
Transkript
Evet merhaba ben Melina.
Umarım hepiniz iyisinizdir.
İyi değilseniz de sorun değil.
Unutmayın elbet her şey yolunu bulur.
Bugünkü konumuz enerjimizi nasıl koruruz?
Bu konu hakkında konuşmam için birkaç kişiden mesaj aldım aslında.
Şununla alakalı hep pozitif olabilir miyiz?
Hep yüksek kalmak mümkün mü?
Enerjimiz düşüyor. Veya enerjimizi korumak için ne yapmalıyız gibi sorular.
Bunun hakkında birazcık konuşmak istiyorum.
Enerjimizi korumak için benim kullandığım, sizin de kullanabileceğiniz birkaç bir şeyden bahsedeceğim.
Belki faydalı olur, belki size faydası dokunur.
Ama ondan önce...
Enerjinin düşmesi, enerjiyle alakalı biraz konuşmak istiyorum.
Tabii ki enerjimiz düşebilir, çıkabilir değişken bir etkende.
Gün içinde birçok şey yaşayabiliyoruz.
Her zaman 7-24 pozitif olmak mümkün değil.
Ki bu sağlıklı da değil.
Çünkü birkaç duygu durumlarının hepsi değişkendir ve bunlar yaşanmalıdır.
Mesela üzülmek.
Ne bileyim sıkılmak, kötü bütün enerji düşüklüğü olsun.
Bunlar insanın yaşadığı dönem dönem gün içinde hayatın akışında olan ve normal şeyler.
Enerjimiz düştüğünde panik olmak aslında orayı daha da büyütmemize sebep olur ve süreci daha da uzatır.
Yani en kökende ben her zaman duyguya eşlik etmenin sağlıklı olduğunu savunuyorum.
Her zaman pozitif olmak, her zaman yüksek olmak çok da mümkün ve sağlıklı değil.
Birazcık bir şeylerin üstünü örtmek gibi de olabiliyor.
Bir duygudan kaçarsınız, onu bastırırsanız ana etkende ondan kurtulmuş olmuyorsunuz.
Sadece süreci geciktiriyorsunuz ve beklemediğiniz anda bir patlamayla ortaya çıkabiliyor.
Zaten birçoğunuz bunu yapmıştır veya yaşamıştır hayatında.
Bu da normal. Öncelikli olarak herkes enerjinin...
düştüğünü, enerji düşüklüğünü normal görmeli.
Yani bu süreci abartmamak, gözde büyütmemek, panik olmamak çok önemli.
Mesela bana çok mesaj geliyor.
Hep nasıl pozitif bakabiliyorsun?
Hep nasıl pozitif kalabiliyorsun?
Tabii ki her zaman pozitif değilim ya da öyle kalamıyorum ama amacım ve gayem bu yönde aslında ve faaliyetlerim, bakış açım da bu yönde.
Aslında bardağın boş tarafı ve dolu tarafı dediğimiz olayda ben önceden boş tarafı da görebiliyordum daha çok ama şu anda çok dolu tarafı görmeyi tercih ediyorum.
O yüzden pozitif veya negatif olmak biraz tercih gibi de bir mevzu.
Bizim irademiz ve seçimimiz çok çok çok önemli bu noktada.
Bunu hatırlamak gerekiyor.
Onun yanı sıra şimdi enerji düşüklüğü ve enerjiyi korumakla alakalı kısma geçersek.
Eğer bir ortama girdiğinizde insanların negatif düşünceleri, konuşmaları, bakışlarından etkileniyorsanız buna toplumda yıldız düşüklüğü veya nazar ya da etkilenmek, ay ben çok etkileniyorum
gibi etkenlerle duymuş olabilirsiniz birçoğunuz.
Böyle bir şey söz konusuyla öncelikle buradan başlamak istiyorum.
Çoğu empati yapabilen insanlar, çok hisleri kuvvetli olan insanlar veya çok değişken ve kararsız aktif enerjide olan insanların başına daha çok gelebiliyor bu açıkçası.
