
Transkript
Bugün birazcık geç kaldık gün batırmaya çünkü yarın itibariyle evimizde bir sürü zekin erkek arkadaşı olacak.
Cümle çok garip oldu.
Yani üniversitedeki ev arkadaşları bize geliyor.
New York'ta bir reunion yapacaklar.
Bizi toplanacaklar.
O yüzden bugün bir tanesi geldi.
Dedim bundan sonra bizim hiç vaktimiz olmayacak.
Hemen hemen bir bölüm çekelim, hemen hazırlayalım.
O yüzden akşam akşam demedim daha yemeğimi yemedim.
Bakın yemeğim şu anda pişti ama yemeğimi yemeden buraya geldim.
Sizi o kadar önemsiyorum, burayı o kadar önemsiyorum.
Bu arada biliyorsunuz Spotify'da 5 yıldız vermekten bahsediyorum.
Bazı kişiler bana orayı bulamadıklarını söylüyorlar.
Ya böyle about kısmında görülüyor ya da bazı hesaplarda da çıkmıyor.
Neden bilmiyorum.
Yani ben baya bir arkadaşımın hesabına bakıp çıkmadığını gördüm.
O yüzden bulamıyorsanız hesabınızda olmayabilir yıldız kısmı.
Ama en azından Spotify üzerinden beni takip edebilirsiniz.
Aynı zamanda Instagram'dan En İyi Versiyonun podcast olarak da takip edebilirsiniz.
Bir de Nurtaş Türkel diye ayrı bir hesabım var ona da bakabilirsiniz.
Bugünkü konumuz arkadaşlıkların bitmesi üzerine olacak.
Daha önce bununla alakalı direkt bir bölüm yapmadım çünkü çok girmeyi sevdiğim konular değil galiba.
Biraz böyle kendime de çok yakıştıramadığım bir şey.
Tabii işin içine gireceğiz, derinlerine gireceğiz.
Hepimizin hayatında dönem dönem karşılaştığı başa çıkmamız gereken bir şey oluyor.
Çünkü resmen ayrılık oluyor, yas oluyor.
Bazen böyle erkek arkadaş hani sevgili gibi oluyorsun.
Ayrılıyorsun ama stalk yapıyorsun, onun hayatını merak ediyorsun, onu özlüyorsun.
Hani arkadaşım dediğin kişi seni bir şekilde gönlünün ne kadar derinine girdiyse seni oradan ömrün boyunca etkileyebiliyor.
Yıllar geçiyor sadece güzel anılarınızı hatırlıyorsun.
Baya böyle klasik bir romantik ilişki benzerliği de var.
Benim kendi tecrübelerimi anlatmak istemem burada ama başıma çok gelmedi sadece onu söyleyeyim.
Sadece belki 3 tanesi hani çok derindir, böyle çok sarsıcıdır şeydir ya böyle ciddi ilişkim olarak 3 kişi vardır.
Bu ne yani ise muhabbeti gibi oldu.
Buradan pijama tolksa geçebiliriz bence.
Bu arada ne zamandır onu da yapmadık.
Side note.
Arkadaşlık ilişkilerinin bozulmasında birçok faktör var.
Bazen oluyor şehir değişikliği oluyor, hayatınızdaki statü değişikliği oluyor.
Statüden kastım belki evleniyorsunuz, çocuğunuz oluyor, hayat standartlarınız değişiyor, çevreniz değişiyor.
Eski arkadaşınızla eskisi kadar görüşememeye başlıyorsunuz.
Herhangi bir kavga, herhangi olumsuz bir şey olmasına gerek olmadan doğal yollarla da ayrılınabiliyor.
Ki bu tarz ilişkilerde geri dönüş biraz daha kolaydır.
Daha özlemle birbirini ararsın.
Bir daha bir araya geldiğinde daha güzeldir o karşılaşmalar.
Eski bir dostunu özlersin.
Bir küslük, kırılganlık belki vardır.
Her ilişkide bir miktar oluyor bence.
Bir kırgınlık, bir beklenti, bir hayal kırıklığı bir nebze oluyor.
Çünkü bu konularda çok gelişebildiğimizi düşünmüyorum.
Gelişmekten kastım yani insan ruhu olarak sadece kişisel gelişiminiz açısından değil.
Beklemeden hani işte bir şekilde o beklentiyi yaşamadan ilişki kurmak birazcık daha zor.
Oralarda tam evrilememiş olabiliriz genel olarak.
