
Selamlar adisyon dinleyicisi.Bugün biraz fark edelim istedim.Fark etmemizi istediğim şey arkadaşlarımızın ya da yakın çevremizin başarılarımızı neden kıskandığı.Tanıdık mı? Tanıdık..İyi dinlemeler.
Transkript
Neden bazı insanlar sen bir şey yapmak istediğinde seni büyütmek yerine küçültmeyi tercih ediyor?
Neden birinin heyecanı başka birine rahatsızlık yaratıyor?
Bunun tek bir cevabı yok ama bazı katmanları var.
Şimdi birincisi şu bazı insanlar senin yükselmeni kendi yerlerinin değişmesi gibi algılıyorlar.
Sen bir şey yapınca onlar kendilerini yeniden konumlandırmak zorunda kalıyorlar ve herkes buna hazır değildir.
Sen o yapmak istediğin şeye hazırsındır ama onlar buna hazır değildir.
Çünkü sen ilerlediğinde onların durduğu yer görünür olur.
İkincisi... Bazı insanlar kontrol ederek güvende hissederler.
Ne işin var orada? İşte gitme, gerek yok, abartma falan filan.
Bak bu cümleler aslında bir yönlendirmedir.
Bir sınır çizme halidir.
Sanki senin hayatının direksiyonunda onların eli varmış gibidir.
Üçüncüsü, bence daha derin olanı bu.
İnsan bazen kendi yapamadığını başkasının yapmasını da istemiyor.
Çünkü sen onlara şunu hatırlatıyorsun.
Ben de yapabilirdim. Ama yapmadım.
Ve bunu kabullenmek zordur.
O yüzden en kolay yol o ihtimali küçültmektir.
Seni vazgeçirmektir.
Zaten çok da önemli değil diyorsun ya kendine.
Kendini böyle ikna ediyorsun ya.
Aslında çoğu zaman... Bu gerçek bir tespit değil.
Bir savunma mekanizması.
Bir şeyin değerini düşürürsen onu yapmaman daha katlanır hale gelir.
Bu ilişkilerde de böyledir.
Zaten o bana göre değildi.
Yok belki de tam sana göreydi.
Belki biraz çaba harcasaydın tam sana göre olduğunu görecektin.
Bazı insanlar sizi gerçekten seviyor olabilirler bunu kabul ediyorum ama sevgiyi destekle karıştırmıyor olabilirler.
Yani seni düşünüyorum deyip seni geri tutuyor olabilirler.
Çünkü onların dünyasında güvenli olan şey tanıdık olan şeydir.
Sen ise yeni olana gidiyorsun.
Yani tanıdık olmayana.
Ve yeni olan her şey biraz tehdit gibi gelir onlara.
Ama burada önemli bir ayrım var dostlarım.
Sebebi anlamak, davranışı kabul etmek değildir.
Birinin neden böyle yaptığını bilmek onun seni durdurmasını normalleştirmez.
Beni en çok durduran şeyler dışarıdan gelen büyük engeller değildi mesela.
En çok haklı olabilir diyerek içselleştirdiğim cümlelerdi.
Ve bugün yine geriye dönüp Baktığımda şunu daha net görüyorum.
Bazı insanlar seni yönlendirmiyorlar.
Seni yavaşlatıyorlar ve bunu bağırarak değil mantıklı cümleler kurarak yapıyorlar.
İnsan da en çok burada kaybediyor.
Kötü niyetli bir baskıda değil altını çiziyorum.
Bakın insan kötü niyetli bir baskıda değil akıllı tavsiye gibi görünen küçültmelerde kaybediyor.
O yüzden belki de en kritik soru şudur.
Sormamız gereken. Bu ses bana genişlik mi açıyor yoksa daraltıyor mu?
Beni büyütüyor mu? Geri mi çekiyor?
Ben de dediğim gibi az önce söylediğim gibi bunu öğrenmeye çalışıyorum.
Hala öğrenme aşamasındayım.
Birinin ne işin var orada ne yapacaksın falan dediği yerlerde benim kendime belki de tam orada olmalıyım demem gerektiğini öğreniyorum.
Çünkü bazı kapılar dışarıdan değil içeriden kilitleniyor.
Bunu fark ettiğimde bu arada şok olmadım ben yani.
Daha sessiz bir şey oldu.
Bir tür uyanma değil ama bir tür hatırlama gibi.
Çünkü ben aslında hep biliyordum ne istediğimi, ne yapmak istediğimi.
Sadece bir süreliğine başka bir sesin daha yüksek olduğuna inandırılmıştım.
Ve şunu çok net söyleyebilirim.
İnsan en çok kötü olduğu için değil, yanlış olduğu için değil, yine söylüyorum.
Küçümsendiği için vazgeçiyor.
Bu çok daha sessiz bir kayıptır.
Sen bir şeyleri kaçırırken hayat dışarıda devam ediyor ve kimse sana sen aslında bunu istiyorsun da demiyor.
Bir ses bana küçülme hissi veriyorsa o ses ne kadar tanıdık olursa olsun ona otomatik olarak...
İnanmak kolaydır, güvenlidir, safe place'dir.
Bu insanlar yani bunu konuşan insanlar erkek arkadaşınız olabilir, anneniz, babanız, arkadaşınız, kardeşiniz kimse artık.
Size dediğim gibi asla gerçeği söylemiyorlar.
Sadece kendi korkularını çok ikna edici bir şekilde anlatıyorlar.
Ve sen o sınırın nerede çizileceğine...
Karar vermediğin sürece hayatın hep o az önce sorduğum sorunun cevabı da bu aslında.
Hayatın hep o dar yerde kalıyor.
O yüzden birinin seni küçültmesine alıştığında hayatın büyümeyi bıraktığını bilmen lazım.
Ve artık büyümeyi seçmen lazım.
Bu büyüme sessiz bile olsa yavaş bile olsa bunu seç.
Çünkü kendi sesinle olacak.
Kapıyı içeriden kilitle.
Kendi sesini dinle ve ne olursa olsun.
Bakın altını çizerek söylüyorum.
Seninle aynı yoldan geçmemiş.
Seninle aynı acıları yaşamamış.
Hayata seninle aynı bakmamış ve o tecrübeyi hiç deneyimlememiş birinin, o tecrübeyi deneyimlemiş bile olsa onun tecrübesidir.
Fikrine önem verme.
Bu çok bencilce bir davranış gibi gelebilir.
Birazcık bencil olmak gerekiyor.
Mutlu olmak için. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Ben ne dert yandım bugün ya.
Konu nereden nereye geldi ya.
Ben size eski erkek arkadaşımı şikayet edecektim.
Neyse. Bu podcastlerin sebebi o zaten.
Daha çok konuşacağız.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
