
Transkript
Evet, merhaba.
Umarım hepiniz iyisinizdir.
İyi değilsiniz de sorun değil.
Unutmayın, elbet her şey yolunu bulur.
Bugünkü konumuz çekim yazısı.
Bayağı uzun bir süredir bunu konuşmamı istiyordunuz podcast olarak.
Aslında zaten tweet olarak yazarak konuştuğumuz bir konu veya çok fazla gündemimizde zaten yıllardır.
Ama bir de podcast olarak kaydedelim.
Ve ek olarak ben aslında çekim yazısının yanı sıra...
Rözenans kanunundan da bahsedeceğim size bugün.
Bunu birazcık belki bilmeyenleriniz vardır, duymayanlarız.
Bu beni daha çok mantıksal anlamda ikna eden kısım.
Ama öncelikli olarak bir çekim yasasını konuşalım.
Çekim yasası nedir, nasıl olur?
Çekim yasası için herkesin bilmediği ve unuttuğu bir noktadan başlamak istiyorum.
Çünkü sürekli insanlar... Hayal ediyorum, istiyorum, yapıyorum ama niye olmuyor?
Bu çekim yasası bende mi çalışmıyor gibi şeyler söylüyor ama aslında zaten çekim yasasının çalışması veya etki etmesi için öncelikli olarak sizin titreşiminizin yüksek olması gerekiyor.
Titreşim yüksekliği de şununla alakalı.
Korkulardan arınmak. Panik, korku, endişe, kaygı olmazsa gibi etkiler veya hayatımızda kötülere odaklanıyorsak, mutsuz olanları büyütüyorsak veya zaten umudumuz yoksa
çekim yasasının çalışması çok yüksek oranda düşüyor zaten.
Bizim öncelikli olarak kendimizi yükseltmemiz gerekiyor.
Kendi frekansımızı, frekansı yüksek olan bir insanın yaptığı çekim yasasının etki etmesi daha kolay oluyor aslında.
Hatta zaten o zaman işe yarıyor.
Şimdi onun devamında önemli olan netlik.
Birinci adımımız niyetimizi netleştirmek.
Mesela istediğiniz şey araba mı?
Ama bunu detaylandırmamız gerekiyor.
Kırmızı bir araba, şu marka bir araba, şu şekilde.
Net olmamız gerekiyor.
Hani şu da olur, bu da olur gibi değil.
Hani evren burada acabaları değil de netliği seviyor ve netliği bize getiriyor aslında.
Sonrasında bu istediğimiz şeyin özelliklerini kağıda yazabiliriz, bir yere yazabiliriz veya aklımızda canlandırabiliriz.
Şimdi bu ikisi de önemli.
Hani yazarken gözümüz o defteri gördüğü için zaten beyninde bir görsel hafızaya atıyor.
Gözümüzü kapatıp hayal ettiğimizde de aynı şekilde oluyor.
Şimdi onun devamında...
Onun sizin olduğuna inanmanız gerekiyor.
Yani o zaten size aitmiş gibi.
Burada istemek kelimesi arzulamak, umut etmek, beklemek gibi değil de zaten şu anda varmış gibi olması gerekiyor.
Çünkü zaten...
Siz onu hayal edip size ait olduğundaki duyguları hissettiğinde şunu diyor.
Bu insan buna sahip.
O zaman ben buna sahip olduğu şeyi yaşatacak hayata götürmeye başlayayım.
Veya o fırsatları göz önüne getireyim.
Ve onu hak ettiğine inanmanız gerekiyor.
Mesela çok mutlu olmak istiyorsunuz.
Mutlu olmayı hak ettiğine inanmıyorsanız olamazsınız gibi bir kod var maalesef.
Mesela bir ev istiyorsunuz.
O evi hak ettiğinize inanmanız gerekiyor.
Hani ben bunu hak ediyorum bilincine yaşartmamız gerekiyor.
Temelini oluşturmamız gerekiyor.
Bu çok önemli. Hak etmediğiniz hiçbir şey size gelmez.
Bu mutsuzluklarla da alakalı olan.
Çekim yasası iyiye mi çalışır hep?
Hayır. Kötüye de çalışır. Hatta zaten atalarımızın söylediği şeyler vardır.
Bir şeyi kırk kere söylersen olur.
Neyi odaklanırsan onu çekersin.
Neyi bakarsan onu büyütürsün gibi.
Bu gibi etkiler gerçekten gerçektir.
Çünkü zaten geçmişimizde atalar da bu gibi söylemleri hayatında deneyimlediği için birçok kez artık bunun işlediğini ve çalıştığını görünce buna inanmaya başlamışlar gibi bir durum oluyor.
