
Selamlar adisyon dinleyicisi.Bugün izlediğim bi oyunu anlatmak istedim.Bol farkındalık yaratan bi oyundu, İzafiyet. İyi dinlemeler
Transkript
Ben bu akşam bir oyun izledim.
İsmi İzafiyet.
Uzun zamandır devlet tiyatrolarında oyun izliyorum.
Sezonun da artık yavaş yavaş sonuna geldik ve fırsatım da varken bol bol oyun izlemeye çalışıyorum.
Ve iyi ki izlediğim dediğim oyunlardan biri oldu çünkü çok sevdim.
Ve bu oyundan çıktıktan sonra kafamda tek bir soru kaldı.
İnsanlar gerçekten iyi oldukları için mi unutulmuyorlar yoksa işe yaradıkları için mi?
Oyunu Einstein'ın ve Einstein'ın kayıp kızını anlatıyor.
Biliyorsunuz Einstein'ın bir kızı var ama bu kızın öldüğünü düşünüyor tarihçiler.
Bazı teorilere göre de kız ölmemiş ve evlatlık verilmiş.
Oyunda bu teorinin üzerine yazılmış.
Einstein'ın kızı geri gelmiş ve Einstein ile yüzleşiyor.
Siz de bu yüzleşmeyi izliyorsunuz.
Bu arada gerçekten oyuncu çok iyiydi.
Oyuncu aynı zamanda yönetmenmiş.
İsmini açıklamaya yazarım.
Oyunun imkanınız varken izleyin.
Son birkaç günü kaldı. Ben bu podcast'ı yayınladığımda belki şey olur.
Artık sezon kapanmış olur devlet tiyatrolarında ama bence önümüzdeki sezonda bu oyun oynamalı ve kaçırmayın.
Kaçırırsanız da devlet tiyatrolarının arşivinden mutlaka izleyin.
Neyse soruya dönelim.
İnsanlar gerçekten iyi oldukları için mi unutulmuyorlar yoksa işe yaradıkları için mi?
Çünkü düşününce çok acayip bir şey var tarihte.
Nasıl örneğini verebilirim bunun?
Mesela Einstein. Dünyayı değiştiren adamlardan biri.
Belki insanlık tarihinin en büyük zekalarından biri.
Ama oyun boyunca şunu görüyorsun.
Bir insan dünyanın geri kalanı için dahi olabilir.
Ama kendi ailesi için korkunç biri olabilir.
Ve bence modern dünyanın en rahatsız edici gerçeği budur.
Fayda diyor oyunda Einstein.
Fayda Erdem'in önüne geçer.
Aklımda net kalan yerlerden biri.
Çünkü kızıyla tam olarak bu tartışmaya giriyorlar.
Kızı diyor ki mesela Dickens çok iyi bir yazar ama çok kötü bir özel hayatı var.
Mesela işte Edison ampülü buldu ama bir sürü hayvanın üzerinde bir sürü deney yaptı.
Bir sürü hayvanı öldürdü.
Bu onların faydalı bir insan olduğu anlamına mı gelir?
İyi insan oldukları anlamına mı gelir?
Bunlar kötü insanlardır diyor kız.
Einstein de diyor ki fayda Erdem'in önüne geçer.
Çok acımasız.
Yani çok acımasız.
İnsanlar ampulün bulunduğunu konuşuyor ama kaç hayvanın üzerinde de ne yaptığını konuşmuyorlar.
İnsanlar sanatçıları eserleriyle seviyor ama nasıl insanlar olduklarını çoğu zaman umursamıyorlar.
Hatta bazen ne kadar kötü olduklarını öğreniyoruz, dehşete düşüyoruz ama yine de onları okumaya, dinlemeye, izlemeye devam ediyoruz.
Çünkü insanlık galiba şunu seçiyor.
Bana ne kattın?
Yani nasıl biri olduğundan daha önemli oluyor bu bana ne kattın sorusu.
Ve belki de bu sadece bilim insanlarında yoktur.
Yönetmenlerde de vardır mesela.
Setle insanlara kötü davranıyordur ama başyapıt çekiyordur.
İşte bir yazar düşünün Dickens örneği gibi.
Berbat biri ama çok iyi kitap yazıyor.
Bir noktada toplum şunu söylüyor.
Tamam kötü biri ama...
Büyük sanatçı. Abi bu çok korkunç bir şey.
Çünkü bu şu demek. Eğer yeterince faydalıysan ahlaki kusurların tolere edilir.
Ve oyun boyunca Einstein'ın yüzünde bunu görüyorsunuz aslında.
Bir insanın zekası büyüdükçe vicdanındaki boşluklar görünmez oluyor.
Bu bana şeyi düşündürüyor ya.
Biz gerçekten iyi insanlarımı seviyoruz.
Yoksa işimize yarayan insanları mı seviyoruz?
Çünkü tarih kitaplarına baktığınızda şunu fark ediyorsunuz.
Tarih iyi insanların değil etkili insanların hikayesidir.
Ve bazen etki bırakmakla iyi olmak arasında korkunç bir fark var.
Mesela oyunda Einstein'ın yalnızlığını hissediyorsun.
Adam dünyayı anlamış ama insan ilişkilerini çözememiş gibi.
Ve bence... Birçok dahide bu var.
İnsanlığa yaklaşırken yakınındaki insanlardan uzaklaşıyorlar.
Hatta oyunda şunu söylüyor.
İnsanların değil amaçların beni mutlu edeceğini anladığımda amaçlarıma odaklandım.
İşin sırrı bence bu.
Ben de bir süredir amaçlarıma odaklanmış durumdayım.
Belki de büyük başarıların bir kısmı biraz bencillik gerektiriyordur.
Çünkü gerçekten iyi bir insan olmak zaman isteyen bir şey, sabır isteyen bir şey, ilgi isteyen bir şey.
Biz dünyaya biraz da kötü olarak geldik ama dünyayı değiştirmeye çalışan insanlar bazen çevresindeki insanları ihmal ederler.
Ve dürüst olayım. Bence modern dünya hala buna hayran.
Çünkü artık kimse iyi biri olmak istemiyor ya.
İz bırakmak istiyor. Herkes başarılı olmak istiyor, hatırlanmak istiyor, büyük görünmek istiyor.
Ama çok az insan şunu soruyor.
Yakınındaki insanlar senin yanında güvende hissediyor mu?
Bence bir insanı gerçekten tanımak için başarılarına değil, yakınındaki insanlara bakmak gerekiyor.
Çünkü tarih sana başarıyı anlatır ama karakteri genelde saklar.
Adisyonun bir sonraki bölümünde görüşmek üzere.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