Siz bir ortama gittiniz.
Negatif konuşuyorlar.
Negatif sözler, bakışlar, enerjiler.
Aslında ortam negatif ve orada bulunmak zorundasınız belki de.
Bir iş ortamı olabilir, aile ortamı olabilir.
Bir bakıyorsunuz bir süre sonra modunuz düşüyor.
Evet. Şimdi bu neden oluyor?
Birincisi... Kendi duygu durumunuzu bilmemenizden kaynaklı.
Yani siz kendi kendi ruh halinizi bilmediğinizde, içinizi tam olarak bilmediğinizde ve beyin bunu bilmediğinde aynalama dediğimiz olayı yapıyor.
Bu nasıl oluyor? Siz oradasınız ve burada aşırı empati yapmak, aşırı aynalamak, uyumlanmak.
Yani çok uyumlu bir insansınız, her ortama uyum sağlıyorsanız, çok kolay insanlı ilişkileriniz ve adapteniz güçlüyse bunu daha çok yaşıyor olabilirsiniz bu arada.
Bunun olmaması adına şunu öneriyorum ben.
Sabah uyandınız, daha kendi kendinesiniz ve tek başınızsınız.
İçinize sormanız gerekiyor ruhunuza.
Ben şu an nasıl hissediyorum?
Nasıl bir duygu durumunda hayatıma devam ediyorum ve şu an nasılım diye.
Heyecanlı olabilir, mutlu olabilir, yüksek olabilir, düşük olabilir, mutsuz olabilir.
Her neyse önce duygu durumumuzu içimize bir sorup öğrenmemiz gerekiyor.
Orada içimizden gelen cevap işte heyecanlı olabilir, mutlu olabilir, üzgün olabilir, nötr de olabiliriz.
Bunu beyin duyduğunda tekrar kendi kendinden bilinçaltına atıyor.
Kodluyor onu, alıyor cebine koyuyor.
Devam ettiğinde, bir ortama girdiğinde artık kendi duygu durumunu bildiği için karşıdakinin duygusunu aynalama yapmaktan geri kalmış oluyor aslında.
Bunu yapmadığımızda şöyle oluyor.
Kendi duygu durumumuzu bilmeyen o beyin uyumlanmaya ve adapteye çok yatkınsa eğer kişi, karşıdaki üzgünse, aşk acısı çekiyorsa, herhangi bir zorluk yaşıyorsa onu hemen aynalıyor ve sanki kendi yaşıyormuş gibi kendini
hissettiriyor aslında ve hayatında bunun tesirini çekmeye başlıyor.
Yani şöyle bir şey var.
Evet yanında olabiliriz, destek olabiliriz.
Karşımızdaki insan düşük bir şey yaşıyor olabilir.
Ama burada onunla aynı duyguya girecek kadar bir empatiye gerek yok arkadaşlar.
Yani bu noktada sadece dışarıdan destek olmak, yanında olmak veya o göstermek de yeterli.
Aşırı empati ve desteği abartıp o duyguyu kalpten acısını hissetmek aslında iyi bir şey değil.
Ama toplumda çoğu kişinin yaptığı ve doğru olduğunu sandığımız bir şey olabiliyor.
Burada o onun tekamül yolculuğu, o onun olayı, o onun yaşadığı bir olay ve bizimki ayrı deyip araya bir perde.
Örmek çok önemli.
Öbür türlü beyin bilmediğinde bunu aynalama yapıyor veya çok üzülüyorsunuz.
Birinin acısına, ailevi sorunu var, aşk hayatında bir sorun var, maddi sıkıntısı var.
Aşırı derecede bir empati yapıp onunla o duyguyla beraber hissettiğinizde o titreşime giriyorsunuz.
Hayatınızı unutmaya başlıyorsunuz maalesef.
Burada hatta şöyle bir söz vardır.
Acınma acınacak hale gelirsin.
Aslında acımak çok fazla, üzülmek o çok fazla şey de iyi değildir.