O yüzden de böyle sözler bugünümüze gelmiş oluyor.
Burada mümkün olduğuna inanmamız gerekiyor.
Yani imkansız gibi görüyorsanız baştan zaten o çekimcinin çalışmaması için siz bir tık atmış oluyorsunuz.
Mesela bir uçak istiyorsunuz.
O uçağı hak ettiğinize inanıyor musunuz?
Onun sahip olduğunuzu hayalini edebiliyor musunuz?
Ona mümkün olabileceğine inanıyor musunuz?
Mesela onun hayatınıza size gelmesinin mümkün bir yolu olduğuna.
Bunların hepsi çok önemli.
İmkansız diye bir başlık atarsanız o çalışmaz.
Ve bu konuyu anlatırken olumlu konuşmamız önemli.
Olumlu bir bakış açısında ve onun size doğru gelmekte olduğunu söylemek.
Bunu dile getirmek. Hani bu zaten yolda ve geliyor gibi.
Hani mesela işte kırmızı araban bana doğru geliyor gibi bir bilinçli olmanız.
Şu an gerçekleşiyor fiili çok önemli.
Ve devamında burada enerjiye tıkamamak çok önemli.
Bir akış var ve siz ne zaman olacak, nasıl olacak diye bir sabırsızlık ve endişe kökenli çalıştırdığınızda yine bu bloke oluyor ve çalışmaya başlıyor.
Oraya takıntı geliştirmememiz gerekiyor.
Ve zaten akışın da doğru şekilde size geleceğini inançla bırakmanız gerekiyor.
Bir şekilde o olmadan da hayatınıza minnet ve teşekkür haline geçmeniz lazım.
Var olan ve şanslı olduğunuz şeylere odaklanıp onlara teşekkür hissiyle bunlara odaklanmamız gerekiyor.
Ve devamında da istediğiniz neyse o zaten olduğunda nasıl bir teşekkür hissinde olacaksanız öyle teşekkür etmek çok önemli.
Mesela kırmızı arabam olduğu için çok şanslıyım ve bunun için minnettarım çok şükür gibi söylemler burayı çok hızlı bir şekilde arttırıyor.
Burada gerekli adımlar da hani sadece yaptım hadi bekliyorum.
Öğrenden gibi değil de hayatımızın gidişatında buna yönelik ne yapabilirim?
Nasıl bir yol planlayabilirim?
Yani emek verme kısmını da atlamamamız gerekiyor.
Çünkü hayat size oraya ulaşacak kapıları açmak için aslında enerjisel yolunuzu açabilir.
Tabii ki de bir yerden de gelebilir ama burada bizim emeğimiz, çabamız da var.
Çekim yasası bir sihirli değnek değil.
Bunu unutmamak gerekiyor. önemli burada.
Her gün küçük küçük adımlar olsa da oraya yönelik yönelmemiz gerekiyor aslında.
Ve tüm enerjimizin yüksek olması önemli.
Burada çok fazla diretmemek, kaygı yapmamak önemli.
Ve bir şekilde onun zaten olacağına, onun zaten size ait olduğuna bir inanç çok önemli.
Çünkü bizim bir frekans alanımız var.
Bu elektromanyetik alanda bir varlığız.
Ve enerji alanımızda uyumlu şeyleri çekiyoruz hayatımıza.
Böyle bir şey var. Yani olumsuz duyguların titreşimi düşük olduğu için kızgınlık, üzülmek gibi.
Bu düşük titreşimle uyumlandığımızda bu uyumlanan...
durumları çekiyoruz, böyle insanları çekiyoruz, böyle durumları.
Olumlu duyguların titreşimi de daha yüksektir.
Kendini iyi hissetmek, mutluluk, huzur, yüksek bir titreşimle uyumlandığımızı gösterir ve bu etkiler çok önemlidir.
O yüzden öncelikli olarak bizim temelde titreşimimiz hangi yönde, hangi yönden iyi deme, kötü deme, kötü değilse iyiye nasıl çeviririz buna odaklanmamız gerekiyor.
Şimdi bakış açısı olarak istiyorum kelimesinden ziyade oluyor.
Zaten sahibim kiplerini kullanmak önemli çünkü istemek kıtlık bilincini uyandırdığı için zaten o bana benim değil ve ben onu hak etmiyorum veya zaten istediğimizde
arzuladığımızda ulaşılmaması gereken zor bir şeymiş gibi de görebiliyoruz.
Bu aslında yine önümüze bu leke koymuş oluyor.
