
Selamlar adisyon dinleyicisi.Geçenlerde giyinme odama girdim ve bir yığın kıyafet gördüm.Aylardır orada duruyorlardı.Bi süre kıyafetleri izledim ve aklıma bi soru takıldı.Neden sandalyede kıyafet biriktiririz? İyi dinlemeler.
Transkript
Ben çok dağınık bir insanım ama bu dağınıklığımın bir sebebi var.
Sandalyemin üstündeki kıyafetler aslında çok şey anlatıyor.
Adisyon'un yeni bölümüne hoş geldiniz.
Bu bölümde sandalyemizin üzerindeki...
Kıyafetleri konuşacağız.
Aslında bu çok küçük görünen ama insan zihnini ele veren önemli bir detay.
O meşhur sandalye yani. O sandalyenin üzerinde kirli tişörtler var, dün giyinmiş sivitleriniz var, bir daha giyerim diye bıraktığınız pantolonlarınız var.
O sandalye çok önemli bir sandalye.
Göründüğünden daha fazlası.
Zaman zaman giyinme odamda...
bu oluyor. Özellikle bu eve taşındığım günden beri bunun çok fazla yaşandığını fark ettim.
Aslında düzenli bir insanımdır ama nedense o köşe her zaman öyle kalabalık, karman çorman görünüyor.
Aslında o köşe benim o anki yaşadığım stresi anlatıyor.
Fark ettiyseniz o sandalye hiçbir zaman boş olmuyor.
Çünkü mesele kıyafet değil.
Mesele karar verememek.
Yani bir şeyi tamamen hayatımızdan çıkaramamak ama tamamen yerine de koyamamak.
Aslında insan zihni Adisyon dinleyicileri tam olarak böyle çalışır.
Travmalarımızı da böyle tutuyoruz.
İlişkileri de böyle tutuyoruz.
Geçmişimizi de böyle tutuyoruz.
Tam atamıyoruz tam sahip de çıkamıyoruz.
O sandalyenin üzerindeki kıyafetler gibi hayatımızda da insan yığınlarından oluşan sandalyeler var.
Bu daha doğru bir cümle oldu ya.
Bu ne saçma bir cümle oldu.
Bunu dilerim anlamışsınızdır.
Alakasız bir cümle oldu ama ne olur ne demek istediğimi anlayın.
Yani şunu anlatmaya çalışıyorum.
Karman çorman bir arkadaş çevreniz var.
Çoğu yarın daha iyi arkadaşlık yaparım, ilişkimi düzeltirim.
Çoğu işte eski arkadaşım, çıkaramam hayatımdan ne olursa olsun yaşadığımız şeyler var falan gibi.
O hayatımızda da o sandalyeyi kalabalıklaştırıyoruz.
İlişkilerimizde de tam olarak böyle yapıyoruz.
O yüzden birçok insanın odasında bir ara bölge var diye düşünüyorum.
İşe böyle baktığınız zaman o insanların...
hepsinin bir yığın kirli çamaşır olduğunu anlayacaksınız.
Tam da bu yüzden birçok insanın odasında bir ara bölge var.
Dolap değil, çamaşır sepeti değil, hayatın askıya alınmış kısmı bu ara bölge.
Ve psikolojide buna benzeyen çok ilginç bir şey var.
Karar yoğunluğu, karar yoğunluğu bu.
İnsan zihni gün içinde yüzlerce küçük karar verirken tükeniyor.
Ne giyeceğim, işte kime ne cevap vereceğim, bugün iyi miyim, kötü müyüm, yarın ne olacak, param yetecek mi, beni gerçekten seviyorlar mı?
Bunlar gün içerisinde beynimizden geçen küçük küçük küçük küçük sorular ve karar verme durumları diyeyim.
Sonra beyin bir yerde şunu söylüyor.
Artık bu tişörtle uğraşamam.
Ve o tişörtü sandalyeye bırakıyor.
Aslında o sandalye bazen zihinsel çöküşün sessiz bir versiyonu.
Çünkü depresyon dediğimiz şey...
