
Bu bölümde ilişkilerle ve date masalarında neden kendimiz olamadığımızla ilgili konuştum. iyi dinlemeler Adisyon dinleyicileri
Transkript
İlişkiler. Herkes hakkında bildiğini sandığı ama çoğu zaman sadece yalan üzerine kurulu bir evrendir.
En büyük yalan nedir peki?
Seni olduğun gibi seviyorum.
Ama insanın çoğu zaman sevdiği şey senin olduğun hali değil gösterdiğin halidir.
Ve biz de buna inanırız.
İnandığımız için sürdürülebilir.
Ama adisyon dinleyicileri bu gerçek mi?
Yes. İnsanlar ilişkiye başlarken en iyi versiyonlarını sunuyorlar.
Bu kesitin adını yalanın anatomisi koyuyorum dostlarım.
Ben böyleyim derken aslında kimliğinin bir maskesini gösteriyorlar bize.
Şimdi bağlanma teorisi, güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma, love bombing, ghosting.
Şimdi bugün biraz ilişkilerden, biraz da ilişkilerdeki en büyük yalandan konuşacağız.
İtiraf edelim. Çoğumuz sevildiğimizi sanıyoruz değil mi?
Ama çoğu zaman sevildiğimiz kişi aslında bizim olduğumuz kişi değil.
Bizim olduğumuz kişi değil.
Gördüğümüz maskemiz oluyor.
İşte bu ilişkilerdeki en büyük yalan bence.
İnsan ilişkiye başlarken her zaman...
en iyi halini gösterir.
Hatta bazen kendi bile en iyi halinin sahte olduğunu fark etmez.
Ay bu durumlar var ya böyle doğru cümle kurma, doğru oturma, yemek yiyemem.
Bu arada gerçekten kızlar hoşlandıkları erkeklerin yanında yemek yiyemezler.
Erkekler içinde durum böyle mi bilmiyorum ama sizden hoşlanmamıştır.
Sizde takılmak istiyordur yani.
Ama sizden gerçekten hoşlanıyorsa gerçekten yemek yiyemez.
durum benim için de tam olarak böyle bir kere bir date de hamburgeri doğratmıştım düşünün yani o kadar hoşlanmıştım neyse güzel de bir ilişkimiz olmuştu o yüzden Yemek
yiyorsak ağabeyimiz net sadece takılmak istiyoruzdur ya da arkadaş olmak istiyoruzdur ya da fark etmez.
İşte o hal bile en iyi halinin sahte olduğunu gösteriyor tamam mı?
Yani yemek yerken insan niye çekilsin ki yiye gitsin ama işler öyle değil.
Ben böyleyim derken aslında karşı tarafa gösterdiğimiz versiyonu sunuyoruz dedim ya.
Partner bunu gerçek zannediyor.
Diyor ki hamburger bile yiyemiyor.
Halbuki beni bir görse ben iki menü falan gömen bir insanım yani.
Oradan çıktıktan sonra gidip yine hamburger yemiştim.
Hiç unutmuyorum. Şimdi psikolojik olarak bu çok normal.
Çünkü insanlar bağlanmak istiyorlar.
Ama güven tam değil.
Başkasının bakışı olmadan var olamayız.
Bu sözü tanıdınız mı?
İşte ilişkilerde de aynen öyle oluyor.
Biz başkasının gözünde onaylanmış bir biz yaratıyoruz.
Peki neden bu yalanın içinde yaşamayı sürdürüyoruz?
Çünkü yalnız kalmak bazıları için Çok korkutucu.
İlişkideyken en büyük yalanı seçmek.
Bak, bence bu durum kesinlikle böyle.
Bir bakıma konfor alanı yaratıyor.
İnsanlar eğer buna inanırsam ilişki sürer, inanmazsam kaybederim diyorlar.
Yani çoğu zaman ahlak değil, psikolojik savunma çalışıyor.
Sodamdan bir yudum alacağım.
Reklam değil ama bu sade Beypazarı soda olmadan ben...
Ne yaparım hiç bilmiyorum. Dün yayındayken de biri fark etti ve dedi ki abla masanda hep Sade Beypazarı soda var.
Sade Beypazarı soda benim rutinim arkadaşlar.
Beni iyi hissettiriyor bana.
Neyse konuya dönelim. İlişkilerde bu çok görünür ama çoğu zaman fark edilmeyen bir şey aslında.
