
Artık Silkelen | New York'taki Arkadaşınızdan Mektup Var
12 Ekim 2026 · 20 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Selamlar,
Bu haftaki bölümde, New York'taki arkadaşınızdan mektup var. Biraz silkelenme, kendine gelme vakti. Az laf çok iş annecim. Haydi bakalım, we got this!
Sorular ve yorumlar için;
Instagram: nurtacturkeli
Email: pr@nurtacturkeli.com
Transkript
Herhalde beş kere falan girmeye çalıştım.
Giremiyorum. Bölümün içerisine giremiyorum. Neyse.
En İyi Versiyonun podcastine hoş geldiniz.
Bendeniz Nurtaç Türkeli Dance.
Ne zamandır podcastlerimizi böyle açmıyoruz.
Ben baştan odadaki fili söyleyeyim.
Bilmiyorum sizin yorumunuz nedir ama şu saçların hali ne olacak ya?
Ya çok komik kesti.
Bir Çinli kuaföre gittim geçenlerde.
Biliyorsunuz ben eskiden Çin'de yaşadığım için
Yani artık söylemediğim sağır sultan bile duymuştur, anlamıştır.
Eskiden Çin'de yaşarken oradaki kuaförler mahalle kuaförleri.
Çok ucuz.
Böyle selam verip içeri giriyorsun.
Öyle booking falan yapmana gerek yok.
Çünkü New York'ta özellikle böyle central yerlerde saç kesimi çok pahalı.
Sadece bir saç kesimine bir sürü para veriyorsunuz.
Ayrıca bahşiş veriyorsunuz.
Bu arada tırnak bakımı, saç bakımı, cilt bakımı hepsi böyle.
Nereye giderseniz gidin.
Lazer de dahil.
Her şeyin bahşişini veriyorsunuz.
Taksiye bile.
Taksiye bahşiş vermek bana çok saçma geliyor bu arada.
Hani zaten hizmeti mukabilinde onun ücretini ödedim.
Neden ekstra bahşiş veriyorum?
Bir de Amerika'da bahşiş zorunlu biliyorsunuz.
Yani restoranlarda falan kesinlikle vermeniz gerekiyor.
Bazı kafe şaplarda açık söyleyeyim vermiyorum.
Yani zaten kahveni alıp gidiyorsun ya da kahveni alıp orada oturuyorsun gibi bir şey.
Bu saç kesimini de ben bir canlı podcast yaptım biliyorsunuz.
Çok da güzel geçti.
Buraya yayınlar mıyız henüz emin değilim.
Ses kalitesine hala bakamadım
Bilmiyorum
Oralara bir bakacağız
Ekibimizle bakacağız hatta
Yani henüz emin değilim
Yayınlayabilirsem ne güzel
Çünkü açımız falan da böyle tam istediğim açılardan olmadı
İlklerin günahı olmaz
Yapayapa öğreneceğiz
Ve gerçekten gelenler çok memnun kaldı
Tam kafamdaki aklımdaki gibi oldu
Hatta daha güzel bile oldu diyebilirim
O yüzden gelenlere tekrardan buradan teşekkür ediyorum
Böyle kalp yapmışken de aklıma yine şey geldi
Beni buradan takip ederseniz ve 5 yıldız verirseniz çok sevinirim
Uzun zamandır kimse bana beş yıldız vermemiş.
Evet.
Saçı anlatıyordum.
Tam bu canlı gösteriden bir gün önce.
Bir masaja gittim.
Masaj çıkışı dedim ki şöyle iki dakika Çin kuaförüne uğrayayım.
Ne olacak ki?
Burada Flushing diye bir Çin mahallesi var.
Ve gerçekten Çin'in aynısı.
Yani ben oraya gittiğimde beş saat sonra bunalıyorum.
Yani tekrardan Çin'de yaşıyormuşum gibi oluyor.
Biraz böyle overstimulated oluyorum.
Kuaförde iki dakika uğradım.
Böyle Çince.
Lába nǐ hǎo.
Jiàn tó fà dòu shào qián falan dedim.
Altyazı geçiyormuşuz.
