
Beni hiç kesmeden,dikkati dağılmadan dinleyen biri var.O da kendim.Ben neden kendi kendime konuşuyorum? İyi dinlemeler.
Transkript
Benim bir teorim var. Çünkü gerçekten çok garip bir şey bu kendi kendine konuşma olayı.
Hepimiz yapıyoruz ama biri bizi yaparken görünce çok utanıyoruz.
Ben kendi kendine konuşmayı çok seven bir insanım.
Ve şuna çok gülüyorum.
İnsan tek başınayken dünyanın en iyi tartışmacısı oluyor.
Özellikle duştayken, işte odayı toplarken, yürürken bir anda başlıyorsunuz konuşmaya.
Sana böyle demem gerekiyordu.
Hayır burada haksızdın.
Şöyle desem daha iyi olurdu falan.
Karman çorman. Ya karşımda biri varmış gibi tartışıyorum ya da kendime kızıyorum.
Sanki görünmez biriyle podcast çekiyorum.
Ve olay şu bence.
Psikoloji diyor ki bu aslında düşündüğünüz kadar garip değilmiş.
Hatta bazı araştırmalarda odaklanmayı arttırdığını falan söylüyorlar.
Biliyordum. Biliyordum. Delirmediğimi biliyordum.
Kendi kendine konuşmanın faydalı olduğunu da biliyordum.
Çünkü bizim evde herkes kendi kendine konuşuyor.
Bu bulaşıcı bir şey galiba.
Özellikle babam kendi kendine çok konuşur.
Ben kendi kendime çok konuşurum.
İkimizde de böyle bir şey var, huy var.
Şimdi yalnız yaşamaya başladığımdan beri daha çok kendi kendime konuştuğumu fark ettim.
Ama bence işin psikolojiden daha ilginç bir tarafı var.
Bence insan kendi kendine en çok yalnızken konuşmuyor.
Az önce söylediğimin tam tersini söyleyeceğim.
En çok anlaşılamadığını hissettiğinde konuşuyor.
Anlatabiliyor muyum? Çünkü bazı şeyleri insan başkasına anlıyor.
Ya uğraşmak istemiyor ya yanlış anlaşılacağını düşünüyor ya da zaten kimsenin tam anlamayacağını hissediyor.
Sonra ne oluyor? Kendi içine ikiye bölünüyorsun.
Bir taraf anlatıyor. Bir taraf dinliyor.
Arada bazen üçüncü bir kişi giriyor devreye.
Bende en azından bazen öyle oluyor.
Üçüncü bir kişi girip ikisini sakinleştiriyor falan.
Çünkü iki taraf bazen kavga etmeye başlıyor.
Bu arada şeyi fark ettiniz mi bilmiyorum.
Kendi kendine konuşan insanların çoğu aşırı düşünen insanlar oluyor.
Ben tamamen öyle biriyim.
Yani normal biri bir tartışma yaşayıp geçiyor ama ama overthinker biri gece eve gider gitmez bunu yapmaya başlıyor.
Yani yeni sahneler çekiyor, yeni cevaplar veriyor, alternatif senaryolar...
yazıyor falan. İnsan kavgasının bile provasını yapıyor kafasında ve en kötü kısmı da şu bence.
Gerçek hayatta söyleyemediğin şeyleri zihninde kusursuz söylüyorsun.
Bu size de oluyor mu? Teklemeden bak.
Çok acayip. Hani şey vardır ya gece 3'de yatarken işte 10 yıl önce yaptığım kavgada söylemem gereken acayip bir laf buldum falan diye.
Gerçekte kitleniyorsun mesela.
Söyleyemezsin bir şey ama duşlarken Oscar konuşması yapabiliyorsun.
Bence bunun sebebi şu, insan zihni...
Yarım kalmayı sevmiyor.
Bunu her podcastimde söylüyorum.
Bir konuşma yarım kaldığında birine içindekini söyleyemediğinde bir ortamda kendini ezik hissettiğinde beyin gece onu tekrar açıyor.