İtaat ve uyum dediğimiz şey biz fark etmeden sevgi sanılıyor ya.
Ama aslında sadece kaybolmamayı seçiyoruz.
Şimdi bak tüm bunları fark etmek korkutucu.
Olabilir ama imkansız değil.
İki koşul var bunun için.
Birincisi önce kendini tanıman gerekiyor.
Maskesiz halini tanıman gerekiyor.
Sonra da karşındaki kişiye maskesiz olma izni vermen gerekiyor.
Anladın mı? Maskesiz olma izni vermen gerekiyor.
Bunu verecek olan yine sensin.
Çünkü çoğu ilişki burada bozuluyor.
Bak tam olarak burada. Sen kendini gizliyorsun abi.
O kendi beklentilerini dayatıyor.
Ortak bir gerçeklik oluşmuyor.
Sonuç ne oluyor? İki kişi gerçek olmayan bir senaryo oynuyor.
Bu yüzden buluşmalarınız güzel geçmiyor.
Daha sonrakiler de iyi geçmiyor.
Ve sen hep şunu düşünüyorsun. Nerede yanlış yapıyorum?
Tam olarak burada yanlış yapıyorsun.
Zaman zaman bunu ben de yapıyorum.
Yani böyle bilmiş bilmiş konuşmayayım.
Kendimi hala rahat hissedemediğim durumlar tabii ki oluyor yani.
Çünkü karşımdaki kişinin beni gerdiği, acaba beni yargılar mı?
Acaba gerçek Elif olsam ne düşünür?
Acaba o beni içeriklerim için mi takip ediyor?
İçeriklerimdeki Elif'imi görmek istiyor falan.
Böyle şeyler kafamda bazen çok canlanıyor.
O yüzden bazen geri basıyorum.
Ama kendimi çok rahat hissettiğim ortamlarda oluyor tabii ki.
Onlarla çok eğleniyorum yani.
Ben eğlenmeyi seven bir insanım.
Vakit geçirmeyi severim insanlarla.
Peki bunun çözümü ne Elif diyecekseniz?
Yargılamadan gözlemlemek arkadaşlar.
Arkadaşlar demeyeceğim ya arkadaşlar demeyeceğim ben arkadaşlar demiyordum ne oldu böyle birdenbire arkadaşlar demeye başladık.
Yani bu bir suçlama değil sadece farkındalık.
Bak sevgi başkasının gösterdiği maskeye tahammül etmek değildir.
Gerçek olana tahammül edebilmektir.
İşte o zaman ilişkilerdeki en büyük yalanın etkisi azalıyor.
Gerçek olana tahammül ettiğinizde.
İlişkilerdeki en büyük yalan seni olduğun gibi seviyorum yalanı.
Ama fark ettiğimiz anda tam o anda.
Gerçek sevgi başlıyor.
Ve gerçek sevgi yalanlarla dolu evreni dönüştürebilecek tek şey dostlar.
Bugün biriyle buluşacaksanız gerçek olun.
Buluştuysanız ve istediğiniz gibi gitmediyse gerçek olun.
Tekrar bir buluşma ayarlayın.
İkna edin. İnsanlara şans verin.
Peşinden mi koşacağım bana ne falan demeyin.
Gerçek olun. Bir de öyle şans verin.
Bakın işler gerçekten çok değişecek.
Dediğimi yapın ama yaptığımı yapmayın.
Hepinizi öpüyorum. Bu da neyse şimdi yeni çıktı.
Hepinizi öpüyorum. Bugün içimden böyle geldi.
Hepinizi öpmek geldiği için ben.
Herkesi seviyorum.
Hoşçakalın. Görüşmek üzere.
Şu burnumun tıkanıklığı da hala geçmedi ne yazık ki.
Bir sonraki bölümde görüşürüz.
Bakalım canım ne isterse onu konuşacağım.
Kafaya ne takarsam bu hafta onu konuşacağım.
Dilerim güzel şeyleri kafaya takarız.
Hoşçakalın adisyon dinleyicileri.
Beni takip etmeyi unutmayın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Gerçek insanlar. Ben sizle olan date'im de çok gerçeğim bu arada ya.
Vallahi bak gerçekten ben bu kayıtları bir date gibi düşünüyorum.
Date'lerde de keşke bu kadar rahat olsam.
Düşünsenize. Acaba öyle mi düşünsem?
Date'leri bir podcast bölümü gibi düşünürsem acaba mesele çözülür mü?
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
