
Altın Kelebek’den Birdman’e: Sanat, Ego ve Düşüş
15 Aralık 2024 · 9 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Altın Kelebek’teki tartışmalar ve Birdman’in derinlikleri… Sanatın gücü, egonun tuzağı ve zirveden düşüşün hikayesi! Bu bölüm ödül törenlerini ve Birdman’ı konuşuyoruz
Transkript
Merhabalar, ben Elif.
Adisyonun yeni bölümüne hoş geldiniz.
Bugün biraz ödül törenlerinden, özellikle Altın Kelebek'ten bahsetmek istiyorum.
Hani şu çok şaşalı geceleri, şık kıyafetleri, bazen de tuhaf çıkışlarıyla adından söz ettiren tören.
Ama samimi olalım, hepimizin aklında şu soru dönüyor bu töreni izlediğimizde.
Bu ödüller gerçekten hak edenlere mi gidiyor, yoksa burada bambaşka bir oyun mu dönüyor?
Altın Kelebeğin ödüllendirilme sistemi...
Yıllardır eleştirilen bir konu.
Halk oylaması diyorsunuz ama halk gerçekten oy kullandığını düşünüyor mu acaba?
Ya da bu oylama sadece bir göstermelik mi?
Pek çok kişi bu törenlerin daha çok reytinge oynadığını ve Şöhretin popülerlikle ölçüldüğünü söylüyor.
Öyle ya her sene aynı sunuculara, aynı insanlara ödül vermek ne kadar adil?
Bu da tartışılır. Bunu da söylemişken Altın Kelebeği'nin en eleştirilen yönlerinden bir tanesi de bence bu.
Kapalı bir çevreye hizmet ettiği algısı var.
Her yıl ödül alan isimlere baktığınızda çoğu zaman aynı kişilerin tekrar tekrar tekrar sahneye çıktığını görüyorsunuz.
Bu durum sektördeki başka yetenekli isimlerin önlerinin kesilmesine ve hak ettikleri değeri görmediklerini düşünerek sektöre küsmelerine yol açıyor olabilir.
Maalesef bu kapalı döngü yeni isimlerin ve farklı yaklaşımların kendilerine yer bulmasını zorlaştırıyor bence.
Bir diğer konu da fenomenlere ödül verilmesi.
Ne alaka diyorum ben hep bunu gördüğümde.
Sosyal medyanın gücünü kabul etmek gerekiyor.
Bunu kabul ediyorum. Ben de bir içerik üreticisiyim.
Ama popülerlik ve şan...
Sanatın önüne geçmemeli.
Tabi burada ne ürettiğiniz de çok önemli tabi ki.
Fenomenlerin aldığı ödüller zaman zaman bu işin sadece bir şöhret yarışına dönüştüğü hissini yaratıyor.
Ve sanatın kalitesi, işin arkasındaki emeğin ve yeteneğin ödüllendirilmesi gerekmez mi?
Sevgili arkadaşlar. Ya ben böyle olduğunu düşünüyorum.
Ve bu ödül törenlerinde herkesin uzun uzun konuşması.
Bu ne kadar, bu çok saçma bir şey mesela.
Yani çıkarsın, teşekkür edersin, inersin.
Dünyada bunun çok örneği var bu arada.
Konuşmak neden bize özel bir şey bilmiyorum.
Her çıkan çok uzun konuşuyor ve o konuşmalardan hiçbir şey anlamıyoruz.
Çünkü dinleyemiyorsunuz, dikkatiniz dağılıyor.
Bence bu izleyicilerin canını çok sıkan bir detay.
Tören zaten saatler sürüyor.
Her kazananın dakikalarca teşekkür listesi sayması hem dinleyiciyi sıkıyor hem de akıllara şu soruyu getiriyor.
Bu kadar zaman ayırabiliyorsanız daha özenli bir değerlendirme süreci olamaz mıydı?
Bir de ülkemizdeki böyle toranlarda birbirini pohpohlama olarak algılanan bir yaklaşım var.
Çoğu zaman bu ödüllerin, sanatçıların veya projelerin gerçek başarısından çok...
belli çıkar ilişkilerine dayandığı hissediliyor.
Bu kibarca birbirini destekleme olarak adlandırılsa da gerçek anlamda yeteneklerin gölgede kalmasına neden oluyor bence.
Daha da üzücü olanı böyle bir sistemin şöhrete ve gösterişe önem verip sanatın ruhuna zarar vermesi.
Biraz da uluslararası törenlere bakalım.
Mesela Oscar. Uyumuyorum ve bu töreni bekliyorum ve günlerce bu törenin Kesitlerine bakıyorum ve aday filmleri izlemeye çalışıyorum.
Oradaki oyuncuların işlerine bakıyorum falan.
Oscar başlı başına benim gerçekten hazırlandığım bir ödül töreni.
Buna da dünyanın en prestijli ödülü diyoruz ama sır perdesi aralandıkça çıkan şey hep aynı.
Akademinin çok kapalı bir yapısı var ve kampanyaların ödül kazanmada ne kadar etkili olduğunu detayları inceleyince görebiliyorsunuz.
Mesela Cannes Film Festivali.
Bu da yine benim çok sevdiğim ödül törenlerinden bir tanesi.
Ve bütün festival boyunca süreci sosyal medyadan takip etmeye çalışıyorum.
Festival için sanat filmi aşıklarının mabedi dedik ama onun bile siyasi ve kültürel etkilerle yoğun bir şekilde yönlendirildiği sıkça gündeme geliyor.
Tüm bu törenler bana şu soruyu sorduruyor.
Bir sanat eserinin veya sanatçının başarısı gerçekten bu ödüllerle mi ölçülür?
Mesela dikkat diyor. Yıllarca Oscar alamadı diye dalga...
