
neden hep yeni şeyler denemek istiyorum? boya yaparken sohbet 🫂
27 Mayıs 2026 · 22 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Neden hep yeni şeyler denemek istiyorum diye düşünüp bölüm yazmaya çalışırken video çektim. Bu konsepti sevdim, yapılacak iş çok arada gelirim. 👀Eğer sende benim gibi uçsuz bucaksız düşünmeyi, sorgulamayı ve bir sonuca varmadan sohbet hâlinde kalmayı seviyorsan, doğru yerdesin. Daha fazla bölüm için sayfamı ziyaret etmeyi unutma! #diy #sohbet
Transkript
Selamlar, Düşünce Röntgeni Podcast'ın ilk görüntülü kaydına hoş geldiniz arkadaşlar.
Sesimden anlayacağınız üzere bu hiç planlı bir kayıt değildi.
Çünkü daha bu sabah dondurma yedim her sabah olduğu gibi ve şu anda hiç konuşmak için uygun değilim sanırım.
Buranın karşısında olma nedenim uzun zamandır metnini hazırlamaya çalıştığım bir konu var.
Neden sürekli yeni ve farklı şeyler yapmak istediğimle ilgili düşünüyorum ve bunu bir metinle haline getirip sizinle sohbet halinde konuşmak istiyorum.
Ben şu arka plandan da anlayabileceğiniz üzere oldukça renkli ilgi alanları ve merakları olan bir insanım.
Yani sürekli yeni şeyler deniyorum, sürekli farklı şeyler öğrenmeye çalışıyorum ve bunu bir şekilde içsel tetiklenerek yapıyorum.
Bana yeni bir şey öğretmek için hadi beste kalk derseniz...
Gerçekten hemen gelirim ve hemen öğrenmeye çalışırım.
Gereken hazırlığı yaparım.
Ama mesela daha önce yapmış olduğum bir şey için tekrar bir hadi best ederseniz bir düşünürüm.
Belki de onun yerine hiçbir şey yapmam ama ikinci kez tetiklenmeyebilirim.
Çabuk sıkılan bir insanım diyebiliriz ama çabuk vazgeçen bir insan değilim bence.
Ve son zamanlarda bu acaba olmamalı mı?
Ben hani bu şekilde çok farklı şeylere yönelerek yanlış mı yapıyorum?
Sürekli yeni bir ilgi alanında ve o yenilik çabasıyla bir şeye zaman kaybederken çok mu vakit kaybetmiş oluyorum?
Gibi sorular dönüp dolaşıyor aklımda.
Sonra dedim ki madem bu konu hakkında konuşamıyorsun o zaman bu konuyu nasıl yaşıyorsun onu göster.
Mesela bugün şu arkamda gördüğünüz şöminenin kenar demirlerini boyamayı düşünüyorum.
Ve dümdüz siyaha değil de böyle son zaman...
çok popüler olan bir şarap rengi var biliyorsunuz.
Onunla maviyi karıştırarak bir şeyler deneyeceğim.
Yani yine koyu olacak ama...
Hani gece kızılı diye bir saç vardır ya böyle saç siyahtır ama arkadan bir kızıl renk görünür.
O tarz bir şey denemeye çalışacağım.
Daha sonra bugün bir podcast metni hazırlamam gerekiyordu.
Fakat eğer bu video başarılı olursa buna gerek kalmayacak.
Örgü markam var ve uzun zamandır sadece sipariş üzerine çalışıyorum.
Elimde de tam 4 tane siparişim var yapmam gereken.
Oldukça da esnek tuttum böyle işte yukarıyı değiştiriyorum, stüdyomu yenileyince yapacağım falan diye de bahaneler ürettim hep.
Fakat artık bugün en azından bir tanesini yapmak istiyorum.
istiyorum. Tabi bir yandan da hazır buraları boyamak için boya kutusunu açmışken yukarıda bir tane çerçeve var ve kenarını hiç beğenmiyorum.
Bu çerçevenin de bir kenarına iki dakika boya atayım diye düşündüm.
Tam onu düşünce de o çerçeveden iki tane oldu aklıma geldi ve diğerine de uzun zamandır dantelle beraber bir tablo oluşturmak istediğimi hatırladım.
