
Kendine Sert Olmayı Bırak! | NYC'da Canlı Buluşma
21 Eylül 2026 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
https://www.eventbrite.com/e/en-iyi-versiyonun-live-tickets-2000049771707?aff=oddtdtcreator
Sorular ve yorumlar için;
Instagram: nurtacturkeli
Email: pr@nurtacturkeli.com
Transkript
Oh hey! Burada mıydınız?
Bazen böyle giriyorlar ya videoya.
Ah, you're here? I didn't even notice.
Selam selam. En İyi Versiyonun podcastine hoş geldiniz.
Lobs diye bir konuya girmek istiyorum.
New York'ta ve çevresinde yaşıyorsanız eğer... Ay çok heyecanlandım.
Biz burada canlı yayın olarak bir araya geliyoruz.
Yani ilk defa podcastimi canlı yapacağım ve bir konuğum olacak.
Yani çok heyecanlıyım. Bu benim uzun zamandır aklımda olan bir şeydi.
Çünkü Türkiye'de bakıyorum insanlar yapıyor, bir araya geliyorlar.
İşte podcastlar artık canlı, topluluk halinde olmaya başladı.
O yüzden dedim ki New York'ta bildiğim kadarıyla böyle bir şey yok.
Hatta Amerika'da yok bence.
Neden yapmayalım?
O yüzden buralardaysanız lütfen aşağıda linki paylaşacağım.
Bekliyorum sizi.
Mutlaka gelin.
Eğer ki buralarda değilseniz de merak etmeyin.
Çünkü geçen sezon bölümü bitirirken size bir şey söylemiştim.
Yeni projeler, bir şeyler var aklımda diye.
Dijital bir şeyler de yapmayı düşünüyorum.
Şimdilik bunu söyleyeyim.
Eğer ilginizi çekerse merak ederseniz zaten En İyi Versiyonun'un Instagram hesabı var.
Oradan bana ulaşabilirsiniz.
Bu arada aklıma gelmişken Spotify'dan bana 5 yıldız vermeyi ve takip etmeyi de unutmayın.
Çünkü orada da büyüyoruz.
Bu canlı yayınımız ilk konuğum sevgili Oya Mungan ile olacak.
Oya Mungan benim çok sevdiğim bir arkadaşım.
Forsum diye bir restorant var.
Yani Forsum dörtlü gibi anlama geliyor.
Dört ortaklı West Village'da kurulmuş bir Türk restorantı ve çok tatlılar.
Zaten daha öncesinde bir iki etkinlik orada gerçekleştirmiştim.
Ortaklardan bir tanesi Kaan Sekman hatta belki kendisinden de görmüşsünüzdür.
New York'a geldiğinde gittiği yer Forsum.
Şimdi sevgili Oya Mungan ile hem kendi başarı hikayesini, buradaki yolculuğunu, en iyi versiyonunu, girişimciliğini, yatırımcılığını görüştüğümüz, konuştuğumuz böyle hem talk show tarzında bir panel tarzında ilk bölümümüz olacak.
Söylediğim gibi aşağıda detayları görebilirsiniz.
Eğer burada yaşamıyorsanız ve böyle küçük bir seyahat etmek isterseniz de hem sizinle buluşmuş tanışmış oluruz hem de ilk bölümümüzü beraber hazırlamış oluruz.
Böyle bir buluşmanın amacı aslında biliyorsunuz hem burada kurduğum topluluğu büyütmek, biraz daha yakınlaşmak, derinleşmek.
Hem de burada başarılı olan bir şeyler yapmış insanları tanımanızı isterim.
Daha çok böyle tanışalım, direkt fikir alalım.
Çünkü bölümün sonunda köyüne kısmı olacak.
Yani ben de size sorular soracağım.
Sizden de sorular alacağız hem Oya için hem de kendim için.
O yüzden uzatmadan sizi de bekliyorum.
Umarım buralardasınızdır ve gelirsiniz.
Bir çay daha.
Bu arada böyle kırmızı bir çay yaptım.
kış çayı. Hani kış değil ama
biraz böyle meyveli, kırmızı
veriler falan oluyor ya. Güzel yani.
Ah ah ah bugünkü bölüm
benim. Yine bir kızım sana
söylüyorum gelinim sen anla bölümü.
