
30 yaşıma özel aldığım kararları ve 20'li yaşların sancılarını konuştuğum bölümümü beğendiyseniz takip etmeyi unutmayın.
Eğer bana ulaşmak isterseniz:
instagram.com/dusuncerontgeni
dusuncerontgeni@gmail.com
Transkript
Merhaba arkadaşlar, Düşünce Rentgeni'nin bir bölümünde daha birlikteyiz.
Ben Beste. Bugün varoluşumuz sayısal değerindeki ufak bir artış sebebiyle bu bölümü kaydediyorum.
Çok şairane söyledim yalnız.
Basitçe 30 oluyorum.
Fakat söylendiği kadar basit gelemedim bu yaşa.
Yani özellikle son birkaç gündür, hatta son birkaç aydır, belki de son birkaç yıldır çok...
Bunalımlı, sancılı ve sıkıntılı zamanlardan geçtim.
Kendi sıkıntımı kimseninkiyle karşılaştırmak istemiyorum.
Herkesin derdi kendine büyük bilirsiniz.
O yüzden benim yaşadıklarım daha basitti.
Aman bunlara şükredeyim gibi bir kafada değilim.
Benim yaşadıklarım da kendime zordu.
Kendi bilincime, kendi düşünceme, kendi geçmişime göre çok zordu.
Bugün hala bir şeyleri aşmış çıkmış değilim.
Ama tabii ki de yeni yaşımın bir totemini yapacağım yani.
Hatırlıyorum da 4-5 sene önce...
Etrafımdaki insanlar 30 yaşına girerlerken ben 30 yaşı partimi mükemmel yapacağım, işte pastama dirty dirty yazdıracağım, çok güzel giyineceğim, bilmem ne yapacağım gibi inanılmaz büyük vaatler
veriyordum. Daha doğrusu hayaller kuruyordum.
Fakat bugün geldiğim noktada hiçbirini içten bir şekilde yapmak istemediğim bir yerdeyim ve o zamanlarda bunu diyen besteği çok iyi hatırlasam da bir o kadar yabancı hissediyorum.
Hatta bu yüzden hatırlamaya çalıştım ve tabii ki...
çok klişe bir yerden Instagram'da 2016'ya kaydırdım.
20 yaşına girmeden hemen önce attığım bir post karşıladı.
Hatta dün o postu atalı tam 10 sene oldu diye bildirim de gördüm.
Orta köy camisinin altında yandan bir poz vermiş oturuyorum.
Muhtemelen saçlarımın sağ tarafını griye boyattığım için onu göstermeye çalışıyorum.
Çok iyi makyaj yapıyorum.
İşte kendimce çok uyumlu giyiniyorum.
Kendimi ifade etmek konusunda büyük arzulara sahibim.
Hatta daha fazla hatırlamadım.
çalıştığımda o sene Londra'ya gittiğim sene olduğunu fark ettim.
Yani 20 yaşına girerken Londra'ya gitmiş olmak çok büyük bir avantajdı benim için.
Fakat bir yandan da o zamanlardaki heyecanımı, anlamlarımı hatırlattı bana.
Çünkü ben 13 senelik bir hayalle Londra'ya gitmiştim.
Evet arkadaşlar 7 yaşında 1.
sınıfta hoca ayağı kaldırıp büyüyünce ne olmak istiyorsun dediğinde İngilizce öğretmeni olup Londra'ya gitmek istiyorum demiştim.
Benim hayallerin düz mantığı yalnız.
İngilizce öğretmeni olup İngilizce bilirsem Londra'ya gidebileceğimi düşünüyordum.
Muhtemelen birileri bana İngilizce bil...
Bilmen lazım falan demiştir.
Ki kesin de bu sebeple İngilizce benim için uzun bir süre tabu halindeydi.
Neyse buralara dağılmayacağım çok.
Ailemizden birisi taşınmıştı İngiltere'ye ve bana küçük hediyelikler getirmişti.
İşte küçük bir telefon kulübesi, İngiltere'deki o otobüslerin figürleri vs.
O kişiyi çok sevdiğim için İngiltere'ye gitmek istediğime karar vermiştim.
Böyle bir hayal kurmuştum.
Tabi yıllar boyunca Londra'nın çok romantize edildiği filmler, hikayeler ya da yurt dışında yaşamanın çok büyük bir marifet olması sebebiyle ben bir şekilde bu hayale tutundum.
Ne olmak istediğim değişse de hayalimde her zaman gitmek vardı ve hukuk okumaktan vazgeçtiğimde ailemle beni yurt dışına gönderirsiniz onun yerine diye bir pazarlık yapmıştım.