Bu tarz ilişki kopuşlarında çok fazla haset aramazsın, kötü niyet aramazsın.
Gerçekten hayat standartlarınız değişmiştir, yollarınız ayrılmıştır.
Mesela benim liseden, üniversiteden tut.
O kadar fazla yakın arkadaşım var.
Hala hepsini çok severim.
Görüştüğümüzde böyle yıllardır hani özlemini duyduğum insanlar.
Ama kimileriyle görüşemiyorum.
Yollarımız tamamen ayrıldı.
Herhangi hiçbir olumsuz olay olmadan.
Lisedeki yakın hissettiğin insanların adını bile unutuyorsun bazen.
Böyle hani kimdi ya o adı neydi falan oluyorsun.
Ki benim Türkiye'de farklı şehirlerde yaşamamın dışında daha sonrasında Çin'e gittim.
Çin'de kurduğum arkadaşlıklarım.
Sonra Amerika, yine Türkiye.
Yani böyle Amerika'da farklı eyaletler derken bir sürü arkadaş ayrılmalarım, kopmalarım oldu hayatımda.
Bazı ilişkilerinizde de olumsuz şeyler olabiliyor.
Biraz böyle Türkiye'de ya da sadece Türkiye'de değil burada da oluyor bu.
Direkt yaftaladığımız bir kelime var.
Benim çok hoşlanmadığım bir kelime ama biraz bu arkadaş kopmalarında bahsetmek zorunda olduğum bir şey.
Kıskanmak değil mi?
Ben kıskanmayı şimdi biraz farklı değerlendirmek istiyorum.
Yani o arkadaşlık ilişkilerinin bozulmasında kıskanmak nereye yansıyor, ne ifade ediyor?
Kendi değerlendirmelerimi anlatmak istiyorum.
Kıskanmayı biraz daha ben tetiklenmek olarak görüyorum.
Bu direkt kişinin ya da sizin de dahil bu arada.
Yani sadece başkalarının sizi kıskanması değil, sizin de o kişi üzerinden nerelerde tetikleniyorsunuz ya da en güzeli ilham alıyorsunuz.
Şimdi arkadaşlarımız bizim için neredeyse aile üyesi gibi oluyor.
Sonradan tanıdığımız, hayatımıza aldığımız, derinlere girdiğimiz, bizim yardım etmek istediğimiz, bize yardım etmelerini istediğimiz,
hastalıkta, sağlıkta, yanlarımızda olmasını istediğimiz, bizim de yanlarında olacağımız insanlar bunlar normal şartlarda.
Bazen pürüzler olabiliyor çünkü biliyorsunuz kendi anne babamızla pürüzler yaşıyoruz, evlendiğimiz insanlarla pürüzler yaşıyoruz.
Arkadaşlarımızla pürüzler yaşamak da çok doğal, çok normal.
Bazı arkadaşlıklar bunu çok doğal bir şekilde hazmedebiliyor, birbirlerine söylüyor, kimse üstüne alınmıyor, o kadar kırılmıyor.
Bazı arkadaşlıklar yine karakterine bağlı tabii ki de.
Bunda bu kadar rahat bir ortam kuramıyor.
Bazı insanlar rahatça söyleyemiyor ne hissettiğini.
Bazı insanlar da o eleştiriyi alamıyor.
Çok güzel yani aslında karşındaki insanı tanıdıktan sonra yine kendine göre kime nasıl davranacağını çok rahat piyandayabiliyorsun normal şartlarda.
Ve ilişkilerini belki ona göre devam ettirebiliyorsun.
Çoğunlukla bu çok yakınlık kurduğumuz insanlardan bazen ya tetikleniyoruz ya da ilham alıyoruz.
Benim için galiba arkadaşlık ilişkilerinde iki tane faktör daha çok önüme çarpıyor.
Yani kendi kurduğum arkadaşlıklarımda ben ilham almaya çok özen gösteriyorum.
Buna gönül verdim diyebilirim yani çevremdeki insanların, yakın arkadaşlarımın bana ilham vermesi beni çok mutlu ediyor.
Yani doğru insan kategorisinde hissediyorum ben onu.
Çünkü biraz daha böyle hani aşağı çeken, biraz böyle enerji tıkanıklığı yaşadığım ilişkiler bana iyi gelmiyor.
Ben artık kaç yaşına geldim, bu ilişkilerin çoğunu farklı yönlerle deneyimledim.