Yani kendime ithafen gibi bir bölüm
olabilir. Şu son dönemlerde
kendisiyle alakalı azıcık
up and down diyorum buna. Yani iniş çıkışları
olan bir süreçten geçiyorum.
Bunun birçok nedeni var. Fakat şimdi o iniş
dönemlerinde kendime kızma
gibi bir alışkanlığım var benim.
Belki sizde de vardır diye bu bölümü hazırlamak istedim.
Kendine kızmak, sert olmak üzere bir alışkanlığım var.
Hatta buradaki arkadaşlarım bile bazen bana call out yapıyorlar.
You are too harsh on yourself diyorlar.
Diyorlar.
Ben bunu bayağı duyuyorum, anlıyorum aslında.
Ne demek olduğunu da biliyorum.
Hatta bu Çince'de bile çok kullanılan bir deyimdir.
Yani kendine karşı beklediğin standartların çok yüksek olması.
Böyle insanlar dışarıdan çoğunlukla işte hırslı, disiplinli, yüksek standartları olan biri gibi görünebilir.
Önemli olan içerideki rüzgarların nasıl estiği.
Yani kendinle konuşma tarzın, o diyaloğun, daha bilge versiyonunu, daha mantıklı versiyonunu ne kadar dinliyorsun, dinlemek istiyorsun?
Yoksa hala böyle hırçın, isyankar, çocuksu modunda o bilge tarafında kavga mı etmek istiyorsun?
Çünkü iki birey gibi düşünün bunu.
Çocuk birazcık hani böyle bir birey.
Bilge versiyonunun aslında olayı biliyor.
Yani bu senin hatan değil, bu zaman istiyor, bu senin kontrolünde değil gibi bazı şeylere artık erdik.
Hepimiz akıllı insanlarız, farkındalığımız yüksek.
Bir de böyle çocuk modumuz var.
Hani yapmayacağım, istemiyorum ama böyle böyle değil.
Ama sen şöyle söyledin gibi bir tek benden var.
Yine benim böyle şey kuyularda tek kendim kaldığım bir bölüm olmasın lütfen yani.
Bazen şey oluyorum çünkü bu bir tek bende değildir umarım lütfen gibi.
Yani çocuk versiyonum benim böyle çok isyankar.
Zaten Karadenizliyim yani ayaklarını yere vuran vuran hırçığın işte şöyle istiyorum böyle istiyorum diye kavga eden bir tarafım var.
Ben bunu arkadaşlarıma anlattım da genelde arkadaşlarım şey diyor buradaki yabancı arkadaşlarım biz senin o halini tahayyül bile edemiyoruz diyorlar.
Ben de diyorum ki I hope you will never see that version of me.
Umarım kimse görmez ama evet böyle bir itiraf kısmı da olsun.
Kendisiyle kavga eden bir insan.
Şimdi bu kendinle kavga etmek yani karşı hırçın olmak sert olmak ne demek?
Mesela bir şey olmadığında direkt kendi üstünüze alınıyorsunuz.
Bir gün çok verimli geçmediyse o günü belki başarısız sayıyorsunuz.
Bu arada şöyle bir şeyin altını çizmek istiyorum.
Bu her gün aynı derecede aynı konular arasında değil.
Bazen oluyor çok daha rahatım, kendime karşı da daha softum.
Yaptığım şeyler beni çok tatmin ediyor.
Çünkü sürekli bir hareket halindeyim.
Bazen oluyor bu birazcık hormonal dengele de alakası olabilir.
Mesela lütyel ve menstrualde enerjimiz düşüyor biliyorsunuz.
Ya da bir tık daha karamsarlığa doğru kayabiliyoruz.
Ben onlara çok dikkat ediyorum. Şu anda lüteldeyiz yine hani sarsıntılar geliyor. O dönemlerde içeride sert kapılar kapanabiliyor.
Dünü örnek vereyim size. Bir sürü şey yaptım. Saat 7.30-8 gibi çok yoruldum. Ve böyle şeyim ne yaptım ki ben?
Niye şu anda yoruldum ki? Çünkü 7.30 ve 8 yorulmak için çok erken. O yüzden kendime şey diyorum ne yaptın ki?
Niye bu kadar çabuk yoruldun ki? Hani sanki bazen yaptığın şeyler yeterli gelmiyor olabiliyor.
Ya da eğer böyle bir eğiliminiz varsa size kolay gelen şeyler hani başkasının belki saatini alır ama siz böyle 10 dakikada 15 dakikada yaptınız ya aslında iş bitti çabucak yaptınız.