E o zaman dedim bir de onu yapayım onu yapmışken.
Bakın buraya kim geldi? Bakın bu kuşa bakın.
Bakın bu kuş. Bu kuş hani?
Hanimiş benim hanim.
Ne demiş benim annem?
Hadi git video çekeceğiz.
Tabii ki sadece bunlar değil.
Çünkü ben sadece bu şekilde el işi ve beceri gerektiren şeylere karşı yükselmiyorum.
Bir de üzerine öğrenmeye de karşı çok hevesliyim.
Yani özellikle ders çalışmak, bir şey öğrenmek, okumak bunlar da beni çok tetikleyen şeyler.
Hani şu zamana kadar düşündüm bu metni hazırlamaya çalışırken baya böyle bir derinleştim.
Öğrenmeye heyecanlanmadığım, merak etmediğim bir konu oldu mu diye.
Şu an yine düşünüyorum.
Ama yok sanırım.
Yani finans öğrendim, tarih öğrendim, matematik, geometri hep aşıktım.
Biyoloji zaten ilk gördüğüm gün aklımı almıştı.
Sporla ilgileniyorum, tarihle, felsefeyle, psikolojiyle her şeyle ilgileniyorum ve hepsini de merak ediyorum.
Hani bir terim var ya her bokolog diye.
Gerçekten bende birazcık o herbokolokluk var ve bundan da çok memnunum.
Yani bunun böyle yerildiği ya da böyle küçümsendiği konseptler çok saçma geliyor.
Çünkü onlar biraz daha bu durumu içselleştirmeyen insanlar için söylenebilirmiş gibi geliyor.
Ben öğrendiğim herhangi bir şeyi birbirlerinin içine koyuyor ve kullanıyorum.
Nasıl yapıyorum bunu mesela? Biraz önceki örnekten gidebilirsiniz işte.
Çerçevenin kenarını boyarken diğer çerçeveye de aslında dantel işleyecektim.
Zaten bugün dantelleri de tişörtleri...
upcycle etmek için çıkaracaktım diye hani bir bilgiyi diğerleriyle harmanlayan ve kullanan bir konseptim var ya işte bunun aynısını hayatımda da yapıyorum.
Mesela bunu geçenlerde eşimle de konuştuk.
Kendisi son zamanlarda müzikle ilgilenmeye başladı.
Aslında daha önceden de müzikle ilgileniyordu ama artık yapmakla ilgilenmeye başladı.
Beraber bir müzik eventine gitmiştik.
Orada işte hani müzik üzerine konuşuyoruz falan.
Ben zaten hep konuşurum mesela.
O konuda da hiçbir şey bilmem.
Hani o toçum bile ne tam olarak bilmiyorum hala.
Ama Ama hep böyle bak bunda böyle böyle bir şey var ya.
Sence bu ne? Bunda böyle böyle olsa daha iyi böyle bir şey olmaz mıydı?
Ya da bunu neden böyle yapıyor?
Hep böyle ilgilenen, bilen insanlara soran biriydim.
Yine o günde soruyorum tabii ki.
Ve sohbet ederken şeyi fark ettim.
Ha mesela pasta yaparken kabartma tozunu yavaş yavaş eklersen ve o sırada da karıştırırsan güzel olur ya.
Tıpkı onun gibi söylüyorsun değil mi?
Diye bir şey söyledim.
Ne kadar da aynı şeyler olduğunu fark ettim sonra.
Hani sanki bir kumandamız var.
Ve o kumandada böyle bazı aksiyon tuşları var.
İşte bazılarını aynı anda farklı yönlerde basınca farklı aksiyonlar çıkarıyor.
Bir dövüş oyunu gibi düşünün işte.
Hani orada olur ya 1-2-3, 1-2-3, 1-2-3, 5 bir şey yaparsın ve böyle çok giyişik bir hareket yapar falan.
Aynı onun gibi bir hayat aksiyon planımız var.
Ve bu planı birçok şeyde farklı sonuçlar elde etmek üzere kullanabiliyoruz.
Ve ben bunu çok seviyorum.
Yani gerçekten... Multicultural denir ya böyle.
Multidiscipliner. Aynen multidiscipliner bir insanım yani.