Bir dakika bu sahneyi yeniden çekiyoruz.
Kalk ayağa hemen kalk kalk kalk diyor ve sen kalkıyorsun uykun kaçıyor falan.
Ve bazen gerçekten farkında olmadan saatlerce bunu yapıyorsun abi.
Bu arada yalnız yaşayan insanlar da daha fazla oluyor.
Yine söylediğim gibi.
Buna inanıyorum. Bunu tecrübe ettiğim için söylüyorum.
Çünkü insan... sosyal bir canlı.
Ama artık çoğu kişi gerçekten konuşmuyor.
Bakın ciddi söylüyorum. İnsanlar gün boyu mesajlaşıyor ama içini dökmüyor ya.
Bu bana çok sahte geliyor. Ben mesajlaşmaktan nefret eden bir insanım.
Son zamanlarda araşmaktan da nefret ediyorum.
İnsanlarla buluşup saatlerce yüz yüze konuşmak istiyorum.
Evime davet ediyorum. Sabaha kadar film izliyoruz, sohbet ediyoruz.
Herkes online ama kimse gerçekten bağlantıda değil ve bu benim canımı çok sıkıyor.
O yüzden bazı insanlar kendi sesine alışıyor benim gibi yani evime davet edebildiğim insan sayısı çok az ve bir süre sonra kendi kendine konuşmak size çok mantıklı geliyor en iyi arkadaşınız
kendiniz oluyorsunuz ve şey gibi oluyor bu zihinsel boşaltım gibi oluyor çünkü insanların kafasının içi aşırı kalabalık bak insanların sessizlikleri bile Çok gürültülü.
Bir de şu var. Bence yaratıcı insanlar da daha fazla oluyor.
Yazarlar da, yönetmenler de, içerik üreten insanlar da falan diyorum.
Çünkü onların kafasında sürekli bir kurgu dönüyor.
Adam markete geliyor ama beyninde 3 tane diyalog yazmış mesela.
Zaten fark ettiyseniz en tehlikeli şeylerden biri şu.
İnsan bazen hayatı yaşamaktan çok provasını yapıyor.
Çok kötü. Çok kötü.
Bunu ben çok yapıyorum. Çok yapıyorum.
Biriyle mesela bir... Vakit geçirmek istiyorum.
Abi onun provasını yapana kadar saatlerce kendi kendine kafandaki bir milyon tane ihtimali değerlendirene kadar ara ve o plan için onu davet et.
Geçen gün ne düşündüm biliyor musunuz?
Bir arkadaşımla çok güzel vakit geçirdik.
Daha sonra arkadaşımla mesaj açtık var gün içinde.
Ve bana görüldü attı.
Ve sonra ben onunla film izlemek istedim.
Evime davet etmek istedim.
İnanır mısınız? O daveti yapana kadar 5 saat geçti.
Ya reddederse? Rezil olurum.
Ne yapacağım falan.
Sonra şunu düşünmeye başladım.
Niye biz reddedilmekten bu kadar korkuyoruz?
Biz kimiz ki bizi sürekli onaylayacaklar ve reddetmeyecekler?
Niye her ilişkiye artık ego girdi?
Neden insanlarla vakit geçirmek istediğimizi açık açık söyleyemiyoruz?
Niye? Seninle vakit geçirmek istiyorum.
Elif bugün müsait değilim, yarın geçirelim diyebilir.
Bunu niye kişiselleştiriyoruz?
Niye şahsileştiriyoruz?
Ya da şöyle olsa bence daha doğru olacak.
Şimdi bunu daha önce bir bölümümde konuşmuştum.
İşte ghostlamak falan.
Artık insanlara o kadar güvenim yok ki.
Ben son zamanlarda çok ghostlandım ve ghostladım.
Bunu öğrenmek için yaptım bu arada.
Kötü bir şey biliyorum evet ama bu kötü yani.
Bunu yaşadığım zaman geçirdiğim öfke krizleri falan aklıma geldi.