Sonra şey diyorsunuz bu çok basitti ben gerçekten hani önemli bir şey yaptım mı?
Bunlar var ya hayatı o kadar yoran böyle yavaşlatan şeyler ki inşallah bana benzemiyorsunuzdur bu konuda.
Böyle bazı insanların hiç umurunda değil böyle şeyleri bu kadar uzun uzun düşünmüyorlar.
Ama hani kendine karşı sert olan insanlar bir hata yapma kredisini daha az tutuyor ya da bir konuda reddedildiğinde kendisine karşı da daha iyi yapabilirdim diyor.
Dinlenirken suçlu hissedebiliyor ya da bir şey istediği gibi gitmediğinde işte yine tekrardan kontrol konusu orada.
Kendisine kızıyor sonuçta bazen istediğimiz şeyler istediğimiz gibi gitmiyor.
Ben mesela bazen şunu yapıyorum bir şeye yaklaştığımda o enerjiyle olmasını çok istedim de ve olmadığında hani sorun ne nasıl olmaz gibi bir çıkış da olabiliyor.
Burada çok önemli bir noktayı şöyle paranteze almak istiyorum.
Kendine karşı sert olmak kendinden daha fazlasını istemek değil.
Burada kendi değerini, öz değerini performansın üzerinden değerlendirmek.
Hani bir şey yaptın mesela yetişmedi, az oldu, olmadı.
Belki sonucu istediğin, hayal ettiğin gibi olmadı.
Yani bir şeyler oldu ama o büyük etkiyi alamadın, tepkiyi alamadın.
Orada mesela hemen kendi özdeğerini karşılaştırıyorsan, eşleştiriyorsan işte problemimiz orada.
Peki şimdi neden kendimize karşı bu kadar sert oluyoruz?
Birinci madde beni rahatlatıyor aslında.
Eğer kendimizi suçlarsak, kendimize karşı sert olursak kontrol bizde gibi hissettiriyor.
Yani okay I can handle this, I can manage this.
Bir şeye kızdıysanız, bir şey olmadıysa ve kendinizde bulduysanız onun sonuçlarını, sorunlarını, kusurlarını
Diyorsun ki bir sonraki sefer ben bunu hallederim, biraz daha iyi yaparım, ben bunu geliştiririm, biraz daha emek sarf ederim, daha çok düşünürüm, daha çok yaparım gibi gibi eklemelerle sanki kontrol sizdeymiş gibi bir algıya düşüp rahatlıyorsunuz.
Yani ne kadar kendine kızarsan kız, kendine bir yerde kızıyorsun ama bir yandan da şey diyorsun tamam ya kontrol bende.
Biraz azarlarsam kendimi bir sonraki sefere daha iyi yapacağız.
Hani bu parmak kendine oynayacak. Bu arada parmağımı kestim az önce. Görülüyor mu bilmiyorum. Nasıl konudu var ya. Neyse.
Bu benim kendime çok sık hatırlattığım bir şey aslında.
Yani evet daha çok çalışabilirsin, daha çok emek sarf edebilirsin, daha daha daha hani gösterebilirsin ama sonuç yine senin kontrolünde olmayabilir.
Bunu söylemek birazcık böyle hani acı gerçekler gibi.
Burada birazcık rahatlamak iyi gelebilir.
Bunu kendinize hatırlatıp rahatlatmak iyi gelebilir.
Yani o kendine kızdığındaki kontrol aslında gerçek kontrol değil benden söylemesi.
Bir ikinci sebep sanki kendimize karşı sert olursak tembel olmayız gibi.
Hani o bir öğretici öğretmen sesi var diyoruz ya bazen.
Ebeveyn de olabilir bu kafamızdaki ses.
Birisi bizi azarlarsa tembelleşmeyiz, daha çok çalışırız, onu salmayız, bırakmayız.
O yüzden sanki birinin bize böyle parmak sallaması gerekiyor gibi.
Yani böyle oldu ama bu sefer daha çok çalışacaksın ve daha iyileştireceksin gibi bir ses çıkabiliyor.
Ya da hani ben sana söylemedim mi, niye çalışmadın, işte böyle salamazsın gibi gibi biraz çocukluktan, ilkokuldan bile gelen sesler olabilir kafamızdaki.