Böyle hani birçok şeyi aynı anda kullanıp onların hepsini birbiriyle iç içe kullanmayı seviyorum.
Nereden gelmiştik konuya?
Neyse dur. Şimdi kafamdaki plan şu.
Hani böyle oturup da burada podcast bölümü çekmeyeceğim tek başına.
Bunları yaparken sohbet etmek istiyorum.
Şimdi aslında herhangi bir boya da satın almadım.
Bir de böyle bir olay var bende arkadaşlar.
Bunu bir yard sale'den yani evini boşaltan birinin sattığı malzemelerin içinden buldum.
Baya bir boya vardı içinde.
Böyle fırçalar falan vardı.
Çok popülerleşen bu şarap rengiyle.
Şöyle siyah yok içinde ama şöyle bir tane blue var.
Hepsi diyor yani böyle koyu bir mavi gibi.
Bunların ikisini karıştıracağım.
Bu sabah bu zamana kadar kırılan saklama kaplarının kapaklarının bizde hala kaldığını fark ettim.
Ve çöpe attım.
Derken, aa boyaları yaparken bunun üstüne koyarım deyip çöpten geri çıkardım.
Şöyle bir karışımımızı yapalım bakalım.
Belli oluyor mu oradan?
Olmuyor bence. Ama çok güzel oldu.
Burada çok fazla boya yapmışım.
Hazır tam bunu mesela tam böyle demişken bence bu çok güzel bir konusu.
Bu girdiğim uğraşların boşa çıkmama kaygısıyla nasıl baş ediyorum?
Bence bu çok güzel bir konu.
Mesela şimdi bu boya ziyan olsa ne olur?
Yani o çerçevenin kenarı hiç olmasaydı planda ne yapacaktım?
Evin kapısını falan mı boyayacaktım?
Ki yapabilirim çok muhtemelen.
Ama bir noktada bu...
Fikir olgunlaşmaya başladığından beri en çok bu konuda sıkıntı yaşadığımı fark ediyorum.
Yani ben bu şeyleri zevk için yapıyorsam ve tamamen hoşlanarak zevk için yaptığım bu konu günün sonunda neden illaki bir şeye değer olmak zorunda?
Yani hiçbir şeye değmeyebilir.
Hiç değmeyebilir. Hani tamamen boşa yapmış olabilirim.
Çünkü zaten boş için yapmıyor muyum bunu?
Boş zamanında YouTube'da bir şey izlemek ya da...
ne bileyim yıllar önce izlediğin diziyi tekrar izlemek ya da ne bileyim bir arkadaşınla kahve içmeye çıkmak.
Hepsi yani her biri çok anlamlı da sırf herkes onu bir şekilde o şekilde doldurduğu için.
Bu tarz farklı şeylere girmek mi?
İlla ki worth it yani değer olmak zorunda.
Neden bu noktada değeri sorguluyoruz biz?
Belki de sadece boş zamanını diğer boş eylemlerle doldurduğun gibi bu da boş bir eylemdir ve sonucunda da sadece boş bir şey gelir yani.
Yani boşluk boşluktur zaten.
Niye boşluğu doldurmaya çalışıyoruz?
Yani ben de bunu tıpkı bir televizyon izlemek gibi yapıyorum.
Tıpkı bir arkadaşımla buluşmak gibi yapıyorum.
Ve aslında beklentim de tamamen o zamanın geçmesini beklemekteki tercihle aynı tercih.
E o zaman neden ben daha fazla fayda görmek, neden çok başarılı ve çok mükemmel bir şey sunmak, neden çok iyi bir sonuç elde etmek zorundayım?
Ben neden boşluğun içinden bir doluluk arıyorum?
Bunu düşünüyorum. Gerçekten son zamanlarda sık sık bunu düşünüyorum arkadaşlar.
Şimdi geldik üst kata.
Bu arkamda gördüğünüz ünite yeni.
Daha burası yerleşmedi.
Üst kata farklı bir konsept yapmaya çalışıyoruz son günlerde.
Aslında bu dik duran bir kitaplık ama biz bunu böyle yan kullandık.
Bu eski gerçek ahşap olayını bulmak gerçekten çok zor.
Bulursan da çok pahalıya bulunuyor.