Ve açık açık görüşmek istemediğimi söyledim.
Bu çok mantıklı bir şey.
Biz niye bunu söylemiyoruz abi?
Görüşmek istemiyorsan görüşmek istemiyorsun.
Bitti bu kadar yani. Devamı yok.
Ghostlama, belirsizlikte bırakma.
İnsanları askıda bırakma aslında.
Evet doğru olan bu askıda bırakmak.
Bazı ilişkilerin askıda kaldığının farkında mısınız?
Bak bunu not alıyorum. Bunu başka bir bölümde konuşacağım.
Askıda kalmak. Askıda insan var.
Abi niye böyle yapıyorsunuz?
Bak bu çok ayıp bir şey.
Bunu sakın yapmayın insanlara.
Biraz yetişkin olun, sorumlu olun ve açık açık söyleyin.
Görüşmek istemiyorsan görüşmek istemiyorum.
Seninle film izlemek istemiyorum. Bitti gitti.
Ya da Elif görüşmesek daha iyi olur.
Bitti gitti. Beni askıda bırakma ya da ben seni askıda bırakmayayım.
O yüzden zaten biz bu kadar şeyi kendi kendimize konuşup kendi kendimize onaylıyoruz.
Soru soruyorum. Cevap veriyorum.
Abi delirtmeyin insana.
Bu insan beyninin taşması gibi bir şey yani taştı artık beynimiz yani.
Bazı düşünceler içeride duramıyor ve dürüst olayım bence herkesin içinde sürekli konuşan bir ses var.
Bazıları sadece onu dışarı çıkarıyor ya da dışarı çıkarmasını iyi biliyor.
Konuşmaktan çekinmiyor.
Ben hem kendimle konuşmayı hem de başkalarıyla konuşmayı seviyorum.
Kendimle o kadar çok konuşuyorum ki.
Podcast yapmaya karar verdim.
Dedim ki ya bunu ben şey yapayım ya.
Mikrofonla taşıyayım yani.
Sosyal medyaya taşıyayım en azından.
Kendi kendime konuşmalarım bir işe yarasın.
Yani bir anda fark edip utanmadım bundan.
Kafayı mı yedim falan diye de düşünmedim.
Çünkü toplum bize şunu öğretti.
Kendi kendine konuşan insan gariptir.
Hayır abi değildir.
Değildir. Toplum bunu söylüyor ama psikolojide ilginç bir şey söylüyor.
Mesele delilik değildir diyor.
Mesele beyninin fazla aktif olmasıdır diyor.
Hatta bazı araştırmalar sesli düşünmenin odaklanmayı ve problem çözmeyi arttırdığını söylüyor.
Bence bu çok mantıklı. Çok mantıklı yani.
İnsan zihni bazen düşüncelerini dediğim gibi içinde tutamaz ve bazı insanların zihni sessiz çalışmaz.
Onların beyni yankılı çalışır.
Düşünsenize bütün gün beyninizin içinde...
Bin tane sekme açık, geçmiş sekmesi açık, kaygı, utanç, hayal kurma, kurgusal diyaloglar, az önce benim söylediğim ve anlattığım mesele gibi keşkeler, olmamış
tartışmalar olması gereken...
Altın çiziyorum olması gereken ama olmamış tartışmalar.
Ve bir noktada beyin bunları dışarı atmak istiyor.
Dışarı atması lazım. Ya terapiye gideceksiniz ya kendi kendinize konuşacaksınız.
Paramız olmadığı için kendi kendimize konuşmayı tercih ediyoruz.
İşte o anda zaten konuşmaya başlıyorsun.
Aslında sesli düşünmek beynin kendi içinde toplantı yapması gibi bir şey.
Özel konuşmaya, özel konuşma, özel tartışma ve dürüst olayım birçoğumuz büyüdü ama.
Yetişkin olduk falan ama zihnimiz hala bunu yapıyor.
Yapıyorsunuz biliyorum. İtiraf edin.
