
Yutkunup Geçemediğimiz Anlar - Aşağılanmak (Bölüm 1)
30 Ekim 2024 · 7 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Aşağılanmanın içimizde bıraktığı o buruk hissi konuşalım mı? Kendimizi nasıl toparlayıp, yeniden nasıl güçlü hissedebiliriz? Gel bu duyguyu birlikte aşalım.
Transkript
Oscar Wilde'ın Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parlar kitabından bir alıntıyla başlamak istiyorum.
Diyor ki Oscar Wilde, memnuniyetsizlik bir insan ve bir millet için ilerlemenin ilk adımıdır.
Son günlerde kendimden hiç memnun değilim.
İlk adım olarak da sizle konuşmayı tercih ettim.
Herkese merhaba, ben Elif.
Adisyonun yeni bölümüne hoş geldiniz.
Bugün hepimizin zaman zaman yaşadığı ama belki de birçoğumuzun konuşmaktan çekindiği bir duygu üzerine konuşacağız.
Kitabımı şöyle bırakayım.
Buradan birkaç alıntı daha belki bu gece sizlere okuyacağım.
O yüzden şöyle açık bırakıyorum.
Şimdi bence en canı acıtan duygulardan bir tanesi bu.
Aşağılanmak. Çünkü insanın öz saygısına doğrudan dokunuyor.
Bu duyguyu kimse sevmez, evet kimse arzulamaz.
Ama maalesef hepimiz bir noktada buna maruz kalıyoruz.
Bir kere bunu herkesin yaşadığını bilmeniz lazım.
Bazen bir arkadaş grubunda bunu yaşıyor olabilirsiniz.
Bazen bir aile ortamında, okulda, iş yerinde, hiç tanımadığınız bir ortamda, bir toplu taşımada, her yerde bunu yaşıyor olabilirsiniz.
Bu küçük düşürülme duygusu içinizde çok derin yaralar açar.
Çok büyük bir boşluk oluşturur.
Dışarıdan bakan kimse bu durumu göremez.
Ama bu büyük boşluk sizi başka birine dönüştürür.
Bundan bu kadar çok etkilenmemizin sebebi de bunun sadece bir olay değil kimliğimize bir saldırı olmasıdır.
Bunun sadece bir davranış değil tüm varoluşun sorgulanır gibi.
hissedilmesidir. Çünkü birdenbire kendinizi değersiz hissedersiniz, yetersiz hissedersiniz, yalnız hissedersiniz.
Aşağılanmanın en zor yanı da bence bu.
Sadece anlık bir duygu olmaktan çıkıyor.
Benlik algınızı şekillendiriyor ve siz ben gerçekten yetersiz miyim?
Acaba bendeki eksiklik ne?
falan diye düşünmeye başlıyorsunuz.
Ve sizi sarsan da zaten bu düşünceler oluyor.
Ama bunu aşmak mümkün.
Bazen başkaları tarafından küçümsenmek, Değer görmemek içsel bir karanlık yaratabilir.
Evet ama burada bir sır var.
Senin değerin başkalarının sana nasıl davrandığıyla ölçülmez.
Sen aklına koyduğun her şeyi başarırsın.
Çünkü sende o istek var, inanç da var.
Sende o motivasyon da var.
Sen yaparsın, sen her şeyi yaparsın deyip klasik bir motivasyon konuşmacısına dönüyormuşum.
Ama gerçekten öyle. Sen küçümsenmenin çok...
Ötesindesin. Bu duyguyla başa çıkmayı öğrenmelisin.
Bunun birinci adımı bu duyguyu kabul etmektir.
Aşağılanma anında içinizde büyük bir utanç duygusu yükselebilir.
Bu duyguyu bastırmak ya da inkar etmek isteyebilirsiniz.
Evet şu an küçümsendiğini hissediyorsun ve bu sana acı veriyor olabilir ama bu duygu kalıcı değil.
Bu duygunun gelip geçici olduğunu bilmen gerekiyor.
Yine söylüyorum bunu...
kabul edeceksin. Bir diğer adım da şu.
Sen başka birine dönüşüyorsun.
Tamam mı? Bir noktadan sonra.
Her sabah aynaya baktığında kendini eleştirmeye başlıyorsun.
Başkaları bitiyor. Bir de sen kendini aşağılamaya başlıyorsun.
Sen kendini, kaşını, gözünü, saçını, davranışını, notunu, ilişkilerini, işini, her şeyini aşağılamaya başlıyorsun.
Çünkü bütün hırsını, bütün hıncını, her şeyini kendinden çıkarmaya çalışıyorsun ve kendini yıpratıyorsun.