Biraz Çince konuşmayı da özledim. Kadın da böyle 15 dolar dedi tamam mı? O kadar uygun ki bak bu fiyatlara yok. Niye uygun olduğu belli. Makasla bir girdi şu kadarcık bir şey. Ben böyle şok geçirdim. Gerçekten şok geçirdim. Dedim ki ne yaptın? Biz böyle seviyoruz dedi. Dedim ben böyle sevmiyorum bana niye sormadın? Bir de Çince konuşuyorum o da hoşuma gidiyor. Yani bir yandan o Çince kavgayı falan da özlemişim.
Sonra parayı da vermeden çıktım.
En son eve geldim.
Üstten bir sürü saç aldım.
Kendim ekledim.
Kendim kestim.
Falan.
Hala uzamadı.
Bekliyoruz.
O yüzden odadaki fil olarak görüyorum.
Beğendiniz mi bilmiyorum.
İnsanlar beni birazcık şey yapıyor.
Yani fena değil diyor ama bilmiyorum ya.
Tam içime sinmedi.
Bu arada ben bir haftadır yalnızım.
Zek Teksas'a gitti.
Ailesinin yanına gitti.
Ben gidemedim.
Aslında buradaki işlerimden kaynaklı gidememiştim.
Ama bir haftadır da hastayım.
Biraz sesimden belli oluyor mu bilmiyorum ama grip oldum.
Bir de tam bu hava geçişi bana çok iyi gelmiyor. Burnum falan kanıyor yani çok kuru bir havadayız. Sürekli kuruyorum. Ellerim, yüzüm, cildim her yerim kuruyor. O yüzden en zorlanan mevsim geçişi şu anda olabilir ama New York'un sonbaharı da harika. Yani gelirseniz bana da haber verin. Eğer vaktimiz olursa da buluşalım. Buranın sonbaharı genel olarak çok güzel yani gerçekten filmlerdeki gibi.
Filmler demişken şimdi Zek Gökken tekrardan 80'li City izlemeye başladım.
İlk birkaç sezonunu sevmediğimi de önce söylemiştim.
Çünkü Carrie'e tahammül edemiyorum.
Muhtemelen bazı şeyleri beni hatırlatıyor.
Onun o unstable ve manipülatif halleri, ilişkideki toksik halleri falan.
Bilmiyorum yani trigger oluyorum.
Ama 6. sezon çok güzel.
Yani binge watch yaptım hatta.
Kendime de şaşırdım.
Çok güzel bir setup'ım var burada.
Akşam yemeğimi yerken hatta üstüne patlamış mısır falan yapıyorum kendi başıma.
Tabii ki de evlilik çok güzel ya. Evliliğin güzel parçalarından bir tanesi de bu.
Ayrı da takılabilmek. Hani eşiniz yokken de kendinize ait dünyayı kurabilmek çok güzel.
Bu eşinizle alakalı bir şey demek değil bu arada. Bazı insanlar yanlış anlayabiliyor.
O yüzden altını çizelim. Eğer yalnız kalmakta zorlanıyorsanız bu tarz şeyleri deneyimleyebilirsiniz.
Ben eskiden görülmeyen varlıklardan korkardım. Yani uyumakta zorlanırdım.
Şu an hiç aklıma bile gelmiyor. Küt. Gidiyorum. Uyuyorum.
Girişi çok uzun yaptım bu arada. New York'taki arkadaşınız gibi düşünebilirsiniz.
Hani ufak bir hayatımın son özeti.
Son bir haftaları burada neler olduğu gibi bir bölüm oldu.
Ve bugünkü bölümde de sizin sert arkadaşınız olmak istiyorum.
Böyle hani sizi call out yapan.
Doğru tanımlayabiliyor muyum bilmiyorum.
Geçenlerde bahsetmiştim size.
Burada iki tane arkadaşım var.
İkisi de başarılı iş kadını.
Yani bir tanesi influencer ama iş yeri gibi yapıyor influencerlığını.
Markalarla o şekilde çalışıyor.
Filipinler'de bir ekip kurdu.
Yani güzel bir yönetimi var.
Diğeri de gerçekten bir şirketi var.
Yani ajansı var.
Marketing ajansı var.
Bu kızlarla sık sık buluşuyorum zaten.
