
Yeni bölümüzde Enerjimizi Geri Alıyoruz.
Hayatımızda enerjimizi çalan neler vardır, öyle değil mi? Neden buna daha fazla müsade edelim ki. Hadi enerjilerimizi geri alıyoruz 💙
Sorular ve yorumlar için;
Instagram: nurtacturkeli
Email: pr@nurtacturkeli.com
Transkript
Şimdi akşam güneşi batarken manzara çok güzeldi.
Dedim ki hemen bir podcast bölümü almalıyız burada.
Geçenki haftanın yorumları çok tatlıydı, çok güzeldi.
Çok teşekkür ediyorum.
Bugünkü bölümümüzde geçen hafta bahsetmiştim aslında En İyi Versiyonun çerçevesinde, kategorisinde.
Kendimizi nasıl gördüğümüz, incelediğimiz, ileriye dönük neler yaptığımız,
bugünkü versiyonumuz ve hani kafamızdaki o idealize ettiğimiz şeyler
ve onların bize ne katkısı ve onların bize ne ifade ettiğiyle alakalıydı.
Bugün de enerjimizi nasıl geri alacağımızdan bahsediyorum.
Yani enerjimizi korumak değil, enerjimizi ve dikkatimizi nasıl geri alacağımızdan bahsediyorum.
Korumaktan farkı birazcık şu, zaten kendiniz gibi hissediyorsanız, bir şeyler istediğiniz gibi ilerliyorsa demek ki birçok konuyu kendi içinizde halletmişsiniz demektir.
Ben aslında son iki yılında bana benzemeyen bir versiyonumdaymışım.
Bunu biraz daha şöyle fark ettim. Biliyorsunuz işte New York'a taşınma, hastalık, endometriosis mesela içinizde endometriosis olan varsa bilir.
Çok garip bir hastalık ve kronik bir hastalık bu arada. Yani ameliyat oldum ama yes hani geçti bitti gibi değil.
Onunla yaşamayı öğreniyorsun. Çok şükür ağrılarım yok ama başka semptomları var.
O yüzden hani üzerinizde yarattığı bazı etkiler olabiliyor. Çünkü vücudunuzda enflamasyon var mesela en başında.
Ama onun dışında ben kendi hayatımda kendi yörüngemden çok uzaklaşmıştım ve çevremdeki insanlar bana ilham veren kişiler ya da enerjimi emen kişiler olduğunu fark ettim.
Bunu böyle çok negatif bir tonlamayla anlatmak istemiyorum çünkü hayatımda en çok dikkat ettiğim şeylerden bir tanesi bu son dönemlerde.
Neyi nasıl ifade ettiğime çok daha özen gösteriyorum.
Negatif tonlamalardan uzak duruyorum ve çevremde bu tarz konuşan insanlara da hani that doesn't feel good for me diyebiliyorum artık.
İngilizce ya da Türkçe olarak bunu açık açık söylüyorum çünkü istemiyorum artık.
Enerjimizin bizde olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Öncelikle ondan başlayalım.
Son dönemlerdeki hayatımızda biliyorsunuz çoğumuz, çoğu vaktimizi sosyal medyada geçiriyoruz.
En başta zaten enerjimiz buraya gidiyor.
Otomatik olarak insanlarla kendimizi kıyaslıyor oluyoruz.
Yani bu o kadar otomatik ki siz fark etmiyorsunuz bile.
Yani bir şey görüyorsunuz bazen bu ilham oluyor, bazen sizde olmayan bir şeyi tetikliyor.
Bazen bir travmaya dokunuyor.
Bu arada travmalara da artık farklı yaklaşıyorum.
Yani onları seviyorum.
Aslında şunu demek istiyorum yani ben kendimi bu görüşmediğimiz süre boyunca her halimle sevebilmeyi de biraz daha geliştirdim.
O kurtulmaya çalıştığımız beğenmediğimiz taraflarımız beni ben yapan benim kendi kaynaklarımı oluşturan taraflarım.
Düşünce tarzım, hareket edebilmem vesaire yani dışarıdaki insanları çok dinliyor oluyoruz.
Bu başta sosyal medya oluyor.
Belki çevrenizdeki insanlar oluyor.
Dikkatinizi başkalarının sizi nasıl gördüğüne çok fazla odakladığınızda içeriğe değil de dışarıya odaklı yaşıyor oluyorsunuz.
başkalarının düşüncelerini kendinizle
çok özdeşleştirebiliyorsunuz ve
burada inanılmaz böyle bir fine line
var. Yani bu sizin düşünceniz mi
onların düşüncesi miydi? Siz
gerçekten böyle mi hissediyordunuz önceden?