Aslında buralar bile benim o 20'li yaşlarımı o kadar çok temsil eden şeylerden bahsediyor ki yani tamamen kendi planım.
hiçbir yönlendirme olmadan yapıp tamamen kendi anlamlarınla onu romantize edip onun peşinden gitmek tabii ki çok şey kattı ama bir yandan da bence çok farklı bir yolda
vakit geçirmeme sebep oldu.
Konu benim İngiltere'ye gitmiş olmam değil zaten ama 20'li yaşlarıma bu deneyimle başlamak ve o zamana kadar alışılageldiğim tüm ezberlerden, o dünyadan, o bilgilerden, o otoriteden
başka bir şey olduğunu keşfetmek.
Bilgi birikimimi allak bullak etmişti.
En başlarda çok heyecanlı olsam da son zamanlara doğru bir an önce ülkeme dönmek, arkadaşıma, sevgilime, aileme sarılmak istiyordum.
Çünkü sanki o ezbere dönmek çok daha kolay ve konforlu geliyordu.
Fakat döndükten 1-2 ay sonra dünyayı görme kararı aldım ve Interrail için bir plan yaptım.
Interrail ne derseniz Avrupa'yı sırt çantasıyla ve trenle gezdiğim bir tur aslında.
Ve ben bu plan için çok çalıştım.
İşte okulumu çok başarılı bitirdim.
Bütün sene para biriktirdim, ekstra işler yaptım vs.
Avrupa'yı gezdikten sonra bir başka insan oldum.
Sadece Avrupa'yı görmek değildi mesela bu arada.
Hani uçakla gidip Avrupa'yı görüp ailesiyle gezenler çok aynı deneyimleri yaşadı diye düşünmüyorum.
Çünkü sırtında bir çantayla tüm ihtiyaçlarını organize etmek ve taşıyacağın için onların anlamlı oluşuna karar vermek.
Sonrasında çok spontane ve aynı zamanda da çok planlı olman gereken bir tatil yapmak.
Bambaşka şehirlere çok hızlı bir...
şekilde keşfetmek. Bambaşka kültürlerin içinden sürekli olarak geçmek.
Bir de bence zaten tren yolculuğu başlı başına farklı bir deneyim.
Yani ben 21 yaşından sonra aynı beste değildim.
Ama işin nazlı tarafı o ışığı gördüğüm yola yürüyebilecek cesarete de sahip değildim.
Keza bakınca yani 21 yaşındasın.
Neyin cesareti yani?
Deli cesareti olur olsa olsa.
O da cahillikten olur muhtemelen.
Ki bununla ilgili de birçok deneyimim var.
Fakat gördüğüm şeyin peşinden yürümek, o değişime karşı gitmek, o belirsizliğin içine dalmak çok zordu.
Keza bugün 30 yaşına geldiğimde hala bu kararı vermek konusunda çok emin hissetsem de kendimi o kadar cesur hissetmiyorum.
Ama bir saniye, çünkü şu anda bu şekilde geçmişe dönüp bakmak bugüne bir şeyler getirecek gibi duruyor.
Devam edelim. İki sene içerisinde çok farklı kültürlerin içinden geçmek ve bu şekilde deneyimlerle geçmek bana çok şey katmıştı.
Hızlıca İstanbul'daki hayatımı değiştirmeye başladım.
Uzun zamandır görüştüğüm insanlarla artık görüşmüyordum.
Farklı işler kovalıyordum vs.
derken bence küçük bir yanılgıya düştüm.
Ki bu yanılgı toplumumuzun hatta şu an neredeyse dünyanın bir ezberi haline geldi.
Çok para kazanırsam her şeyin mümkün olacağını düşündüm.
Ve tüm planımı para biriktirebilmek, para kazanabilmek ve onları bir şekilde harcayabilmekle ilişkilendirdim.
İnanılmaz çalıştım arkadaşlar.
Yani sabah 6'da uyanıyordum.
Ders çalışıp okula gidiyordum.
Bir anlamda okulu koydum.
Kolay halledebiliyordum. Bu konuda şanslıydım.
Hemen ardından başka bir işe gidiyordum.
Çünkü geleceğim için de bir şeyler yapmalıydım.
Sonra akşamları ekstra işe gidiyordum.
Yani bazen yanına kafede çalışmayı ekliyordum.
Organizasyon ekliyordum. Hiç durmadan çalıştım.