Kendi arkadaş grubum.
Ama geçenlerde bir yemekteyken işte bence beni böyle biraz silkelediler.
Ben o silkelendiğimden beri yani hayatım mükemmel mi değişti?
Hayır.
Bu arada iniş çıkışlar yaşıyorum.
Arka planında sizinle paylaşmadığım iş anlamında ya da finansal anlamda bazı beklemediğim şeyler de oldu.
Ya da ghosted oluyorum mesela müşterilerimden.
Garip garip böyle hani duvarlara tosladığım süreçten de geçiyorum.
Ama girişimciysem diyorum, bu girişimciliğe gönül vereceksem bu tarz şeyler bu işin bir parçası değil.
Hani azıcık üzülmeye izin veriyorum çünkü evet ya canım acımadık gibi bir şey yok.
Evet etkilendim, bir de üstüne hasta oldum.
O yüzden birazcık etkilenmeye izin veriyorum.
Tekrardan yola çıkacağız.
Bugünkü bölümde de birazcık size ben o arkadaş olmak istiyorum.
Yeteri kadar konuştuk değil mi?
Yeteri kadar şikayet ettik, yeteri kadar analiz ettik.
Bugünkü hayatınıza bakın ve şu an sizi ne rahatsız ediyor, ne eksik hissettiriyor, ne tam olmamış gibi önce ona bir bakıp biraz kendinize dürüst olmanızı isteyeceğim.
Dürüst olduktan sonra böyle elimizde somut bir şey olacak.
Yani evet ya ben hayatımın burasında sıkıştım, tökezliyorum ya da yanlış değerlendiriyorum ya da inat ediyorum, bir türlü çıkamıyorum buradan, bir türlü istediğim yere çekemiyorum gibi bir bakış açısıyla yaklaşabiliriz ve o konuda biraz daha önümüzü aldıktan sonra bir şeyleri somut olarak yapacağız.
Ama buradaki ilk en önemli şey ben sizin o arkadaşınız olmak istiyorum.
Bir kendine gel.
Ne olur.
Bugün özellikle iki farklı arkadaşımla çok uzun vakit geçirdim.
Dün başka bir arkadaşımla telefonda çok uzun vakit geçirdim.
Hepimizin de benzer şikayetleri var.
Yani aynı noktadan değil ama ya bu ben değilim dediği noktalar var.
Zorlanıyorum çıkamadım dediği noktalar var.
Değiştiremediği noktalar var.
Ben burada birazcık size o yüzden sugar coat yapmak istemiyorum.
Yani bu kendinize sert olun, sert dille konuşun, kavga edin de değil.
Artık bu döngüden çıkın.
Yani analiz etmeyi bırakın, karşılaştırmayı bırakın, ben nerede takılıyorum diye düşünmeyi bırakın.
minik minik bir şey yapmak zorundasınız.
Dediğim gibi kendinize dürüst olduğunuzda sizi şu an ne rahatsız ediyor?
Beni ne rahatsız ediyor biliyor musunuz?
Böyle açık açık anlatayım belki siz oradan kendinize uyanı alırsınız.
Ben aslında şu anda hayatımda bence olmak istediğim yerdeyim.
Ama finansal olarak şu anda olmak istediğim ritimde gitmiyorum.
Yani sosyal medyanın da verdiği bir dezavantaj
unstable yani belirsiz.
Her ay belirsiz bir şeyle yaşıyorum ben.
Önümüzdeki ay sıfırda geçebilirim.
Çünkü biraz da sizin performansınıza bağlı, piyasaya bağlı, işte influencer ilişkilerinize bağlı, yaptığınız şeylere bağlı, kendinizi nasıl pazarladığınıza bağlı ya da sürekli performatif bir işten bahsediyorum değil mi?
Yani hep kendinizi takipçilerinize beğendirmeniz gerekiyor.
Markaların sizi onaylaması, sizi sevmesi, sizi listelerinde tutması gerekiyor.
Ama dijital faktörler de var.
Şu anda recession var.
Amerika'da da yani ekonomi eskisi kadar iyi değil.
yine dediğim gibi çok fazla influencer olduğu için benim dışımda gelişen faktörler de beni etkiliyor.