Yoksa işte hani hayat oldu, bir şeyler
oldu, karşınıza bir şeyler çıktı ve
eski düşüncenizi unuttunuz mu? Mesela
yani en çok size benzeyen halinizdeki
düşüncenizi. Son dönemlerde
benim böyle küçüklük anılarım
hani flash gibi karşıma geliyor. Bu size
da oluyor mu? Bu arada merak ediyorum.
Durduk yere bir anı gözümde canlanıyor sanki hani VTR'den izliyormuşum gibi ama çok alakasız bir anı neden şu anda bunu hatırlıyorum gibi bir anı.
Onun içindeki hissiyat da daha çok şu oluyor hani aa ben böyleydim böyle hissediyordum böyle düşünüyordumlarla karşıma çıkıyor demek istediğimi anlatabildim mi?
Tabii ki de değişiyoruz gelişiyoruz bambaşka insanlar oluyoruz bu hani büyüme evrelerimizde sonuçta artık 30'ların ortasını geçtim bu arada.
Yani kendi enerjimize nasıl dönebileceğimiz konusu benim için çok önemli.
Çünkü evet ona ihtiyacından bahsettik, dışarıya bağımlılıktan bahsettik.
Önceki bölümlerde de çok çok konuştuğumuz konular.
Bu tamamen hani hiç kimse umurumda değil diye bir şey yok.
Öyle bir dünya yok zaten hani kimseye önemsemiyorum değil.
Ama nasıl bunları kontrol edebiliriz?
Siz kendinize bugün baktığınızda zihniniz en çok ne kurcukluyor mesela?
Kafanız en çok ne meşgul ediyor?
Neye çok dikkat ediyorsunuz?
Ne tür içerikler izliyorsunuz?
Ne tür şeyler tüketiyorsunuz?
beslenmenize dahil bu arada, izlediğiniz, yaptığınız şeyler, arkadaşlarınızla buluştuğunuzda neler yapmak istiyorsunuz?
Bunlardan bahsetimde bir ufak ütopik gibi oluyor çünkü Türkiye'deki alışkanlıklar özellikle çok daha yerleşmiş değil mi?
Mesela sosyalleşmek, kafeye gitmek ve kafeye gittiğinde çay söylüyorsun, tatlı söylüyorsun mesela ve saatlerce oturuyorsun, sohbet ediyorsun, belki başkasının hakkında konuşuyorsun.
Bunların çoğu otomatik hale dönüyor. Yani bunu söylememin sebebi hepiniz yapıyorsunuz değil.
Ben Türkiye'ye gittiğimde de otomatik hani başka bir şey yok, etkinlik yoksa.
Bu arada New York'ta çok farklı değil. Sürekli inanılmaz sosyalleşiyoruz, harika etkinlikler yapıyoruz değil.
Çünkü bir kere çok kolay zaten bir kafeye gitmek, saatlerce oturmak ve sohbet etmek.
Sonuçta bir şey yapmıyorsun. Burada zevkle biz bazen şunu yapmaya başladık.
Arkadaşlarımızla buluşacağımız zaman bir şey ekleyerek buluşmaya başladık.
Bu nedir? Beraber spora gitmek, beraber saunaya gitmek, sıcak havuza gitmek.
Bazen vintage store gezmeye gidiyoruz. Bir şey ekleyerek, yürüyüş yaparak, spor yaparak.
Bazen eve davet ediyoruz, oyun oynuyoruz gibi düşünebilirsiniz.
Burada kritik noktalardan bir tanesi çok vakit geçirdiğiniz insanların düşünceleri sizin gibi hissettirebiliyor.
Yani bu benim başıma geldi son dönemlerde.
Fark etmediğim bir enerji varmış üzerimde aslında.
Ve o ortamdan uzaklaştıktan sonra böyle en kaba tabirle sanki tekrardan üzerimdeki toprak kalkmış gibi hissettim.
Ve uyanmışım, tekrardan ben olmuşum gibi hissettim.
Bunu o yüzden enerjini almak üzere vurguluyorum.
Çünkü bazen yeri geliyor fark etmiyorsun bile.
Çevrendeki insanda işte yaptığın şeyleri, kafanı meşgul eden şeyleri, tükettiğin şeyleri fark etmiyorsun bile.