Her zaman ağlamak değildir.
Bazen sadece bir şeyi yerine koyacak enerjiyi bulamamaktır.
Bununla ilgili çok güzel bir kitap okuyorum.
Depresyondan nasıl çıkılır temalı.
Bu kitabı bitirdikten sonra hem bir Reels serisi gelecek hem de bir podcast bölümü gelecek.
İlginç olan şu, bunu okudukça da fark ediyorum.
Dışarıdan bakınca insanlar...
Bunu tembellik sanıyor.
Yani sandalyenin üzerinde kıyafet biriktirmeyi tembellik sanıyorlar.
Konudan konuya geçiyormuş gibi oldum ama.
Ama çoğu zaman bu bir motivasyon problemi değil.
Arkadan da bu arada bildirim geliyor.
Şu telefonun sesini kapatıp hemen geliyorum.
Çok üzgünüm. Yine hayatımdaki hangi kirli çamaşır mesaj atmış?
İşte bu da.
Ay. Bu da benim giyinme odamdan, evimden çıkarmam gereken çamaşırlardan bir tanesi.
Gözüme bir şey kaçtı. Aaa kör oluyorum galiba.
Dün kaşlarımı yaptırdım.
Kaşlarıma laminasyon yaptırdım hayatımda ilk defa.
Hayatımda ilk defa kaşıma bir şey yaptırdım.
Ben kaşını aldıran bir insan bile değildim.
Ben 30 yaşındayım. Ben sadece kaşımın ortasına aldırıyordum.
Dün niyeyse böyle bir içimden geldi ya.
Niye böyle oldu? Olur demek ki böyle şeyler.
Kaş nominasyonu yaptım ve başım dehşet ağrıyor.
Galiba bununla alakalı.
Hiç de bir şey fark etmedi biliyor musunuz?
Benim kaşlarım zaten çok kalın olduğu için sabilediğimde yine böyle oluyordu.
Neyse konuya dönelim. Ne diyorduk?
İnsanlar dışarıdan bakınca...
Sandalyede kıyafet biriktirmeyi tembellik sanıyorlar diyorduk ama çoğu zaman bu bir motivasyon problemi değildir dediğim gibi.
Bu zihinsel bir yük problemidir.
Çünkü beyniniz sürekli hayatta kalma modundadır ve düzen kuramazsınız.
İnsanlar hep şöyle zannediyorlar.
Dağınık o da dağınık insan.
Yani odası dağınıksa, evi dağınıksa o insan çok dağınıktır.
Gibi bir algı var. Hayır bu böyle değildir.
Bazen dağınık oda fazla düşünen insan demektir.
Bazen yaratıcı insan demektir.
Bazen sürekli zihninin içinde yaşayan insan demektir.
Çünkü bazı insanlar fiziksel dünyadan çok zihinsel dünyanın içinde yaşarlar.
O yüzden küçük görevler büyüyor.
Bunu nasıl anlatabilirim ki?
Mesela normal bir insan için kıyafeti katlamak 15 saniyelik bir iştir.
Ama zihinsel olarak tükenmiş...
biri için o görev Everest'te dönüşebilir.
Ya böyle insanlar var biliyorsunuz hep düzenliler.
Her şeyleri düzenli ya.
Tişörtleri, çamaşırları, takıları, kemerleri ama bazıları da ne yazık ki benim gibi ve en kötüsü de şu bir süre sonra o sandalye görünmez oluyor.
Onu görmüyorsun, fark etmiyorsun bile.
Çünkü insan beyne sürekli gördüğü kaosu arka plana atıyor.
Bu sadece odalarda olmuyor bu arada.
İnsan ilişkilerinde de oluyor.
Yani toksik insanları da böyle biriktiriyoruz dediğim gibi.
Bitmiş ilişkileri de böyle tutuyoruz.
Bizi mutsuz eden alışkanlıkları da böyle tutuyoruz.
Buna ayrı bir parantez açmak istiyorum.
Kötü beslenmek mesela. Kötü beslenmek, kilo almak, benim için sandalyeye de kıyafet biriktirmek gibi.