Ben de MDF karşıtı bir insan olarak elimden geldiğince onları kovalıyorum.
Ve o sırada da al-sat yapıyorum.
İyi oluyor yani. Güzel para kazanıyorum.
Hem o parayla daha çok istediğim bir şeye bütçe ayırıyorum.
Hem de günlük hayatımda harcıyorum.
Creative Mode 10 şeklinde şöyle bir şeyim var.
Ve bunun böyle çerçevesi oldukça kalitesiz.
Böyle sokakta... bulmuştum.
Buna güzel bir çerçeve de alabilirim ama şu an için biraz da böyle devam etmek istiyorum ve o yüzden bunun dışını boyayacağım.
Ve ikinci konuya bakarsak da sizce bu bir merak mı yoksa böyle bir tüketme arzusu mu?
Bunu da çok sorguluyorum.
Hani Şu an hayatımızın en ortasında olan şey kapitalizm ve Amerikan kültürü biliyorsunuz.
Özellikle benim için daha fazla çünkü çok şükür ki hiyerarşik olarak koşullarımı sürdürebiliyorum, beslenebiliyorum, barınabiliyorum, Amerika'da yaşıyorum ve bunun çok daha içindeyim.
Bu yüzden de acaba ben her şeyi tüketmek isteyen ama bunun sadece yönünü değiştiren bir yerden mi bunları yapıyorum diye sorguluyorum.
Hadi bunun üstüne de birazcık konuşalım.
Açıkçası tüketime nasıl baktığında çok önemli bir hale geliyor.
İnsan olarak tüketmeye ve yok etmeye bir noktada mecburuz yani.
Bu bizim varoluşumuzda ve yaşamımızı sürdürme ihtiyacımızın kendisinde doğalında olan bir şey.
O yüzden tüketmediğim ve sadece ürettiğim bir hayatın mümkün olduğunu zaten düşünmüyorum.
Tükettiğim şeyleri değiştirmeye başlayalı...
neredeyse 5-6 sene oluyor.
Yani neden tükettiğimi sorgulamak, ne istediğimi daha iyi anlamak, neyin bana hizmet ettiğini daha iyi anlamaya çalışmak ve onu bulmak için çabalamak gibi reflekslere sahibim.
Bunun getirisi olarak da bence anlamlı bir tüketiciyim diye düşünüyorum.
Daha doğrusu sorumlu bir tüketiciyim.
Mesela bu hobi için bunları sıfır alıp daha sonra da bunları hiç kullanmayıp ve belki de çöp olana kadar kullanmayacak olsam belki bunu da bir sorun ve o Amerikan kültürümdeki tüketim gibi görebilirdim.
Fakat ben bunu bulduğum bir yerde çöpe gitmeden önce ikinci el alıp ve hani mümkün olduğunca günlük hayatımda yeni bir çerçeve almak yerine bunu kullandığım ve bununla neler yapabileceğimi
önceliklendirdiğim bir bilinçte olduğum için kendimi çok da o tarafta görmüyorum.
Merakımın getirdiği bir...
Sorumlu tüketim olduğunu düşünüyorum.
Mesela seramik kursuna giderken de gidip de borca girip seramik kursuna gitmiyordum.
İşte belli bir bütçem vardı.
İşte evde sürekli masada çalıştığım için farklı şeylerle ilgilenme ihtiyacım vardı.
Oluru olan senaryoyu tercih ediyordum.
Ve seramik öğreniyordum.
Buna yine bir örnek günlük hayatımdan.
Burada bir spor salonuna kaydoldum.
Yaklaşık 4 ay falan da gittim bu arada.
Farklı branşlar denedim.
İşte grup derslerine katıldım.
Yani o dönem için özellikle kış modunda çok işime yaradı.
Fakat sonra şeyi fark etmeye başladım.
Orada uygulamada hangi derslere ne kadar girdiğine dair bir rapor var.
Ve ben 4 ay içerisinde 55-60 tane grup dersine girmişim.
Bunların 35 tanesi yoga.
Ve ben yogayı zaten tek başıma yapan bir insandım.
Yani pandemide başlamıştım ve 3 sene boyunca her gün bir fiil kendimi geliştirmek üzere yoga yapmıştım.