Ve ne kadar uzaklaştığını kestiremiyorsun, göremiyorsun.
Ve sürekli aynı şikayetleri yapıyor olabiliyorsun.
Hani sonuçta şikayet etmek de bir alışkanlık ve o alışkanlığın içerisinde bir rahatlık var.
Çünkü şikayet ettiğinde bir şey değiştirmene gerek yok.
Sadece sorundan bahsediyorsun ve bunun konforu güzeldir, beynimiz bundan hoşlanır.
Önemli olan hani bu ben değildim ya'yı fark edip hemen olmuyor.
Maalesef çat diye değişemiyorsun ama bazen de dank diye bir şey edebiliyor galiba.
O yüzden ben son dönemlerde kendime çok söylediğim bir şeyi burada size çok vurgulamak istiyorum.
Kafanızı şişirebilir, çok tekrar gibi hissettirebilir ama kendine dürüst olmak.
Bakın benim hayatımın şu an temellerinden bir tanesi budur.
Kendine dürüst olmak.
Bunu gerçekten istiyor musun?
Sen mi buna karar verdin?
Sen mi bunu yaptığını anladığım anda dürüst ol ya.
Gerçekten bunu istiyor musun dediğim anda yönlerim değişti.
enerjimi koruyabildim ve daha çok bana benzeyen halime geri döndüm.
O yüzden mesela şu anda sosyal medyadan nefret etmiyorum ya da orayı kötülemiyorum.
Çünkü sosyal medya bir araçtır.
Ama sosyal medyada sürekli vakit geçirmiyorum.
Sosyal medyada sürekli içerik tüketmiyorum hala.
Çünkü bana iyi gelmeyen tarafını biliyorum.
Sürekli scroll'dan yaptığımda ister istemez,
geçenki bölümde bahsetmiştim, vücudum reaksiyon veriyor.
Sıkışmaya başlıyorum.
O yüzden diyorum ki yapma, izlemiyorsun.
Bu bana iyi gelmiyor.
Bu kadar şey görmek, tüketmek, her yere dağılmak istemiyorum.
Başka insanların hayatlarındaki detayları bu kadar bilmek istemiyorum.
Kendi hayatımla kıyaslamak istemiyorum.
Hayır diyebiliyorum.
Sınırlarımı daha net çizebiliyorum.
Daha kendim gibi hissedebiliyorum dediğim anda bir şeyler değişmeye başladı.
Bunların başında kontrol edemediğin şeyleri bırakmaya başladığın anda bir kere zaten bir rahatlama geliyor.
Diyorsun ki ya bu benlik değil şu an yapabileceğim bir şey yok dediğinde dikkatini de kendine geri alabilmeye başlıyorsun.
Sürekli kontrol edemeyeceğin şeylere dikkatini verdiğinde orada bir enerji açığı var.
Geçenlerde YouTube'daki bütün videolarımı kaldırmıştım.
Çünkü hayatımda da böyle bir enerji sızıntısı var gibi hissediyordum.
Sürekli exposed olan bir halim var gibiydi.
O durakladığımda enerjiyi geri aldığımda kendimi başka bir forma dönüştürdüm.
Bazı videoları geri yükledim, bazı videoları açmadım.
Orası da şu anda bana beni iyi hissettiren halinde duruyor.
Yani ne olması gerektiği üzere değil de ben nasıl hissediyorumu önüme koyduğumda bana benzeyen versiyonum da olduğu için yani ben en yakın halimde olduğum için kendime enerjimi kendime saklayabiliyorum.
Bunun tadını anlatamam size çünkü herkes her halükarda bir şeyler söylüyor zaten.
Sürekli enerjinizi başkalarına verdiğinizde, onları tatmin etmek istediğinizde, kontrolü onlara bıraktığınızda ya da kontrol edemediğiniz şeylere enerjinizi tükettiğinizde içeride bir şey kalmıyor.
Yani bir tank gibi düşünün kendinizi.
Burası unlimited değil.
Limiti var. Limitinin olduğunu hatırlamak da bu açıdan kendinize yapabileceğiniz güzel bir hatırlatma.
En azından enerjiyi içeride tutuyorsunuz. En azından dikkatiniz sizde kalıyor.
En azından gönlünüze sinen şeyleri yapıyor oluyorsunuz.
Bu arada altını çizerek söyleyeceğim. Her zaman bu olmuyor.
Benim de çok gönlümün gitmediği, yapmak istemediğim şeyler olabiliyor.