O yüzden hani bana neyin iyi geldiğini, neyin bana ilham verdiğini, kimin bana ilham verdiğini, kendi hayatlarını yaşayış tarzıyla bende ne hissettirdiğini çok iyi biliyorum.
E tabii ki de tetiklendiğim şeyler de olabiliyor, bu da çok doğal.
Fakat ben nasıl görüyorum biliyor musunuz?
Bir insan kendi gelişimine bağlı olarak onu regüle edebiliyor.
Ya karşındaki insandan tetikleniyorsun yine kendi gelişimine göre ya da onun başarısı, onun gelişimi sana ilham verebiliyor.
Yani bu çok bir basit matematik gibi değildir muhtemelen.
Daha komplike hissedilen durumlar vardır.
Ama hani en basite indirdiğim haliyle ben arkadaşlık ilişkilerini birazcık öyle görüyorum.
Tetiklenmeyi yani kodan kod kıskançlığı da şöyle anlatmak istiyorum.
Diyelim ki sizin hayatınızda, iş hayatınız, evlilik hayatınız, aşk hayatınız, birçok şeyiniz çok güzel gidiyor şu anda.
Tam istediğiniz gibisiniz, işte spora da gidiyorsunuz, sağlıklı besleniyorsunuz, parlıyorsunuz, cildiniz parlıyor, saçlarınız parlıyor, kıyafetleriniz vesaire neyse artık yani çok güzelsiniz.
Güzellik biliyorsunuz zaten sadece dış görünüş değil, bütün o avranız, enerjiniz.
Radiant deniyor ya böyle yaydığınız ışık, enerji.
İçeride bir şeyler temiz gittikçe siz kendi ruh halinizi biraz daha böyle düzeni oturttukça istediğiniz şeyleri yapmaya başladıkça dışarıya da yansıyor cildinize yansıyor giyindiğiniz kıyafetinize yansıyor daha çok spor yapmaya başlıyorsunuz mesela çünkü onlar birbirini destekliyor ister istemez.
Siz kendinize bakıyorsunuz diyelim. Bir tane de yanınızda arkadaşınız var bir türlü kilo veremiyor ya da spora gidemiyor. Bu kişi size bakıp ya ilham alacak diyecek ki ya ne güzel Nurtaş da spora gidiyor ben de spora gideyim ya da beraber spora gidelim Nurtaş işte başka şeylerde bile yaşasanız bugün spora gittin ya da ben de gideyim dersin mesela.
Bu bir ilham almaktır benim görüşüme göre.
Ya da senin spora gitmen o kişi de karanlık duygular, karanlık düşünceler tetikliyor olabilir.
İşte ben spora gidemiyorum, Nurtaş gitti ben gidemiyorum ama işte ben de gitmem lazım gibi gibi artık kendi kafasında nasıl cümleler kuruyorsa, kendisiyle ne kadar negatif konuşmaya alışmışsa biraz daha o kişi o döngüde sıkışıyor.
Bu sefer sizin spora gidiyor olmanız o kişinin hayatında nerede tıkandığını hatırlatan bir faktör haline geliyor.
Anlatabiliyor muyum?
Yani bu kıskanmaktan ziyade tetiklenmek olabilir. Mirror yani ayna yapıyorsunuz. O kişinin hayatında şu anda neyi başaramadığını ona gösterirseniz eğer ya da hissettirirseniz ya da hatırlatırsanız bu sizden tamamen bağımsız bir konu. O kişi bununla baş edemiyor olabiliyor.
Bu bence herkesin biraz daha böyle ayınması gereken bir konu gibime geliyor.
Kendiniz de tetikleniyor musunuz?
İlham mı alıyorsunuz?
Mesela bir insan sizi rahatsız mı ediyor?
Onun kendi yaptığı gelişmeler sizi rahatsız mı ediyor?
Ve rahatsız ediyorsa eğer biraz böyle içeriye bakıp hani o kişiye bakmamak değil de neden beni rahatsız ediyor?
Aslında ben de istiyorum ama yapamıyorum diye mi?
Çünkü Nurtaç'ın durmasını istemiyorsunuzdur tahmin ediyorum.
Hani o da spora gidemezsin işte Allah kahretsin kilo alsın falan.
Bu çok başka bir yer çünkü.
Bu kötü niyet.
Bu bir haset.
Ona benim hiçbir şekilde açıkçası vereceğim bir kredi yok.
Yani o kötü niyettir.
O kötü kalptir.
Benim hiç istediğim bir insan faktörü değil.