Sonra dedim ki yani şu anda grup dersinde yogaya gitmem ve diğerlerine bu kadar tetiklenmediğim bir noktada oraya para ödemem çok mantıklı değil.
Daldan dala zıplamak gibi değil.
kendi içimi, kendi benliğimi, ilgilerimi takip etmek olarak görüyorum.
Üçüncüsü ise bu tarz şeyleri yapan insanlar birazcık bunu kimliğiyle bağdaştırma durumuna giriyorlar.
Hatta kendilerini sanatçı ilan etme gibi bir cesarete de sahipler mi diyeyim yani ne diyeyim bilmiyorum.
Bence sanatçı bu kadar kolay olunmuyor.
Hani bir sanat işiyle uğraşmak ve o sanat işinde becerili olmak Ondan bir şey yapabiliyor olmak seni sanatçı yapmıyor diye düşünüyorum.
Ben buraya ilk taşındığımda örgü satarken, aha inanmıyorum o zaman sen artistsin yani sanatçısın yani çok tepki gösteriyorlardı ve ben kabullenemiyordum.
Hatta bir dönem sonra ya kabulleneyim ya ben sanatçıyım aynen bu bir sanat yapıyorum ben falan diye de düşündüm.
Yaklaşık 4-5 ay oldu herhalde bu konunun üstüne çok başka bir yerden düşünmeye başladım.
Rollo May'in Yaratma Cesareti isimli bir kitabını okudum.
Ve bence gerçek bir sanatçının bir zihni...
üretme sancısı durumundan geçtiğini ve aslında onun seni sanatçı yaptığıyla ilgili farklı bir bakış açısına evrildim ve bunu sadece ilk akla gelen sanatlar gibi düşünmeyin.
Bir bilim insanı arkadaşım var mesela, fizikçi.
O kitabı okurken ona da bunu söyledim.
Sen de bir sanatçısın aslında. Çünkü bir şeyi üretme çabasının içinde yoğurulup o sancılarla gerçekten benliğinle bağdaştırabildiğin bir şey ortaya koyduğunda ve bunu belli bir
süre yapabildiğinde sanatçı olmaya başlıyormuşsun gibi geliyor.
Biraz daha tecrübe ve onun içindeki yoğrulma ve içinden çıkardıklarınla gelişebilen bir şeymiş gibi geliyor.
Bunları kimliğimle bağdaştırmak için önce o konuda bir sanatçı seviyesine yükselmek gerektiğini düşünüyorum.
Yani bunlar benim için aslında bir aktivite.
Konunun başında da söylediğim gibi bir arkadaşınla buluşmak, YouTube'dan bir dizi izlemek gibi bir şey yani.
Peki Beste ya çok normalleştirdin.
Hani olur mu yani bir YouTube'da dizi izlemekle, bir boş yapmakla, böyle boş zamanlarında böyle şeyler yapmak aynı mı diyorsanız?
İşte burada şimdi biraz daha o ince işin bize kattıklarından konuşmak istiyorum.
Onun için... Bu fırçaya geçtim.
Çünkü içeğeleri boyayacağım.
Tabii ki zihnimizin ince işleri yaparken ki uyarılması, becerisi, öğrenmesinin şey izlerken ya da arkadaşınla aynı sohbeti 8757.
kez yaparken aynı olduğunu düşünmüyorum.
Boş aktivitelerimi bu tarz farklı şeylerle doldurmanın...
bana çok şey kattığını kendi üzerimde gözlemleyebiliyorum.
Bunlara girişmekteki aslında motivasyonum da buradan geliyor bence.
Çünkü o iş her neyse onu bitirdiğimde sanki böyle beynimin farklı yerlerine çubuklar sokmuşum ve oralarla bağlantı kurmuşum da oradan tüm aldıklarımla bambaşka bir beste olarak çıkmışım
gibi oluyor. Mesela şu konuşabildiklerimi hep kafamın içinde konuşuyorken bugün bunu podcast yapıyor olmam bile bunun bana getirdiği bir şeymiş gibi geliyor.
Ve burada da dördüncü...
noktaya geliyorum. 4 oldu değil mi bu arada?
Bakın buralar kaçabilir.
