
Transkript
Evet, merhaba.
Umarım hepiniz iyisinizdir.
İyi değilseniz de sorun değil.
Elbet her şey yolunu bulur.
Bugünkü konumuz neden hep aynı tip insanlar karşıma çıkıyor sorusu hakkında konuşmak istiyorum.
Bu benim sabit bir ihtimallerdir ve bu konuda çok fazla sessiz mesaj aldım.
Çok fazla insanın başına geldiğini şahit oldum.
Öncelikle niye hep aynı tip insanları çekiyoruz'un çok basit bir cevabı var.
Aslında bizim o tip insanlara ihtiyacımız var.
Nasıl ihtiyacımız var?
Şöyle evren, hayat, yaratıcı her ne derseniz deyin.
Sizin nerede bir eksiğiniz varsa orada sizi daha çok zorluyor ki değişime götürmek için.
Aslında bunun kökeni bu.
Yani diyelim ki siz hep yalancı insanlarla karşılaşıyorsunuz.
Ama bu yalancı insanlarla karşılaştığınızdaki tepki aslında sağlıklı bir tepki değil veya onu gereksiz yere idare ediyorsunuz.
Ya da affediyorsunuz çok fazla kez veya kendinize haksızlık ediyorsunuz.
Bu sefer yaratıcı da, hayat da size diyor ki sen burada kendine haksızlık ediyorsun, yanlış bir şey yapıyorsun.
Bundan kurtulmuş olabilirsin.
İlk şahsı geldi sana yalan söyledi ve sen gereksiz yere onu töler ettin.
Bir şekilde hayatından çıktı. İkinci gelen de yalancı oldu.
Yani oradaki aslında olay şu.
Sen ne zaman öğrenmen gereken dersi o konuyla alakalı öğrenirsen ve davranışını, bakış açını ve hareketlerini o kişiye karşı değiştirirsen aslında bu
ders burada bitiyor. Yani şöyle söyleyeyim.
Herkes benim hakkımı yiyor.
hep yalancı insanlar karşıma çıkıyor ya da hep niye aynı tip dengesiz insanları çekiyorum diyorsanız aslında siz ona izin veriyorsunuz.
Şimdi insan dıştan bakıp kendini göremiyor maalesef ki.
Bizim burada şunu görmemiz gerekiyor.
Ben o insana hayatımda olması için izin verdim ve kendime haksızlık ettim.
Tamam olabilir. Kendimizi de burada çok yüklenmeden ama bir şekilde kendimizin de yaptığını görmemiz lazım.
Çünkü niye hep aynı tip insanları çekiyorum diyerek aslında Karşı tarafa hep bir yükleme ya da hayata bir isyan gibi oluyor ama değil.
Çözümü var bunun. Çözüm elbet her zaman var.
Şöyle ki yalancı bir insan karşınıza çıktığında siz bunu yakaladığınızda hala onu hayatınızda tutmaya devam ediyorsanız aslında bir daha yapmasına fırsat vermiş oluyorsunuz.
Ya da diyelim ki belirsiz ve dengesiz insanlar hayatınıza çıkıyor ama siz onu bir şekilde tölere ediyorsunuz ya da güzelliyorsunuz gözünüzde ya da bir şekilde iyi tarafına tutunuyorsunuz.
Günün sonunda o belirsizliği size olumsuz olarak döndüğünde yeter artık diye isyan moduna geçilebiliyor.
Aslında şunu görmemiz lazım.
Orada evren bize bir ders vermek istiyor.
Bu tip insanı da şu yüzden çıkıyor.
Senin daha iyi bir versiyona geçmen için.
Aslında senin yaralı, hassas veya...
Eksik olan tarafını tamamlamak için bu insanlar karşına mıknatıs gibi çıkıyor.
Ve sen onları tölere ettikçe, görmezden geldikçe de o yara hiçbir zaman kapanmıyor.
X gider, R gelir yani Z gelir.
İsimler değişir, insanların size yaşattıkları aynı kalır.
Burada ta ki siz ne oluyoruz ya niye 10 tane de insanla tanışıyorum, 10 tane adamla tanışıyorum, 10 tane kızla tanışıyorum.