Çünkü kendimizi rahat bırakırsak tembelleşiriz, salarız gibi bir temel inanç var orada.
Problematik gelen orası olduğunu düşünüyorum ama burada motivasyonumuzun sanki ana kaynağı korku.
Yani korkuyorsun, tembel olmaktan korkuyorsun, bir şeyi bitirememekten korkuyorsun, düşmekten başarısız olmaktan korkuyorsun
ve hemen böyle kendine karşı bu sefer daha çok sert olacağım ve kesin yapacağım.
Böyle bir şey geliyor ya bize bir şeye karar verdiğimizde hani full blown gaza basarsak eğer
bütün burst deniyor mesela İngilizce'de buna bir şeye heves ediyorsunuz.
Bütün enerjinizi veriyorsunuz mesela ama bu psikolojide şu etkiyi yaratabiliyor.
Ben bu kadar çalışamayacağım sürekli bu kadar performans gösteremeyeceğim o zaman yapmayayım.
En baştan o çelişki başlıyor.
Ya full blown gideceksiniz tam gaza basılacak.
Hani burst burst burst belki sabahlara kadar çalışacaksınız.
Çünkü kendinize sertsiniz.
Salamazsınız, tembelleşemezsiniz.
Ama sonrasında gözünüzde büyüyor.
Olay belki 5 iken 500 hissettiriyor.
Biz biraz böyle parçalara bölmeyi halledilebilir hale getirip kendi sistemimizi uygulamayı öğreniyoruz, öğreneceğiz.
O yüzden burada konuşuyoruz.
Ama bu olabilir kafanızın arkasında kendini.
Rahat bırakırsam kendimi kesin salarım gibi bir şey olabilir.
Şimdi bunları konuşurken kendine karşı sert olmakla kendine karşı dürüst olmak arasında bir fark var.
Hani böyle sert olmayalım, şefkati de basalım diye.
Evet ya harikasın, delulu olacaksın, fake it until you make it falan diye.
Her şeyi de böyle pembe bulutlarda gezemiyoruz.
Çünkü oradan da bir düşüşümüz oluyor.
Biraz gerçekçi olmak demeyeyim.
Çünkü ben manifesto da seviyorum.
Hani niye kendimi limitliyim ki kısmını da seviyorum.
Ama işte o düşüşler olmaması için ya da düşüşler çok sert olmaması için bunun bir faktör olduğunu da hatırlamak gerekiyor.
En azından böyle sürekli rigid gezmektense hani evet şimdi şunu yapacağım, şimdi bunu yapacağım.
bu sefer daha başarılı olacağım gibi kendinizi
rigid tutmaktansa bunun bir olasılık olduğunu
hatırlamak, biraz kendinize dürüst olmak
burada güzel bir ayrım olabiliyor.
Mesela diyelim ki bir konuda hata yaptınız ve
o hatayı çok sık yapıyorsunuz.
Bazen ben şey diyorum kendime
ya nasıl öğrenemezsin gibi
bir sert ses çıkabiliyor. Sonra diyorum ki
alışkanlıklar öyle çat diye
değişmiyor. Geçmişe bir bak.
O farka bir bak. Çünkü dedik ya
bilge tarafımızı biraz daha duymak
istiyoruz, oraya konsantre olmak istiyoruz.
O tarafını biraz getir, onu dinle
Çünkü geçmişe göre bayağı bir şey değiştirdin.
Geçmişe göre daha hızlı yakalıyorsun.
O yüzden biraz böyle hani duraksayıp tamam biraz daha zaman alabilir.
Yine aynı hatayı yaptım ama denilebilir.
Çünkü ben aynı hatayı sık sık yapma şey diyorum yeter gari.
Hani kaç yaşına geldik falan diye ama sonrasında diyorum ki eskiye bir bak.
Ne kadar değiştiğine bir bak.
Yani gelişimi bir gör.
En azından daha hızlı yakalıyorsun bu bile bir gelişim.
Başka bir şey sürekli delolu gezmeyin.
Hani çok böyle ilüjün, her şey harika falan.
Zaten bence hiçbirimiz öyle değiliz de yani.
Bizim yapımızda çok yok ama o trigger olduğumuz yerlerde,
tetiklendiğimiz yerlerde işte hani şu an bir şey ters gidiyor ama
ben buna devam edeceğim, başka bir sonuç çıkabilir.
Buradan bir şey öğreniyor mu?
