
Transkript
Evet merhaba ben Melina umarım hepiniz iyisinizdir.
İyi değilseniz de sorun değil unutmayın elbet her şey yolunu bulur.
Bugünkü konumuz eril ve dişil enerji.
Uzun zamandır bu konuyu konuşacağız konuşacağız derken işte o güne geldik.
Baya istediğiniz ve mesaj attığınız bir konuydu.
Zaten ben yayınlarda bunu bahsediyorum ama bir de podcast yapalım ve kalıcı kalsın dedim.
Şimdi eril dişil enerji nedir?
Buradaki bilinen bir yanlışla başlamak istiyorum öncelikle.
Dişil enerji burada kadınsılık, eril enerji erkeksilik demek değil.
Bunlar tabii ki de isimsel olarak benzediği için öyle anlaşılabiliyor.
Tabii daha detaylı konuşacağız, derinlere ineceğiz ama öncelikle eril dişil nedir, neleri temsil eder?
Kısaca ondan bir bahsedelim.
Yin yangın aslında siyah beyaz ve içinde birbirini barindirmesi gibi yin burada dişili, yang enerji ise erili temsil ediyor.
Erin enerji daha çok mantık, enerji, zihin gücü, sol beyindeki etkenliği ve başlatmayı, konuşma enerjisi, zihin enerjisi, atak olmayı, kontrolcülü rekabeti temsil ediyor.
Dişili enerji de burada daha çok akışta olmak, kabulde olmak, izin vermek, alıcı olmak, üretkenlik, yaratıcılık enerjisini de temsil ediyor.
Birçok ortak noktası olabiliyor bu iki konunun.
Bunların olumsuz, olumlu, olumsuz yanları var.
Mesela sağlıklı eril ve sağlıksız eril gibi.
Sağlıklı dişil ve sağlıksız dişil gibi.
Bunlardan bahsetmek istiyorum.
Mesela sağlıksız erili neler vardır?
Daha bir yargılamak, yargı modunda olmak.
Duyguları bastırmak sağlıksız erilir.
Mesela bir duygumuzu yaşamaya izin vermemek.
Sağlıksız bir eril. gösterdiğimizi gösteriyor.
Kontrolcü olmak, agresiflik, yıkıcılık, buradaki bir saldırgan enerji ve tembellik sağlıksız erili gösteriyor.
Biraz da sağlıklı erilden bahsedelim.
Hayat amacını bilmek, verici olmak, sınırlarımızı belirlemek, net olmamız, odaklılık, burada özgürlük, aynı zamanda kararlılık gibi etkenlerde sağlıklı erilin iyicil
yanları, iyicil özellikleri.
Şunu belirtmek istiyorum.
Her erkekte dişil ve eril enerji bulunur.
Her kadında eril ve dişil enerji bulunur.
Bunların oranları değişebilir sadece.
Bazı kadınlar eril enerji baskını olur.
Bazı erkekler dişil enerji baskını olur.
Bazı kadınlar dişil enerji baskını olabilir.
Bunlar aslında değişkemdir ve ilişkilerdeki tamamlanma ve zıtlığı da belirler.
Ama bu hani hangisi iyi kötü dersek sağlıksız eril ve sağlıksız dişil çalıştırmıyorsak çok büyük bir fark yok.
Tabii ki kim nasıl mutluysa.
Burada biraz sağlıksız dişilden bahsedelim.
Manipülatif olmak, kurban rolünde olmak, özgüven eksikliği, aşırı duygusallık, ona ihtiyacı, depresiflik, bağımlı etken.
Bunlar hep sağlıksız dişilin özellikleri.
Bunları saydıklarımı da hani hangisi bende yok diye tik veya çarpı atarak hangi tarafa yakın olduğunuzu tespit edebilirsiniz.
Sağlıklı dişil de şefkat.
Duygusal bağlantımız, duygularımıza haberimiz olması, duygulara eşlik etmek, alıcı olmak, ilişki kurmak, besleyicilik, yaratım gücü, aynı zamanda bir uyum içinde olmak, sakinlik ve talep edebilmek
aslında. Burada bu dişil ve eril etkende hayatımızın gidişatı buralarda etkileniyor tabii ki de.