Onu da aynı mı olur ya diyorsanız.
Bunun sebebi onunla da hiç kendinizden bir şey değiştirmeden, davranışınızı değiştirmeden, yaklaşımınızı değiştirmeden ona yaklaşmanızdan kaynaklı.
Bir yerde bir noktada size haksızlık edildiğinde susuyorsanız yine size haksızlık, daha büyük bir haksızlık yapan biri çıkacak ki hayatınıza.
Siz orayı değiştirin, kendinizi koruyabilin diye aslında.
Yani kişi şunu anlamalı, hayat bunu beni sevmediği için değil, acımasız olduğu için, çok şanssız olduğum için çıkarıyor değil.
Aslında aksine senin orada bir...
hassasiyetin var, zaafın var ya da yanlış yaptığın bir şey var diyelim.
Burayı değiştirmeni istiyor ve bu da bir mesaj aslında.
Bak senin karşına böyle bir insan çıkardım.
Senin burada zarar gördüğün yeri iyi oku ve kendini burada korumaya çalış, öğren.
Ve bir dahakine böyle bir insan geldiğinde seni aynı yerden üzemezsin.
Ama sen öğrenmezsen, aynı hatayı 10 kere yaparsan, 100 kere yaparsan, sayısız kere de yapabilirsin.
Bir şekilde o insanların...
çıkmaya da devam etmesinin önünü açmış oluyorsun.
Ve aynı zamanda şöyle de bir şey var.
Şiddeti de artıyor. Çünkü sen beş şiddetindeki bir davranışı anlamadığında hayatta diyor ki bu anlamıyor yani.
O zaman daha ağırını verelim.
Belki bunu anlar ve kendini koruması gerektiğini öğrenir.
Ya da kendine nasıl davranılmasını gerektiğini öğretene kadar karşısına bunu çıkaralım.
Ve en son noktada aslında daha sağlam, daha güçlü ve daha ne istediğini bilen net, hayatına daha sağlıklı insanlar çekebilen bir birey olanın kadar bu döngü devam eder aslında.
Şimdi bu döngünün bitmesini eminim hepiniz istiyorsunuzdur.
Kimse de hayatına yalancı.
Güvenilmez işte dengesiz insanları çekmek istemez.
Burada hem arkadaş ilişkilerinde hem aşk ilişkilerinde olabilir.
Bu noktada bizim kendimize olan saygımızı ve sevgimizi her daim korumamız gerekiyor.
Yani biri gelip bize haksızlık ettiğinde biz onu o tölereyi verirsek bize...
Çarpı iki katı haksızlık edecek biri çıkar ki onu da öğrenmemiz için.
Bak yani sen burada buna izin veriyorsun ama bunu hak etmiyorsun.
Kendini korumuyorsun. Biz de seni korumak için yani evren yaratıcı der ki hani olası çarpı 10.
Kötü bir şeyden korumak için çarpı 2 ile anlaman için böyle bir insanı yolluyoruz diyor.
Yani sen bu insanı yollandığında oradaki mesajı okuman, kendini düşünmen, ben diyebilmen, bu tip insanlara taviz vermemen gerektiğini öğrendiğinde o tip insanlar hayatına girmemeye başlıyor.
Çünkü zaten sen onları almamış oluyorsun.
Diyorsunuz ya hep aynı tip insan çıkıyor karşıma.
E çıktığında senin hayatını almazsan zaten çıkmaz.
Yani karşına çıkması sana kötü bir etken değildir.
Hayatta herkes karşımıza çıkabilir.
Yani bin bir türlü insan tipi var.
Bunlar her zaman karşımıza çıkabilir.
Sokakta, bir yerde, bir arkadaşımızın arkadaşı olarak vs.
Yani bunun önüne geçemeyiz.
Ama önemli olan şu, hayatımıza çıkıyor, evet karşımıza bu tip insanlar çıkıyor ama ben onu ne kadar izin verip hayatıma dahil ediyorum diye sormak gerekiyor aslında.
Yani neden hep aynı tip insanlarla karşılaşıyorum sorusu değil de neden hep aynı tip insanları?