Ama aldığı filmde gerçekten en iyi performansını mı sergiliyordu?
Yani DiCaprio'nun performansı ödülle mi değer kazandı?
Yoksa zaten var olan bir değeri daha görünür hale mi getirdi?
Şimdi sanat... özü itibariyle zaten bireyin kendisini ifade ettiği, sınırlarını zorladığı bir alan.
Elbette ödüller teşvik edici olabilir ama gerçek sanatseverler için en büyük ödül o eserle kurulan bağ değil midir?
İşte bu yüzden belki de ödül törenlerine bu kadar anlam yüklemek yerine sanatın kendisine ve onu anlamaya odaklanmak en doğrusu.
Aklıma da Birdman filmi geldi bu arada.
Biliyorsunuz müthiş bir, izlemediyseniz mutlaka izlemenizi öneririm.
Bir sanatçının içsel dünyasını, ego savaşını ve kendini gerçekleştirme mücadelesini ustalıkla anlatan bir film bu.
Ve sinema dünyasında cesur bir deneme olarak kabul ediliyor.
Filmin konusu da şu.
Bir zamanlar ikonik bir süper kahraman olan Birdman karakteriyle ünlenmiş.
Regan Thompson'ın kendini kanıtlamak için Broadway'de bir tiyatro oyunu sahneleme çabasını konu alıyor.
Ama aslında bu çaba onun içsel yolculuğuna çıkmasının bir metaforu.
Peki bu yolculuk bize ne anlatıyor?
Bu arada tiyatrocuysanız, tiyatroyla ilgileniyorsanız da bence bu filmi izlemelisiniz.
Birdman, bağır oluşçu bir sorgulamayı merkezine alıyor.
Bu podcast'ta da Sartre'den bir örnek vereceğim.
Regan'ın hayatı, Sartre'ın özgürlük ve seçim kavramlarını çağrıştırıyor bana.
Bir yandan toplumun ve medyanın ona dayattığı ünlü olma kimliğinden kurtulmaya çalışıyor.
Diğer yandan kendi sanatsal değerini keşfetmek istiyor.
Ama bu özgürlük büyük bir sorumlulukla geliyor.
Yani Regan seçimlerinin sonucunda sadece kendini değil çevresindeki insanları da etkiliyor.
Film aslında Regan'ın egosu ve onun alter egosu arasında geçen savaşı ele alıyor.
Birdman'ın sesi Regan'ın zihninde yankılanan bastırılmış bir başarı arzusu aslında.
Bu ses bir yandan ona güç veriyor bir yandan da onu tüketiyor.
Yani Regan'ın gölgesi bastırdığı ama tamamen kurtulamadığı bir parçası.
Film aynı zamanda sanatın ve popüler kültürün çatışmasını da gözler önüne seriyor.
Regan Broadway'de ciddi bir tiyatro yaparak kalıcı bir miras bırakmak istiyor ama geçmişteki Birdman şöhreti sürekli onun peşini bırakmıyor.
Bu durum sanat... Sanatçının sanatı için mi yoksa izleyicinin beklentilerini karşılamak için mi var olması gerektiği sorusunu gündeme getiriyor.
Regan'ın bu ikilemi hem sinema dünyasında hem de genel olarak yaratıcı sektörde çok tanıdık bir hikaye.
Ve çok etkileyici sahneler vardı.
Mesela seyircilerden biri.
Spoiler vermeyeceğim.
Regan birine takmıştı kafayı.
Bilimin finali zaten müthiş.
Oyuncuların hepsi müthiş ya.
Çok iyi bir film. Görüntü yönetmeni bu arada gerçekten çok iyi.
Bu yanlış hatırlamıyor sana ya.
DiCaprio'nun Oscar aldığı filmin de görüntü yönetmeni.
Çok yetenekli bir adam.
İşlerini mutlaka izlemelisiniz.
Biraz da sonuyla ilgili konuşmak istiyorum.
Regan'ın uçuş sahnesi.
Onun gerçeklikten tamamen koptuğunu mu gösteriyor?
Yoksa özgürlüğünü kazandığını mı?
Bu sorunun kesin bir cevabı yok.
Çünkü film izleyicinin kendi yorumunu yapmasını istiyor.
Ama belki de bu... Burada önemli olan Regan'ın sonunda kendi gerçekliğini.
Kabullenmiş olması. Burtman sanatçı olmanın zorluklarını, insanın kendi egosuyla mücadelesini ve toplumun dayattığı kimliklerle başa çıkma sürecini ustalıkla anlatan bir yapım.
Sanatı, psikolojiyi, felsefeyi hepsini bir araya getiriyor ve her izleyişte farklı bir derinlik sunuyor.
Az önce dediğim gibi ödül törenleri elbette bir motivasyon kaynağı olabilir.
Ama ödüllerin adil ve şeffaf bir şekilde dağıtılması, sektöre yeni yeteneklerin kazandırılması ve sanata hak ettiği saygının gösterilmesi.
Aksi halde bu sistem sanatçıların küskünleşmesine ve sektörden uzaklaşmasına neden olmaya devam edecek.
Sürekli aynı isimlerin ödüller alması, ekranlarda aynı yüzlerin karşımıza çıkması sadece izleyiciyi değil sektördeki diğer yaratıcı isimleri de yıldırıyor.
Yeteneğin, yeniliğin ve farklılığın ön planda tutulması gereken bir alanda tek düzeliğin ödüllendirilmesi ne kadar sürdürülebilir?
Bu hem sanatsal üretime hem de izleyicinin beklenmesi gerekiyor.
Bir sonraki bölümlerde belki daha umut dolu bir konuyla karşınızda olurum.
Şimdilik sanatla ve düşünceyle kalın.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