Ve ben bunu uzunca bir süre kabullenemedim kendi kafamda.
Yani belki kendime yalan söyledim.
Sosyal medyayı bırakmak istemiyorum.
Bir dönem nefret ettiğim bir süreç olmuştu biliyorsunuz.
Yani hiçbir şey yapasım yoktu.
Şu anda sosyal medyayı site hustle'a çevirmek istiyorum.
Ve bunu yaparken, yapmak istediğimi düşünürken ya da yapacağım zaman bile
başarısızlık gibi algılamıştım ilk başta.
Ya da söylemek, itiraf etmek bile.
Sanki ben sosyal medyayı beceremiyorum gibi.
Buralarda kendine dürüst olduğunda işte yani her şeyin sadece benden kaynaklı olmadığının farkındayım.
Ya da şu anda benim bu enerjimin, isteğimin, kafamın çalışma şeklinin buraya çok odaklanmadığının farkındayım.
Çok istemediğimin farkındayım.
Çünkü yine günün sonunda sosyal medya, bir influencer olarak söylüyorum bunu size, düzenli bir gelir değil.
Satış gücünüz yüksekse ve satış yapmayı seviyorsanız belki belirli bir rakamı düzenli tutabilirsiniz.
Ama yine bir performatif tarafı var.
O yüzden son dönemlerde arkadaşlarım da beni call out yaptığında bende birazcık böyle şey aydınlanması oldu.
Tamam başka bir şey yaratmam gerekiyor artık.
Biliyorsunuz zaten birkaç kaynağım vardı ama ameliyatta iyileşmeydi falan filan derken birçok şeyden uzaklaşmıştım.
Gerçekten dinlenmemiştim bu arada.
Çünkü kafam susmuyor.
Arkadaşlarım bile başka arkadaşlarım yani bana bunları hep söylüyorlar.
Sen dinleniyorum diyorsun ama dinlenmiyorsun.
Hala iş düşünüyorsun hala işle alakalı şeyler yapıyorsun diyordu.
Bu arada ailesel krizler yaşadığım bir süreç de oldu.
Yani hepimizin başına bir şeyler geliyor.
Hani böyle sosyal medyada çiçekler, böcekler, her şey çok güzel, bedava yani güzel şeyler oluyor evet.
Ama zorlu tarafları da var, zorlandığım tarafları da var.
Benim kendi karakterimin, mizacımın verdiği bir reaksiyon şekli var.
Belki bir başkasını 3 derece etkilerken beni 10 derece etkileyebiliyor aynı şey.
Ama bu eşitleri benim zayıf olduğum anlamına gelmiyor.
Biliyorsunuz bazı şeyleri bazı insanlar daha çok hissediyor.
Ve daha çok hissetmesi bazı konularda çok güzel, çok yardımcı, özellikle yaratıcı şeyler yapıyorsanız çok hissedebilmek, bu hissettiğini bir ürüne dönüştürmek, üründen kastım yazı yazmak olabilir, resim yapmak olabilir, bir heykel yapmak olabilir.
Onu bir şeye dönüştürmek, o hissiyatını kelimelere dökmek, dışarı çıkartmak mükemmel.
Bence bir hediye bu.
Gerçekten.
Ben çok seviyorum.
Bir şey yaparken orada duyguların aktığını hissetmeyi çok seviyorum.
Ama diğer tarafta evet daha fazla hissediyorsunuz.
Olumluyu da daha çok hissediyorsunuz.
hissediyorsunuz, olumsuzu da daha çok hissediyorsunuz, daha çok etkileniyorsunuz, belki sizi biraz daha kırıyor, daha derine saplanıyor bazı şeyler.
Burada kendinizi tanımanız da çok güzel.
Bende de biraz bu gelişti.
Yani son dönemlerde dedim ki bir şey eksik hayatımda ve ben bunu düzeltmek için bir şey yapmak zorundayım.
Geçenki bölümde sistem kurmaktan bahsetmiştim.
Böyle pipeline'lardan, başka başka kategorilerden bahsetmiştim.
Ekim ayı itibariyle sadece iki kategoriye düşürmeye karar verdim.
