaşayabilirim.
Ve yalnızlıkla, keyifle olabilirim.
Çünkü yalnızlık kaçmam gereken değil de.
verdiği dostluğu görmekle dönüşecek bir şey.
Bakış açını korkuna dönüştürürsen artık üzerindeki tesiri de dönüşür.
Çünkü onunla dost olduğunda artık düşmanın değildir.
O yüzden korkunuz kökende sizin düşmanınızsa ve sizin üzerinizde bir hakimiyet kurup sürekli kaçtığınız ya da hayal kurduğunuz o beklentiler döngüsü, hayal kırıklığı döngüsünü size yaratıyorsa durup aslında gitmediğiniz
bir yoldan gitmeniz gerekiyor. Bakış açınız yalnızlığa kurtulması söyleyemedim.
kurtululması gereken bir şey gibi bakıyorsan aslında bir yük oluyor ama onun yerine aslında keyifli hayatın bir parçası bir gerçekliği bir güç cesaret gibi bakıldığında kaçılacak bir
şey de olmuyor kurtulacak bir şey de olmuyor bu sefer aslında bir eksiklikle ve kurtulacak bir hisle ilişkiler kurulmamaya başlıyor bir arkadaşlıkta da ilişkilerde o yüzden Gerçekten dönüştürmek çok
önemli. Bakış açısını dönüştürmek o olguya çok önemli.
Korkunuzla oturup bugün yüzleşmenizi tavsiye ederim.
Ya da ne zaman hazır hissediyorsunuz.
Yani bunu bulmanın yolu da şöyle.
Sürekli yıllardır hayatınızda yaşadığınız döngülere bakın.
Bu bir ilişkide mi, işte mi, hangi konudaysa.
Hep aynı sonuç yaşanıyorsa orada kendiniz arattığınız bir duygu durumu var.
Yani sürekli aynı şeylere kendinizi çekilmeniz, onu görüp yüzleşmeniz ve dönüştürmeniz için oluyor diyoruz ya aslında bunun gibi.
O yüzden durup bir düşünün.
Yıllardır ben hangi aynı şeyi yaşıyorum ve niye kendime bunu yaşatıyorum?
Kökeninde bir duygu elbet çıkacak.
Kaybetme korkusu, bırakılma, terk edilme, yalnızlık olabilir, başarısızlık.
Parasızlık birçok şey olabilir.
Dünyevi hayata dair maddi veya manevi bir konu olabilir.
Size ait ve sizin hikayenize özel bir şey bu.
Ben yalnızlıktan örnek verdim ama siz kendinizinkini yaşadığınız benzer döngülerin kökeninden bulabilirsiniz.
Suçluluk hissi de olabilir mesela.
Sürekli bir hata yapıp suçlu hissedip sonra tekrar onu yapıp sonra kendine kızma döngüsü.
Bu da başka bir döngü.
Küçükken bunu nerede yaptım ve kendime niye bunu yaşatıyorum?
suçluluk döngüsünde kendinize kızıyorsanız mesela artık şefkatli davranarak farklı bir yol izleyerek onu dönüştürebilirsiniz.
Aynı yoldan giderek değil.
Yüzleşmek ve dönüştürmek aslında benim için böyleydi.
Bilmiyorum birazcık size de ilham olmuşumdur umarım.
Yani ilk en önemli adım Hep yaşadığın döngüye bakmak, sonra kökenine inmek, duyguyu bulmak, suçluluk, yalnızlık, korku, her neyse o spesifik duyguyu bulduktan sonra bu duygu geldiğinde
kendime nasıl davranıyorum ve bunun kökenini de ben bunu niye yaşatıyorum, hangi duygudan kaçmak istiyorum, işte yalnızlık duygusu olabilir, suçluluk duygusu olabilir.
Bundan kurtulmaya çalışıp kendine baskı kurmak değil de davranışı ve bakış açısını dönüştürmek gerçekten farklı bir kapı açacak, yeniden bir doğuş, yeni bir başlangıç yaratacak, öyle söyleyeyim.
Evet, Sancılı ve...
Yılların birikmiş yorgunluğuyla biraz ağır gelebilir.
Ağlayabilirsiniz, üzüledebilirsiniz.
Hiç sorun değil. Ağlamak çok da iyi gelecektir ne kadar o an.
Belki acıtsa da bir boşalım sonuçta.
Sonrasında daha güçlü, daha farkındalıklı ve yüzleşmiş bir şekilde yeni bir sayfaya adım atabileceksiniz.
Umarım faydalı olmuştur.
Sizi çok seviyorum. Bir sonraki bölümde görüşürüz.
Bu bölümle alakalı görüşleriniz, düşünceleriniz varsa bana...
Instagram'dan veya Twitter'dan mesaj atarsanız okumak çok isterim.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