Yani şöyle, biz hayatımızda eril mi dişil mi olduğumuz, hayatımıza çektiğimiz insanları belirliyor.
Mesela dişil baskını bir insan, erkek veya kadın olabilir.
Eril baskın bir insanı çeker.
Çünkü negatif pozitifi çeker.
Siyah beyaz tamamlanması gibi düşünün.
Zıtlıklar çekimi, tamamlanma.
Çünkü bir denge ihtiyacı vardır hayattaki etkide.
Bu yüzden böyle bir tesir hayatımızda görebiliriz.
Mesela siz eril baskını bir kadınsanız dişil baskını bir erkek hayatınıza sürekli çekersiniz.
Karşınıza çıkan erkekler değişir ama hepsi genellikle dişil baskın olabilir.
Eril baskın bir erkekseniz de dişil baskın bir kadın çekebilirsiniz.
Aslında tamamen matematik bu şekilde işliyor.
Burada şöyle bir şey var.
Mesela çoğu insan çok fazla fazla bir şekilde verici olup çok fazla bir eril baskın olduğunda gün sonunda mutsuz olabiliyor, talep edemeyebiliyor, alamayabiliyor.
Ve bu da hayatında memnun olmamaya sebep oluyor.
Bizim burada bunları dikkat etmemiz gerekiyor aslında.
Nerede, nasıl, mutluyum, ikisini dengedemeyim.
Şimdi hayatta iş hayatı, dış dünya, sosyal ilişkiler, mantığımız...
kontrolcülü etken, plan, program ve ilişkilerdeki mantık ve realite kısmı eril enerji belirliyor.
Ama ikili ilişkilerimiz, sevgi gösterme biçimimiz, duygularımıza eşlik etmek, hayattaki olağan akışı, kontrol edemediğimiz akışı da kabul etmek dişil ile alakalı.
Bu yüzden her erkekte de, kadında da eril ve dişil orantılı bir şekilde olmalı.
Çünkü dış dünyada bizim var olmamız, iş hayatındaki aktifliğimiz, dış dünya, sosyal hayat, başlatma enerjisi, adım atmak, ilerlemek, bir şeyleri yapılandırmak, iletişime geçmek dişil
değil eril ile alakalı.
Aynı zamanda duygularımız, hislerimiz bir insanla ilişki kurmak da dişil tarafımızla alakalı.
O yüzden ikisi de çok önemli.
Hani sadece bir taraf önemli değil.
Tamamen eşit derecede önemliler ve buradaki noktada ikisini de hayatımızda aktif etmeliyiz tabii ki.
Şimdi birazcık ilişkilere geçelim.
İlişkilerde eril dişil nasıl oluyor diye.
Doğamız gereği aslında nasıl hissediyorsanız bedensel olarak, ruhsal olarak.
Eğer kadınsanız ve kadın hissediyorsanız dişil enerjinin daha yoğun veya birazcık daha fazla olması sizi daha konfor ve rahat da hissettirebilir.
Aynı zamanda erkek hissediyorsunuz, erkekseniz de eril enerjinin bir tık fazla olması daha rahat ve kontrollü hissettirebilir.
Bu etken şöyle, tabii ki de bu tamamen benim görüşüm ve araştırmalarım ve gözlemimle alakalı.
Ve bedensel olarak da hormonsal şöyle bir şey var.
Erkeklerdeki testosteron hormonu eril enerjiyle alakalı.
Kadınlardaki kadınlık hormonu dişil enerjiyle alakalı bağlantılar var evet.
Ve burada aslında bir şeyler eril enerji çalıştıkça vermek, çabalamak, uğraşmak bir savaşçı yön çıktıkça eril enerji aktifliği artıyor ve testosteron hormonu artıyor.
Ve zaten kadınlarda da testosteron hormonu var.
Yani kadınlık ve erkeklik hormonları her insanda var.
Sadece bir erkekte veya kadında yok.
Ama bu enerjiler oranına göre onlar da etkileniyor aslında.
Bundan bahsetmek istemiştim.
Burada şöyle bir şey var.
Eriğin dişil enerjide duygularımızla irtibatta olmalıyız.
Her erkek de kadın da duygularını yaşatmalı, duygusuna eşlik etmeli.