Biraz orada sabırsız kalabiliyorum. Hala böyle vücudumun verdiği reaksiyon çok istediğim bir alanda değil.
Orada da kendime şunu hatırlatıyorum. Bu geçici.
This is temporary. Geçenlerde Zek'le de bunu konuştuk.
This is temporary. It's not gonna be in your life forever.
Bu senin hayatında sonsuza kadar olmayacak.
Bunun geçici olduğunu anladığın anda o yaşadığın zorluk biraz daha diyorsun ki ben bunu buradan şuraya kadar taşıyacağım.
Muhtemelen oradan sonra taşımayacağım. Gerek kalmayacak.
Yani onun bir süre olduğunu biraz zorlanacağını biraz sırtının ağrıyacağını düşünebiliyorsun.
Metaforlaştırdım.
Bu arada kendi enerjime döndüğüm için bazı zorluklardan keyif de almaya başladım.
Çünkü tükenmiş halimdeyken hani enerji açığım varken sürekli dışarıya akmışken işte rahatsızlık dönemim, iyileşme dönemim derken içeride enerji kalmadan hani boş bir şeyin üzerinde tepinmeye çalışıyormuşum.
Bir de çevremde bunu eklemek istiyorum ama olumsuz gibi düşünmeyin lütfen.
Yani bu önemli bir kriter galiba o yüzden eklemek istiyorum.
Bana iyi gelmeyen insanlar varmış çevremde ve o insanlar gittikten sonraki değişimi gördüğüm için biraz bunu eklemek istedim.
Yani bazen fark etmiyorsunuz.
Aslında fark ediyorsunuz da belki kendinize itiraf edemiyorsunuz.
O yüzden ne dedim az önce? Dürüst olmak zorundasın. Yani kendine dürüst olduğunda bu arkadaşlığı istiyor muyum, bu kişiyatımı da istiyor muyum, bu işi istiyor muyum'u gerçekten sorguladığınızda şöyle söyleyeyim biraz sihir gibi olacak ama bir şeyler kendi kendine de değişmeye başlıyor.
Siz o cevabı verdikten sonra anlatabiliyor muyum? Yani her şeyi illa ellerinizle değiştirmeniz de gerekmiyor. Siz dürüst olduğunuzda evrenle de aynı frekansa geçiyor gibi düşünebilirsiniz.
Ama dürüst olmadığınızda kendiniz de kandırıyorsunuz ve o çok değerli zamanınızdan harcıyorsunuz.
Hatta boşa harcıyorsunuz.
Bu beni çok korkutmaya başladı.
Galiba hayatla alakalı hayatın da geçici olduğunu bildiğim için yani sonsuza kadar burada olmadığımızı bildiğim için biraz daha bu konuda farkındalığım arttı.
Ve diyorum ki hani lütfen hayatını boşa harcama.
Bu kişilere bu emek değer mi?
Bu toksik sevgililik konusunda da düşünebilirsiniz.
Yani bu kişiye mi bu güzel ömrünüzden, güzel saatinizden, güzel kalbinizden, güzel sevginizden, düşüncelerinizden, enerjinizden veriyorsunuz mesela?
Bu gönül ilişkilerinden yine bahsedeceğim.
Çünkü biraz sinir olduğum bir şey.
Müdahale etmek istediğim bir şey galiba.
Hiç hak etmeyen insanlara hak etmedikleri zamanı, sevgiyi ve enerjiyi vermek.
O yüzden biz kendimizi korumaya devam edeceğiz.
O giden enerjimizi kendi yörüngemize geri alacağız.
Ne demiştik geçen bölümde?
mükemmel olmak zorunda değiliz ama bunu en azından kendi himayemizi alabildiğimizde,
regüle edebildiğimizde, zorlandığımızda, hata yaptığımızda, ayağa kalktığımızda
devam edebildiğimiz sürece zaten en iyi versiyonumuzu şekillendirmiş oluyoruz.
Oraya o frekansta olmuş oluyoruz.
Bizim hedefimiz buradan uzaklaşmamak, enerjimizi geri almak, hayır diyebilmek,
dikkatimizi dağıtmamak, zihnimizin nerelerde meşgul olduğunu yakalamak.
Yine son bir örnek daha vereceğim.