Şimdi çekim yasasında şöyle bir şey var.
Başkasının Yani iyilik yapmak da bize iyilik olarak geri dönebiliyor.
Ve başkasının iyi şansına sevindiğinizde, onların iyi yaptığı şeylere sevindiğinizde size de bu geri dönüş olarak olabiliyor.
Başka bir insandaki bir şeyi beğendiğinizde ya da takdir ettiğinizde o özellikleri kendinize yapıştırabiliyorsunuz aslında bu etkiyle.
Ama biri hakkında olumsuz düşünür konuşursanız o olumsuzlukları da kendinize yapıştırırsınız aslında.
Hepsi hayatınıza alırsınız.
Onda gördüğünüz sizin bilinçaltınızda hayatınıza tesir etmeye başlar.
Bu da çok önemli o yüzden. Şimdi stresten uzak durmamız gerekiyor.
Çünkü stres bizim titreşimimizi düşürüyor.
Burada geçmişle barışmak önemli.
Diğer insanların sizin aklınızda düşündükleriyle ilgilenmemek ve zamanda her şeyin aslında bir şekilde kendiliğinden çözüleceğine olan inanç ve sizi mutlu edecek şeylere yönelmek gerekiyor.
Kimsenin bir şekilde bu görevi değil, bu bizim görevimiz.
Bunu hatırlamak gerekiyor. Ve hayatınızı başkalarıyla kıyaslamayı bırakmak yine çok önemli.
Bu da titreşimi düşürüyor. Burada gülümsemek yine titreşimizi yükselten şeylerden biri.
Rezonans kanunundan bahsetmek istiyorum.
Nedir bu rezonans kanunu?
Rezonans kanunu da yine titreşimsel anlamda baktığımızda çekim yasasına çok benzer ama bunu birazcık daha bilimsel ele alabiliyor.
Burada şimdi rezonans kanununda bilimsel anlamda şöyle bir araştırma yapıyorlar.
Kalbin yaydığı bir manyetik bir alan olduğunu görüyorlar.
Bu manyetik alan bu enerji aslında beynin enerjisel etkisinden çok çok daha fazla.
Ve organlarımızı etkileyen bedenimizdeki her küçük atomu etkileyen parçanın bu kalpten yayılan enerjiden geldiğini de görüyorlar.
Bu ekomanyetik alan aslında bizim hayatımızda çektiğimiz şeylerin de kökeni oluyor.
Burada beynimiz de bağlantılı ve beyinde salgılanan bu hormonların da kalpten geldiğini gösteriyor aslında.
Şimdi bu rezonans kanunu ile çekim yasasının bağlantısı nedir?
Mesela işte bir opera sanatçısının sesiyle bardağı çatlatması gibi aslında oradaki bir enerji ses dalgalarıyla yayılıyor ve o bardağa bir tesiri oluyor.
Orada görmediğiniz o dalgalar somut bir şeye etki ediyor.
Aynı böyle aslında. Bu mesela negatif anlamda.
Çünkü bardağın çatlaması ve kırılması negatif bir sonuç.
Ama bir güç var orada hani sesle yapılan bir güç.
Ve oradaki titreşimin etkisini görüyoruz.
Veya işte piyanoyu çalarken piyano tuşlarının yaydığı bir ses titreşimi.
Ve diğer tuşlarla aslında bu etkileşim hali de olabiliyor gibi örnekleri var.
Bunu soyut anlam dışında somut anlamda da böyle görebiliriz.
Ve bununla alakalı çok fazla bilimsel araştırma var.
Rezonans kanununu araştırırsanız görürsünüz hatta.
Aslında çekim yasasının mantığını yatıramayanlar, mantıksız bulanlar için çok aydınlatıcı bir mantık çerçevesi oluyor.
O yüzden kesinlikle bunu araştırmanızı öneririm daha detaylı olması için.
Şöyle bir şey var bir de rezonans kanununda.
Sen nasıl bir titreşimdeysen işte o aynı tip insanları çekmenin yine bilimsel, mantıksal açıklaması oluyor.
Bir de şöyle bir şey vardır bilir misiniz?
Hani zaten biliyorsunuzdur çoğunuz.
Böyle hayatında çok güzel şeyler gidiyordur, gidiyordur.
Her gün daha da güzel oluyordur.
Bu bir silsiledir. Çünkü sen pozitif bir frekans streşimine geçmişsindir ve zaten günlerin onun çerçevesinde geçmeye başlar.
Ama negatif negatif gelir ya hani böyle hep olumsuzluklar üst üste gelir deriz ya ya da olur ya böyle hayatta çok fazla duymuşsunuzdur, görmüşsünüzdür.