Hayatıma dahil ediyorum diye kendimize sormamız lazım aslında.
Yani olay dışarı ile alakalı değil, içeri ile alakalı.
Yani bizimle alakalı. Tamamen bu olayın kökeni bizim içimizde yatıyor.
Ve şöyle de bir şey var.
Yani siz hep mağdurum, kendime acıyorum ya da her şey benim başıma geliyor gibi bir yerden bir yaklaşımınız varsa hayata ve kendinize dair.
O zaman sizi mağdur edecek olaylar, mağdur edecek insanlar hep sizin başınıza gelecek olayları çekmiş oluyorsunuz aslında.
Bu nasıl? Nereye bakarsan orayı büyütürsün.
İşte atalarımız da demiş bir şeyi 40 kere sorarsan olur.
Yani şunu da diyebilirsiniz ama hep öyle hep benim başıma geliyor.
Evet tamam gelmiş olabilir ama sadece senin gelmiyor.
Sadece senin hastalığın olmuyor.
Sadece senin para sağlığı ya da aşksal sorunun olmuyor.
Dünyada milyonlarca insan var ve birçok insanın zaten başına geliyor.
Hatta başına gelmeyen kimse yok.
Önce bunu görmemiz lazım.
Yani sen dünyadaki bu koca okyanustaki çaresiz bir...
Bir balık değilsin. Sadece orada akışta giden balıklardan bir tanesisin.
Bir süre senin başına gelmiştir.
Yarın öbür gün komşunun gelir.
Yarın öbür gün başka bir ülkedekinin gelir.
Yani bunun gidişatının neye nasıl olduğuna takılmadan kendini de diğerlerinden aşağıda görüp şanssızım mazurum işte kurban rolündeyim gibi kendi kendine daha da yüklenerek oradan çıkamazsın.
Yani çukura kendi kendimizi atıyoruz aslında.
Burada her şey bizim elimizde.
Hayat her zaman yeniden kurulmak için her gün yeniden doğuyoruz aslında.
Her uyandığımızda, her sabah bize verilen bir yeni hediye.
Bu nasıl? Yeniden ufak ufak inşa edebiliriz hayatımızı.
Çok çıkmaz da hissediyor olabilirsiniz.
Çok dipte de olabilirsiniz.
Tamam çok zor şeyler yaşıyor olabilirsiniz ama...
Yalnız değilsiniz. Bunu birçok insan yaşıyor.
Aynı anda sizle beraber siz bunu sadece bilmiyorsunuz diye böyle bir şey yok demek değil.
Burada şöyle kendini mağdur görme yerinden çıkarıp hayır ben güçlüyüm ve her şeyi halledebilirim.
Hayır ben şanssız değilim gayet de şanslıyım gayet de sağlıklıyım nefes alıyorum bir şekilde hayatta neleri aştım neleri geçtim deyip olumlu taraflardan bakıp kendimizi aslında mağdurdan
güçlü ve halledebilen bir konuma getirdiğimizde aslında olayların seyri değişmeye başlıyor.
Yani bir insan yıllarca ömrünü boyunca mağdurum şöyle böyle ve şikayetle geçirerek Hayatını heba da edebilir ama bir şekilde tamam ben bu döngüyü değiştirebilirim diyerek de hayatının kontrolünü
ele de alabilir. Çünkü biz hep şöyle diyoruz yani hep benim başıma geldi bunlar.
O zaman hayatının kontrolünü eline al, o direksiyona geç.
Bir şekilde bunu cesaret et.
Bu bir sorumluluk diye de bir tarafımız kaçıyor olabiliyor.
Sorumluluk alıp ona yüklenip kendi hayatının sorumluluğunu almaktan da biraz çekiniyor.
Birazcık şikayet etmek, mağdur görmek, işte o kurban psikolojisi kolayına da kaçabiliyor.
Ve acıdan beslenen, melankoliden beslenen bir tarafımız kendi kendine acıyarak aslında günlerini heba etmiş oluyor.
Hayır, bu döngüyü kırabilirsiniz.
Bu döngü böyle gitmek zorunda değil.
Dün ne yaşandıysa yaşandı.