Gençliğin de verdiği enerjiyle birlikte günde 16-18 saate kadar aktif kalabiliyordum.
Yaşamayı da kaçırmak istemiyordum.
Yani her zaman yaşama hevesi yüksek bir insandım.
Yine sosyalleşmeye, ilişkiler kurmaya, arkadaşlara dedim.
veya elimden geldiğince küçük de olsa tatiller yapmaya çalışıyordum.
Fakat bunların hepsi için de ekstra çalışmam gerekiyordu.
Yani uzun bir süre çalışmak başlığı altında birçok farklı şey yaptım.
Sonra kendimce bir yere geldim.
Ve geldiğim nokta benim o zamana kadar sahip olduklarımın çok üzerinde şeylere sahip olduğum bir noktaydı.
Kariyerim iyiydi, maaşım iyiydi, ekstra işten çok kazanıyordum.
Evim, düzenim, bütün koşullarım böyle bir oturmuştu.
Pandemi birçok insanın canını çok yaksa...
da benim dinlenerek bunlara sahip olduğum bir sürece sebep oldu.
Keza o sırada e-ticaret yapıyordum.
İnanılmaz hızlandı.
Oradan çok para kazanmaya başladım vesaire.
Ve bir anda dank etti arkadaşlar.
Çünkü o ezbere bildiğim ve çok çalıştığım ve sahip olunca her şeyin çözüleceğini zannettiğim şeye kendimce ulaşmıştım.
Ama inanılmaz garip hissediyordum.
Yani ya gözümü kapatıp onunla yapabileceklerime odaklanıp hemen yatırımlara girişmek daha fazla borca girmek gibi planlar yapmam gerekiyordu.
Ya da o içimde bangır bangır bağıran sesi duymam gerekiyordu.
Bilmiyorum 20'li yaşlar bunu yaşamak için anlamlı bir zaman mıydı?
Yani Beste bir dur hani yeni geldik diyeceğim ama pek de öyle olmadı.
Bir yandan içine girdiğim ilişki bu zamana kadar yaşadığım heyecanlı ilişkilerden çok farklı bir yerden.
Bence gerçek bir aşk deneyimiydi.
Burada bir dipnot açmak istiyorum.
Ben aşkı günümüzde anlatıldığı gibi pozitif veya romantik bir Deneyim olarak görmüyorum.
Keza az çok insan psikolojisi ve varoluşuyla ilgileniyorsanız zaten böyle olmadığını bilirsiniz.
Fakat tabii ben bunun içine girerken bu bilgiyle girmedim ki yani.
Ben zannediyorum ki çok eğleneceğiz.
Arkadaşlar beni benden alırsan seni sana bırakmam denen şey aşk için denmiş bir şeydir bence.
Tam olarak bunu yaşadım.
Yani o içimdeki tüm bunalımları, tüm sancıları, her şeyi bir yere vardırmayı bir yere koymuşken bir de aşık oldum üzerine.
Bütün o saçmalık...
Bütün o zıtlık bir şekilde canlı kanlı karşımda var oldu.
Ve ben her şeyin içine dalan bir insan olarak bunun da içine dalmadan duramadım.
Çok derinden yaşadım.
Yani birçok deneyimimi yaşadığım gibi onu da çok derinden yaşadım.
Ve bence 20'li yaşlarda gezip tozmak, eğlenmek, hiçbir şey kafaya takmamak süper bir şeydir.
Bir aşk ilişkisini sürdürebilmek ve yeri geldiğinde bunu bir sevgi ilişkisine dönüştürebilmek kişinin karakteriyle ilgili çok büyük...
bir deneyimdir yani.
İnanılmaz bir deneyimdir.
Çok yaralayıcı, çok yıkıcı ama ayrıştığın her yerde o zıtlıkla çarpışmaktan gelen bir bütünleşme hali de var.
Yani çok soyut konuştum.
Ama zaten aşkı anlatabilecek bir profesyonelliğim de yok.
Yani gelip burada size aşk şöyledir, böyledir demem de çok anlamlı olmaz.
Ben kendi deneyimimden ve bugüne kadarki çıkarımlarımdan bahsetmeye çalışıyordum.
Oralara da çok da almayalım o zaman.
Toparlayıp geldiğim yerde süreçte gördüğüm farklılık ayrıştığım her bir bilgi, her bir otorite beni kendime yaklaştırdı.
Fakat kendime yaklaştığım yerde o kadar çok şeyden ayrışmıştım ki çok yalnız ve güçsüz hissediyordum.
İşte orada başka bir dönem başladı.
