
“Düşünce Röntgeni”nin ikinci sezonuna dair ilk sinyaller ve hazırlanma sürecimin iç sesleri bu bölümde. Düzenli yayına geçmeden önceki son virajdayım, her Salı görüşmek üzere.
📬 Bana ulaşmak istersen:
📩 dusuncerontgeni@gmail.com
Transkript
Selam! Evet arkadaşlar geri geldim.
Vallahi 3 ay oldu ama bir şekilde geri geldim.
En başlarda diyordum ki aman bir ay tatil vereyim bir şey olmaz.
E sonra yaz tatili dediğin 2 ay olur dedim.
Son 2-3 haftadır içeriklerimi hazırlıyorum, bazı şeyleri yazmıştım, onları toparlıyorum falan ama bir türlü mikrofonun başına gelemiyorum.
Ve dedim ki Beste bu böyle olmayacak.
Yine kafanın içinde bir erteleme sarmalına girdin.
Çünkü kendince bazı kaygılarım var belli.
Altyazı M.K. soruyor.
Dur şuraya bir kamerayı yerleştireyim.
Benim şu an görmekte olduğum şeyi siz de izlersiniz ve belki dinlerken güzel olur.
Yerleştirdim kamerayı şimdi.
Şansıma da bulutlar karardı ya.
Neyse beraber günü batıracağız o zaman öyle diyelim.
Bu plansız aradan sonra bir dönüp baktım ve 9 bölüm çekmişim.
Yani o kadar çok içimden gelerek kısa bir süreçte yaptım ki 9 bölüm olduğuna asla inanmıyordum.
Kontrol ettiğimde şoka girdim ve beni tekrar bu mikrofonun başına getiren şeyin de aslında bu olduğunu fark ettim.
Ben bunu yapmak istiyorum arkadaşlar.
Yani konuşmayı çok seviyorum.
Beraber bir yerlere varabilme ihtimali çok ama çok hoşuma gidiyor.
Hatta bu podcast konusuyla ilgili...
Küçük küçük gelişmeler de oluyor ama şimdi çok küçük haldeler.
O yüzden bence bunları duyurmak için fazlasıyla erken.
Hem bir yandan da böyle duyurup kendimde bir beklenti yaratmak istemiyorum.
Çünkü biliyorum siz bana çok tatlı davranırsınız.
Ben bir podcast dinleyicisi olarak o içini açan insanlara o kadar mütevazi ve o kadar tatlı davranıyorum ki bazen kendime göstermediğim alanı onlara gösterdiğimi fark ediyorum.
Tam da bu konularla ilgili çok güzel bölümler toparlıyorum.
Bazılarına biraz daha bilgi birikimi katmak istiyorum.
Bazıları tamamen benim içimden gelene yorumlardan oluşacak.
Yani önüme upuzun metinler hazırlıyorum.
Günlüklerimden, kendi içimden gelen cümlelerden, bazen bir anda gelen ilhamla, telefonuma aldığım notlardan bir şeyleri bir araya getiriyorum.
Ama sonra mikrofonun başına geldiğimde onları okuma çok daha külfet gelmeye başlıyor.
Çünkü ben gerçekten konuşabilen ve konuşmayı becerebilen bir insan olduğumu düşünüyorum.
olarak böyle bir şey yapmak istiyorum.
Sadece pratik halinde olursam bu daha önü açık bir yerde olacak.
Ne kadar tam şu mikrofonun ucunda düşüncelerimi bir akış halinde anlatmayı pratik edersem o kadar daha kolaylaşacak.
Tabi bir yandan da kendimle ilgili çok önemli bir ihtiyacımla tanıştım.
Ben çok sabırsız ve meraklı bir insanım.
Beni yakından tanıyanlar bunu çok iyi bilirler.
Çok aceleciyimdir. Hemen öğrenmek, hemen girişmek isterim.
Yani bir şeylere atılmak konusunda önümde hiçbir engel yoktur.
Fakat bir şey... Sürdürmeye gelince çok zorlanırım.
Sadece podcast gibi düşünmeyin.
Bu düşünceleri, bu idrak ettiğim hisleri, yaşadığım olayları sindirmem gerekiyor.
Önceden üst üste giderdim böyle.
Hani 365 günde 700 katlı bir bina çıkabilirdim.