Çünkü bastırılan her duygu bir gün patlıyor ve bambaşka bir duyguya dönüşebiliyor ve bizi rahatsız ediyor aslında.
O yüzden duygularımıza eşlik etmek çok önemli.
Dişil enerjimizi sağlıklı çalıştırmak, mesela dua etmek, meditasyon yapmak, akışta olmak, besleyici etkide işte hayvanlara, çocuklara ya da insanlara sevgimizi göstermek, dişil enerjimizi aktif edip bize de ve karşımıza
da kililere de iyi gelir.
Bu taraftaki etkiden kaçmamak gerekiyor.
Maalesef toplumda erkekler ağlamaz gibi bir klişenin altında erkeklerin duygularını bastırması ve sağlıksız bir şekilde...
dişil çalıştırmalarına sebep oluyor.
Sağlıksız bir eril çalıştırmalarına sebep oluyor.
Bu da ileriki vakitlerde ilişkilerinde ve sosyal yaşamlarında ve ruhsal bağlantılarında iç sıkıntı ve bunaltı verebiliyor.
Bunlar çok önemli detaylar.
Böyle çok küçük gibi görünen ama hayatımızı gerçekten büyük etkide etkileyen şeyler.
O yüzden çok dikkat edilmesi gerekiyor.
Şimdi toplumda da maalesef şöyle bir etki var.
Dişillik veya kadın etkisi güçsüz veya kullanılan, aciz, mağdur rolüne o kadar çok eşleşmiş ki dişil enerjiden kaçan ve istemeyen
ve duyduğunda bile uzaklaşmak isteyen birçok kadın oluşabiliyor.
Bunun sebebi de dişil güçsüzdür.
Dişilin bir gücü yoktur yanılgısından.
Bu da toplumdan maalesef.
Erkekler seçer, birini beğenir seçer, evlenir gibi.
Birkaç nesil öncesinden gelen böyle bir...
olgu var kolektif bilincin altında.
O yüzden de eril dişil de erilin güçlü olduğu, dişilin güçsüz olduğundan güç istiyorum.
O yüzden ben eril olmalıyım deyip kadınsa özelliklerden uzaklaşmak gibi bir etki oluyor.
Çoğu kadının yaşadığı ama gün sonunda bununla da mutlu olmadığı bir şeye dönüşüyor.
Ben bu yanılgıyı, bu yanlışı birazcık aydınlatmak, değiştirmek için de bu podcast bölümünü çekmek istedim aslında.
Çünkü çoğu insan eril dişil nedir nedir detaylı çok bilmiyor.
Şimdi Şöyle bir şey anlatmak istiyorum.
Bu anlatacağım küçük hikaye tarzı şey.
Tamamen benim kurguladığım bir şey.
Bunu belirtmek istiyorum öncelikle.
Devamında şöyle. Şimdi bir balo düşünün.
Masal gibi anlatacağım bunu.
Bir balo düşünün.
Burada prens ve prensesler var.
Ve bu baloda dişil prenses var.
Bir de dişil... Prens var, eril prenses var, eril prens var.
Şimdi dört tip saydım.
Bunlar baloya gidiyorlar.
İşte masallardaki prenses balolarını hayal edin aklınızda.
Şimdi eril prens baloda karşısına çıkan...
Dişil prensesi elde etmek için çabalar ve kendi halinde duran bir dişil prensesi için çabalar eder, uğraşır vs.
Bu hep dinlediğimiz masallardaki etkide.
Bir de eril prenses vardır.
O da prens için çabalayıp uğraşmak ister ve iki enerji birbirine iter aslında.
Eril prenses ve eril prens.
Çünkü ikisi de aynı enerji kanalında olduğu için bir türlü uyuşamazlar.
İkisi de seçen olmak, elde etmek, uğraşmak, çabalamak ister ve bundan tatmin olur.
O yüzden de birbirlerini iterler ve bir noktada buluşamazlar.
ses de gider kendi halinde duran dişil bir prensi bulur ve onun için çabalar elde eder ve bir eşleşme olur.
Buradaki etki de mantığı anlatmak için burayı anlattım.
Aslında bunlar daha çok çocuksu arketipler gibi düşünebilirsiniz.
Biz burada sağlıklı dişil ve erili anlatmak için ben kral ve kraliçeye bakmak istiyorum.