Hobilerimize kapitalizmin çökmesi.
Bence birçoğumuz görmüştür.
Sosyal medyada işte hobilerine kapitalizmin çökmesi, hobilerini işte para kazanmak uğruna yaptığında artık onun bir hobi olmaması üzerine çok konuşuluyor ve bununla ilgili içerikler yapılıyor.
Bunlara çok gülüp çok katıldığım oluyor.
Hatta kendimi çok bulduğum oluyor.
Ama bir yandan da benim orada bir ayrım çok hoşuma gitti.
İki farklı video gördüm.
Birinde Hobilerinize kapitalizmin çökmesi gibi bir şey söylerken diğerinde hobilerinizi monetize etmeye çalıştığınızda diyordu.
Monetize biraz daha para kazandırabilirlik haline getirmek.
Epistemolojik olarak kapitalizmle monetize'nin arasındaki fark ne bilmiyorum ama ben kendi kafamda şöyle bir ikiye ayırdım bu konuyu.
Sanki kapitalizm artık içinden çıkmamızın mümkün olmadığı ve zaten yaşama biçimimizin kendisi gibi geliyor.
Yani... Bir şekilde benim bunu yaparken podcast kanalımı da daha fazla etkileşime alsın diye belki daha çok görseleşleşmelerle dikkat çekici olsun diye çekmem bir kapitalizm.
Fakat monetize etmek biraz daha onu para kazandıran bir şeye çevirmek oluyor.
Keza bir gün YouTube veya podcast'tan para kazanırsam dolaylı yoldan bir şekilde bunu da monetize etmiş olacağım.
Bu konuda galiba ben de çok emin değilim.
Monetize. Ekmiş olacağım.
Emin değilim arkadaşlar ya.
Yani hep bunu yapabilirmişim gibi geliyor.
Hele var ya şunun için bana para ödeseler.
Sabahtan akşama kadar herkesin evine gider.
İnler, boyar, düzenler.
Yani sürekli de sohbet edebilirim herhalde.
Yani hayatım hep bunu yapabilirmişim gibi geliyor.
Zaten podcast'ta da bu yüzden başladım ya.
Önü gelir bunu yapmaktan da nefret eder miyim?
Çok emin değilim. Fakat bu sefer başladığım koşullarım bambaşka oluşuyor.
Tetiklenme biçimimin çok daha özgün ve çok daha kimliğimle bağdaşıyor oluşuyor.
Yani biraz önce konuştuğumuz hani sanatçı onu kimliğiyle birleştirirse okey dedik ya sanki ben de konuşma ve düşünme konusunda sanatçı olabilecekmişim gibi hissediyorum.
Bu belki çok iddialı duyuluyor ama ben bu konuda çok yeni değilim.
Yani daha dün gelmedim ve uzun zamandır yazan, konuşan, düşünen, biçimlendirmeye çalışan bir insanım.
Bu zaten benim çoktandır bir kimliğim haline gelmişti ve şimdi de sanki bunu geliştirmem gereken bir yerdeymişim ve buna da hazırmışım gibi hissediyorum.
Keza bununla ilgili de bir ders almaya karar verdim.
Art Financing diye bir ders var ve böyle biraz daha bu artı nasıl finance edebileceğimize, belki de bu monetize perspektifine nasıl bakabileceğime ışık tutacaktır.
Öğrenirsem zaten buralarda kesin anlatırım.
O zaman bugünkü üçüncü işimize geçiyoruz.
Çünkü bu tablo da hazır arkadaşlar.
Tabii ki konuşmaya devam edeceğiz.
Şöyle. Üçüncü projeye geçemiyorum.
Çünkü elimde ufu yokmuş arkadaşlar.
Ve bugün Memorial Day olduğu için çoğu yer tatil.
Sonra dedim ki bu konsepti birazcık daha belki sürdürmek isterim.
Bir sonraki bölümlerde bununla ilgili bir şeyler yaparım.
Yapmak istediğim şey şu gördüğünüz çerçevelerin içerisindeki artları çıkartıp şöyle bunun mesela ya arkasına ya önüne tam emin değilim ama Türkiye'den
getirdiğim dantel parçalarını tablo başlamak.