Geçenlerde aslında toksik olan bir şey izlemeye başladım bir süre
Böyle reality show'du
Çünkü uzun zamandır bir şey izleyemiyorum
Ve onu izleyebildiğim için çok mutlu oldum aslında
Spora giderken mesela onu izliyorum
Belirli bir süre kardiyo yaparken
Ama sonra şunu fark ettim
Toksik olduğu için program
Kafa yapım da toksik
Yani biraz daha böyle sert olduğumu
Daha reaktif olduğumu fark ettim
Ve hemen fark ettim
Dedim ki Allah yani bu buradan geliyor
Çünkü şu anda onlar çok toksik olduğu için
Reality showda hani kavgalar, gürültüler var.
Başta izlerken keyif aldığımı düşündüğüm şey normalde enerjimi çalan hatta negatif de bir enerji yükleyen bir şey olduğunu fark ettim.
Ve izlemeye ara verdim.
Dedim ki lütfen limitliyorsun.
Maksimum 30 dakika izleyebilirsin.
Hani her gün izlemeyeceksin gibi.
Kendim kontrol edebildiğim tarafları.
Çünkü bu neyi kontrol edebiliyorsan oraya odaklanmaktan kastım bu aslında.
Yani benim kontrol edebileceğim şey zamanım, izleyip izlememe kararım ya da neyine kadar hayatıma çekmek istediğim taraf.
Burada önemli olan enerjinin tüketen şeyleri değil de seni daha çok beslenen şeyleri hayatına alabilmek.
Sana iyi gelen şeyleri hayatına alabilmek.
Geçenlerde bir arkadaşımla yürüyüşe çıktığımda bunlardan konuşuyorduk.
Kadın şu anda 3 aylık işten izin alıyor ve ne istediğini bulmaya çalıştığı bir süreç aslında.
Ama iş başvuruları yapmaya başlıyor, dayanamıyor.
Ve sonra dedi ki ben neyi sevdiğimi bilmiyorum ve buna nasıl vakit ayıracağımı da bilmiyorum.
Çünkü bunlardan da birazcık korkuyoruz.
Kendimize temas kurmaktan birazcık korkuyoruz.
Nasıl yalnız vakit geçireceğimizi tam bilemiyoruz.
Bunu alışkanlık haline getirmek de birazcık zaman alıyor.
Ya da başka bir süreçten geçmen gerekiyor.
Ya da hemen olmadığı için biraz böyle tökezliyorsun.
Biraz böyle oradaki gelişimin, değişimin çok daha olabileceğine inanmıyorsun.
Benim şu anda yaptığım şeylerden bir tanesi günlüklerimde kendime bunu hatırlatıyorum.
Diyorum ki bak neleri değiştirdiğini, neleri başarabildiğini hatırlatman gerekiyor kendine.
Çünkü yaparken, yapmaya çalışıyorken çok zordu.
Yaptıktan sonra zaten normal olduğu için hani unutuyorsun nereden geldiğini.
Kendine temas kurmak çok önemli.
Yalnız kalmak, günlük yazmak, hareket etmek.
Yani bu bence bizim bu ekibin, dinleyen herkesin en önceliklendirmesi gereken bir şey.
Yani yarın bir gün bir topluluk kurarsam gruba girmenin kurallarından bir tanesi spor yapıyor olmak olabilir.
Yani bunu hem şakayla söylüyorum hem de bir tık gerçeğim bu arada.
Çünkü hareket etmenin faydası başka bir şeyde yok.
Yani ben bugün de mesela sabah stresliydim.
Üzerimde böyle bir ekstra ağırlık vardı.
Dedim ki hemen spora gidiyorsun.
Hemen ağırlık kaldırıyorsun.
Çünkü terlemek, ağırlık kaldırmak zaten oksitosin.
Tabii böyle bütün sorunlarımdan arındım ve çok daha iyiyim değil.
En azından enerjini oraya koyabilmek, fark edebilmek, onu biraz daha böyle kategorize edebilmek.
Buralarda bizim yapabileceğimiz şey oluyor.
Bir başka enerjinizi tüketen şey ise insanlara açıklama yapmak.
Yani bu çok gereksiz bir enerji tüketimi aslında.
Neyi, neden, nasıl, niye istediniz her şeyiyle böyle açıklamak açıklamak açıklamak çok gereksiz.
Ve bu eşittir kabalık olmak zorunda değil.
Yani çünkü böyle istedim ve böyle den de bahsetmiyorum.
Yani bazen böyle gereksiz açıklama yapıyorum ama nedense gereksiz açıklama yapmam gerekiyormuş gibi geliyor açıklamanın üstüne.
Mesela ekstra enerji hiç gerek yok.
Bundan sonra beraber karar verdiğimiz bir nokta bu.