Yani çünkü yaratıcı Allah onu o deneyimi, o yolculuğu bir şekilde hayatına karşısına çıkardıysa onun yolculuğunda onun ihtiyacı olan veya yaşaması gerekendir belki de.
Veya onun özel etkenidir.
Sizinki de başkadır.
Sizinki de bambaşka bir konudadır.
Onunki bambaşkadır. O yüzden her hayat herkesinki kendine özgü.
Acısıyla, iyisiyle, kötüsüyle.
Çok fazla empati ve yanında...
Destek olacağım ve vefa ve destek derken o duyguyu kalbimizden hissedecek kadar duyguya girmemeliyiz aslında.
Bu enerjimizi düşürür.
Onunla aynalama yaparız. Bunun olmaması için de dediğim gibi öncesinde ben nasıl hissediyorum sorusuyla beynimize bunu hatırlatarak ve ortama girdiğimizde de araya bir perde çekerek bu ayrışmayı yaparsak
o enerjiyle birleşmemiş oluruz insanlarla ve enerji düşüklüğünden kurtulmuş oluruz.
Yani insanların negatif düşünceleri konuşmalarından da korunmak için.
bunu yapabiliriz. Yaşadığı acıyı da hayatımızda çekmemek için de bunu yapabiliriz.
O yüzden kendinizle, ruhunuzla, içinizle öyle güzel bir arkadaşlık ve diyalog kurun ki bu diyalog size girdiğiniz her ortamda o enerji alanınızdan korumanıza fayda sağlasın.
Şimdi onun yanı sıra enerjimizi nasıl yüksek tutabiliriz?
Ben bununla alakalı şunu söylemek istiyorum.
İnsan kendini ne kadar iyi tanıyorsa kendini yükseltmeyi o kadar iyi biliyordur.
Yani ben ne yapınca mutluyum, ne olunca yükseliyorum, ne beni güldürüyor, ne beni eğlendiriyor, nerede besleniyorum ve enerjim yükseliyor?
Bunların sorularını kendinize sormadıysanız muhakkak sorun.
Hatta bunu şu an dinliyorsanız bu konuşma bittiğinde sorun, bunun cevaplarını öğrenin.
Mesela diyelim ki yazı yazmak size iyi geliyor.
Konuşmak size iyi geliyor, yürümek size iyi geliyor.
Her neyse, enerjinizi yükselten, sizi beslenen neyse.
Düşük olduğunuz anda bu sizin çıkış kapı anahtarınız gibi düşünün.
Gerçekten öyle. Bu üstünü örtmek gibi değil de.
Yani enerjiniz, modunuz düşük diyelim.
Hemen o anahtarı hatırlayın ve o anahtarla o kapıyı açın, içeri girin ve enerjinizi yükseltin.
Birini sizin gelip yükseltmesini beklemeyin.
Bu şey gibidir yani gelip birisi beni yükseltsin, gelip birisi beni keşfetsin.
Hayır sensin o kendini yükseltecek, sensin o kendini keşfedecek olan.
Bunu çözdüğünde hayat bambaşka renklere, bambaşka kapılara açılıyor.
Enerji düşüklüğünü korumak için dediğim gibi insanlardan etkilenmemek için bunu nazardan ve O insanların mod düşüklüğüne etki almamak için ilk dediğimi yapabilirsiniz.
İkinci olarak kendi kendimizdeyiz ve yine düşüyoruz.
Bu sefer kendimizi besleyecek ve yükseltecek alanları keşfedip oraları hayatımıza rutin olarak eklemek olabiliyor.
Onun dışında duyguya eşlik etmek çok önemli.
Tekrar en başta söylediğime döneceğim.
Modumuz düşebilir, üzülebiliriz.
Ağlayabiliriz, mutsuz olabiliriz.
Her duygu bizim için, her duygu insanlar için.
Bunlarda panik yapmamak önemli.
Yani enerjim düşüyor, yükselemiyorum, kötü hissediyorum diyorsanız hissedin.