Çünkü 5 güzel, yani 5 kategori gidiyordum.
Güzel ama şu anda bazı şeylerin öneminin ve sırasının değiştiğini,
geçen bahsetmiştim ya yani yüzdeliğini artırmanız gerekiyor,
birilerini raydan çıkartmanız gerekiyor.
İleride tekrardan geri alabilirsiniz.
Şu anda neyin daha çok ilgi ve önem istediğini
ve sizin neye daha çok ilgi vermenizi istediğinizi saptamanız gerekiyor.
Artık kafa karışıklığı, sağa sola bakma, yapacağım ama yapamıyorumlar.
Bence bu konuşma tarzını çıkarıyoruz.
Bu konuşma tarzının, kendinizle kavganızın herhangi bir faydası yok.
Yani bir faydası olsa yine yapalım.
Ama kendinize söylediğiniz şeyler, o karşılaştırdığınız insanlar bir faydası var mı?
Yani daha mı çok hırslanıyorsunuz?
Burada başka bir şey daha söyleyeceğim size.
Dedik ya hani beş tane şey var önümüzde.
Bir tanesi işe yaramıyorsa bazen çözüm double down, böyle son gaz ona basayım da daha çok yapayım da daha çok olsun değil.
İşte burada zekanız çok önemli. Yani şu anda neyin işlemediğini, neyin enerjisini geri almanız gerektiğini hemen kendiniz hesaplamanız gerekiyor.
Buralarda daha dürüst olduğunuzda bence en önemli ölçek burada dürüst olmak. Yani şu anda bu işliyor mu?
Başkası ne diyecek diye değil, başkalarına nasıl görünüyorum diye değil. Yine başkaları var bu arada.
Yani hepimizde var, hepimizde bir miktar var. Bunu artık biliyoruz ve ben ölümü de çok düşünen bir insanım aslında.
Yani hep kendimi şey hatırlatıyorum, bu hayat sonsuza kadar sürmeyecek. Şu anda ne var elimde?
Yeter. Niye şikayet ediyorum ki ya da neden buna ısrar ediyorum ki?
Dediğim gibi bugün raydan çıkarabilirsin. Belki iki tane üç tane şeye odaklanabilirsin.
En önemli gördüğün şeyi biraz daha gazına artırabilirsin.
Yine öbürünü yap. Hepsinden vazgeç demiyorum.
Çünkü ben bir tane şeye odaklanamıyorum. Yok yani öyle bir şey sistemimde.
Spor yapmanın öneminden bu yüzden bahsetmiştim.
Bir yerde harekete geçince hani vücudundaki o enerji akışı oldukça.
Çünkü bir çiğ enerjisinden de bahsediyoruz.
Hayat enerjiniz var. Kan akışı var.
Yani kan akışı derken günlük yaşam için kan akışından bahsetmiyorum.
Vücudunuzda bir tıkanıklık hani biraz daha çin tıbbı bu.
Ama biliyorsunuz ben akupuntura da gittiğim için.
Bana baktıklarında şey diyorlar.
Vücudunda çok heat yani sıcaklık birikiyor senin.
Çünkü kaygı, çünkü öfke, çünkü işte böyle fazla düşünmeler.
İşe yarıyor mu?
Hayır.
İşe yarayan ne?
Oraları biraz böyle azaltacağız.
Şu anda bana ne iyi geliyor?
Azıcık bir kendinize gelin bence.
Ne iyi geliyor?
Konuşmak, şikayet etmek, aynı şeyi denemeye çalışmak, o döngüde sıkışıp kalmak.
Ya çok basitti mi Nurtaç'cığım söyledim ve yapıyorum.
Değil biliyorum çünkü ben de hani benzer şeyden geçiyorum ama yine söyleyeceğim bak.
Aynı şeyi tekrar tekrar söylemenin, kendine olumsuz konuşmanın, kendini başkalarıyla kıyaslamanın bir faydası var mı?
Bu seni daha çok mu gaza getiriyor, daha double'dan mı yapıyorsun?
Belki önümüzdeki üç gün evet daha hırslandın, daha üstüne düştün ama sürdürülebilir değil ki.
Çünkü yanlış sistemde benzer metotlarla farklı sonuç bekliyor olabilirsin.