Şimdi dişil bir kraliçe düşünün.
Dişil kraliçe Burada aslında güçlüdür, kendi adamları vardır, malı vardır, mülkü vardır, kendi hakimiyeti vardır ve hiçbir eril krala veya eril prense ya da eril bir enerjiye
muhtaçlık enerjisinde olduğunu düşünmez.
Şimdi yaratılışta zaten dişil güçsüz değildir, aciz değildir ama toplumda yanlış bilinen ve kullanılan ve sömürülen dişilden kaynaklı.
Böyle oluyor. Onu belirtmek istiyorum aslında burada.
Şimdi ben talep edemiyorum, alamıyorum.
Bir iltifat ya da güzel bir şey duyduğunda mahcup oluyorum.
Ya da biri benim için bir şey yapınca istemiyorum.
Hep kendi başımın içerisine bakmak istiyorum.
Kendi kendine yetmek ve muhtaç olmamakla alakalı bir hırs ve güç göstergesi var.
Bu da maalesef zamanında eril enerjinin gücü veya hakimiyeti kadınlar üzerinde yanlış kullanmasından kaynaklı çıkan bir şey.
Bunun değişmesi gerekiyor aslında.
Burada sağlıklı ve yaratılıştaki güçlü dişil enerji kraliçeye baktığımızda bir krala muhtaç değil, aciz değil, mağdur değil hiçbir türlü.
Ama dişil prenses konumu biraz sanki muhtaç, aciz ve bir gücü yokmuş gibi göründüğü için çoğu kitle o dişil prenses olmak istemiyor.
Hani ben niye muhtaç olayım, niye bir insanın...
Beni seçmesini bekleyeyim gibi.
Aslında öyle bir şey yok. Şimdi dişil kraliçeye baktığımızda her şeyi çok net anlayacaksınız diye düşünüyorum.
Dişil kraliçenin hiçbir şekilde ihtiyaç bağlamında bir şey yoktur.
Kendi adamları var dediğim gibi kendi gücü var, kendi hakimiyeti var, kendi krallığı var.
Daha ne olsun yani dişilin güçlülüğüne baktığımızda.
Burada ama kraliçe için çabalayan krallar düşünelim 5-10 tane ve ona bir hediyeler getiriyorlar ya da itifat ediyorlar ya da bir çaba var orada.
Kraliçe bunların hepsini kabul eder.
Ve bir şekilde hepsinden hiçbirini seçmeme özgürlüğüne de sahiptir aslında.
Sadece ben bunları hak ediyorum ve bunlara layığım bilinciyle gelen her şeyi kabul eder.
Değerlendirir, bakar. Hiçbiri içine sinmiyorsa hiçbir kralı kabul etmez.
Ve seçim gücü burada kraliçededir aslında.
Ve diyelim ki bir gün kraliçe aşık oldu ve bir duyguya sahip.
Duyguya eşlik etmek de dişildi hatırlatırım.
Kraliçe bir gün aşık oldu ve bu duygusunu gidip krala...
İfade etmek veya iletmekle alakalı hiçbir çekincesi yoktur.
Çünkü duygusuna eşlik etmenin onun hakkı olduğunu bilir.
Ve şöyle bir yerdendir aslında o iletme.
Benim sana karşı hislerim var gibi hani krala bir iletme gibi diyelim.
Kraliçe bunu iletir.
Ve benim için çabalayabilirsin izni veriyorum gibi bir yerden duygularını ifade eder.
Kral da sevmiyorsa hayır der.
Seviyorsa geliri çabalar kraliçe için ve bir şekilde ilerler bu mevzu.
Veya olmuyorsa da kraliçe der ki tamam.
Ben duygularım için etkende bir şekilde duygularımı eşlik ettim, dile getirdim.
Olmadı demek ki doğru kişi değilmiş.
Demek ki daha iyisi bana gelecekmiş deyip kabul edip akışa güvenir ve teslim olur ve önüne bakar tamamen.
Bir kişi de bir takıntı geliştirmez, bağımlılık geliştirmez, bir kişiyi kutsamaz.
Çünkü kendisinin güzel bir şekilde sağlıklı bir aşkı hak ettiğinin bilincindedir.