Aynı anda birçok işi yapabilirdim.
Hala yapabiliyorum. Fakat tanıştığım beste ve anladığım karakterim artık biraz daha sindirmeyi istiyor.
Tamamen koşullar dolayısıyla verdiğim bu 3 ayda aslında o kadar da çok sindirmeye vaktim oldu.
Tabii burada podcast konusunda hep yanımda tutmuş olmamın çok büyük bir önemi var.
Çünkü ben bu üç ayda durmadım.
Kurs bitirdim, işe başladım.
Los Angeles'ta yaz tatili yapmak.
Yani evimde nasıl bir yaz tatili yapabileceğimi keşfetmekle ilgilendim.
Seyahatler ettim. Aynı zamanda sevgili eşimle bir YouTube kanalı açtım.
Yani birçok şey yanda gidiyordu ve ben podcast'ı böyle unutup çok arkada bırakabilirdim.
Ama gerçekten çok yakınımda tuttum ve bölümlerimi nasıl devam ettireceğimi, neler...
yapmak istediğimi tekrar tekrar düşündüm.
Evet arkadaşlar bilmiyorum tekrar da düşüyor muyum ama ben bunu yapmak istiyorum.
Hani burada böyle kontrol manyağı bir beste hayal etmeyin.
Hata yapmak istemeyen, yanlış yapmak istemeyen, hiç patlak vermek istemeyen değil.
Patlak artık biraz daha heyecan dolu bir andan ziyade süreci askıya alan, düzeni bozan, belki de hani beni biraz yoldan çıkaran bir şey gibi düşünün.
Benim şu anki koşullarımdaki ritmi sürdürürken böyle bir şeye alan ayırmak istiyorum.
Gerçekten patlak verme lüksüm yok.
Aslında bu bir yandan da ne kadar değer verdiğimi gösteren ve podcast işini böyle çok narin güzel bir yere koyduğumu da işaret eden bir şey bence.
Yani şu an podcast belki ileride çok farklı bir forma gelecek ama ben anlamaya, anlatmaya ve bu konuda bir yol almaya, hayatımı bu yönde ilerletmeye çok hevesliyim.
Çok büyük şeyler söylemek istemiyorum ama elimden geleni bu konuda yapmaya devam ederek bu konunun nerelere varacağını gösteriyorum.
Özlemlemek de çok heyecanlı olacak.
Benim bu konuşma, anlatma ve yorumlama halim çok geriden geliyor.
Okuma yazmayı öğrendikten sonra günlük tutmaya başladım.
Üçüncü sınıftayken 100 temel eseri okumak bir marifetti.
Bir de bununla ilgili bir yarışma vardı.
Okuduğunu özetleme. Fakat özetlerken tamamen kendi cümlelerinle onları anlatıyorsun.
Ne anladığını ve senin bakış açından ne anlattığını anlatıyorsun.
Ben bu yarışmayı kazanmıştım arkadaşlar.
Bana bir altın vermişlerdi.
Ergenlik süreçlerinde yaşadığım tüm o romantik dramaları yazdığım günler oldu.
Bir ara dizüstü edebiyatta baya hikaye yazıyordum.
Hatırlayanlar varsa bilirler.
Üniversitedeyken falan arkadaşlarımın sevgililerine yazılacak olan uzun mesajları, en yakın arkadaşlarına atılacak olan doğum günü mesajlarını ben yazardım.
Ama gel zaman git zaman tam olarak anlattığım şey de bu.
Tüm bu verilen emekler bir noktada benim belli yeteneklerimi geliştirdi.
Daha yetişkin yaşlara gelmeye başladığımda...
onları farklı bilgilerle birleştirmeye, psikoloji ve felsefeyle ilgilenmeye başladım.
Şimdi daha çok felsefe tarafındayım diyebilirim ve çok eğleniyorum bu alanda.
Nasıl felsefe yapacağımı, aslında benim yaptığım şeyin nerede ne kadar felsefe sayılıp nerede felsefe olmaktan çıktığını anlamaya çalışıyorum.
Ve şimdi bambaşka bir ülkede kendimi yeniden tanımlamaya çalıştığım ve tanımaya çalıştığım bu süreçte göçmenliğin bana verdiği bir yetkiyle bir podcast yaptım.
