
Transkript
Evet, merhaba.
Umarım hepiniz iyisinizdir.
İyi değilseniz de sorun değil.
Unutmayın elbet her şey yolunu bulur.
Bugünkü konumuz hayır diyebilmek.
Aslında herkesin aşina olduğu bir şey.
Hayır kelimesini konuşmak istiyorum öncelikle.
Hayır nedir? Zaten iki cevap var.
Bazı belli başlı sorularda evet veya hayır gibi.
Ama maalesef toplumumuzda, kültürümüzde Daha çok görünen bir problem olarak hayır diyememe problemi diye bir şey var.
Bunu çok kez duymuşsunuzdur, belki yaşamışsınızdır, belki zaten hali hazırda bu problemi yaşıyor olabilirsiniz.
Bu hayır diyememek gerçekten hayatımızda bazı şeyleri geciktirtebiliyor, aksamalar yaptırtabiliyor, uzun vadede kötü hissetmemize sebep olabiliyor ama farkına varamıyoruz maalesef.
Hayır, çok önemli bir şey hayır diyebilmek.
Gerçekten diyebilmek ve diyememek arasında çok büyük farklar var.
Bunun üzerine konuşmak istiyorum.
Çünkü çoğu insanın problemlerinden biri bu hayır diyememe problemi.
Öncelikli olarak hayır diyemediğimizde bize ne gibi zararları oluyor ondan başlamak istiyorum.
Şöyle. Diyelim ki biri sizden bir şey istedi.
Bu maddi de olabilir, manevi de olabilir.
Yani bir zamanınızı talep ediliyor da olabilir veya maddi bir şey de olabilir.
Ama zaten bu hayattaki en önemli şeylerden biri zaman.
Yani sizden bir zaman talep edilmesi, bir saat, iki saat ya da günlerinizin talep edilmesi gibi bir durumda gerçekten önemli bir şey.
Veya maddi bir şey de talep edilebilir.
Ben mesela diyelim ki sizden bir kalem talep ediyorum.
Bana hayır diyemiyorsunuz ama aslında hayır demek istiyorsunuz ve o kalemi diyemediğiniz için bana veriyorsunuz.
Sonrasında... İçimizdeki benlik, içimizdeki ruh, iç benliğimiz diyor ki o zaman karşı taraf benden daha önemli ve kıymetli.
Niye? Çünkü bizim isteğimiz hayır demekti.
Ama biz bunu demeyip isteğimizin aksine hareket ettiğimizde iç benlik diyor ki karşı taraf benden daha kıymetli ve önemli diye bir kodlama geliştirmeye başlıyor diye düşünüyorum.
Sonrasında bunlar birikiyor, birikiyor, birikiyor ve uzun vadede iç huzursuzluk yapabiliyor, bizi rahatsız edebiliyor.
Özdeğerimize zarar verebiliyor, özgüvenimize zarar verebiliyor ve gerçekten insani alma verme denge ilişkimize zedeleyebiliyor.
Zaten uzun vadede bu sefer hayır diyemediğimiz insanlara karşı fark etmediğimiz içten içe bir öfke ve sinir veya böyle kin de biriktirebiliyoruz.
Bunu kendi kendimize yapmış oluyoruz aslında.
kelimesi neden bu kadar zor?
Çünkü toplumda genel olarak işte mütevazi olmak, alçak gönüllü olmak, iyi olmak, aman kırmayayım etmeyeyim diye Aslında hayır diyemediğimiz şeylerde kendimizi kırmış oluyoruz.
Yani şöyle bir şey var.
İnsanları üzmemek adına içimizdeki benliğimizi üzmüş oluyoruz ve burada dengeler şaşmış oluyor.
Bu sefer içimizdeki benliğe zarar veriyoruz ama farkında bile olmuyoruz.
Uzun vadede bunun kalıcı hasarları oluyor ve bu hayatımızın belli başlı yerlerinde tesirini göstermeye başlıyor.
Şimdi şöyle bir durum var.
Bunu nasıl aşmalıyız, ne yapmalıyız hakkında konuşalım.
Şimdi diyelim ki biri sizden bir şey istedi.
Bir kitap istedi diyelim kitabınız olsun.
Burada siz bunu vermek istemiyorum.
Kendinize soracaksınız.
Ben bu kitabı gerçekten vermek istiyor muyum?
Evet cevabı geliyorsa evet deyip verebilirsiniz.
Ama hayır cevabı geliyorsa içinizden gerçekten ruhunuzla iletişimde olmak çok önemli burada.
Kendinizle arkadaş olmak, kendi içinizle irtibatta olmak çok önemli.
Hayır cevabı geldiğinde ya kusura bakma.
gibi ya da hayır veremem gibi ama hani tabii ki de karşı tarafı kırıp etmeden hani çok sert bir dilli olmasına da gerek yok ama burada bir şekilde içinizdeki cevap hayırsa bunu uygun bir dille
hayır dememiz gerekiyor.
Demediğimiz takdirde dediğim gibi içimizdeki benlik kendini değersizleştirmeye başlıyor.
Karşı taraf benden daha değerli ve kıymetli ve ben ikincil pozisyondayım gibi kodlamaya başlıyor.
Ve burada kendi kendimizin hakkına girmiş oluyoruz aslında.
Ve bunu fark etmeden yapıyoruz.
Burada uzun vadede dediğim gibi kalıcı hasarlar olmaya başlıyor ve içimiz huzursuzlaşıyor.