Duygusunu eşlik eder, olmadığı takdirde de diretmez ve kabul eder.
Dişil enerjinin sağlıklı boyutta çalışması tam olarak böyledir.
Talep eder, geleni kabul eder.
Seçim gücünün onda olduğunu bilir.
Aciz veya muhtaç hissetmez.
Bir şekilde akıştadır ve gücün kendinde olduğunu bilir.
Ve burada sağlıksız bir şekilde dişilin toplumda maalesef.
Güçsüz, aciz, muhtaç etkisinden ziyade sağlıklı etkide çalışır.
Yani burada demek istediğim dişil güçsüz değildir.
Kadın güçsüz değildir. Aslında asıl güç ondadır.
Ama bu bilinmeyen bir etkiden kaynaklı.
Çoğu insan dişilliği kötü sanar, eril olur.
Bu sefer uzun vadede alamaz, talep edemez.
Sürekli kendi çabaladığı ilişkilere döner.
Bir de şöyle bir şey var. Bu eril prenseslerden bahsetmiştim ya.
Eril prensesler de genelde dişil...
Prens bulduğu için o dişil prensler de sağlıksız olanları, tabii hepsi değil, benceli, narsist, ben odaklı erkekler olabiliyor.
Ve bu da uzun vadede tamamen kadınların çabaladığı, erkeklerin hiçbir şey yapmadığı, umursamaz ve çabasız bir ilişkiye dönüyor.
Ve kadınlar sürekli orada emek verdiğini, kopamadığını ve bir şekilde her şeyi tolera ettiğini dile getiriyorlar.
Ve emek verdikçe bağlanması da artıyor.
Burada aslında uzun vadede o eril prenses, Dişil olmak istiyor ama farkında değil ya da kendi de almak istiyor verdiği kadar ama bir noktada yanlış bir enerji başlangıcıyla olduğu için de bunu fark edemiyor.
O yüzden demek istediğim şu ki eril dişil enerji biraz dengede olması gerekiyor ki hem verelim hem alalım.
Hiç sürekli verdiğimiz bir ilişki de güzel olmaz.
Hiç sürekli aldığımız ilişki de sağlıklı olmaz.
İnsani ilişkilerde gerçekten almak da vermek de doğaldır ve kimse %100 dişil de olamaz, %100 eril de olamaz.
Bunu bilmek çok önemli.
Aşk ilişkileriniz, arkadaşlık ilişkileriniz, aile ilişkilerinizde bu dinamikleri kendiniz de görebilirsiniz.
Yani mesela bu anlattığım hikayemizi şeyde eril prenses misiniz, dişil prens misiniz, dişil prenses misiniz yoksa dişil bir kraliçe misiniz bunlara bakmak gerekiyor.
Burada aslında...
Dişil kraliçede eril enerji de vardır bu arada.
Bir hakimiyet, başlatma enerjisi, iletişim ve verici etkisi de vardır.
Yani dişil kraliçe saf dişillik değildir.
Onu belirtmek istiyorum.
Eril enerjisi olmasa çünkü bir hakimiyet kurmak, başlatmak, dış dünyadaki etkenliği, verici etkisini çalıştıramaz gibi diyeyim.
O yüzden bu eril dişil de gerçekten sağlıklı bir şekilde hem eril tarafımızı çalıştırarak dış dünyada, iş hayatımızda, varoluşumuzda, somut dünyada mantıklı.
Hareket etmeyi sağlayabiliriz.
Dişil enerjimizle beraber de duygularımızın farkına varmak, ruhumuza itibata geçmek, hayata güvenmek, evrene, Allah'a, yaratıcıya güvenmek, akışta olabilmek, korkularımızdan arınmak bunları da dişil tarafımızla
yaparız. Eril ve dişil taraflarımız sağlıklı bir şekilde dengede olursa hayat hem duygusal tarafımız, hem insani ilişkilerimiz, hem ciddi ilişkilerimiz, sevgililerimiz, evliliklerimiz daha sağlıklı ilerler.
Hem de maddi manevi dünyamızda dengeye, huzura.
sonra gelmiş oluruz Umarım anlattıklarım size fayda sağlamıştır Kendinize çok iyi bakın görüşmek üzere
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
