
Kendime son zamanlarda hep aynı soruyu soruyorum.Neden bu kadar öfkeliyim? Bu bölümde b unu konuştuk.
Instagram: eliftukenmeza
Transkript
Durduk yere niye bu kadar öfkeliyim?
Bunu bazen insan kendine bile söyleyemiyor.
Kendine bile itiraf edemiyor.
Sadece şunu fark ediyor.
Ben eskisi gibi değilim.
Eskiden takılmadığın şeyler batıyordur.
Sesler fazla geliyordur.
İnsanlar sana ya çok yavaş geliyordur ya da daha fazla büyük büyük geliyorlardır.
Bu ne demekse bunu anladınız bence.
Biri bir şey söylüyorsa ve siz içinizden sürekli sus artık, tahammül edemiyorum, konuşma falan diyorsanız bugün doğru podcasttesiniz.
Çünkü ben son zamanlarda tam olarak...
Tüm bunları yaptıktan sonra az önce saydığım şeyleri kendinize kızmaya başlıyorsunuz.
Abartıyor muyum acaba falan diyorsunuz ama bence mesele abartmak değil.
Bence insan bir süredir kendini küçültüyorsa öfke büyüyor.
Bu denge tam olarak böyle bir şey.
Öfke çoğu zaman bağırmak değildir.
Öfke bazen diş sıkmaktır.
Ben bunu çok yapıyorum.
Bugün de randevum var.
Bunun için gideceğim.
Bazen gülümseyip susmaktır.
Bu benim en sevmediğim şey.
Yani karşımdaki kişi bana böyle davrandığında tepki vermediğinde ben çıldırıyorum arkadaşlar.
Ama artık şunu anlıyorum ki bu da öfkenin başka bir biçimi.
Bazen de tamam ya boşver deyip İçinde fırtınaların kokmasıdır.
Ve bu zamanla birikir.
Sonra bir gün biri gerçekten küçük bir şey yapar.
Bak bu şöyle bir şey. Bir oda düşünün.
İçine bütün çöpleri ıvır zıvır falan her şeyi koyuyorsunuz.
Ve orada onu unutuyorsunuz.
Sürekli oraya koyuyorsunuz.
Sürekli koyuyorsunuz. Ama sizi rahatsız eden bir şey var.
Oranın düzenlenmesi gerekiyor.
Çöplerin atılması gerekiyor.
Sonra biri geliyor ve kapıyı açıyor.
Suçu sadece o kapıyı açmak. Bilmiyor içeride çöp olduğunu, bilmiyor birikmiş bir şeyler olduğunu.
Kapıyı açıyor ve her şey orada patlıyor.
İşte güm patlama noktası.
Ve bu yapılan küçük şey, başkasının yaptığı küçük şey sana daha büyük bir şey yaşatıyor.
Yani o küçük bir şey yapıyor ama sen büyük bir şey yaşıyorsun.
Çünkü o an tek bir şey değil.
Sadece o kapının açılmasına değil.
Her şeye tepki veriyorsun.
Ben öfkenin kötü bir duygu olduğuna inanmıyorum.
Bence öfke artık buradayım diyen bir duygu.
Yani bu bence doğru tanım.
Uzun süre görünmez kalınca, uzun süre idare edince, uzun süre ben önemli değilim, bak altını çiziyorum deyince içeride biri ayağa kalkıyor ve ilk kelimesi
de genelde hiç nazik olmuyor.
Ay ben bunu çok yapıyorum ya.
Ben birine öfkelendiğim zaman onunla gerçekten dürüst bir şekilde duygularımı konuşamadığımda hissettiklerimi konuşamadığımda dehşet öfkeli ve kaba biri oluyorum.
Aslında nazik biriyim.
Sonra da bunu yapınca diyorum ki hayır Elif ya sen nazik biriydin.
Niye böyle yaptın?
Niye öfkene kurban gittin?
Niye sabırlı davranamadın?
Daha sağlıklı bir zamanda sakin bir şekilde konuşabilirdiniz.
Diyorum mesela. Hani durduk yere sataşmak için yer falan arıyorum yani.
Hani arıyorum saçma sapan sorular soruyorum o kişiye.
Ve oradan tak konuya hemen giriyorum.
Onun girmeyeceğini biliyorum ya.
Neyse abi bunu düzelteceğim artık.
Bak ben bundan çok yoruldum.
Çünkü çok iyi insanları bu yüzden kaybettim.
O yüzden hiç gerek yok.
Kimseyi suçlamaya da gerek yok.
Bu konuda kendimi suçluyorum.
O yüzden diyorum ki ben de.
Öfke dediğim şey biraz da bu.
Yani kendine geç kalmış bir sahip çıkma hali.
Bir de şu var kimse söylemiyor ama.
Çok öfkeli insanlar. Pozitif ayrımcılık yapacağım kendimde.
Çok öfkeli insanlar genelde çok hassas oluyorlar.
Öyleyiz ya ben kızmıyorum öfkeli insanlara.
Anlıyorum sizi. Her şeyi fark ediyorlar.
Her şeyi hissediyorlar.
Ama çoğu zaman bunun yükünü tek başına.
taşıyorlar bu insanlar.
Bu önemliydi bu söylediğim.
O yüzden öfke bazen kabalık değildir.
Taşmadır. Şimdi bunu dinleyen biri varsa evet ya ben de böyleyim.
Çok doğru söylüyorsun Elif ya.
Ben de bunu yaşadım falan diyorsa şunu bilsin.
Bu seni kötü biri yapmıyor.
Bu bir şeylerin artık fazla geldiğini söylüyor.
Belki de biz durduk yere sinirlenmiyoruzdur.
Belki de sadece uzun zamandır kendimizi susturuyoruzdur.
Ve öfke Sessiz kalmayı artık beceremeyen tarafımızdır.
Bir dur önce bak sesler bitiyor, kimse bir şey demiyor ve orada bir boşluk oluşuyor.
Bence asıl konuşma orada başlıyor.
Mesela kendine bugün bunu sor.
Ben neyi artık taşımak istemiyorum?
Adisyonun bir sonraki bölümünde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
