
İnsanlar kendilerinden güçsüz gördükleri kişilere neden üstünlük taslar? Bu güç müdür yoksa korkaklık mı?
Transkript
Kafam kadar dağınık bir odadan sesleniyorum size bir yerlerden toplamaya başlamam gerekiyordu kafamı seçtim ve bunu kaydetmeye karar verdim.
Beni instagramdan takip ediyorsanız sizlerle dertleşmeyi çok sevdiğimi bilirsiniz.
Hayatımda geçtiğimiz günlerde yeni bir dert sekmesi daha açıldı.
İşten çıktım inanılmaz yorgunum.
Otobüs çok kalabalık ve benim evim...
İşime bir saatlik uzaklıkta o bir saati çok sağlıklı geçirmek benim için çok kıymetli açıkçası.
Yolculuğa başlamadan önce şoför yolculardan yardım istedi.
Dedi ki ben bu güzergahta ilk defa çalışıyorum.
Yanlış duraklarda durabilirim.
Lütfen bana yardımcı olun.
Normalde insanların yardımcı olması gerekiyor değil mi?
Hangi durakta duracağını söylemesi, hangi yoldan gideceğini söylemesi gerekiyor.
Beklenen ve olması gereken şey aslında bu.
Bunun tam tersi yaşandı.
Benim için çok ilginç anlardı açıkçası.
Şoför duraklardan biraz daha uzakta duruyor bir 10 metre kadar.
Her seferinde insanlar inanılmaz tepki göstermeye başlıyorlar.
Hakaret ediyorlar, küfrediyorlar, aşağılıyorlar ve şoför hiçbir şekilde hiçbirisine cevap vermedi.
O an şunu düşündüm. Neden bizden güçsüz birinin üzerinde üstünlük taslamaya çalışıyoruz?
Bence şoför kendisini azarlayan ilk yolcuya tepki gösterseydi o yolculuk boyunca hiç kimse ona karşı sesini yükseltemezdi.
Bırakın aşağılamayı hani durağı çok geçmiş olmasına rağmen inip tıpış tıpış kendi kendilerine söylenerek yürürlerdi.
İşte bu duygu güçle alakalı değil dostlarım.
Aksine güçsüz olduğumuzun kanıtı.
Çünkü kendi korkularımızı ve yetersizliklerimizi maskelemenin bir yolu bu.
Otobüste yaşadığım bu durum şunu gösteriyor ki, özgüvensiz, akşama kadar başkaları tarafından aşağılanan, yok sayılan yolcular için mükemmel bir fırsat şoför.
Bütün öfkelerini, bütün nefretlerini, yaşadıkları bütün dışlanmışlıkları, her şeyi şoförün üzerinden çıkaracaklar.
Nazik biri bu tür saldırılara çok açık oluyor açıkçası ama şunu bir düşünmek gerekiyor.
Gerçek güç naiflikte mi saklı yoksa zorbalıkta mı?
Yani nazik birine zorbalık yapmak aslında bizim kendi güçsüzlüklerimizi ve güvensizliklerimizi örtbas etme yolumuz olabilir.
Yani kendimizi daha güçlü hissetmek için başkalarını zayıf göstermeye çalışıyoruz.
Tıpkı yolcuların şoföre yaptığı gibi.
Şimdi bunu instagramda anlatmıştım size.
Bazı insanlar böylelerdir.
Onlara karşı hiçbir şey hissetmemenizden ise nefret hissetmenizi isterler.
Dolayısıyla nefretle, hakaretle, öfkeyle orada olduklarını size kanıtlamaya çalışırlar.
Ama siz onları yok saydıkça, görmezden geldikçe daha da çıldırırlar.
Onlara verilebilecek en güzel cevap da şoförün yaptığı gibi yok saymak ve cevap vermemektir bence.
Güçlü olanlara karşı sessiz kalmak ya da nazik insanlara zorbalık yapmak aslında içsel çatışmalarımızın ve güvensizliklerimizin dışa vurumu.
Güçlü olan her zaman güçlü değildir bunu unutmamak gerekiyor.
Nazik olan da her zaman zayıf değildir.
Bu ikisini iyi ayırabilmeniz gerekiyor.
Sonuçta gerçek güç başkalarını ezmekte değil kendini tanıyıp başkalarına eşit göze bakabilmektedir.
Fakat bu toplumun güçlü ol.
En iyisi ol baskısı bu tür gelişememiş bireylerin üzerinde daha da yoğun hissedilir.
Dolayısıyla onlar böyle ufacık bir anlarda hemen bu güçlü ol en iyisi ol hakkını ara mevzusunu uygulamaya çalışırlar.
Yalnız bu yanlış. Bu güçlü olmak değildir.
Bu saf kötülüktür.
Yani siz öyle insanlarsınız.
Kralın önünde diz çöken tiplersiniz.
Nasıl diyeceksiniz?
Şimdi bir kral düşünün.
Hakaret ediyor, aşağılıyor, kötü davranıyor.
Şimdi onun karşısında cevap verememek, ona karşılık verememek güçsüzlük müdür?
Saygı mıdır? Korkaklık mıdır?
Yoksa bunların hepsinin karışımı mıdır?
Korkuyla saygı arasında çok ince bir çizgi vardır bence.
Güçlü birine karşı sessiz kalmak, Sadece korkudan mı kaynaklanıyor yoksa bir çeşit saygı mı duyuyoruz?
Güçlü olanın dediği her şey doğrudur algısına da kapılıyorlar bu arada bu insanlar.
Ama gerçekten böyle değildir.
Belki de sessiz kalmak da içsel güvensizliklerimizin dışa vurumudur bilemiyorum ama ben buna küçük balık büyük balık örneğini vermeyi daha çok seviyorum.
Küçük balık büyük balık hikayesi var ya bilirsiniz belki.
Biz de güçlü biriyle karşılaştığımızda birdenbire o küçücük balık oluyoruz.
Otorite figürü de kocaman dev bir köpek balığı oluyor.
Biz o küçücük balık olarak o köpek balığına karşılık verebilir miyiz?
Ne yapar? Köpek balığı bizi yer.
Ama aramızda köpek balıklarına karşı inanılmaz bir direnç gösteren küçücük balıklar da var.
Biliyorum biz birleşe birleşe köpek balığını yiyebiliriz.
O resim geldi mi gözünüzün önüne?
Mutlaka denk gelmişsinizdir siz de.
Bu tıpkı onun gibi bir şey.
Sonuç olarak bizden güçsüz olduğunu düşündüğümüz birine üstünlük taslamak aslında kendi zayıflığımızı gizlemek için yaptığımız bir oyun olabilir dedim ya.
Gerçek güç bir başkasını küçümsemek değil kendimize ve başkalarına eşit şekilde bakabilmekte yatıyor.
Sevgili zorbalar bir dahaki sefere kendinizi üstün hissederseniz aynaya bakıp asıl üstünlük kurmanız gereken kişilerin kendiniz olduğunu unutmayınız.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