Kendi değerin hakkında daha şey...
kalpli olmalısın. Daha gerçekçi bir iç ses geliştirmelisin.
Bir başkasının seni küçük düşürmesi senin gerçekliğin değildir.
Kendinin de küçük düşürmesi senin gerçekliğin değildir.
Sosyal destek alabilirsin bununla ilgili.
Aşağılandığını hissettiğin anlarda güvendiğin birine açılabilirsin.
Bir aile üyesine açılabilirsin.
Bir arkadaşına açılabilirsin.
Ya da bir terapiste açılabilirsin.
Bu duyguyla tek başına başa çıkmak sana yardımcı olmayabilir.
Ama birileriyle konuşmak, dertleşmek sana yardımcı olabilir.
Yalnız olmadığını bilmek bu duygunun ağırlığını hafifletebilir.
hayatında seni sürekli aşağılayan, seni küçük düşüren, seni aşağı çeken insanlar varsa bu ilişkilerde sınırlar belirlemekten çekinmemen lazım.
Sen saygıyı hak eden bir bireysin ve sınırlarını korumak tamamen senin sorumluluğunla alakalı.
Biz sınır korumayı ve sınır koymayı bilmeyen bir toplumuz.
Hayır demeyi de bilmiyoruz.
Başka bir bölümde bunu da konuşacağız.
Bize çünkü bu öğretilmiyor.
Bize öğretilen şey sınır koymanın hayır demenin ayıp olduğu.
Biz kendi aile bireylerimize de sınır koyamıyoruz.
Kocamıza, karımıza, kardeşimize, eşimize, akrabamıza da sınır koyamıyoruz.
İş yerinde iş arkadaşlarımıza, patronumuza, çalışanımıza da sınır koyamıyoruz.
Sanki bunu yaptığımız zaman kötü olacakmışız, değersiz olacakmışız, sanki çok kötü bir şey yapıyormuşuz gibi hissediyoruz.
Halbuki insanın kişisel gelişimi için bu çok önemli ve çok değerli.
din ortamlardan uzak kalmak kendine verdiğin en büyük değerdir.
Yani bu sınırı korumak da öyle.
Birçok kez bu sorunun cevabını düşündüm.
Evet. Aşağılanmak bizi daha güçlü kılabilir mi?
Her yaşadığımız zorluk bize bir şey öğretir mi?
Öğretebilir. Evet.
Daha güçlü kılabilir. Kendi değerini başkalarının onayına bağlı olmadan fark etmek.
herhalde en büyük özgürlüklerden bir tanesidir diye düşünüyorum.
Eğer bu duyguyla yüzleşir ve onu aşmayı başarırsan, kendi değerini daha derinden anlamaya başlarsın.
Son olarak şunu hatırlatmak istiyorum.
Değerin bir başkasının sana nasıl davrandığıyla ölçülmez.
Sen kim olduğunu bilen, saygıyı hak eden ve kendine güvenen birisin.
Aşağılanma anları seni aşağı çekmek zorunda değil.
Sen bu duyguyu aşabilecek güçtesin.
Seni aşağı çekmek isteyenlerin üstüne bas ve zirveye kadar çık.
Kendime karşı görevim de benim bu.
Bu arada son zamanlarda ilerlemek, sadece ilerlemek.
Ama bazen geri adım atmanın da çok büyük bir ilerleme olduğunu biliyorum.
Bir alıntı daha okuyacağım gitmeden önce.
Çok alıntı var. Ben kitapları çok karalayarak okuyorum bu arada.
Gerçekten çok karalıyorum, çok notlar alıyorum, çok fazla bu postitler var ya renkli renkli onlardan harcıyorum.
Bir de bunlar yetmiyor. Bu alıntıları defterlere geçiriyorum.
Yine Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parlar kitabından bir alıntı.
İnsanlara nasıl hatırlayacaklarını öğretiyoruz ama nasıl gelişeceklerini öğretemiyoruz diyor.
Nefis bir cümle.
Biz böyle gelişiriz arkadaşlar.
Hatalar yaparak gelişiriz.
Aşağılanmak da sizi geliştirir.
Kendinizi kötü hissettirebilir.
Evet ama bunu fırsata çevirmeniz gerekiyor.
Krizler aslında fırsattır.
Diliyorum ki kendisinin efendisi olan insanlardan olursunuz.
Çünkü kendisinin efendisi olan bir insan kederi de bir zevki keşfettiği kolaylıkla sona erdirebilir.
Herkese iyi akşamlar diliyorum.
Adisyonun bir sonraki bölümünde görüşürüz.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