Bunu da duyduk daha öncesinde.
Hani hatta aptallık deniyor ya buna.
Aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek.
Bunu ben de yapıyorum dürüst olalım.
Çünkü değiştirmekten korktuğum bir şey de var.
Yani her şeyi böyle çok gözü kara hemen de yaparım canım ne olacak bana da bir şey dokunmaz bir insan değilim.
Kendime böyle katman katman diyorum ya hep.
Katman katman indiğimde nerede zorlandığımı, beni neyin tıkadığını, nerelerde böyle kendime yalan söyledim biliyorum ben.
Yani bunu aa bilmek de çok güzel değil.
Ama dürüst olduğumuzda dürüst olmanın en güzel tarafı ne biliyor musunuz bence?
Canın acıyor ama o kadar gerçek, o kadar derin, o kadar böyle daha çözünme yaklaştıran bir şey ki dürüst olmak.
Hem kendine hem başkalarına.
Çünkü tabii ki de yalan söylemen gereken kendine de başkalarına da o yüzeyselde kaldığın durumlar oluyor.
Ama o yüzeyde kaldığında yüzeyde kaldığını da biliyorsun.
Böyle bir floating gibi yani havada gidiyorsun gibi.
Bazı insanlar, ben de dahil, bazı konularda buna okeyiz.
Yani her şeyde de derinlere gideceğiz, hepsini anlayacağız ve hep en dürüst halimizde olacağız değil.
Oralarda da işte yine bu sistem şeyine benziyor.
Neye okey, böyle yapmaya okeysin, neye değil?
Akıllı insanlar olduğumuzu düşünüyorum.
Kadın ya da erkek ya da non-binary bir ayrımımız yok.
Akıllı insanlarız.
Aklımızı stratejiyi kullanmaktan keyif alan, zevk alan insanlarız.
O yüzden böyle podcastler dinliyoruz.
O yüzden bir şeyleri değiştirmek istiyoruz.
Zekamızı kullandığımızı hissetmek istiyoruz.
Bu hayattan geçtiğimizi hissetmek istiyoruz.
Bu hayattaki kendi varoluşunu önce kendine göstermek.
Hani ne yapıyorum?
Niye geldim?
Neler yapıyorum?
Neleri ortaya çıkartıyorum?
Neleri eliyorum?
Nelerde hakimiyetim varı kendine göstermek istiyorsun en önce.
Sonra yakınlarına göstermek istiyorsun.
Sonra belki internette birazcık daha tanınmak istiyorsun.
Bunlar da okey.
Yani eşittir güvensizlik, eşittir çok güven, eşittir narsizlik.
Hiçbirine artık title eklemeyin.
Yani bir title'a girmenize gerek yok, bir etikete girmenize gerek yok, kendinize sürekli teşhis vermenize gerek yok.
Yani şimdi neyim var, şimdi şu mu, şimdi bu mu, ADHD miyim, DHB miyim, bana ne?
Faydasını görüyorsanız bu da kişisel bir tercih yapabilirsiniz.
Ama ben bir tane terapistim, psychoanalist birisiydi.
Bana şey dedi yani teşhis koymanın da şu anda bir faydası yok.
Çünkü bir kere çoğu teşhisler yanlış oluyormuş.
Ben buna inandım bu arada yani belki öyle değildir ama bu benim hoşuma gitti.
Yani belki ilaç kullanacak bir durumsa okey farklıdır ama ben şu an ADHD değilsem bile mesela ne faydası var ki?
İlla her yerde sağda solda ben ADHD değil mi diyeyim?
Yani o title'lar bile size kendinize böyle sürekli bir kimlik verdiriyor.
Kimlik altında sıkışıyoruz gibi oluyor.
En azından bende öyle hissettiriyor.
Bende şu an işe yarayan şey biraz dürüst olup sert arkadaş olmak istiyorum hem kendime hem size.
Yani biraz da gerçekleri yaşayalım.
Biraz da yapabileceğimiz şeyleri yapalım.
Hani bahanelerin arkasına sığınmak olabiliyor bazen bu korkumuz oluyor.
Korkumuzun arkasına sığınıp mış gibi yaptığımız şeyler oluyor.