Kendinizi hatırlatmanız iyi olur.
Çünkü öğreniyorsunuz.
Ben biraz böyle şeyi seviyorum.
Korkarak da olsa bir şeyler yapmayı seviyorum.
Çünkü günün sonunda ne olabilir ki?
Hani yaptın, denedin, senin aklında olanı hayata geçirdin.
Mesela benim bu canlı podcast aslında bazen şey diyorum, bence cesaret gerektiren bir şey.
Ama benim bunu yapmama halim yok zaten.
Bunun panzehri nedir?
Şimdi kendimizle bu kadar kavga ettik, serttik, hırçındık, isyankardık, çocuk seslerimiz geldi, ayaklarımızı yere vurmak istiyor falan.
Bunu değiştirmek için bir şey yapmamız gerekiyor mu? Yapmak istiyor musunuz?
Birinci şey, az önce bahsettiğim o bilge sesi biraz daha dinlemek iyi olabilir.
Çünkü hep söylüyorum amigdala yani kendi bilgi tarafınız zaten bir şeyleri bilen tarafınız aslında her şeyin farkında olan taraf.
Biraz daha oraya kulak verirsek biraz daha iç sesimizi dinlersek daha rahatlayacağız.
Eğer ki iç sesinize ulaşmakta zorlanıyorsanız çünkü bazen bu da oluyor bana diyorum ki hani şu an ne hissettiğimi bulamıyorum.
Aslında biliyorsun yine biliyorsun onu söylerken sadece başkalarını önemsiyorsan onları biraz böyle öne koyduysan ya da kaygı korku varsa o kararının düşüncenin içerisinde o düşünce kalabalık yapıyor.
Yoksa iyisin aslında biliyorsun ne olduğunu.
Biraz kendini böyle dinleyebilirsin.
Yani bir günün geçtiğinde kendinle nasıl konuşuyorsun?
Bir hata yaptığında kendinle nasıl konuşuyorsun?
O sesi acaba değiştirebilir misin?
Bunları da kendine alışkanlık haline getirebilirsin.
Yapa yapa olacak.
Hemen olmayabilir ama yapa yapa oluyor benim için de.
Dedim ya bir yerden bir yere kadar getirdim yani.
Hani şu an müthiş değiliz ama getirdim bir yere kadar.
Bir ikincisi kendine söylediğin şeyleri başkasına söyler miydin?
Bunu düşün.
Çünkü başkasına çok rahat filtre koyabiliyoruz.
Ağzımıza geleni söyleyemiyoruz
Bazılarını söylüyoruz tamam okey
Maalesef ama çoğunlukla söyleyemiyoruz
Ama kendine gelince nasıl bu kadar
Filtresiz olabiliyorsun yani bu bir dürüstlük mü
Hani kendine karşı dürüst müsün
Yoksa biraz fazla mı sertsin
O da biraz fark ediyor
Bir örnek mesela bir arkadaşınız size dedi ki
Bugün kendimi çok tembel hissediyorum hiçbir şey yapmadım
Ona şöyle mi söylersiniz
Evet ya çok tembelsin hiçbir şey yaptığında görmüyorum
Her gün böylesin
Bunu diyenler vardır bu arada ama ben böyle bir şey demedim
Diyemem başkasına diyemem
kendime de dememeliyim.
Ben bugün, bugünün şartlarındaki elimden gelenin en iyisini yaptım.
Benim İngilizce'de çok sevdiğim bir şey var.
Kendi kendime söylüyorum bunu.
Sometimes my best is not good enough.
Yani en iyi hal bile bazen yeteri kadar çıkmıyor.
Ama bu o.
Yani benim en iyiyim o.
O yüzden malzeme bu.
Üçüncüsü kendinle konuşma şeklini değiştirebilirsin.
Burada sürekli papatyalar, pozitiflikler, kelebekler, çok iyiyiz yok.
Biraz daha böyle ben bugünlerde zorlanıyorum.
Bu hatayı sık sık yapmamda işte neyi değiştirebilirim acaba?
Daha önce neleri değiştirdim, şimdi neleri ekleyebilirim?
Ne zaman alıyor?
Diye kendinize bunları sorabilirsiniz.
İşte sürekli şey yapıyorsun, sen de bir öğrenemedin demektense
kendine biraz daha böyle soft yaklaşıp
tamam hani bugün bir zorlanıyorsun sen diyebilmek.