Gidiyorum, sürekli abucu buralıyorum.
Ve her gün tamam ya bunu değiştireceğim dediğim zaman bile kendimi abur cubur yerken buluyorum.
Yalnız yaşamanın en kötü taraflarından biri de bu.
Ben eskiden yemek yapardım.
Son 6 aydır.
Verdiğim bütün kiloları geri aldım.
Bununla ilgili konuşacağız.
Bugün de kahvaltımı çok kötü yaptım.
Abur cuburla yaptım ve kendimi bir çöp gibi hissediyorum ya.
Gerçekten bakın uykularım çok kötü.
Her sabah dayak yemiş gibi uyanıyorum.
Bunun sebebi kesinlikle kötü beslenmek de olabilir.
Bir insan bu kadar kötü beslenmemeli.
Dün buzdolabımı düzenledim.
En azından o sandalyeyi toparlayayım dedim.
İçindeki her şeyi attım.
Bakın her şeyi.
O kadar ağır bir çöp torbası oldu ki.
En büyük boy çöp torbaları var ya ona doldurdum yani.
Ve tarihi geçmemiş olan bütün yoğurtlarımı topladım.
Sağlıklı ürünlerle sağlıksız ürünlerin hepsi karman çorman olmuştu.
Çoğu bozulmuştu. Sonra dedim ki yani bu böyle olmamalı.
En azından bunu düzenlersem ne yiyip ne içeceğime karar verebilirim.
Kilo almak da psikolojik bir şey arkadaşlar.
Bu arada yarın diyete başlayacağız.
Şöyle bir aylık bir diyet podcasti yapacağım.
Sağlıklı beslenme ve sağlıklı egzersiz.
Bunu hem motive olmak için yapıyorum hem de o süreçte yaşadığım bütün krizleri siz de görün ve siz de motive olun.
Yalnız değilsiniz bu konuda diye yapıyorum.
Çünkü şu an olduğum halden hiç mutlu ve memnun değilim.
Özgüvenim oldukça düşük.
Kendimi eve kapattım ve zorunlu evden çıkıyorum.
Bunu çözmemiz lazım. Yoksa bu kötü bir noktaya gidecek fark edebiliyorum.
Neyse insan zihni netliği sevmiyor.
Sandığınız kadar netliği sevmiyor.
Tanıdık olanı seviyor.
Acı bile tanıdıksa bırakamıyorsunuz.
Ve belki de bu yüzden bazı insanların hayatında hep yarım kalmış şeyler var.
Benim gibi. Yarım mesajlar, yarım aşklar, yarım kararlar, yarım cesaretler.
Bu arada aşk hayatım...
Bunu da başka bir bölümde anlatacağım.
Sandalyedeki kıyafetler biraz da bunların metaforu gibi.
Belki de mesele düzenli olmak değildir.
Belki mesele zihnin içinde yarım kalan şeyleri fark etmektir.
Çünkü bazen insan odasını toplamıyor değildir.
Kendini toplayamıyordur.
O yüzden odanızda böyle dağınık bir...
sandalye varsa önce zihni toparlamaya çalışın.
Adım adım ama bunlar böyle bir anda olmuyor.
İşte bir anda çok sağlıklı vücuda ulaşamayacaksınız.
Bir anda kaliteli bir uyku düzeniniz olmayacak.
Bir anda iyi arkadaşlıklar kuramayacaksınız.
İyi sevgiliniz olmayacak. Biz bunların hepsini aynı anda yapmaya çalıştığımız için bence böyle sebepler oluyor.
Yani hayatı bir anda kısa sürede toparlamaya çalıştığımız için.
O yüzden dağınık sandalyeler iyidir.
İyidir. Gerçek olduğunuzu.
Bir sonraki bölümde görüşürüz.
Bu dağınık sandalye meselesini konuşmaya devam edelim.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bilmiyorum şu an podcast'ı bitirmek istedim.
Niye bilmiyorum ama belki tekrar kayda girerim.
Hoşçakalın adisyon dinleyicileri.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