Hatta belki işte böyle kağıdı da boyayıp böyle bir şeyler yapmak istiyordum.
Puf puf uhlar vardı ya onlardan almam lazım.
Evde her şeyim var uhum yok.
Biraz önce boyadığımız çerçeveleri aslında ben sokaktan şöyle bir şey bulmuştum.
Yani bayağı atılmıştı.
Çok kalitesiz bir şey ama bu kağıtlarını söküp o gördüğünüz kreytin modu yapıştırmıştım üzerine.
Şimdi de bununla da aynı şekilde bir dantel çalışması yapmak istiyorum.
Genel olarak bu konsepti sevdiğimi düşünüyorum.
Çünkü ben zaten böyle şeyler yaparken ya bir şeyler dinlerim ya kendi kendime konuşurum.
O yüzden podcastlerimin belki bir varyasyonu olarak bunları atabilirim ara ara.
Peki Beste, bu kadar farklı şeyi aynı anda yapmaya çalışırken nasıl planlı programla devam ediyorsun?
Nasıl aynı anda çalışmaya, hayatına yetişmeye vakit ayırabiliyorsun diye bana çok soruluyor.
Özellikle deneyimlediğim yeni bir şeyden bahsettiğimde ya da...
Ya da merak ettiğim bir şeyle ilgili konuştuğumda arkadaşlarım ya beste bunu nasıl sığdırdın ya, bunu nasıl yaptın ya falan diye çok soruyorlar.
Bu benim kesinlikle karakterimle de alakalı bir durum.
Ben çok planlı ve organize olan bir insanım.
Ama bundan daha önce bahsetmiştim diye hatırlıyorum.
Eisenhower Matrix'i diye bir şey var.
Böyle bir artı çiziyorsunuz ve yapmak istediğiniz şeyleri size göre önceliklerine ve önemliliğine göre bir yerleştiriyorsunuz.
Ben genellikle o ay için yapmak istediklerimi şu şekilde aylık takviye...
işaretlerken daha sonra haftalık yapmak istediklerimi de haftanın başındaki yerlere yazıyorum.
İpek'in markası bu Paper Street'in ajandası çok iyi bu anlamda çünkü zaten direkt öyle bir yeri var ama o yoksa da genellikle şöyle küçük bir tane daha defterim oluyor ve böyle ne yapmak istersem
işte aklıma gelen herhangi bir şey, gitmek istediğim herhangi bir yer, satmak istediğim herhangi bir yemek bunların hepsini buraya not alıyorum.
Telefonda not alıyorum ama açıkçası ben yazmayı daha çok seviyorum çünkü yazdığım şeyleri görsel olarak hatırlayabiliyorum.
Mesela oraya bir şey yazmıştım diye düşünerek oraya yazdığım şeye gidip onu anlayabiliyorum ve hatırlayabiliyorum.
O yüzden genellikle yazmayı da tercih ediyorum.
Telefonda veya işte bilgisayar ekranında bu olmuyor yani.
Çok denedim. O haftalık olarak yapmak istediklerimi yazdıktan sonra zaten hani haftanın bir gerekliliği vardır ya işte işe gidilecek günler, ne bileyim spor yapacağın saatler, yemek yiyeceğin ya
da yemek pişireceğin zamanlar falan.
Bunlar zaten artık aşağı yukarı belli ama ben genellikle onları da planlamaya çalışıyorum.
Ve her sabah genellikle günlük de tuttuğum için günlük tuttuktan hemen sonra bugün ne yapacağımı o listeye göre alt alta yazmaya başlıyorum.
Bir örnek mesela. Geçen hafta pazartesini görüyorsunuz.
Öyle arkadaşlar. O zaman bu bölüm çok spontane oldu.
Ama bir sonraki bu ürünleri yaparken sizinle tekrar burada buluşacağım ve umarım o zaman konuşacağım şeyleri önden planlayacağım.
Ve konudan çok korkmadan, dağılmadan elimden geldiğince bütünsel şeyler çıkarmaya çalışacağım.
Bence bu içerik Güzel olacak yani.
Bakalım. Devamını birlikte göreceğiz.
O zaman kendinize iyi bakın.
Dinlediğiniz ve izlediğiniz için teşekkür ederim.
Meraklı kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