Çünkü her gün aynı olmuyor.
Her gün aynı uyanan var mı?
Bunu sormak istiyorum.
Yani her gün evet ya ben bugün de mükemmelim demiyorsun.
Bazen uyanıyorsun ya uykun seni etkiliyor
ya nasıl yatağa girdiğin seni etkiliyor.
Bir tane arkadaşım var şey dedi her gece mutlaka böyle iyi şeyler manifest edip yattığım için sabah daha iyi uyanıyorum dedi.
Ama bu her sabah da olmayabilir yani.
I don't know.
Dördüncü madde bence bu geçen de biraz bahsetmiştim.
Her duyguyu da çözme.
Yani her şeyi de anlamlandırmak, her şeyi bir yere koymak, her şeyi böyle çözmek, sonuca varmak zorunda değilsin.
Bazen kötü hissedeceksin, bazen kıskanacaksın, bazen düşeceksin, bazen gıcık olacaksın.
Bazen böyle kavga etmek isteyeceksin.
Böyle komik videolar var görüyorsunuzdur.
Hani şey böyle I just wanna fight with you falan.
I just need to take the ride.
Çünkü içimizde biriken böyle bir şey oluyor.
Frekans oluyor, kıpırdama oluyor.
Onu bir tık dışarı çıkartmak istiyorsun.
Gerçek kavga olmasın bu arada Allah korusun ama.
Sürekli de kendimizi düzeltmemize gerek yok.
Bazen duruma teslim olup eşlik edeceğiz.
Yani bugün bu, bu, başka yok diye.
Biraz böyle teslimiyet iyi olabiliyor.
Son olarak da kendinle kavga etmeyi bırak.
Zaten şunu bilin lütfen.
Hayatınızdaki herkes, internette gördüğünüz, televizyonlarda gördüğünüz herkes hepimiz bir şeyle mücadele ediyoruz.
Bazen birkaç şey üst üste biniyor.
Bazen tek bir şey olabiliyor.
Bazen çözemeyeceğimiz bir sorunla karşılaşıyoruz.
Bazen geçmişten kalanların duygusuyla uğraşıyoruz.
Ama hepimiz zorlu tecrübeler içerisindeyiz.
Hayatın kendisinin içerisinde zorluk var.
Ölümle karşılaşıyorsun, başarısızlıklar var, reddedilmeler var.
Olumlu ya da olumsuz.
Bir çok şey olur iken bir de kendine yaptığın bu kadar baskı, bu kadar büyük beklentiler, kendinle kavga etme tarzın yazık.
Yazık bana, yazık size, yazık bize.
O yüzden simply hani daha ama bu kavgayı bırakmamız gerekiyor.
Burada kazanan yok bu arada.
Eğer içinizdeki ses o kadar ahlakçı, o kadar bilgiç kişiyse bile kim kazanıyor?
Onun söylediklerini yaptığında kazanmış mı oluyorsunuz?
Yani kendinizi böyle bir hapishane gibi düşünün.
o sese mi hizmet ediyorsunuz?
Çünkü bu sürdürülebilir de bir şey değil.
Sağlığımızı da etkileyen bir şey bu arada.
Onu da hatırlayalım.
Çünkü ben bu kadını bu kadar tatmin etmek istemiyorum.
Sürekli bana parmak sallayan, kendisini bir şey zanneden kadını içimdeki.
Ama burada hani gelelim topaç bir anne de olalım demiyorum.
Hani sürekli kendimizi pohpahlayalım da demiyorum.
Sadece o günü o an fark etmek ve kendinle kavga etmeyi bırakmak.
Tüm bunları yaptığınız için bir şeyden vazgeçmiyorsunuz.
Bir şeyi salmadınız, bırakmadınız.
bırakmadınız. Ufak ufak deneyimleye
deneyimleye belki hayatınızda bu değişikliği
siz de görebilirsiniz. Ben biraz ruh
halime göre bu iniş çıkışları
yakalıyorum ama bence çok kendimi
takdir ettiğim bir şey o inişlerde
tamam diyorum yani şu an kendime ne yaptığımı
biliyorum. Bir süre bekleyelim.
Hani herkes bir dursun.
Biz oradan çıkacağız gibi olabiliyor.
Böyle. Umarım keyif aldığınız bir bölüm
olmuştur. Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
29 Eylül Salı günü de
in person görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