Ama yine söyleyeceğim ömür geçiyor.
Hayat geçiyor.
Sadece sağa sola bakarak vaktimiz işte kimin ne yaptığını inceleyerek geçirmekten ziyade
ve sürekli yakınmaktan ziyade bugün en küçük şeyi ne yapabiliyorsunu görmek.
Yani hepsini bir anda çöz değil.
Çok güzel bir cümle var daha önce de söylemiştim.
one step at a time.
Her gün bütün hayatını çözmene gerek yok.
Bugün bir tane şeye odaklan mesela
ama yarın da hayatımın geri kalanını çözeceğim diye
odaklanma o odaklandığın şeye.
Gerçekten odaklandığın şeye de ki
ben bugün sadece bunu yapacağım ve layıkıyla yapacağım.
Bu arada layıkıyla yapmakla alakalı da bir korkunuz olabilir.
Bu bende var.
Bir şeye çok özen gösterdiğimde olmuyor gibi bir algı var.
Çocukluktan kalma.
Bir şeye çok özendiğinizde biliyorsunuz böyle süslü püslü giyindiğinizde
daha güzel hissettiğinizde nedense
ayağınıza çelme takılır, düşersiniz,
makyajınız akar. En özendiğinizde
o saçınız asla olmaz ama biliyorsunuz
böyle ev topuzu gibi yaptığınızda çok
güzel görünürsünüz, çok güzel olur o saç.
Bilmiyorum bunun bilim dünyasında
bir açıklaması var mı, Murphy mi ama
böyle bir şeye baktığınızda sanki
o size inat tam olmuyor.
Hani oluyor gibi yapıp olmuyor.
O yüzden bende birazcık şey de var
hani bir şeyi layıkıyla yapmak istediğimde
ona daha çok özen gösteriyorum, daha çok vakit
harcamak istiyorum ama geri dönüşü
Hani böyle sanki bana inat yapıyor gibi hissediyorum.
Hatta bazen ben koran kod isyankar oluyorum.
Yani biraz kavga ediyorum.
Cadalozluğum her yerde aynı.
Yapıyorum o kadar istedim de falan o tarz çıkışlarım oluyor.
Arkadaşlarımın hepsi Türk yabancı hiç fark etmez.
Bana şey diyorlar biz seni öyle hayal edemiyoruz.
Ama aile üyelerim ve eşim biliyorlar benim o tarafımı.
Hiçbir arkadaşım bilmiyor.
Yani kimseyle kavga etmiyorum Allah'a şükür.
Tahta var mı?
Evet hiçbir arkadaşımla kavga etmem çok şükür
Neyse yani demek istediğim bu düşünce tarzının da bana faydası olmadığını bildiğim için hemen kendimi yakalıyorum
Diyorum ki Nurtaç yani öyle olmadığını hayal et o zaman
Öyle olmadığını kendine söyle bir de başka bir bakış açısıyla bak
İlla ki böyle evet ya ben öz annemle olmuyor hiç de bir şey olmuyor
Bu cümle bu konuşma tarzının bir faydası yok ki
De ki kendine yaptım olmadı ya da yaptım istediğim gibi olmadı
Ama ben buradan başka bir şey öğrendim.
Yani sürekli de pozitif böcekler gibi gezelim demiyorum.
Ama azıcık da hani yapmaya devam etmek için kendini motive etme şeklini de biraz değiştirebilirsin.
Çünkü yapmaya devam etmek zorundasın.
Dedim ya bugün size birazcık sert arkadaş olmak istiyorum.
Yani vazgeçmek istediğiniz bir şey varsa okey ama istediğiniz bir şeyse mırın kırın, şikayet, negatiflik böyle hani onlar olmayacak.
Yapacağız.
Ağlaya ağlaya.
Seve seve.
Yapacağız.
Okey bayağı uzun bir bölüm oldu yine. Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere. Yine bir New York akşamı. Gün batırmaya ben çok alıştım. Çok da hoşuma gitti. Hala yorum yapmıyorsunuz. İsterseniz Instagram'a gelin. En İyi Versiyonun podcast Instagram hesabımız. Orada da görüşürüz. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