Sonra o kişiyi güçlendirmen lazım.
Ama ayrıştığın şeylerle güçlendirmeye çalışırsan aslında bir sarmala girmiş oluyorsun.
Yani zaten çıkardın da kendine yaklaştın.
Tekrar onları üstüne giyerek kendin olarak var olamazsın.
İşte ben bu dilemma da yani bu ikilemde çok sancılı bir süreç geçirdiğimi düşünüyorum.
Hayatta sağ olsun jest yapar gibi green card çekilişi kazandırıp beni bir de göçmenlik mücadelesine soktu.
Hani tam böyle hayatımın en ışıltılı zamanlarını yaşayacağım dönemlerde yeni evliliğin sancılarını göçmenlik içerisinde yaşadım.
Herkesin derdi kendine zorduru hatırlatmak istiyorum ama çok zordu arkadaşlar.
Ve bugün bu süreçlerin de üzerinden zaman geçti.
geçmiş trajedi bir komedi haline geldi.
Son zamanlarda bu kaygıyla ayrıştığım şeylere kavuşma arzusunu çok yoğun hissetsem de son günlerde ciddi bir karar aldım.
Ve bu kararı verirken çok korkuyorum.
Hala ya olmazsa...
ya kaybedersem ya çok büyük bir hata yaptıysam diyorum.
Ama bugün burada konuştuklarımız ve bu geçmişe dönük hatırladıklarım var ya aslında bana çok önemli bir şeyi gösteriyor.
Ben her zaman çok yanlış kararlar alan bir insan oldum.
Ve bu çılgınca yanlış kararlarımın arkasında çok iyi durdum.
Yani kararlarımın sorumluluğunu alıp elimi taşın altına koymayı hep çok iyi bildim.
Üstesinden gelebildiğim için takdir ediyorum kendimi.
Ve bugün 30 yaşına girerken yapabileceğim en güzel şey elimde bunların olduğunu bilmek.
Geçenlerde günlük sayfalarımdan birinde küçük besteye yazdığım bir mektubu okudum.
Çok duygusaldı yani. Burada o kadar dramaya girmek istemiyorum.
Ama bir cümleyi okumak istiyorum.
Yani zor bir cümle.
Açıklaması da güç.
Bugün bunları okuyabilmek ve bunları hissedebildiğimi düşünmek çok anlamlı.
Ve son zamanlardaki anlam arayışlarımın hepsi durumu tüm gerçekliğiyle kabul etmeye getirdi.
Bu da bana koca bir sevgi getirdi.
Ben bugün bu koca sevgiyle artık o besteyi sevebilecek zamanımın Olmasını istiyorum.
Kendimce şöyle bir romantize ettim durumu.
Bölümün isminden de gördüğünüz gibi onlar basamağında bir yükseliş yaşıyorum.
Yani 20'lerden 30'lara çıkıyorum.
Ve Türkçenin eş sesliliği çok hoşuma gider.
Onlar basamağında da bir yükseliş olsun istiyorum.
Artık toplumun takdirini ve onayını almak için bir şeyler yapmak ve bunlarla güçlü hissetmek yerine kendi değerlerimle ve kendi anlamlarımla güçlü hissedeceğim bir yola giriyorum.
Ve bence bu... onlar basamağından bir yükseliş olacak.
Geçenlerde bir dizi sahnesinden bahsetmiştim.
Yine aynı adam bir cümle kurdu ve hemen not aldım.
Diyordu ki Yani sen aksiyona geç, bırak diğerleri reaksiyon versin.
Ben kendi değerlerim için aksiyona geçmek adına güzel bir hazırlık sürecinden geçtim.
Ve 20'lerimdeki tüm deneyimlerim, hayatımdan geçen herkes, yaşadığım tüm acılar, sancılar, heyecanlar beni bugünkü besteye getirdi.
Ve ben artık aksiyona geçiyorum.
Bundan bir sene sonra bu bölümü dinlemek için çok heyecanlıyım.
Umarım bir şeyler hayalimdeki kadar güzel olur.
Ama olmazsa da zaten çılgınca kararlarımın arkasında durmayı ve hatalarımdan ders çıkarmayı biliyorum.
Artık hiçbir şeyin yaşama hevesimin önüne geçmesini istemiyorum.
Ben aksiyona geçiyorum. Sizin de reaksiyonlarınızı bekliyorum arkadaşlar.
Düşüncelerimin röntgenini çektim.
Size yorumluyorum. Bir sonraki bölümümde görüşmek üzere.
Huzurla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