Allah uzak etsin öyle insanlardan.
Ama böyle size bakıp aynalamadan kaynaklı bazı şeyler o insanın canını acıtabilir.
Yani belki kendisini çok geliştirse bile canını acıtabilir.
Canının acıması aslında normal.
İşte o bitciz ettiği yer var.
Diyorum ya size oradan ilham da alabilirsin. Benim burada canım acıyor, birazcık üzüldüm. Ben neler yapabilirim? Ben nasıl tekrardan yola koyulabilirim? Ya da Nurtaç'a sorayım bakayım belki işini nasıl hallediyor? Saçlarına ne yapıyor? Cildine ne yapıyor? Vesaire vesaire yani tetiklenmekten ziyade arkadaşınıza sorabilirsiniz.
Ama biliyorsunuz ki buralarda birçok kişinin egosu ön plana çıkıyor.
Yani ona onu sormak, ondaki güzelliği, gelişimi biraz da kabul etmek, yüksek sesle söylemek anlamına geldiği için
bazı insanlar maalesef ki bunu açıkça soramıyor, söyleyemiyor, kabul edemiyor, iltifatta bulunamıyor.
Mesela işte saçın çok güzel olmuş ne yapıyorsun diyebilmek o kadar kolay olmuyor bazı insanlar için.
Ben çok basit örnekler veriyorum bilerek.
Bu biliyorsunuz bazen hayatın daha derin katmanlarında ne oluyor?
Evlilik konusu oluyor mesela.
Belki diyelim ki arkadaşınız istediği partneri bulamıyor, bir türlü bulamıyor.
Ama sizin güzel giden bir evliliğiniz var.
Yine o yakın arkadaşınız sizinle her bir araya geldiğinde iyi giden bir evliliğiniz varsa
ve bundan olumlu bir şekilde bahsediyorsanız bu kişi buna üzülebiliyor.
Kendisinde mesela ben niye bulamadım?
Benim niye hayat arkadaşım olamadı?
Neden benim ilişkilerimde hiç tutturamıyorum vesaire diye düşünebiliyor.
Buralar dediğim gibi yani illa ay ne kadar da kıskandı işte senin gelişmeni istemiyor,
senin mutlu olmanı istemiyor gibi bir ses tonuyla konuşmuyorum ben.
Kişinin onu ne kadar iyi regüle edebildiğiyle alakalı yani karşınızdaki insan kendisini tanıyorsa,
bu konularda böyle tetiklendiğini hissediyorsa sizinle alakalı olmadığını kendisine hatırlatması gerekiyor.
Yani Nurtaç'ın mutlu bir evliliğinin olması beni niye tetikliyor gibi.
Tetiklememeli onu anlatmaya çalışıyorum.
Yani senin kıskanmanın ne bana ne sana faydası var.
Senin orada tetiklenmenin ne bana ne sana faydası var.
Eğer ki iyi niyetliysen hani kötü niyetliysen zaten muhtemelen benimle alakalı kötü bir şey de düşünüyorsundur.
Ve yine söylüyorum umarım uzak durur o tipte insanlar hayatımızda.
Çünkü gerçekten yani o başka bir konu.
O benim birazcık böyle korktuğum bir konu hatta.
Ama anlatmak istediğim burada belki de o arkadaşlarımızın hani bizi aa kıskanıyor ama şöyle dediğimiz kişilerde galiba ben biraz iyi niyet arıyorum.
Belki benim saflığım bilmiyorum ama.
Yani çok da bile isteye sizi kıskanan, sizden tetiklenen, sizin kötülüğünüzün olmasını isteyen insanlar olmayabilirler.
Kendi hayatlarındaki sıkışıklık, tıkanıklığı halledemeyip çevresindeki insanlara bakıp hani tahammülü olamayan.
Yine tabii ki de karakterle alakalı bir eksiklik var orada yani tamamen olumlu bir şey söylemiyorum.
Ama bu kişileri hemen hayatımızdan çıkartmalı mıyız sorusuna ben şöyle cevap veriyorum.
Belki tamamen çıkartmazsın ama bunu hissediyorsan eğer karşındaki insanın senden tetiklendiğini bir tık böyle kıskandığını vs. hissediyorsan eğer bence en önemli ilk yapılması gereken şey biraz mesafe koymak.
Mesela evliliğinden bahsetmeyebilirsin.
Mesela kendi iş hayatındaki başarından bahsetmeyebilirsin.