Bu kötü bir şey değil, bu insani bir şey.
Bunu yaşayın, buna izin verin.
İçiniz, ruhunuzun demek ki ona ihtiyacı var.
O duyguyu tüketin, bitirin.
Ve bittiğinde zaten enerjiniz kendiliğinden doğal olarak yükselmeye başlayacak.
Normal adaptasyonuna geri dönecektir.
Enerjimiz düşüyor, kötüyüm diye panik yapmaya gerek yok.
İnsanın hangi duyguya ihtiyacı olduğu, hangi dönemde neyi yaşayacağı hiç belli olmuyor açıkçası.
Ama genel halde bunu bir rutin ve alışkanlık ve karakter misyonu yapmamaya da dikkat edin.
Yani hep bardağın boş tarafını görmek, hep düşük olmak, hepsinin enerjimiz düşükse o ayrı bir mevzu.
Ama hayatın akışında düşüklükler, çıkışlar olabilir.
Ama genel etkende size şunu söyleyeyim.
İyi iyi, kötü kötüyü, para parayı çektiği gibi iyi enerji de iyi enerjiyi çekiyor.
O yüzden genel hatlarıyla hayatımızın...
Tamamını ne kadar iyi enerjilerle doldurursak güzelleşmeye de başlıyor aslında.
Benim tavsiyem enerjimizi yükseltmek için ne yapabiliriz de sabah uyandığımızda birazcık bir duralım yatakta ve şanslı olduğumuz şeyleri düşünelim aslında.
Sağlığımızı. Bugün uyandığımız için ne kadar şanslı olduğumuzu, sahip olduklarımızı, bir şekilde geçmişte kötü olan ama şu anda aştığımız şeyleri olabilir.
Sadece nefes aldığımız için bile aslında bir şükür ve teşekkürle güne başlarsak.
Çok duymuşsunuzdur bunu aslında çok klasik ama ben bir süredir bunu yapmaya başlıyorum sabahları ve tüm yarın, bugün, dün her şeyden sıyrılıp sadece o ana gelmemi sağlıyor aslında.
Bu da enerjinizi güzel başlamasına fayda sağlayabilir.
Teşekkür, şükür hali ve aslında bu güzeli ve bardağın dolu tarafını görme olayı enerjiyi böyle adım adım yükselten şeylerden biri.
Bir tane böyle kasanız varmış gibi düşünün.
Sürekli ona güzel şeyler ekliyorsunuz aslında böyle olunca.
Güzelleri görmek, güzele bakmak, doluyu görmek, bardağın dolu taraflarını görüp teşekkür edebilmek enerjimizi yükselten en önemli şeylerden biri bence.
Enerjinizi korumayı konuştuk insanlara karşı.
Onun dışında siz ne kadar yüksek bir frekansta enerjide olursanız insanların nazarı, görüşü ya da kötü yorumları sizi etkilememeye başlıyor aslında.
Düşük olursanız etkiliyor.
Şöyle düşünün 100 point bir enerji var.
Siz 50'desiniz.
Karşınızdaki insan yetmiyor.
işte o size etki gücüne sahip olabilir ama siz 50'den kendinizi 80'e 100'e 90'a çıkarırsanız ondan üst olursanız isterse kötü yorum yapsın isterse kötü bir bakışı olsun enerjisi olsun sizi etkileyemez yani burada
Odaklanmamız gereken kendimiziz.
Burada kendimize odaklanırsak bir şekilde o enerjiden de etkilenmemeye başlıyoruz aslında.
Ve de sahip olduğunuz, yaşadığınız güzel şeyleri hak ettiğinize inanın.
Şüphe etmeyin, kaygılanmayın.
En güzellerini hak ettiğine inanırsanız hiçbir kötü göz, kötü enerji sizi etkilemez.
Umarım konuştuklarım size fayda sağlamıştır.
Kalbinizde, ruhunuzda bir yerlere dokunabilmişimdir.
Kendinize çok iyi bakın kocaman sarılıyorum görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