Ama bugün artık yeni bir sen varsın.
Daha farkındalıksın, farkındalıklısın.
Ve yeniden doğmak için her zaman bir şansın var.
Bunu unutuyorsun, bu bir yanılgı.
Belki unutturuluyor, belki de öğrenilmişlik, belki de etraf.
Olabilir, tamam. Ama şu an bunu dinliyorsan, bir şekilde karşına çıktıysa, yeniden her zaman doğma şansın olduğunu unutmaman gerekiyor.
Kaç yaşında olursan ol, nerede olursan ol, neler yaşamış olursan ol, mağdur değilsin, kurban hiç değilsin.
Gayet de kendini koruma, hayatının sorumluluğunu ele alma ve güçlü bir şekilde ilerleme enerjisine sahipsin.
Şöyle kendini eleştirmek, kendini mağdur görmek kendine yapacağın en büyük zarar aslında.
Çünkü etraftakiler seni eleştirebilir.
Sana kötü şeyler de söyleyebilir.
Ama bu seni sen yapan şey değil.
Senin kendini nasıl gördüğümü yaptığın çaba ve aslında sorumluluk alabildiğin ve hayatını ne kadar ileriye götürmek için inancın olduğuna da bağlı.
Yani şöyle. Neden hep aynı tip insanlarla karşılaşıyoruz?
Neden hep aynı olayları başımıza çekiyoruz?
Gibi sorularla dışarıda soruyu aramak değil de sorunun şeklini değiştirmeyi öneriyorum ben.
Neden hep aynı insan tipleri karşıma çıktığında onları hayatıma kabul ediyorum?
Neden onlara hayatımın değerli zamanını, değerli vaktini, değerli özel yerinden birer oda veriyorum?
Bunu kendimize sorun. Bunu kendimize sorduğumuzda Belli cevaplar gelebilir.
Belki yalnızlık korkusu, belki de bir sevgi açlığı, değer görme açlığı.
Yani küçücük bir şeyden tutunmaktan kaynaklı kötüyü görmeme.
Hayır, sen bir tarafı iyi diye kötü olanları görmezden gelmeyecek kadar değerlisin aslında.
Size %10, %50, %80 yani aslında olması gerekenden az verilen bir sevgi ve değer ve önemden.
Bunu görmek için kötüleri töler etmek zorunda değilsiniz.
Bu belki böyle öğretilmiş olabilir.
Belki de bir korkunun sebebinden olabilir.
Hayır, korkularımızın üzerine gidebiliriz.
Kendi kendimize sarılabiliriz.
Kendimize öz şefkat geliştirebiliriz.
Zaten kendimize verdiğimiz sevgi ve saygı bu hayattaki en önemli noktalardan biri.
Dünyada kim olursa olsun bunu sadece anlık sizi mutlu edebilir.
Ama uzun vadede hep yanımızda olacak yine kendimiziz.
Bunu unutmamamız gerekiyor.
Bir şekilde hayatımıza çıkan insanların da tiplemeleri değişecek.
Çünkü sizin davranışınız değişmiş olacak.
Siz onları hayatınızı almamaya başladıkça hayatınızı alabilecek kaliteli insanlarla karşılaşmaya başlayacaksınız aslında.
Bu döngüyü kırabilecek tek kişi yine biziz.
Biz kendimizi değiştirirsek, kendimizi hayatta gördüğümüz yeri değiştirirsek, mağdur rolünden çıkarsak, değiştirme gücümüzü görürsek hayatımızı çektiğimiz insan tiplemeleri de aslında değişmiş
olacak. Kelimelerde çok heyecanlanabiliyorum ya da dilim sürüşebiliyor.
Umarım size bir şeyler katmıştır.
Umarım kafanızda aydınlanmaları olmuştur.
Kendinize çok iyi bakın.
Unutmayın güçsüz değilsiniz, mağdur hiç değilsiniz.
Hayatınızı her zaman değiştirme yönüne sahipsiniz.
Bu göminin kaptanı sizsiniz.
Hayatınıza çıkan insanları da değiştirmek yine sizin elinizde.
Kocaman sarılıyorum.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