Hani ona da biraz böyle alan açmak adına tabii ki de iyi ve mutlu bir evlilikte olduğunu görecektir.
Yani yalanda söylemene gerek yok. Sakın öyle bir şey de yapmayın.
Ay benimki de kötü gidiyor falan hani kıskanmasın diye gereksiz bir şey uydurmanıza gerek yok.
Ama belki bahsetmezsiniz işte diyelim ki eşinizi sordu. O da iyi ya çalışıyor falan deyip hani geçiştirip.
Evet ya falan diye geçiştirebilirsiniz belki. Çünkü orada birazcık sınır korumak gerekiyor.
Çok sık vakit geçirdiğiniz bir insansa belki daha az vakit geçirmeye başlayabilirsiniz.
Çünkü ben yıllar önce bir cümle duymuştum biraz yarım yamalak olacak ama böyle iyi arkadaşlık ilişkilerinde ilk kural sanki birçok şeyin benzer levelde olması.
Aynı olmasa bile mesela güzellik açısından, bilgi kültür açısından, maddiyat işte finansal açıdan benzer seviyelerde olmak.
Arada çok uçuk fark varsa tabii ki de o ilişkiniz olmaz değil ama biraz böyle pürüzler işin içine girebiliyor.
Yine tabii ki de kendi olgunluk seviyenize bağlı olarak.
Bu durumlarda çoğu zaman siz direkt bir şey yaptığınız için, bir şey söylediğiniz için olmayabilir.
Onu demek istiyorum.
Belki bir başkasının hayatında hiç bilmediğiniz bir yere dokunuyorsunuz ve o size bunu itiraf etmiyor, söylemiyor ve siz oradan onu ister istemez yaralıyorsunuz.
Yani çok böyle saf gibi anlatmayayım.
Benim de bunları hissettiğim, kendimi kurduğum, arkadaşlıklarımı bitirdiğim, bitirmek zorunda olduğum ortamlar da oldu.
Çünkü siz karşınızdaki insanın bunu ne kadar iyi regüle edemediğini görebiliyorsunuz.
Bir örnek vereceğim.
Bir tane arkadaşımla arkadaşlığım bitmek zorunda kaldı.
Gayet doğal yollarla ayrıldık.
Bu tarz pürüzlü bir ilişkinin sinyali telefon görüşmelerinden sonra vücudumda fiziksel ağrılar oluyordu.
Yani beynim bulanık kalıyordu.
Biz ne konuştuk şimdi oluyordum.
Vücuduma ağrılar giriyordu.
Boynum tutuluyordu ve şey diyordum yani burada değişik bir şey var.
Yani biraz daha buraya bakalım Nurtaş dedikten sonra oradaki işte dediğim gibi birazcık dengesizliği daha çok görmeye başladım ve kendimi korumak istedim.
Çünkü kendimden de o kadar ödün vermek istemiyorum açıkçası.
Dediğim gibi herhalde bu yaşa geldikten sonra böyle saf gibi anlatıyorum ama o kadar da merak etmeyin.
Yani ay ne tatlılar falan değil.
Zorlandığı yeri görüyorum ama ben ne yapabilirimi fark ediyorum ve diyorum ki biraz mesafe koyayım mesela.
Mesafede işe yaramıyorsa ilişkiyi bitiriyorum.
İlişkiyi bitirmek maalesef ki gerçekten kolay değil.
Onun içinde bile bir yas var.
Eminim bu bölümü dinleyen herkesin en az bir kere başına geldi.
Birden fazla başına gelmiştir diye düşünüyorum.
Muhakkak ilişkimizin bittiği bir örnek olmuştur ve evet canımız acıyor.
Bunun içerisinde bir yas var.
Bir de özlüyorsunuz.
O kişiyle olan tatlı anılarınızı özlüyorsunuz.
İşin içindeki o hayal kırıklığıyla uğraşmak da çok zor.
Çünkü arkadaşlığınıza, o kişiye de bir yatırım yaptınız.
Onunla da alakalı hayaller kurdunuz.
Belki yaşlandığınızda böyle nineler, teyzeler geziyor ya Avrupa'ya falan gidiyor mesela.
Benim en sevdiğim böyle şeylerden bir tanesi ve bir arkadaşımla bunun hayallerini kuruyorduk.
Ama şu anda birbirimizin hayatında değiliz.
Bazen de şöyle bir şey oluyor.
Yollarınız ayrılabilir.
Bugün belki farklı yönlere gittiniz.