Yani yapacak bir şey yok. Düşüncelerimiz sessiz işlemiyor.
Bazılarımızın düşünmesi bile dramatik.
Niye öyle konuştum ben bir anda?
Bir şeyim kaydı, şivam kaydı, tik kızlar gibi oldum.
Neyse. Kendi terapistiniz, kendi arkadaşınız, kendi kendi kavgalarınız.
Bazen insan kendini sadece kendine anlatabiliyor.
İşin özeti bu. Yapacak bir şey yok.
Bazen... İçimizde birikmiş şeyleri anlatacak kimseyi bulamıyoruz.
O yüzden de insan kendi kendinin seyircisine dönüşüyor.
Yani zihinsel bir simülasyon başlatıyorsunuz.
Bunu öyle düşünmek lazım.
Bir anda odanın içinde yürüyüp olmayan insanlarla tartışmak bence iyi bir şey yani.
Aslında bu biraz kontrol etme çabası da olabilir.
Çünkü gerçek hayatta kontrol edemediğimiz şeyleri zihnimizde tekrar kuruyoruz.
Dediğim gibi insan zihni yarım kalmışlıkları sevmez, kapanışları sever.
O yüzden bazı insanlar geceleri TEDx.
TEDx konuşmaları yapar.
Bunu ben çok öpüyorum ya.
Çok ilginç yani. Bilim insanları sesli konuşmanın dikkati toparladığını söylüyorlarmış.
Buna çok inanılsın gelmedi ya.
Bunu çok yapmama rağmen benim dikkatim çok dağınık.
Bir şey de var. Bu güzel bir şey.
Bunu seviyorum. Düşünceleriniz ses olunca daha gerçek hale geliyor.
Yani beynin dağınık sinyalleri bir düzene giriyor.
Bu da sizi az önce söylediğim gibi dedim ya yönetmenler yazarlar bunlar çok yaparlar falan diye.
Sizi daha yaratıcı daha üretken.
Ve üretimde bazen işte o sessizlikten değil taşan düşüncelerden doğar falan.
Ama burada ince bir çizgi var.
Bunu atlamamak lazım.
Kendi kendine konuşmak başka bir şeydir.
Gerçeklikten kopmak başka bir şeydir.
Eğer insan bunun farkındaysa, düşüncelerini organize etmek için yapıyorsa bu çoğu zaman normal bir davranış tabii ki.
Hatta beynin kendiyle egzersiz yapması bile diyebiliriz.
Ve bence modern dünyada bunun artmasının da bir sebebi var.
Az önce söylediğim gibi biz hepimiz çok düşünüyoruz ama konuşmuyoruz.
Herkes online ama kimse gerçekten anlaşılmış hissetmiyor.
O yüzden insan bazen kendi içinde bölünüyor.
O bölünme de iyi. Bence anlatan taraf da olun, dinleyen taraf da olun.
Kendinizi dinleyin bazen.
Kendinize de tartışın. Tartışmak da iyidir.
Bu güzel. Bunu yapın.
Artık bitireceğim podcasti yavaş yavaş.
Kendi kendime konuşmaya devam edeceğim.
Benim çoğu bu arada bölümlerim aklıma böyle geliyor biliyor musunuz?
Yani kendi kendime konuşmaya başladığım an bir konu...
hakkında hemen mikrofonu açıyorum.
Gece kaç olursa olsun.
Bir de bu da güzel bir şey ya. Sizi yargılayan kimse yok.
Komşularım beni görüyorsa komşularım beni görüyorsa evet bu ne yapıyor falan diyor olabilirler.
Ben bir de çalışma masamda bunu çok yapıyorum.
Çünkü önümde defterlerim falan var.
Konuşuyorum sürekli kendi kendime konuşup notlar falan alıyorum.
Beni gören komşularım herhalde deli olduğumu düşünüyorlardır ama Belki de en akıllısı benimdir.
Belki de normal olanlar delidir.
Adisyonun bir sonraki bölümünde görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