Fakat bilmiyoruz ki bu hikayenin sonu nerelere...
Ben bu podcastı yaptıkça başka neleri keşfedeceğim, bu süreçte neler öğreneceğim, kendimi belki bambaşka alanlarda çok farklı yerlere geliştirmeye odaklayacağım.
Aslında hepimizin bazı soft ve hard skill'leri var.
Yani bunu tam olarak Türkçe'ye nasıl çevireceğimi şu an bilemedim.
Ama bununla ilgili bir bölüm yapmak istiyorum ve o zaman daha iyi anlatacağım.
Kişisel bazı karakteristik özelliklerimiz var ve bu karakteristik özelliklerimiz bazı işlerin gerektirdiği yetenekleri çok doğal bir şekilde karşılayabilir.
bazıları biraz daha zorlanıyor, biraz daha kendini geliştirmesi gerekiyor.
Ve bu bahsettiğim alanda tam böyle bir şey.
Yazma, anlama, yorumlama becerim bir kitap okuma ve özetleme yarışmasında altın da kazandırabilir.
Biz üste edebiyatta ergenlik aşk acısı çeken insanlara dostluk edebilir.
Ya da tam olarak şu anda içinde bulunmak istediğim yerde bir sonuca varmak istemeyen, olayları daha da katmanlı bir şekilde değerlendirmek ve yorumlamak isteyen insanlarla sohbet de edilebilir.
Yani ben kendi karakteristik özelliklerimi ve yeteneklerimi benimle beraber birçok yere taşıyabilirim.
Neyse tamam tamam şimdi bunun hepsine girmeyeceğim.
Bölüm kalmayacak ya böyle böyle.
Yok yok bende laf bitmez arkadaşlar.
Hele bu süreçte buradaki hayata biraz daha adapte olma ve içine girmekle beraber o kadar çok şey keşfediyorum ki.
Bunların hepsini seve seve burada konuşacağım.
Daha şimdiden birkaç bölüm öncesini dinleyip o zamanki besteye cevaplar verebiliyorum.
O yüzden bu bölümleri kaydetmeye biraz daha hey.
Mesela geçenlerde arabada radyo dinliyordum ve çok spontane bir kanala denk geldim.
Los Angeles'da radyo dinlemek isteyen olursa 88.9.
Uzun zamandır zaten radyo dinlemiyordum.
Şu anki arabamda herhangi bir bluetooth vesaire yok.
O yüzden radyo dinliyorum.
Çocukken özellikle köyde kaldığımda o radyocuları ne kadar dinlediğimi, onların orada bir şey anlattığını, ne kadar komik, bazen ne kadar dramatik, bazen ne kadar manidar şeyler olduğunu hatırladım.
Çok eğlenceliydi böyle. Arabadan inmek istemedim.
Eve geldim park ettim ama hala programın bitmesini bekledim falan.
Ve burada konuşurken de mesela bunu hissediyorum.
Şu anda siz beni dinlemiyorsunuz.
Hatta bu konuşmalarımı sonradan düzenleyeceğim.
Ama bu canlı konuşma hali de çok hoşuma gidiyor.
Neden olmasın yani? Böyle canlı konuşabilmek, sizlerden bir şey duyabilmek, benzer sorgulamaları yaptığım insanlarla farklı konularda, farklı açılardan sohbetler edebilmek, manifesto yapmanın
en doğru yolu. onu hayatına uygun bir şekilde yaşamaktır derler ya.
Ben şu an bunu yaşıyorum.
En doğru formunda zaten hayatıma gelecek biliyorum.
Dediğim gibi bu böyle bir geri dönüş bölümü olsun istedim.
İçeriklerime çok girmek istemiyorum ama zaten beste beste işte biliyorsunuz yani.
O zaman bu giriş bölümü bana çok iyi geldi diyorum.
Ay kapatamıyorum böyle şunu söyledim mi bunu da mı anlatsaydım falan filan bir sürü şey geliyor.
İyi iyi bakın işte adım attık ve geliyor yani.
İlham öyle durduğu yerden gelmiyor.
O yüzden adım atmaya devam ediyoruz arkadaşlar.
Yapabildiğimizi, elimizdekini yapıyoruz ve düşüncelerimin röntgenini çektim.
Size yorumluyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Huzurla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