Uzun vadede iç sıkıntısı vs.
sebebini bilmediğimiz huzursuzlukların aslında arka perdesinde böyle şeyler bile olabiliyor.
Bunları değiştirmek hayatımıza ne katar?
Buna bakalım biraz da.
Aslında şöyle. Hayır demeye başladığınızda aslında kendinize daha çok değer vermeye başladığınızı fark edeceksiniz.
Kendi benliğinizi ana merkeze koymaya başlayacaksınız.
Önce ben, sonra biz demenin sağlıklı olduğun tarafına geçmeye başlayacaksınız.
Tabii ki ben burada sürekli hayır deyin, hiçbir şeye evet deyin demiyorum.
Kesinlikle öyle değil. Çünkü zaten elinizden geliyorsa ve içinizden de geliyorsa evet demek dünyanın güzel şeylerinden biridir.
Çünkü insanlara yardım etmek sizi besler ya da vermek bizi besler tabii ki.
Ama burada dürüst ve filtresiz...
bir şekilde içimizle irtibatta olup içimizden gelerek o eveti demeliyiz.
İçimizden gelmeden söylediğimiz evetler bize kendimize yaptığımız en büyük haksızlık oluyor.
Bunun farkında olmak çok önemli.
Onun dışında burada zaten hayır diyemeyip yaptığımız şeyler karşı tarafa o anlık iyilik gibi görürse de uzun vadede onunla aramızda alma verme dengesinin sağlıksızlığıyla bir sıkıntı
da yaratmaya başlıyor. O yüzden bizi bizden daha çok kimse düşünemez.
Biz içimizden geldiğinde evet, içimizden geldiğinde hayır demeyi hayatımızın gerçekten ana merkezine koymayı ve bunu sağlıklı bir şekilde aktif etmeyi öğrenmeliyiz.
Böyle olduğunda zaten özgüvenimiz, özdeğerimiz, özsevgimiz, iç benliğimiz daha rahat ve huzurlu olmaya başlayacak.
Daha rahat hissetmeye başlayacaksınız.
İçiniz rahatlamış olacak.
Aslında içinizi huzursuzlaştıran ne biliyor musunuz?
Kendinize yaptığınız haksızlıklar.
Aman o kırılmasın bu kırılmasın derken kendi kendinizin hakkına girmiş oluyorsunuz ve bunu fark etmiyorsunuz.
Hayır kelimesi o kadar önemli ki.
İncitmek, kırmak veya insanlara zarar vermek değil olay.
Olay kendini korumak. Olay kendi benliğine irtibatta olup dürüstçe davranmak aslında.
Çünkü senin içinden hayır demek geliyor ama sen dilinle onu söylemiyorsun.
Aman kırılır, aman şöyle olur, aman incinir, aman şöyle böyle gibi ya da ya aramız bozulursa şöyle olursa vs.
ya da yalnız kalma korkusu da olabilir arka planlarda.
Ama kendimizden uzaklaşmış oluyoruz.
Haksızlık etmiş oluyoruz ve bazı insanları kazandık sanarken kendimizi kaybetmiş oluyoruz ve bize biz en çok lazım.
Bizim yanımızda biz olmadığımızda insanlara herkese evet diyelim herkes yanımızda olsun.
Gün sonunda tek başımıza kaldığımızda bir bakıyoruz kendimizden çok uzaklardayız ve bu da hiç istemediğimiz bir şey bizim aslında.
Önce sen en çok kendinin yanında olacaksın sonra insanlar bu halinle senin yanındaysa bu sağlam ve gerçekçi olabilir.
Yani sen hayır dediğin için senin yanından gidiyorsa zaten o seni hak etmiyordur ya da aynı frekansa değilsinizdir ya da aynı yolda yürümüyorsunuzdur.
Sizin hayır demenize saygı duyulması gerektiğini de insanlar gerçekten sağlıklı ilişkileriniz varsa saygılı bir şekilde zaten karşılayacaklardır.
Ben kalem istedim.
Vermek istemiyorsunuz.
Hayır dediniz. Burada zaten hayır deme hakkınız en doğal hakkınız.
Sizin ekstrem yaptığınız ve çekinmeniz gereken bir şey değil.
Bu gerçekliğe geçmemiz gerekiyor.
Bunu değiştirmemiz gerekiyor.
Bu sefer zaten kendi hakkımıza girmemiş oluyoruz.
Uzun vadede baktığınızda içiniz daha rahat ediyor.
Kendinizi daha değerli hissetmeye başlıyorsunuz.
Gerçekten sağlıklı ilişkiler evriliyor ilişkileriniz.
Lütfen siz de hayır kelimesini hayatınızda sağlıklı bir şekilde aktif edin.
Tabii ki de ben bu zamana kadar hiç hayır demedim.
Şimdi de bir sürü hayır diyeceğim de yapmayın.
Çünkü iki uç daha sıkıntılıdır.
Bizim amacımız nötre, dengeye, ortaya gelmek.
Dozunda evet, dozunda hayır.
İçimizden ne geliyorsa dürüstçe bir şekilde hareket etmek.
Bu gerçekten bizim yolumuzu kolaylaştıracak, içimizi rahatlatacak.
Umarım bu konuştuklarım size bir şeyler katmıştır, bir şeyler farkındalık kazandırmıştır.
Kendinize çok iyi bakın.
Kocaman sarılıyorum. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