Bunun sebebi de sen orada bir negatif frekansa geçtiğinde o silsileye takılmış olursun.
O baktan çıkana kadar hayat orada devam etmeye başlar.
Bu aslında böyle bir şey yani hayatta hep aynı noktadaysan benzerin benzeri çekmesi gibi böyle devam eder.
Sen değiştiğinde hayatının değişmesinin sebebi de budur.
Sen artık o aynı yoldan gitmiyorsundur o yüzden benzer olaylar yaşamaya başlarsın.
İşte bunun da mantığı burada.
Öncelikle olarak hem bu çekim yasası hem rezonans kanuna baktığımızda önemli olan bizim titreşimimiz, bizim frekansımız.
Sen nasıl bir bakış açısındaysan, nasıl konuşuyorsan, nasıl düşünüyorsan.
Yani yüksek bir frekansta mısın, düşük bir frekansta mısın?
Bunlar hayatını belirliyor, şeklini etki ediyor aslında.
Ben kendi hayatımda çok fazla çekim yasası kullanıp gerçekten somut sonuçlarını da gördüm.
Hatta çok yakın bir arkadaşıma da bu çekim yasasını yaptırıp o daha çok mesela somut olarak çok etkisini almıştım.
Hatta böyle işte bilgisayar istiyordu.
Üniversitedeydik. Bilgisayarı kullandın demiştim ki hani kullandığını hayal et, gözünü kapat falan.
Ve gerçekten işe yaramıştı.
Sonra işte araba için yaptı, oda olmuştu.
Telefon için yaptı. Yani böyle somut eşyalar için çok yapıp gerçekten tesirini gördü.
Hatta biz beraber geçen sene onunla ev bakıyordu ve şey yapmıştık.
Demiştim ki hani böyle yeşillilik gören bir yer.
Ben de demiştim ki ya denizde ya da suda görsün falan.
Sonra demiştim ki ikisini hayal et.
Bir hafta içinde gerçekten hem yeşillik hem de deniz gören bir ev kiralanacak bulunmuştu.
Biz şoka girmiştik çok şaşırmıştık ama zaten bundan bir de yine üniversite zamanlarındaydı.
Ve arkadaşım ev arıyordu.
Ben de onunla kalacaktım.
Sonra çok böyle endişeli kaygılıydı.
Üzgündü çünkü çok az kalmıştı başlamasına.
O zamanlar böyle çekim yasasını falan çok daha yüzeysel biliyordum.
Demiştim ki ya da bilmiyordum bilmeden yaptırmıştı olabilirim.
Hatırlamıyorum. Demiştim ki gözünü kapat.
Bir ay sonra evimizin balkonundayız.
İşte çay içiyoruz falan.
Çok basic bir hayal kurdurtmuştum.
Gerçekten de öyle olmuştu ve evimizin manzarası böyle.
Boğaz görüyordu ve böyleyse bunu eklememiştik ama hayatım bize bir ödülü olmuştu gibi.
Yani gerçekten ikimiz de orada gözümüzü kapatıp gerçekten böyle güzel duygularla, saf ve inançla bu hayali kurmuştuk.
Ve çok kısa bir sürede bu gerçekleşmişti.
Birçok örneği var şimdi aklıma gelenler bunlar.
Hem arkadaşım hem ben kendi hayatımda hem de çevremde birçok insana ben bunu yaptırıp işe yaradığını gördüm.
O yüzden de beni çok heyecanlandıran bir şey aslında çekim yasası ve rezonans kanunu.
Bu rezonans kanunu da iki yıl önce tanıştığım birisi bana anlatmıştı.
Çok böyle tesadüfi bir şekilde öğrenmiştim.
O da mesela bana şeyi göstermişti.
Hayatta tanıştığımız hiçbir insan tesadüf değil ve illa ki bize bir şeyler katıyor.
Benim ufkumu çok geniş...
Etmişti o insan. Ve şu an bunu size anlatmamda bir payı var aslında.
Çünkü rezonans kanunu onunla tanımıştım.
Ve sonrasında da aslında bugünlere geldik.
Umarım anlattıklarım faydalı olmuştur.
Kafanızda kalbinizde bir şeyleri aydınlatmıştır.
Siz de çekim yasasını ve rezonans kanunu hayatınızda daha aktif ve güzel şekilde kullanmaya başlayabilirsiniz.
Güzel sonuçlar olursa da bana yazarsınız.
Güzel haberleri duymayı hep severim.
Kendinize çok iyi bakın.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