Ama 10 yıl sonra tekrardan da bir araya gelebilirsiniz.
Bu da olabiliyor.
Ben buna hiç karşı değilim.
Başıma da geldi.
Eskiden çok yakın bir arkadaşım.
Yıllar sonra bir araya geldik.
oradaki tek sıkıntı ikiniz de aynı kişi değilsiniz.
Yani o aradaki 10 yıl hissediliyor.
Siz bir araya geldiğinizde işte ama sen benim o tanıdığım arkadaşım değilsin.
Hani ben de o değilim.
O denge, o kimya tekrardan kurulamıyor.
Bu da üzüyor mesela beni.
Bir araya geldiğimizde o kişiyi hani aynı değil.
Başka insan sanki başka ruh içine girmiş gibi bir şey oluyor.
Hansılı, özetle belki şu anda başınızdan böyle bir şey geçiyor.
Belki şu an canınız acıyor.
Belki o arkadaşınızı özlüyorsunuz.
Mesela geçenlerde bir tane benim böyle çok alakasız aramın bozulduğu bir kıza ben mesaj attım.
Dedim ki ben seni özlüyorum iyi misin? Hayatında her şey yolunda mı?
Yani çok alakasız kopmuştuk bir sebebi yokken.
Sonra niye koptuğumuzu da anlayamadık.
Tekrardan görüşmeyi planladık mesela ve bu beni çok mutlu etti.
Eski Nurtaç böyle üniversitedeki halim biraz ego yapabilirdi.
Hani öf ya zaten görüşmüyoruz işte ne yazacağım falan gibi bir ses sonu çıkabilirdi kafamda.
Ama şu anda şey yani ben o kişiye değer verdim.
Sevdim de ve neden koptuğumuzu bile anlamadığım bir kopukluk oldu aramızda.
En kötü ihtimal bir araya gelir bunu konuşuruz.
O da tabii ki de benim gibi düşünüyorsa bu olacaktır.
Çünkü bazen o kişi de şey diyebilir yani Nurtaç.
O hiç cevap da vermeyebilir bu arada.
Ya da görüşmek istemeyebilir.
Bu da çok doğal.
Özetle arkadaşlıklar bazen bitebiliyor.
Bu da onun doğası.
Canımız da acıyor.
Biraz böyle bittikten sonra şeye girmenizi önermem.
İşte o beni kaybetti.
işte onun hayatında şunlar şunlar ben ondan daha iyiydim gibi bir kıyaslamaya kafanız gidiyorsa otomatik olarak.
Çünkü biraz böyle justife etmek istiyorsunuz.
Bir arkadaşlık bitti orada.
Belki siz daha iyi olduğunuzu hissetmek istiyorsunuz.
O kişiye bir şeyleri göstermek istiyorsunuz, ispat etmek istiyorsunuz.
Bu o kadar beşeri tarafımız ki bizim.
Çünkü bir şey bitiyor ya orada.
O yüzden romantik ilişkilere benzetiyorum.
Hani ben kaybetmedim, asıl sen kaybettin gibi.
Ufak böyle bir içeride tam oturtamadığımız hala çiğ kalan taraflarımız olabiliyor.
Stalk yapmakla alakalı da o da aklımıza gelebiliyor.
Bunu her gün yapıyorsanız eğer, geçenlerde bahsetmiştim enerji açığı, bir delik var orada.
Geçmişi geçmiş olarak görüp, evet güzel bir arkadaşlarımız vardı, çok da güzel gidiyordu ama ayrılık şu anda deyip kapatabilmek burada da önemli.
Yani eski sevgili de dahil.
Tekrardan böyle bakıp bakıp geçmişe dönmek, ona bakmak, işte kurcuklamak, şu an ne yapıyor, bir şey paylaştı mı falan diye bakmak gerçekten enerji kaybı ve bu size de yaramıyor.
Biliyorsunuz ben bu aralar hani bana ne faydası var bunu düşündüğüm için.
Çünkü ben artık biraz şey modundayım galiba.
Yani aynı döngülerde sıkışmak istemiyorum.
İlerleyelim, güzel şeyler yapalım, olumlu düşünmeyi biraz daha önümüze çıkartalım.
Zaten birçok şey negatif gidebiliyor.
Ama biz hep böyle olumsuza odaklanıp hep negatifi gördüğümüzde yorucu.
Çok fazla kurcuklamayın artık.
Kendinizi de kıyaslamayın.
Yolumuza devam.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