Ben ekstra açıklamalar yapmıyorum.
Yanlış anlayanın kendi algısı olacaktır bu.
Ekstra bir şey ifade etmeme gerek yok bence.
Onun dışında sizi tetikleyen şeylerden de uzak durmak, onları azaltmak da çok önemli.
Yani bu illa toksik şeyden bahsetmiyorum.
Her şeyi bilmemeniz gerekiyor.
Bazen o zihinsel gürültü de bir kalabalık.
Vücudunuzda, zihninizde.
Her şeyi bilmek, her şeyi anlamak, kim nerede ne yapmış ya da bugün ne olmuşları da bu kadar takip etmenize gerek yok.
Başka enerji emem şeyse bitmeyen şeyleri hani tap gibi düşünün bilgisayar tapları gibi düşünün.
Gönderilmemiş e-mailler, yarım kalmış işler yani bunlar da içeride kafada sistemi meşgul eden sizin enerjinizi alan şeyler.
Bunlara da biraz dikkat etmek gerekiyor.
Bazılarını bitirebiliyorsanız bitirin bazılarını hani öyle bırakmak kabul etmek yani olmuyor yapamıyorum ya da bugün bu kadar gibi.
Benim kendime koyduğum kurallardan bir tanesi akşam belirli bir saatten sonra beni tetikleyebilecek herhangi bir şeyden uzak duruyorum.
Zaten scroll'dan akşam hiç izlemiyorum.
Hiç öyle bir alışkanlığım yok.
Çok şükür.
Sabah bir tek yapıyorum onu.
O da biraz daha böyle inspiration videolar bakıyorum.
Şu an trend olan videolar bakıyorum.
Bir de işimin bir parçası olduğu için sosyal medya.
Şu an başka bir danışmanlık tarafım da var.
O yüzden o trendlere bakmam gerekiyor.
Okey ama dediğim gibi vücudum bunu tepki verdiği anda bırakıyorum.
Sinyaller en azından daha hızlı alabiliyorum.
Yarım kalmış şeyleri de biraz bırakabilmek, kabul etmek ya da bitirebilmek inanılmaz tatmin edici.
Hele ki bitirmek yani.
Dur şunu iki dakika yapayım.
dur şunu iki dakika yapayım dediğinde inanılmaz bir tatminlik veriyor.
Bir diğer eklemek istediğim şey de kendinizi sürekli optimize etmek.
Bu en iyi versiyonunun konusu üzerinden anlatacağım.
Daha çok spor yapma, daha iyi besleneceğim, yarın daha erken kalkacağım,
bu sefer beş tane şey yapacağım, bir de yabancı dil öğreneceğim, daha da koşacağım.
Bunlar böyle bir şeyi sürekli daha daha daha optimize etmeye çalıştığın için
en iyi versiyonun algısını farklı hissettirebiliyor.
Yani biz bunu söylemiştik geçen bölümde.
en iyi versiyon her şeyi mükemmel yapan halin değil.
O an yaşayabilmek.
Sürekli bir şeyleri hedefleyip
şimdi bunu yapacağım, bu sefer bunu başaracağım
ya da bunu halledeceğim gibi bir hedef üzerinden değil.
Bu da inanılmaz enerji tüketiyor.
Biraz yaşa.
Olduğun halinde, olduğun versiyonunda
bugünkü olanaklarda biraz yaşamak.
Zevk geldi.
Hey aşkım, ben kayıt ediyorum.
Kayıt mı yapıyorsun?
Evet.
Vay maşallah.
Bölünmek istiyor musun?
Evet, tabii.
Gel gel.
Zeki de ilk defa aldık.
Bu arada aslında Zeki konuk halasım var.
Geçen bölümde bahsetmiştim galiba.
You wanna come?
Maşallah.
Aslında ne güzelsin.
Welcome back.
Hoş buldum back.
Herkese selamlar.
It's so great to have you here.
It's so great to be here.
Certainly!
beni al, herkese bilgimi paylaşabilirim.
Hadi gidelim.
Gideceğim.
Teşekkürler aşkım.
Biraz elbise var.
İyi.
İyi.
Tamam.
fazla kibar olmadan yani kaba demiyorum ama böyle kibarlık yorgunluğu diyorum.
Yani insanları anlayayım diye, kibar olacağım diye biraz böyle kendi yörüngemizden uzaklaştık.
Enerjimizi geri alıyoruz.
Bize benzeyen halimizle yolumuza devam ediyoruz.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
